BDP'den 4. yargı paketi eleştirisi
BDP'den yapılan yazılı açıklamada, uzunca bir süredir gündemde olan 4. Yargı Paketi ile yapılacak mevzuata dair değişikliklerin "düşünce-ifade özgürlüğü" önündeki engellerin kaldırılması ve bu kapsamda birey ve grupların hukuk güvenliğinin sağlanması doğrultusunda toplumdaki beklentileri de yükselttiği ifade edildi. Açıklamada, bu alanda "toplumu ciddi bir tehdit altına alan" 5237 sayılı TCK'nın ve Terörle Mücadele Yasasıyla, kanun uygulamaları, mahkemelerin aradığı şartlar, bireylerin çarptırıldığı çok ağır cezalar karşısında adeta sesi çıkan her kesimin susturulmaya mahkûm edildiğini kaydedilerek, "Bununla birlikte ülkemizde hak ve özgürlükler açısından en temel sıkıntılardan birini de yargı uygulamaları ve dolayısıyla mahkemelerin yasaları uygularken özellikle hak ve özgürlükleri kısıtlayan yasa maddelerinde devleti esas alan ve bireyi devlet karşısında korunmasız bırakan yorum ve kararları olduğu da bir gerçektir. İşte bu noktada beklenen tasarı 7 Mart 2013 itibariyle Meclis Başkanlığına sunulmuştur. Tasarı ile hükümetin aslında sadece beklentiler üzerinden gündemi sadece meşgul eden, oyalayan bir yasama ve yürütme pratiğinde olduğunu göstermiştir" denildi.

-"DAĞ FARE DOĞURDU"-
 
Sunulan tasarının esasen eleştiri alan yasa maddelerinin içeriğine dokunulmaması ve bu maddelerde hiçbir değişikliği öngörmemesi bakımından tüm beklentileri boşa çıkardığını belirten BDP, açıklamasında, "Adeta, "dağ fare doğurdu' dedirten türden bir paket olarak kamuoyuna sunulmuştur. Zira tasarının tanımlanmasında "insan hakları ve ifade özgürlüğü bağlamında bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı' ifadesine rağmen özellikle ifade özgürlüğü açısından yeni ve "özgürlük' alanını genişletecek bir değişiklik öngörmemektedir" ifadelerine yer verildi. Tasarının madde madde incelendiği açıklamada, tasarıyla TMK'nın 6. maddesinde değişiklik yapıldığı, esasen sadece ceza miktarının üst sınırında azalmaya gidildiği, dolayısıyla yasa dışı örgütle ilgili yayınlanan bir haber veya açıklamanın halen yargı kıskacında olduğu kaydedildi.

-"ADETA AÇIKLAMA METNİ"-
 
Terörle mücadele yasasında düzenlenen "propaganda suçu" açısından yalnızca yasanın mevcut sınırlarına dair bir çerçeve çizildiğinin belirtildiği açıklamada, tasarıyla ilgili şu değerlendirmede bulunuldu:
"Bir giysiyi taşımak, bir rengi üzerinde bulundurmak, müzik yayını yapmak halen suç olmaya devam edecektir. Yöresel bir kıyafet, bir poşu, bir marş veya şarkı halen propaganda fiilleri olarak karşımızda durmaktadır. Tasarının getirdiği düzenleme 2006 yılından sonra tehlikeli boyuta varan uygulamasına dair (her eyleme katılan örgüt üyesi yapılmıştır) - sadece yasanın nasıl anlaşılacağına dair adeta bir açıklama metni düzenlenmiştir. Yoksa tasarı ile ne yeni bir düzenleme getirilmiş ne de cezasızlık anlamında bir özgürlük alanı çizilmiş değildir."

-"EKSİK VE YETERSİZ"-
 
Tasarıda propaganda suçu açısından cebir ve şiddet unsurunun ön plana çıkarıldığını, buna karşın "bu konuda yorumla genişletilecek, dolaylı olarak şiddeti meşru gösterecek her türlü fiil konusunda da mahkemelere geniş takdir bırakıldığının" savunulduğu açıklamada, işkence suçlarıyla ilgili düzenleme hakkında da şunlar kaydedildi:
"Tasarının 7. Maddesi ile getirilen düzenleme kamu görevlileri ve siyasi iktidarların bireylere karşı işlediği suçlardan biri olan işkencede cezasızlık açısından önemli olmakla birlikte yargısız infaz, faili meçhul cinayetler ve devletin bir parçası olduğu, kamu görevlilerinin şüphesiz korunduğu, diğer suçları kapsamadığından dolayı da eksik ve yetersizdir. Kaldı ki yargı uygulamalarında işkence soruşturmaları ve davaları açısından suç tanımında da yeterince dar yorum yapıldığı da aşikardır."
 
-"HÜKÜMETE YENİ MANEVRA ALANI DOĞDU"-
 
Tasarıyla ilgili gerçekleşmeyen beklentilerin de ifade edildiği BDP açıklamasında, özetle şunlar ifade edildi:
"Bakanlar düzeyinde yapılan açıklamalarda, özellikle "örgütle hiyerarşik bağı olmayan ve gerçekte de örgüt üyesi olmayanları' örgüt üyesi olarak cezalandıran ilgili maddeye dair hiçbir değişiklik düzenlemesi bulunmamaktadır. Bu maddelerin tamamen kaldırılması ile ancak hukuk devletinde özgürlük ve güvenlik hakları garanti altına alınacaktır. Bilindiği üzere asıl beklenti bu maddelere dair yapılacak değişikliklerde yoğunlaşmıştı. Ancak belirtilen maddelere dokunulmamıştır. Üzerine aylardır konuşulan 220. maddenin 8. fıkrasında ise "veya amacının' ibaresi değişerek yerine gelen "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek' şeklinde değiştirilen madde ise beklentilerin oldukça altındadır. Zira siyasi yargılama pratiklerinden de bildiğimiz üzere yasa uygulayıcıları mevcut düzenlemelerin muğlaklığından siyasal iktidarın nabzına göre kararlar çıkarmakta ve üst merciiler verilen bu kararların hukukiliğini tartışmaksızın onaylamaktadır. Yapılan bu yeni değişiklik 220. maddenin ruhunun hala taşınmak istendiğinin bir göstergesidir. Bu tasarının onaylanması ile birlikte hükümete yeni bir siyasi manevra alanı doğmuş ve kendisine gelen eleştirileri yargı mercilerine yönlendirme ve savuşturma alanı açılmıştır. Mevcut ceza kanunun halkı askerlikten soğutmakla ilgili düzenlemesi askerlik hizmetini yapanları firara sevk edecek veya askerlik hizmetine katılacak olanları bu hizmeti yapmaktan vazgeçirecek şekilde teşvik ve telkinde bulunanlara yönelik olarak değiştirilmiştir. Fakat düzenleme bu haliyle dahi yeterli değildir. Zira zorunlu Türkiye'de vicdani ret konusunda gerek anayasa da gerek ise kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılmadıkça bu sorunun ortadan kalkmayacağını düşünüyoruz. Yine 314. madde "silahlı örgüt üyeliği' maddesi suçun maddi unsuruna dair hiçbir kıstas taşımamaktadır. Her ne kadar madde 'silahlı örgüt üyeliği'ni düzenlemekte ise de maddi unsurlarına dair en az 1-2 kıstasa atıf yapılmayan suç düzenlemesi hukuka açıkça aykırı kararlara sebebiyet vermeye devam edecektir. Bu nedenle örgüt üyeliğinin tanımının yapılması zaruret arz etmektedir. Son düzenleme ise sadece propaganda suçuna ilişkin uygulayıcıların keyfi davranışlarını kısmen sınırlandırmıştır. Oysa beklenti bu alandaki mevzuatın bütünen iyileştirilmesi ve uygulayıcıların keyfiliklerine tamamen son verilmesidir." (ANKA)
 (HM/OE)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.