Baykal: Varsa hükümeti yıkma planı olağanüstüdür

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, \"Gerçekten Genelkurmayda böyle bir eylem planı, (irticayla mücadele eylem planı) yani sabotajları, hukuk dışı tertipleri ön gören, amacı da meşru hükümeti yıkmak olan bir eylem planının resmen hazırlandığı ortaya çıkarsa bu olağanüstü önemli bir olaydır\" dedi.

Baykal, CNN Türk\'teki \"Ankara Kulisi\" programına katılarak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

\"Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ\'un, Albay Dursun Çiçek\'in hazırladığı iddia edilen belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu söylediği veya onun tarafından yapıldığını kabul ettiği gibi bir beyanınız oldu, bu sizin bir bilginize mi dayanıyor yoksa bir yorum mu?\" sorusuna Baykal, \"Bunun gerçekçi bir yorum olduğundan kuşku duymuyorum. Çünkü askeri savcılığın yaptığı değerlendirmeler, Dursun Çiçek\'le ilgili tutuklama talebi de bir veri olarak ortada\" yanıtını verdi.

Konuyla ilgili savcılığın tutuklama talebini askeri mahkemenin geri çevirdiğini, sorunun da buradan kaynaklandığını ifade eden Baykal, \"İrticayla mücadele eylem planı olarak nitelenen ve birbiri ardına son zamanlarda ortaya atılan büyük iddiaların bir anlamda temelini oluşturan ana iddia, hem Genelkurmay\'ın içinde hazırlanmış olması, hem Hükümete ve irticaya karşı bir eylem planını öngörüyor olması, kapsamlı ayrıntılı bir plan olması, sonra bu planın \'fotokopiydi, orijinaldi\' tartışmasına, orijinal iddiasıyla dört buçuk ay sonra yeni bir belgenin, \'içeriden tanıklık yapmaya da hazırım\' diyen birisinin mektuba koyup İstanbul\'a savcılığa göndermesiyle ortaya çıkması, bütün dikkatleri bu olaya çekti\" dedi.

Bunun büyük bir olay olduğunu vurgulayan Baykal, \"Gerçekten, Genelkurmay\'da böyle bir eylem planı yani sabotajları, hukuk dışı tertipleri ön gören, amacı da meşru hükümeti yıkmak olan bir eylem planının resmen hazırlandığı ortaya çıkarsa bu olağanüstü önemli bir olaydır\" ifadesini kullandı.

Belgenin gerçek olup olmadığıyla ilgili bir sürecin yaşandığını ve bunun çeşitli aşamalardan geçtiğini anlatan Baykal, \"Ne incelendi? Kimler inceledi. İnceleme sonucunda varılan kanaat nedir? Ve o kanaat gerçeği ortaya koyma bakımından ne derece önemlidir? Bu bir bilim\" diye konuştu.

\"Parmak izi incelemesi şart\"

Adli Tıp zaten güvenmezlik içeriyordu ama Jandarma kriminal raporu da yetersiz olabilir. Çünkü bu siyasi pazarlıkla ayarlanmıştır, bunu mu diyorsunuz?\" sorusuna Baykal, şu cevabı verdi:

\"Buradaki bütün mesele şu grafolojik incelemeyle matematiksel gerçeği ortaya koymak kolayca mümkün değildir. İmza incelemesi ile yazı incelemesinde, \'evet, bu bunundur\' diye matematiksel bir kesinlikle hüküm vermek mümkün değildir. Matematiksel kesinlikte hüküm vermeye yardımcı olacak yöntem parmak izidir. İmza benzetilebilir, nitekim orada \'aynısı\' denilmiyor. \'Benzer olduğu\' falan \'kanaatine varılmıştır\' diyor. Hep esnek ifadeler. Matematiksellik yok.

Burada matematiksel kesinlikle bize yardımcı olabilecek yöntem parmak izi incelemesidir. İmza sahibi olduğu iddia edilen kişi diyor ki \'Bu benim imzaladığım bir kağıt değildir, bu benim imzam değildir. Eğer bunu ben imzaladıysam o kağıdın üzerinde benim parmak izim olması lazım.\' Kendilerine tut diye verdikleri zaman tutmuyor, eldivenle tutuyor. Hala bu inceleme ne İstanbul\'da Adli Tıpta ne de Ankara\'da jandarmada yapılmıştır. Umut ediyorum önümüzdeki günlerde yapılacaktır. Buraya geldikten sonra bunun yapılmamasını anlayışla karşılamak mümkün değildir.

Nitekim İstanbul\'daki mahkemede yani Ergenekon davasına bakan sivil hakimlerin bulunduğu mahkemede jandarma raporuna ve askeri savcılığın talebine rağmen Ankara\'daki Askeri mahkemedeki hakimler de \'olmaz kardeşim, bunu söyleyemezsiniz\' dedi. Mahkeme şu anda bunun geçerli olduğu kanaatine varabilmiş değildir.\"

\"Çankaya bunun konuşulacağı zemin mi?\"

\"Tereddüt varsa niye bakmıyorsunuz şu parmak izine? Niye bakmıyorsunuz mürekkep yaşına? Siz Hammurabi belgesindeki yazının yaşını çıkarmayı başarıyorsunuz da şu Genelkurmayda hazırlandığı iddia edilen kağıttan belgenin yaşını çıkaramıyor musunuz?\" diyen Baykal, olayla ilgili kendi vicdanının tatmin olmadığını söyledi.

Baykal, \"Bu noktada eğer silahlı kuvvetlerin komuta kademelerinden birileri \'evet anlaşılıyor bu yapmış\' diyorsa bu kanaati temellendirmek durumundadır. Mahkeme nezdinde bu temellendirilmiş değildir. Belki umut ediyorum bir süre sonra diyecektir ki \'yapmış kardeşim işte parmak izleri de var\'. Bu çıkmadan niye böyle bir kabule silahlı kuvvetler gitti? Sorguladığım nokta bu. Ben tatmin olmamışım. Resmi açıklama yapıldığı zaman böyle hassas bir konuda, bütün medya, herkes \'kabul etti silahlı kuvvetler\' diyor. Öyle yorumlanacağı biliniyor mu, niye böyle yorumlanacak bir açıklama yapılıyor?\" diye sordu.

Deniz Baykal, \"Mahkemede yürüyen bir süreç var. Bu süreci beklemeden bu angajman kamuoyuna neden yapılıyor. Çankaya da bu kabul ifade ediliyor mu, edilmiyor mu? Ediliyorsa niye ediliyor? Çankaya bunun konuşulacağı zemin mi? Bizim daha olgunlaşmamış, konunun yeterince aydınlatılamadığı bu noktada Dursun Çiçek\'ın bu işin içinde olduğu izlenimini verecek bir kabulü, bir kurumsal kabulün, ifadenin ortaya çıkması sorgulanması gereken bir konudur\" diye konuştu.

\"Kurumsal zafiyet\"

Baykal, 1. Ordu Komutanlığında 2003 yılında yapıldığı söylenen tatbikatla ilgili bir binbaşının bilirkişi raporunu kamuoyunun bilgisine sunduğunu ve bu raporun açıklanmasının çok önemli olduğunu belirterek, \"Yani silahlı kuvvetlerin kendisinin 2003\'teki bu olayla ilgili bir sorumluluk paylaştırma gayreti içine girmiş olduğunu, bu bilirkişi raporu için de söylüyorum ortaya çıkmış olması çok düşündürücüdür. Suç var mı yok mu bunu bilmiyoruz, inceleyip görürler. Fakat \'bilinsin ki bir yetki tecavüzü var burada\' denilmiş olmasını ben bir kurumsal zafiyet olarak tespit ediyorum\" dedi.

Deniz Baykal, \"Çiçek\'in sorumluluğuyla ilgili kabul yönündeki açıklama askeri savcılığın değerlendirmesi, hem de bilirkişi raporu ile 1. Ordudaki tatbikat hakkındaki değerlendirme, bu kabullerin, ordu komutanlarının, kuvvet komutanlarının ve Genelkurmay 2. Başkanı\'nın tahliyesiyle eş zamanlı gerçekleşmiş olması dikkat çekici. Bütün bunların tümünün Çankaya\'daki zirvenin ve arkasından kutlama yemeğinin ertesinde saatlerle ölçülecek bir zaman diliminde cereyan etmiş olması, üzerinde durulması gereken bir noktadır\" ifadelerini kullandı.

\"Türkiye\'de hukukun, siyasetle, güçle ilişkisi konusunda çok ibret verici örnekleri yaşamakta olduğumuzu görüyorum\" diyen Baykal, \"Daha önce de gördük. Çeşitli vesilelerle gördük. Ergenekon\'da da gördük. Bu süreçte de görüyoruz. Artık Türkiye\'de bağımsız bir yargının bu tip hassas konularda kendi sorumluluğunu üstlenerek kamuoyunu tatmin edici güven verici bir çalışmayla, hükümler verdiği inancı çok ciddi şekilde sarsılmıştır\" diye konuştu.

Ankara\'daki bomba yüklü kamyon

İçinde silahlı kuvvetlere ait mühimmat bulunan bir kamyonun polis tarafından durdurulması ve konuyla ilgili savcılığın açıklaması hatırlatılarak, \"Bu tür olayların yaşanması gelinen nokta bakımından neler düşündürüyor?\" şeklindeki soru üzerine Baykal, bu tip konularda ihbarcıların üzerine gidilmesinin çok önemli olduğunu, bu konuda ihbarı yapanın sevkıyatı ayrıntılarıyla bildiğinin anlaşıldığını söyledi.

Bu ayrıntıları bilen birinin bunun rutin bir uygulama olduğunu da bilmesi gerektiğini ifade eden Baykal, \"Ya bunu da bilerek ve yahut bunu bir gündem belirlemek üzere TSK\'ya karşı kampanyanın bir parçası olarak kullanmayı amaçlıyor. Ya da başka bir ince hesap varsa onun ortaya çıkması lazım\" dedi.

Bugüne kadar pek çok yanlış ihbar ortaya çıktığını belirten Baykal, \"Amerika\'dan ihbar yapıldı. Başbakan Yardımcısına suikast iddiası boş çıktı. İhbarı yapan kimdi peki araştırıldı mı? Hayır. Aynı şekilde hakim, \'takip ediliyorum\' diye çıktı, o kozmik patatesler dediğimiz olay... Günlerce bütün Türkiye ayağa kaldırıldı. Genelkurmay Özel Harp Seferberlik Dairesi\'nde günlerce araştırmalar yapıldı, hiçbir şey çıkmadı\" diye konuştu.

Baykal, \"bunların, bir suçlama, bir karalama ihtiyacını, bir merkezden koordine edilen böyle bir planlamanın yürütüldüğü kanaatini getirdiğini\" ifade ederek, şunları söyledi: \"Bavullarla belge geliyor. Nereden geliyor? Gelenlerin bir kısmı çarpıtılmış, tahrip edilmiş, eklenmiş ama neyse ne... Bir kısmı da doğru, doğru da neyi ifade ediyor, neyi amaçlıyor? Böyle bir faaliyetin sistematik bir şekilde kurumsal olarak iktidarın himayesi ve desteği olmadan götürülmesi mümkün mü? Günümüzde artık bunlar siyasi mücadelenin bir yöntem olarak kullanılıyor. Biz de bunlara muhatap olduk zamanında.

Benim hakkımda da zamanında uluslararası iftira belgeleri, belli yabancı ülke kuruluşlarının orada görev yapan insanların adını içeren, onların yazışma formatını kullanan resmi belgelerle bana yönelik suçlamalar yapıldı. Türkiye\'de böyle bir saldırının hedefidir. Elbette bütün hukuksuzluklar araştırılmalıdır ama toplumda böyle bir kendi kendisine suçlama yönelten, kendine güvenmeyen, kendi kurumlarını tahrip eden bir noktaya ülkenin sürüklenmesinin demokrasi arayışıyla, sivilleşmeyle alakası yok. Maalesef Türkiye\'de meydan boş bırakılmıştır. İçeriden, dışarıdan birilerinin katkısıyla böyle bir tezgah götürülüyor.\"

İsveç parlamentosundaki Ermeni tasarısı

İsveç parlamentosunda Ermeni soykırımı iddialarının bir oy farkla kabul edilmesini ve bunun ardından yaşanan gelişmeleri nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Baykal, konunun Türk kamuoyuna çok geç intikal ettirildiğini belirterek, \"Konu çok daha önce kamuoyuyla paylaşılmış olsaydı, herhalde oylamadaki bir kişilik farkı ortadan kaldırmak mümkün olabilirdi\" dedi.

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin kararına da değinen Baykal, bu kararın sadece 1915 tarihiyle ilgili olmadığını, 1915-1923 arası dönemi soykırım iddiaları için mesnet yaptığını anlattı.

Baykal, \"Bu şekilde ilk kez Cumhuriyet dönemi de yani Atatürk dönemi de bu iddiaların kapsamı içine alınmıştır. Bu çok büyük bir haksızlıktır. Hem tarihi bir haksızlıktır hem siyasi açıdan vahim bir anlayış, kaygı verici bir anlayıştır\" diye konuştu.

Konunun Amerikan Kongresinde bu şekilde ele alınmasının bir tarihi gerçeğe yönelik ahlaki tavır oluşturma anlayışının ötesinde Türkiye Cumhuriyeti\'ne yönelik siyasi bir karalama, suçlama anlayışını ortaya koyduğunu vurgulayan Baykal, durumu fevkalade vahim, yanlış bir olay olarak niteledi.

Amerikan Kongresinin 1894\'ten itibaren Ermenilere karşı Türkiye\'de mezalim uygulandığını ifade ederek kararlar çıkardığını anlatan Baykal, 116 yıldır Amerikan Kongresinden Türkiye\'ye yönelik defalarca böyle karar girişimleri olduğunu söyledi.

Baykal, \"Bu, tarihe karşı saygı anlayışıyla ilgisi olmayan bir iştir. Bu siyasi bir olaydır. Türkiye\'nin bunu böyle görmesi lazım. Hiçbir zaman dış politikada soykırım iddiası tehlikesini dikkate alarak politik tercihler yapmayacağımızı güven verici şekilde ortaya koymamız lazım. Bu baskıyla dış politika yapacağımız kanaati yabancılarda ortaya çıkarsa bunun üstesinden gelemeyiz\" görüşünü dile getirdi.

Bu çerçevede Ermenistan ile imzalanan protokolün yanlış olduğunu da ifade eden Baykal, \"Protokol, Azerbaycan ile ilişkilerimizi zedelemiştir, Ermenistan, Amerika ile ilişkilerimize yardımcı olamamıştır. Maalesef oralarda da bu kararlar çıktı. Bu protokolü artık uygulama zemini kalmamıştır. Zannediyorum hükümet, 24 Nisana kadar protokolü çekmeye cesaret edemeyecek. Sadece birtakım yüksek tehdit olasılıkları etrafında siyaset götürecek ama bu protokol politikası yanlış bir politikadır\" diye konuştu.

Genel af tartışması

Baykal, \"Anayasa değişikliği gözüküyor. Taş atan çocuklar kanunu tekrar gündeme gelecek gibi gözüküyor. Kemal Kılıçdaroğlu\'nun Batman\'da yaptığı açıklama var. Tunceli\'de yaptığı açıklamadan sonra farklı bir yaklaşımınız, Batman\'da yaptığı açıklamadan sonra farklı bir açıklamanız oldu. Sayın Kılıçdaroğlu ile arınızda görüş ayrılığı mı oluşuyor? Bu konuyu değerlendirir misiniz?\" sorusuna, \"Af konusu siyasetçilerin telaffuzdan uzak durması gereken bir konudur. Çok riskli, sakıncalı, tehlikeli bir konudur. Öyle ulu orta, şu nedenle bu nedenle bu sözü ağza almak çok iyi bir iş değil. Şimdi bir laf gündeme geldi, bakıyorum herkes bir kenarından çekip laf tartışması yapıyor. Bunu dolduracak bir temel yok. Bir ciddi af gündemi yok. Yapay bir gündem\" diye yanıt verdi.

CHP lideri, \"Bu bunu, şu şunu söyledi diye yapılan yapay tartışma. Bu konuda ben partiyi de bağlayan siyasi anlayış içinde şunu söyledim, o anlayış şudur, bu da CHP\'nin görüşüdür. Af terörle mücadelede bir siyasi yöntem değildir. Niye bunu söylüyorum, AKP ve bazı çevreler, affı terörle mücadelenin sanki bir yolu, yöntemi, aracı gibi kullanıyor. Bu çok yanlış bir şey, bu terörle mücadele değil terörü tahrik etmektir, teşvik etmektir. Terörü azdırmanın yöntemidir af. Bunun çok iyi anlaşılması lazım. Bu kadar af çıkarıldı, terör Türkiye için tehdit olmaya devam ediyor. Daha bugün bir çocuğumuzu kaybettik, iki askerimizi kaybettik\" diye konuştu.

Affın terörle mücadelede bir yöntem olamayacağını ifade eden Baykal, \"Terör sona erdiğinde, teröre artık başvurma anlayışının terör uygulayanlar tarafından reddedildiğinde, terörün tahrip edildiği, terör silahlarının gömüldüğünün, teslim edildiğinin, terörden kesinlikle vazgeçildiğinin ortaya çıkması ve artık terör tehdidinin Türkiye\'nin gündeminden düştüğünün anlaşılması halinde bir toplumsal barış projesi olarak affa da bir niteleme getirmeden yapıyorum, özel af, genel af falan değil\" dedi.

\"Kemal bey\'in düşünceleri farklı değil\"

Şartlar oluşmadan af konusunu gündeme taşımanın yanlış olacağını belirten Baykal, \"Buna girmemek lazım. Bizim, genel af diye bir terminolojimiz yoktur, bir de affı toplumsal kaynaşmayı, barışı sağlayacak bir yöntem olarak görmeyiz. Terörün ortadan kalkmasından sonra, terörü ortadan kaldırmaya ikna etmek üzere şimdiden biz yapalım, terör varken af kullanalım böyle bir anlayış yok. Kılıçdaroğlu, tamamen bu anlayışı benimsemiştir. İyi niyet bakımından hiçbir sorun yoktur. Ben Kemal beyin bu konudaki bundan farklı olmadığına inanıyorum. Ama bir siyasetçiye bu ortamda sürekli önüne af meselesini getirirseniz bu konuda yığınla şart koysa o şartlar düşer, o şartlar var mı, yok mu kimse irdelemez. Ve buradan yapay sorunlar çıkar. Yani bunun hiçbir temeli yok, Türkiye\'de temeli yok. CHP\'de bu tartışılamaz. Çok nettir\" dedi.

\"Kimseyle hiçbir sorunum yok\"

Baykal, \"Çankaya Köşkü\'nde gerçekleştirilen 3\'lü zirvenin ardındaki yemeği, \'kutlama yemeği\' olarak adlandırdınız. Bu kutlama da üstü kapalı bir anlaşma ki o akşam 3 general serbest bırakıldı. Burada asıl suçlama makamı olarak sizin hedefe koyduğunuz kişi Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ. Ben böyle okuyorum. Suçlama nedeniniz bu tip antidemokratik girişimler varsa bunların soruşturulmaması mı, yoksa bunların benim deyimimle örtbas edilmesi için hükümetle birtakım anlaşmalara girilmesi mi, yoksa TSK\'yı yeterince temsil edememesi mi, yoksa ağırlığını yeterince koyamaması mı? Neden İlker Başbuğ\'a tepkiniz bu kadar yüksek?\" şeklindeki soruya \"Olayı şahsileştirmeyi doğru bulmuyorum. Kimseyle hiçbir sorunum yoktur. Bir şahsi tartışma, suçlama, karalama içinde değilim. Ben sadece yaşanan olayların yorumlamasını yapmaya çalışıyorum. Bunu anlamaya çalışıyorum\" yanıtını verdi.

Baykal, \"Bu orijinal ıslak imzalı olduğu anlaşılırsa o belgenin, Genelkurmayın bağrında bunun hazırlandığı ortaya çıkarsa bu bitirmez her şeyi. Her şeyi başlatır. Bunu hazırlama yetkisi var mı, yok mu? Nasıl hazırladı, rütbesi, kimse bilmiyor mu? Kiminle birlikte hazırladı, bu kurum içinde bir kurumlaşma mı? Kurumun bir parçası mı? Nereye kadar parçası? Yani sorumluluk nereye gider? Böyle bir faaliyetin yürütülmesine izin vermeme konumunda olan, oranın hukuka, kurallara, askeri disipline uygun olarak çalışmasının güvencesi olması gerekenlerin sorumluluğundadır. Bu o zaman çıkar. Soruşturmada çıkar. Bunun soruşturulması gereğini ortadan kaldıramazsınız. Kimse kaldıramaz. Orijinalse o büyük olay ondan sonra başlar\" şeklinde konuştu.

\"Telefonla görüşmem olmadı\"

\"Ama bunun 3 gündür işaretlerini verdiniz. Biz kamuoyunda ne cumhurbaşkanından ne başbakandan ne genelkurmay başkanından bir açıklama duymadık. Size özel olarak bir telefon açılması, böyle bir şey oldu mu?\" sorusuna da Baykal, \"Hayır olmadı. Ben görevim olduğu için Türkiye\'de yaşanan çok önemli, tarihi olduğuna inandığım bir büyük konunun gene doğru olduğuna inandığım gözlemlerimi, tespitlerimi kamuoyunun önüne sunmayı hem kişisel hem de bulunduğum ana muhalefet genel başkanlığı konumumun bir gereği olarak görüyorum\" şeklinde yanıt verdi.

\"Dursun Çiçek ya da 1. Ordu Komutanlığı içindeki bir subay böyle bir cunta hareketinin içinde olamaz mı ya da emir komuta zinciri içinde böyle bir şeye kalkışılmış mıdır? Şahsi kanaatiniz nedir?\" sorusuna Baykal, \"Bunu şahsi kanaatle çözmemiz mümkün değil. Kimse bu konuyu böyle üstünkörü izah etmesin. Ben gerçeği görmek istiyorum. Bu imza o kişinin mi değil mi?\" yanıtını verdi.

\"Silahlı Kuvvetler\'e siyasette rol vermeyiz\'\'

Bir başka soru üzerine, Türk Silahlı Kuvvetlerine büyük saygı duyduklarını belirten Baykal, \"Çok büyük önem taşıyan kurumların arasında TSK\'nın çok seçkin bir yeri vardır ve bunun bilincindeyiz, buna değer veriyoruz. Ama hiçbir zaman silahlı kuvvetleri siyasi mücadelemizin bir parçası olarak düşünmeyiz. Silahlı kuvvetleri kendi görev sınırları içinde çalışacak bir kurum olarak düşünüyoruz. Siyasette de hiçbir zaman silahlı kuvvetlere bir rol vermeyiz, biçmeyiz\" diye konuştu.

CHP\'nin çok net bir şekilde TSK\'nın siyasi iktidar mücadelesinde kullanılması anlayışını bilinçli olarak reddettiğini anlatan Baykal, \"Hiçbir zaman iktidar nimetlerini askeri müdahale aracılığıyla kullanma anlayışı içinde olmamışızdır\" dedi.

Baykal, 12 Mart 1971\'de mağdur edilenlerden olduğunu belirterek, \"Biz büyük bir mücadeleyi tutarlı bir şekilde götürdük. O günden bugüne bu çizgi kırılmadı. Silahlı kuvvetlere büyük saygım var ama siyasete müdahale eden bir silahlı kuvvetler anlayışı hiçbir zaman bizde yer tutmamıştır\" diye konuştu.

Ergenekon davası

Baykal, \"Ergenekon\'u savunan bir pozisyona geldiği yönünde bir imaj oluştuğunun\" ifade edilmesi üzerine, \"O da yanlış. Ben orada insan hakları, hukuk mücadelesi, demokrasi mücadelesi veriyorum. Bugün yaşadığımız gösteriyor ki Türkiye\'de ciddi bir komplo var. Yeniden yapılandırmaya yönelik, hukuk, insan hakları, demokratik özgürlükler, uluslararası yargı standartlarının tümü bir kenara itildi, yok sayıldı. \'Biz ciddi iş yapıyoruz\' diyorlar, ne yapıyorsunuz? \'Türkiye\'yi sivilleştiriyoruz, ordunun içindeki bir kadroyu tasfiye ediyoruz, yargıyı etkimiz dışında karar alma konumundan çıkarıyoruz\'... Bu çok ilkel bir demokrasi anlayışı. Bunun sonucu o vesayet tartışmalarının da işaret ettiği gibi bir diktadır\" dedi.

Deniz Baykal, \"Türkiye için söz konusu olan ciddi tehlike budur. Bizim hiçbir zaman seçmenin tercihi dışında bir siyasi gelecek aramamız söz konusu değildir. Hiçbir zaman da herhangi bir askeri müdahale bize yarar getirmemiştir 12 Mart\'ta zarar gördük. 12 Eylül\'de zarar gördük. Ama şimdi demokrasi nutukları atan iktidar kadroları 28 Şubat\'tan yarar sağladılar. Bir askeri darbe girişimi onların siyasi ufkunu açtı. Bunu kendileri de ifade etmişlerdir. \'Evet herkes ders aldı, biz de ders aldık, yararlı oldu\' demişlerdir. 28 Şubat ve 28 Şubat\'tan sonra Erbakan kadrosu rahatlıkla tasfiye olmuş onun yerine bugünkü kadro o siyasi boşluğu değerlendirme imkanı bulmuştur\" diye konuştu.

Ergenekon Davasını bir \"hukuk skandalı\" olarak niteleyen diyen Baykal, \"Ergenekondan önce biz mücadelemizi Van 100. Yıl Üniversitesinde Rektöre karşı hukuk adına yapılan saldırı sırasında ortaya koyduk\" dedi. \"Van\'da bir siyasi lince karşı durduklarını\" ifade eden Baykal, \"O provaydı, onun sonucunda şimdi Ergenekonu götürüyorlar. Türkiye\'de bir karargah, bütün planlamaları yapıyor, devlet içindeki istihbarat olanakları devletin yanında ona paralel bir örgütlenme içinde değerlendiriyor, iç dış istihbarat oraya getiriliyor, personel kullanılıyor, kamuoyunu yönlendirmek üzere dosyalar hazırlanıyor\" ifadelerini kullandı.

\"İnandırıcılıktan uzak polisiye hikayeler\"

Erzurum Başsavcısınca hazırlanan iddianameye de değinen Baykal, \"O iddianameyi okuyup da hukuk, mantık, siyasi sorumluluk ve insan haklarına, hukuka saygı anlayışını onun içinde yakalama imkanı var mı? 12 tane gizli tanık her biri bin türlü ipe sapa gelmez laf söylemiş, işte falan tanık balık avlamaya gitmiş, orada onu görmüş... Bütün bunlar bizim bildiğimiz inandırıcılıktan uzak polisiye hikayeler. Bu bir savcılık tahkikatı, gerçeği ortaya koymak üzere iyi niyetle ortaya çıkarılmış bir tablo değil, bir hesaplaşma, bir intikam. Türkiye\'de hukuk bu hesaplaşmanın bir parçası haline gelmiştir\" şeklinde konuştu.

İddianamesi 3 yılda yazılamayan bir dava olamayacağını dile getiren Baykal, \"Ergenekona sahip çıkmayı birileri darbeye sahip çıkmak zannediyor. Kimse bizim kadar darbe karşıtı olamaz. Ben hayatım boyunca darbeye karşı net tavır takınmış bir insanım. Evet sahip çıkıyorum benim işim bu. Nerede mağduriyet varsa ona sahip çıkıyorum ama Başbakanın işi savcılık değil, o suçtur. Çünkü yargı bağımsızdır. Başbakan savcı gibi faaliyet gösterdiği anda işte hukuk dışına çıkmıştır, ne kuvvetler ayrılığı kalmıştır, ne anayasa kalmıştır. Ama ben bir siyasetçi olarak haksız olduğunu gördüğüm her davada mağdurlara sahip çıkarım, onların haklarını savunurum, ben milletin avukatıyım\" şeklinde konuştu.

CNN TÜRK


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.