Davutoğlu: Operasyonda bir kişi infaz edildi
Davutoğlu, NTV’de yayınlanan röportajında şunları söyledi:
“Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını ülkeye getirmişse herkes bu sevinci yaşamalı. Bu şartlardan vatandaşını alan her ülkenin bireyi kazanır. Dikkatsiz sarf edilen bir söz ve süreç sadece vatandaşların kaybına değil, ülkenin itibarının kaybına da yol açar.

HİÇBİR ZAMAN FİDYE ÖDEMEDİK
Prensip olarak hiçbir zaman fidye ödemedik. Fidye ödemek bir vatandaşı kurtarırken başkalarını tehlikeye atar. Ailelerin psikolojilerini, kalan elemanların psikolojilerini, kaçıranları dolaylı müzakere ile psikolojilerini yöneteceksiniz. Vatandaşlarımız kaçırıldıktan sonra bir süre rehine tabirini kullanmadık. Rehine tabiri kullanıldıktan sonra pazarlık başlar. Vatandaşlarımızın rehine psikolojisine girmelerini istemedik. ‘Onlara rehine muamelesi yaparsanız, başka muamele görürsünüz’ dedik.

BİZİ ZORLAYAN DURUMLAR OLDU
Musul halkı Türklere zarar vermeyi düşünmez. MİT müsteşarı ve ben etkili kişilerle görüştük. Günbegün nakış gibi işleyen bir strateji uyguladık. Olaylar sırasında bizi asıl zorlayan operasyonlar ve çatışmalar yoğunlaştığında çevre şartlarını kontrol edememek oldu. Ya bir bomba isabet ederse diye düşündük. Türkiye’de süreci zorlayan haberler çıktı. En kritik dönemde gensoru verdiler. Açık oturumda konuşulsun dediler. Neyi konuşacaksınız açık oturumda.

PAZARLIK MUTLAKA YAPILDI
ISİD’İn da saygı duyduğu üzmek istemediği aşiret reislerini, din adamlarını da devreye soktuk. IŞİD’e ‘Bu rehinelere zarar vermeyin, onlar bizim emanetimdir’ diyecek herkes devreye sokuldu. Hangi spekülasyon yapılırsa yapılsın, kendi araçlarımız kullanılarak operasyon gerçekleştirilmiştir. Vatandaşlarımızın canı söz konusuysa gereken her şey yapılır. Ne aldı ne verdi tartışmasına girilmemesi lazım. Bütün Irak’ta Türkiye’ye büyük sempati duyan bir kesim var. Rehinelerin tutulmamaları gerektiğine yönelik pazarlıklar tabii ki yapıldı. MİT’e ne gerekiyorsa yapın, talimatı verdim. Bunlar içinde fidye dışında her türlü temas vardır. Kimle temas kurmak gerekiyorsa kuruldu. Ayrıca başka temaslar da olmak zorunda.
Bu bir operasyondur. Şimdi söylüyorum, büyük bir iş başarıldı. 

CAN SÖZ KONUSUYSA HER ŞEY YAPILIR
Takas konusu, vatandaşlarımızın canı söz konusuysa her şey yapılır. Önemli olan vatandaşlarımızın ülkeye dönmesidir. Operasyonun neticesi önemli.  Zikrettiğimiz tek şey fidye ödemedik, ödemeyiz. Bu milli bir operasyondur. Elimizden gelse ilk gün alırdık. Bir an bile bırakmazdık. Çok yaklaştığımız anlar da oldu. THY’ye iki uçağı hazır tutun diye söyledik, Temmuz ayında ama olmadı. Birçok kere çok yaklaştık. Ne gerekiyorsa o yapıldı. Her zaman risk vardır. Her yer değişiminde her seçenek masadaydı.

OPERASYON BELLİ OLMASIN DİYE ERTELEMEDİM
O gece Hakan Bey (MİT Müsteşarı) aradı ve ‘beklediğiniz müjdeyi kısa bir süre içinde verebiliriz’ dedi. Azerbaycan gezisini iptal etmeyi düşündüm. Ancak operasyon açığa çıkar düşüncesi ve o tarafa söz verilmesi nedeniyle vaz geçtim. Sonra Öztürk (Musul Başkonsolosu ) aradı. Telefonu açar açmaz ‘hoşgeldiniz Öztürk’ dedim. O anda bu operasyonun arkasında Türkiye Cumhuriyeti olduğunu anlamasını istedim. Saat 05.30 civarı, Hakan Bey arayarak bizim sınıra geçtiklerini ve güvende olduklarını söyledi. Benzer olaylara bakıldığında sonuca erken ulaştığımızı söyleyebiliriz. 

OPERASYONDA BİR KİŞİ İNFAZ EDİLDİ
İsimsiz elemanlarımızın bir kısmı MİT elemanlarıdır. Bazı insanlar vardır ki yüzleri bilinmez. Ben yüzlerini biliyorum. Operasyondan 5 gün önce Başbakanlıkta ağırladım, talimatları verdim. Yerel unsur olarak birini söyleyeyim. Bu yerel unsur Türkiye sevgisi olan bir kişi.  Farkedildi, deşifre olduğu için infaz edildi. Allah rahmet eylesin. İşte isimsiz kahraman o. Ben isimsiz kahramanlar dediğimde bu kişiler gözümün önüne geldi.

KILIÇDAROĞLU’NU TAKDİR ETTİM
Acı ve keder anlarında bir arada olmayı bilmeliyiz. Kılıçdaroğlu’nun beni aramasını çok takdir ettim. Teşekkür ettim kendisine. Sayın Bahçeli’nin de tebrik etmesini beklerdim. Şaşırdım. Demirtaş’ın da aramasını beklerdim.

CEVVAL BİR ARKADAŞ
Öztürk Bey Musul’a kendisi gönüllü oldu. Bu zor şartlara kendisi gitti. Bu görevlerin hepsinin riski var. onurlu görevler ama riskleri var. Özel harekatçılar canları pahasına korumak için ö bölgeye gidiyor. Bu görevi yapanların hep bir risk payı vardır. Onurlu görevlerdir ama riskleri vardır. Öztürk bu riskleri görerek gitti. Cevval bir arkadaş olduğu için iki telefonu yanında tutmayı başarmış.

ÜÇ GÜN İÇİNDE GELDİ
Tarihimize baktığımız zaman milletimizin kapısını kapatması mümkün değil. Etnik kökenine bakmaz. Bizim nesil böyle bir arka plan almışsa bizim bunun gereğini yapmamız lazım. Kapımızı kapatmamız mümkün değil. Nerelerde ağırlanır diye düşünüldü. Suriye rejimi yanlıları da geldi. BDP’liler de bazen ‘Rojava’ya ilgisiz kaldınız, dışladınız’ dedi. Bunların hiçbirisi doğru değil. Bir seferde en çok mülteci üç gün içinde geldi. Diğerleri aylara yayıldı. Bir an bile tereddüt etmedik. Bizim sınırlarımız zaten anormaldir. Herkes akrabadır. İnsani yardım konusunda elimizden geleni yaptık. Açılmayan kapıları açtık. Gelen bütün mültecileri alırız, ne yardım gerekiyorsa yardımı yaparız. Vatandaşlarımızı tehdit edecek her türlü eylemin de doğru olmadığı kanaatindeyiz. 

YA CAHİLLER YA KASITLI YAPIYORLAR
Son dönemde uluslararası basında öyle bir hava oluşuyor ki, Türkiye sınavda da sanki öyle bir hava oluşuyor. Buradan hareketle bütün meseleyi rehinlerle ilişkilendirerek ne yapılacak diye sorulmaz. Bu kararı biz veririz. Ya cahiller, ya olayları takip etmiyorlar ya da kasıtlı yapıyorlar. Biz Ekim 2013’te Bakanlar Kurulu kararı ile IŞİD’i terör örgütü ilan ettik. Bir sene önce daha Musul baskını yok. Yani açıp baksalar Resmi Gazete’de ne dediğimizi görürler. Niyet başka bize rehineler oradayken bir şey söyletecekler ve bizi problemin içine koyacaklar. Kerry’nin ifadeleri doğru bir zeminde değil. Mesele Suriye halkının sahipsizliği. Üç yılda bütün dünyanın aldığı mülteciyi biz üç günde aldık. 

EŞİMDEN ÇOCUĞUMDAN YAŞADIM
Türkiye’nin belli, sürekli gündemde olan konuları var. Gerek eğitim ve toplumsal alanda, sadece başörtüsü olarak düşünmeyin, ciddi bir demokratikleşme ve özgürleşme var. Bu çerçevede düzenlemeler var. Bunu sadece başörtüsü olarak düşünmek değil de tabi içerisinde yine başörtüsü var. Başörtüsü çilesini eşimden, çocuğumdan 30 yıl yaşadım. İsteyen takar isteyen takmaz. bir baskı mı var? Bir hastanede başörtülü doktor var, başörtüsüz var. Ne güzel gördüm ben onları. Üniversite ortamında bir baskı mı var? Kendi hayat tarzına müdahale edilmesini istemiyorsan sende benimkine müdahale etmeyeceksin.”

Hürriyet

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.