Vazife malullüğü, kamu görevlilerinin görevlerini yaptıkları sırada veya görevlerinin neden ve etkisiyle bedensel ya da ruhsal olarak malul hale gelmeleri durumunda tanınan özel bir sosyal güvenlik statüsüdür. Bu statü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c ) bendi ile 47. maddesi uyarınca düzenlenir. Temel özelliği, maluliyetin doğrudan görevle bağlantılı olmasıdır. Bu bağlantıya “illiyet bağı” denir ve vazife malullüğünün en önemli şartıdır.

Bu statü, devlet memurları, polis memurları, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli (subay, astsubay, uzman erbaş, sözleşmeli er/erbaş), diğer kamu kurumlarının kadrolu personeli ile zorunlu askerlik yapan er ve erbaşları kapsar. Özellikle 2008 öncesi göreve başlayanlar için mülga 5434 sayılı Kanun’un bazı hükümleri de uygulanmaya devam eder.

Vazife malullüğü, görev sırasında meydana gelen kaza, saldırı, meslek hastalığı veya görev stresiyle tetiklenen rahatsızlıklar gibi durumlarda ortaya çıkar. Kanunda belirtilen beş temel hal vardır: görev fiilen yapılırken, idarece başka göreve görevlendirilirken, kurum menfaatini korumak amacıyla, idarece sağlanan taşıtla işe gidiş-dönüş sırasında ve işyerinde meydana gelen kazalar. Bunların dışında kalan durumlarda (alkol veya madde kullanımı, emir aykırılığı, intihar teşebbüsü, kişisel menfaat amacı gibi) vazife malullüğü kabul edilmez ve adi malullük hükümleri uygulanır.

Adi malullükten en önemli farkı, illiyet bağının zorunlu olmasıdır. Adi malullükte maluliyetin sebebi aranmazken, vazife malullüğünde maluliyetin kesinlikle görevle bağlantılı olması gerekir. Ayrıca vazife malullüğünde prim günü şartı aranmaz, aylık hesaplama daha avantajlıdır (genellikle 30 yıl hizmet varsayımıyla) ve ek haklar tanınır.

Vazife malullüğü statüsü tanındığında, kişi ve yakınlarına geniş haklar sağlanır. Bunlar arasında prim şartı aranmadan bağlanan yüksek oranlı vazife malullüğü aylığı, maluliyet derecesine göre zamlı ödeme, emekli ikramiyesi, ek ödeme, terör veya asayiş kaynaklı olaylarda nakdi tazminat, kamuda istihdam hakkı (eş, çocuk veya kardeş için), faizsiz konut kredisi, sağlık hizmetlerinde katılım payı muafiyeti, elektrik-su faturası indirimleri, emlak vergisi muafiyeti, ücretsiz seyahat ve çocuklara eğitim-öğretim yardımı yer alır. Harp malullüğü durumunda ise bu haklar daha da genişler.

En sık karşılaşılan örnekler arasında servis aracıyla göreve giderken kaza geçirme, görev sırasında silahlı saldırı, operasyon veya tatbikat sırasında yaralanma, yoğun görev stresi nedeniyle kalp krizi veya psikiyatrik rahatsızlık yaşanması sayılabilir.
Kısaca vazife malullüğü, kamu görevlisinin görevi nedeniyle maruz kaldığı maluliyete karşı devletin sağladığı en kapsamlı koruma ve destek mekanizmasıdır.

Vazife Malulü Nedir?

“Vazife Malullüğü”, kamu görevlileri ile erbaş ve erlerin görevlerini yapmakta iken gerek görevlerinin çeşitli sebep ve tesiri ile gerekse işyerlerinde meydana gelen kazalar nedeniyle yürüttükleri görevleri yerine getiremeyecek derecede “malul” olmaları veya hayatlarını kaybetmeleri halinde olan hukuki bir statüdür. T.C. Emekli Sandığı Kanunu uygulamasında malullük, adi malullük, vazife malullüğü ve harp malullüğü olarak üçe ayrılmıştır.

1. Adi malullük olarak nitelenen durum Kanunun44/I hükmünde şu şekilde ifade edilmiştir. “Her ne sebep ve suretle olursa olsun, vücutlarında hasıl olan arızalar veya duçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere (Malul) denir.”

2. Vazife malullüğünün düzenlendiği 45. maddeye göre ise, “44. maddede yazılı malullük: a) iştirakçilerin vazifelerini yaptığı sırada vazifelerinden doğmuş olursa, b)Vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait işleri yaparken bu işlerden doğmuş olursa, c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi artıyla, ç) Fabrika, atölye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel, iş sırasında veya iş bitirdikten sonra, o iş yerinde husule gelen ve yine o iş yerinin mahiyetinden veya çalıma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malullüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malulü denir.”

3. Harp malullüğü; vazife malullüğü halinin, savaşta ateş altında, savaş bölgelerindeki harekat ve hizmet sırasında, harbe hazırlık döneminde, düşman silahlarının etkisiyle, askeri iç tedip veya sınır hareketleri sırasında, görevli olarak uçuş sırasında, uçuşun havadaki ve yerdeki etkisiyle, görevli olarak dalı sırasında, görevli olarak denizaltı gemisinde veya dalgıç kıtasında bulunduğu sırada TBMM kararıyla veya milletlerarası antlaşmalar gereğince Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı asker veya sivil personelin, yurt içinde veya yurt dışında meydana gelmiş haline denir. (m.64)

4- c bendi kapsamında sigortalılardan;

- Görevlerine devam etmekte olanların, herhangi bir hastalık veya kaza sonucu çalışma gücünün en az %60’ını kaybedenlerin,

- Görevlerinde devam etmekte olanların vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybedenlerin,

- Vazifelerini yapamayacak derecede hastalığa uğrayanlar, hastalıkları özel kanunlarında tayin edilen sürelerden fazla devam edenlerin,

- Malullükleri 5510 sayılı Kanunu’nun 47. Maddesinde belirtilen durumlardan doğmuş olursa buna vazife malullüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malulü denir ve haklarında vazife malullüğü hükümleri uygulanır. Vazife malullerinden hizmet süresi 10800 güne kadar olanlara 10800 gün üzerinden, 10800 günden fazla olanlara, toplam prim ödeme gün sayıları üzerinden en son prime esas kazancı esas alınmak suretiyle aylık hesaplanarak malullük derecelerine göre değişen oranlarda zam yapılmak suretiyle vazife malullüğü aylığı bağlanması hükme bağlanmış bulunmaktadır.

Vazife malullüğünün düzenlendiği 45. maddeye göre ise, “44. maddede yazılı malullük:

a) İştirakçilerin vazifelerini yaptığı sırada vazifelerinden doğmuş olursa,

b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait işleri yaparken bu işlerden doğmuş olursa,

c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi artıyla,

ç) Fabrika, atölye ve benzeri iş yerlerinde, iş başlamadan evvel, iş sırasında veya iş bitirdikten sonra, o iş yerinde husule gelen ve yine o iş yerinin mahiyetinden veya çalıma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malullüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malulü denir.

Vazife malullüğü hükümleri, münhasıran 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c ) bendi kapsamında sigortalı olan kamu görevlileri için uygulanır. Bu kategori, devlet memurları, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli, Emniyet Genel Müdürlüğü personeli ve diğer kamu kurumlarının kadrolu çalışanlarını kapsar. Vazife malullüğü statüsü, yalnızca bu sigortalılık türüne tabi olan kişilere tanınır; 4/a (işçi) veya 4/b (esnaf) kapsamındaki sigortalılar bu hükümlerden yararlanamaz.

Devlet memurları arasında öğretmenler, hemşireler, idari personel, mühendisler, teknikerler, sağlık çalışanları, belediye personeli ve üniversite idari personeli gibi geniş bir grup yer alır. Bu kişiler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak görev yapmaktadırlar.

Türk Silahlı Kuvvetleri personeli açısından kapsam oldukça geniştir. Subaylar, astsubaylar, uzman jandarmalar, uzman erbaşlar, sözleşmeli erbaş ve erler, sözleşmeli subaylar ve yedek subaylar vazife malullüğü hükümlerine tabidir. Ayrıca, TSK bünyesindeki sivil memurlar da kapsama girer.

Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı polis memurları, komiser yardımcıları, başkomiserler, emniyet amirleri ve bekçiler de vazife malullüğü statüsünden yararlanır. Jandarma Genel Komutanlığı personeli de TSK personeli kapsamında değerlendirilir.

Zorunlu askerlik hizmetini yerine getiren er ve erbaşlar için özel bir düzenleme mevcuttur. Bunlar, prim ödemeden (primsiz sistem) vazife malullüğü hükümlerinden yararlanabilirler. Bu durum, mülga 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun 56. maddesi ile düzenlenmiştir. Er ve erbaşlar, görevleri sırasında veya görevleri nedeniyle malul hale gelirlerse, 5510 sayılı Kanun’un 47. maddesi ile birlikte 5434 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerine göre işlem görürler.

2008 öncesi ve sonrası göreve başlayanlar arasında bazı farklar vardır. 1 Ekim 2008 tarihinden önce göreve başlayan kamu görevlileri, 5510 sayılı Kanun’a rağmen mülga 5434 sayılı Kanun’un 45, 48 ve 56. maddelerinden de yararlanmaya devam ederler. Bu kişiler için derece ve kademe ilerlemesi, ikramiye hesaplaması ve harp malullüğü sınıflandırması gibi hususlar daha avantajlı olabilir. 2008 sonrası göreve başlayanlar ise tamamen 5510 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.

Özetle, vazife malullüğü statüsü yalnızca belirli bir sigortalılık grubuna (4/c) tabi olan kamu görevlilerine özgüdür. Bu kapsam dışında kalan kişiler (özel sektör çalışanları, esnaf, sözleşmeli personel olmayan geçici işçiler vb.) vazife malullüğü hükümlerinden yararlanamazlar.

Vazife Malullüğü Doğuran Haller

Vazife malullüğünün kabul edilebilmesi için maluliyet halinin, kanunda sınırlı sayıda sayılan ve görev ile maluliyet arasında illiyet bağı (nedensellik ilişkisi) kuran durumlardan birine girmesi zorunludur. 5510 sayılı Kanun’un 47. maddesi, bu halleri kapalı ve sınırlı bir şekilde saymıştır. Kanun koyucu, görevin sadece mesai saatleri ve işyeri sınırlarıyla sınırlı olmadığını, görevin “etki alanı”nı genişleterek idarenin sorumluluk sahasını genişletmiştir. Aşağıda beş temel hal detaylı olarak açıklanmıştır:

1. Vazifelerini yaptıkları sırada: Kamu görevlisinin fiilen görevini icra ettiği anda (mesai içinde, resmi görev sırasında) meydana gelen kaza, saldırı, meslek hastalığı veya ani sağlık sorunu vazife malullüğü doğurur.

2. Vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri başka işleri yaparken: Görevlinin asli görevi dışında, amiri tarafından yazılı veya sözlü emirle başka bir kamu işi yapmak üzere görevlendirildiği sırada meydana gelen olaylar bu kapsamdadır.

3. Kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken: Resmi bir görevlendirme emri olmasa bile, görevlinin çalıştığı kurumun menfaatini korumak amacıyla gönüllü olarak yaptığı eylem sırasında meydana gelen maluliyet bu kapsamdadır.

4. İdarelerince sağlanan bir taşıtla işe gidiş-dönüş sırasında: 5510 sayılı Kanun ile eklenen bu hüküm, 5434 sayılı Kanun’da bulunmamaktadır. Kurum tarafından tahsis edilen servis aracı, resmi araç veya toplu taşıma aracıyla işe gidiş ve işten dönüş sırasında meydana gelen kazalar vazife malullüğü doğurur.

5. İşyerinde meydana gelen kazadan doğması: İşyerinde (fabrika, atölye, ofis, karakol, kışla vb.), işin niteliğinden veya çalışma koşullarından kaynaklanan kazalar vazife malullüğü sayılır.

Kanun koyucu, “görev anı” tanımını dar tutmamış, görevin hukuki sorumluluk alanını genişleterek idarenin personel güvenliği yükümlülüğünü vurgulamıştır. Özellikle idarece sağlanan taşıtla gidiş-dönüş hükmü, idarenin sadece çalışma ortamı değil, göreve ulaşım sürecindeki güvenliğinden de sorumlu olduğunu gösterir.Bu beş halden herhangi birinin gerçekleşmesi ve illiyet bağının kurulması halinde vazife malullüğü statüsü tanınır. Aksi takdirde (kişisel nedenler, istisnai haller veya görev dışı olaylar) adi malullük hükümleri uygulanır.

Hangi Hallerde Vazife Malullüğü Verilmez?

T.C. Emekli Sandığı Kanunu’na göre malullük; adi malullük, vazife malullüğü ve harp malullüğü olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Vazife malullüğü, adi malullüğünün nitelikli bir türüdür. Malullük halinin görevini yaparken veya görevi nedeniyle ortaya çıkmış haline vazife malullüğüdür. Vazife malullüğünün belirli durumlarda ortaya çıkması halinde vazife malullüğü sabit kalmakla birlikte kişiye adi malullük aylığı ödenir. Buna göre vazife malullüğü;

- Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan,

- Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan,

- Yasak fiilleri yapmaktan,

- İntihara teşebbüsten,

- Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlama veya zarar verme amacından, doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında vazife malullüğü hükümleri uygulanmaz.

Kamu idareleri vazife malullüğüne sebep olan olayı, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine veya kendi mevzuatına göre yetkili mercilere derhal bildirmelidir. SGK’ya ise en geç on beş iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. SGK’ya bildirim, aynı süre içerisinde sigortalılar tarafından yapılır. Bu bildirimi sigortalıların yanı sıra hak sahipleri de yapabilmektedir. Kurum Sağlık Kurulu tarafından verilmiş olan vazife malullüğü ve adi malullük kararlarına karşı Yüksek Sağlık Kuruluna itirazda bulunabilirler.

Vazife Malullüğü

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendieylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğanzararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup;kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyetile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlileriningörevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.

Vazife malullüğü, kamu görevinin ifası sırasında veya görev nedeniyle meydana gelen olaylar sonucunda çalışma gücünü kaybeden personelin sosyal güvenlik hukukundan doğan en önemli haklarından biridir. Ancak uygulamada vazife malullüğü taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından reddedilmesi, eksik sağlık kurulu raporları düzenlenmesi veya olay ile görev arasındaki illiyet bağının yanlış değerlendirilmesi nedeniyle çok sayıda vatandaş mağduriyet yaşamaktadır.

Oysa gerek 5510 sayılı Kanun gerekse yerleşik Danıştay ve Yargıtay içtihatları uyarınca; görev esnasında veya görevle bağlantılı şekilde meydana gelen yaralanma, hastalık ve sakatlık hâllerinde vazife malullüğü aylığı bağlanması, ek tazminat ödenmesi ve diğer özlük haklarının tanınması mümkündür. Bu süreçte idari başvuruların doğru yapılması, SGK işlemlerine karşı süresi içinde iptal davası açılması ve sağlık kurulu raporlarının hukuka uygun şekilde hazırlanması büyük önem taşımaktadır.

Vazife malullüğü yalnızca bir maaş meselesi değil; kamu görevlisinin görev sırasında uğradığı zararın hukuk tarafından tanınması anlamına gelmektedir. Bu nedenle sürecin alanında deneyimli bir idare hukuku ve sosyal güvenlik hukuku avukatı eşliğinde yürütülmesi, emeklilik hakları, tazminat talepleri ve aylık bağlanması bakımından belirleyici rol oynamaktadır.