Kanser hastalığının tedavisinde İmmünoterapi ilaçlarının kullanımına yönelik olarak tıbbi onkoloji yöntemleri kanser hastalarına yeni umut ışığı haline gelmekte ve bir çok ülkede standart tedavi yöntemleri arasında girdiği izlenmektedir. Ancak kanser hastalarının tedavisi için zaruri, hayati öneme sahip ilaçların bir kısmı Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ekli listelerinde bulunmaması nedeniyle SGK tarafından karşılanmaktadır.
Öte yandan; "Sosyal güvenlik, insanların gelirlerine bakılmaksızın toplum huzurunu ve refahını bozan sosyal tehlikelerin verdiği zararlardan “insan hakkı” ve esas itibariyle de “devlet görevi” olarak primli ya da primsiz sistemlerin kullanılması, kişilerin sosyal tehlikelerin zararlarından kurtarılma güvencesidir. Ülkemizde sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı, Anayasamızın 60 ıncı maddesindeki “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” ile sosyal devlet ilkesi içinde tanımlanmıştır.
İLK DERECE MAHKEMELERİNİN “İLAÇ ÖDEME KARARLARININ” SÜREKLİ BOZULMASI, İSPAT HUKUKUNU AĞIRLAŞTIRAN KARARLAR MORALLERİ BOZDU;
SGK tarafından karşılanmayan Kanser İlaçlarının karşılanması için açılan davalarda, bu amansız hastalıkla mücadele eden hastaların hukuki mücadelesinde yanlarında olamaya çalıştık. Ancak Yüksek Yargıtay bu süreçte karamsarlık yaratan kararları ile “kanser ilaçlarının” ödenmesine yönelik kararlarda bazen birden fazla BOZMA KARARI verilerek her geçen gün İlk Derece Mahkemelerinden hastaların lehine kararlar almakta güçlükler görülmeye başlanıldı.
İlaç bedelinin ödenmesine yönelik “hekiminin yaptığı tercihin kabul edeceği görüşünden uzaklaşan Yargıtay 10. HD'nin 2022/10393 E., 2022/14952 K. Sayılı içtihadında; "... ilacın .. kanser hastalığının tedavisinde hayati öneme haiz ve kullanılmasının zorunlu olup olmadığının, dolayısıyla kullanılmasının tıbben ve fennen sigortalının iyileşmesine katkıda bulunup bulunmayacağının, ..üniversitelerin tıbbi onkoloji bilim dalından alınacak sağlık kurulu raporu ile saptanmalı,..." denilerek Üniversite Hastanelerinin Tıbbi Onkoloji uzmanlarından Sağlık Kurulu Raporunun alınması yönünde içtihat oluşturulmuştur.
Tıp ilmindeki gelişmelere kayıtsız kalamayan Uzman Hekimlerden oluşan Sağlık Kurullarından alınan raporların büyük çoğunluğunda İmmünoterapi ilaçları ile yapılan tedavinin bilinen mevcut tedavi yöntemlerine göre daha etkin ve daha yararlı olduğu tıbben ve fennen tespit edilerek, ilaç ödemelerine yönelik kararlar alınmaya devam edildi.
Bu kez Yargıtay 10. HD'nin 2025/11038 E., 2025/11360 K. Sayılı güncel içtihadında ise;".. bu ilacın kullanılması ve etkin olması için kanser hücresi üzerinde bulunan PD-L1 seviyesinin pozitif olması gerektiği anlaşılmakta olup hastaya genetik test uygulanıp akıllı kanser ilacına uyumlu olup olmadığı araştırması .. ilacın onay süreci öncesi yapılan faz-3 çalışmaları, onay sonrası varsa faz-4 çalışmaları .. gözetilmek suretiyle her kanser türünde etkin olup olmadığı,..." denilerek tıp ilminin konusu olan denetleme kriterlerine tıbbi test sonuçlarının, ilacın “tıbbi gereklilik şartının”, denetleneceği incelemeleri hüküm altına almıştır.
Ayrıca, Sağlık Kurullarının yapacağı denetime ilişkin tıbbi yöntemlerin vaz edildiği kararda, Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan ilaçların faz çalışmalarının denetiminin de ilk derece mahkemelerine verilmesi, bu incelemelerin eksikliği nedeniyle ilaç ödeme kararların bozularak davaların yeniden görülmesinin, mahkemelere getirdiği iş yüküne ilaveten İspat hukuku açısından da tartışma yaratmış, davaları devam eden, ilaç bekleyen hastalarda endişeye neden olmuştur.
BU KEZ, YARGITAY ONAMA KARARI İLE KANSER HASTALARINA UMUT IŞIĞI YAKTI;
Ancak yukarıda özetle gerekçesi sunulan Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin, davacı hastanın kanser ilaçlarının ödenmesine yönelik olarak İlk Derece Mahkemesinin kararını hukuka uygun bulunarak, ONAMASININ, aynı yöndeki idari yargı kararları ile hukuk birliğinin oluşmasına ve bu amansız hastalıkla mücadele eden hastalara ışık olmasını ümit ederiz.
Av. Kemal Yener SARAÇOĞLU