'Yargıyı ele geçirmek için uğraştılar'

Kılıçdaroğlu, Adana'dan karayoluyla Hatay'a giderken parti otobüsünde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu, CMK'nın 102. Maddesinin yürürlüğe girmesinin ardından başlayan tahliyelerde Yargıtayın suçlandığına dair soruya, ''Yargının sorunları baştan beri biliniyor. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ve önceki başkanlar bu konuyu dile getirdi. Konu Plan ve Bütçe Komisyonu'nda da dile getirildi. Ama bu sorunların hiçbiri AKP tarafından görülmedi. (Biz yargıyı nasıl ele geçiririz), onunla uğraştılar'' yanıtını verdi.
''Şimdi ortaya çıkan sorunlar bugünkü hükümet döneminde ortaya çıkmadı'' diyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Geçmişten beri var olan sorunlar 8 yıllık iktidar sürecinde de görülmeyince bir noktada patlak verdi. Şimdi iktidar sanki muhalefet partisiymiş gibi yargıyı suçluyor. Parlamentoda kabul oyu veren AKP milletvekilleriydi. 'Bunlar yanlış' diyen CHP milletvekilleriydi. Şimdi sorunlar ortaya çıktı. Ağırlığı hükümetin hazmedemeyeceği boyutta olunca hükümet bu sorunları birisine ihale etmek istedi. Yargıtayı ve başka odakları suçladılar.

Hükümet bilinçli olarak sorunları görmemezlikten geldi ve bu tablo ortaya çıktı. Sorunun çözümü için yapılan çok ciddi çalışmalar var. (Yargı reformu) diye Adalet Bakanlığı bünyesinde hazırlanan 2 ciltlik kitap var. Bunları biz bildiğimize göre hükümetin bilmemesi mümkün değil. Yargı personelinin yetersizliği, teknik donanım eksikliği ve yargılama usul hükümleri dahil pek çok alanda eksiklik var. Bunlar mutlaka çözülmeli. Adli kolluğun olmadığı adli tıbbın yetersiz olduğu yerde işler yürümüyor. Davaları uzatmak istediğiniz zaman bütün olanaklar önünüzde duruyor.''

''Suçu Yargıtay'a atıyorlar"

Kılıçdaroğlu, yargıdaki sorunlar konusunda 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Yargıtayın suçlanmasıyla ilgili soru üzerine, ''Bir siyasal iktidar beceriksizliğini (acaba nasıl kapatırım) diye arayışa girerse geçmişte kendisinin tartışma konusu yaptığı kişileri gündeme getirmesi doğaldır'' dedi.

İktidarın Sezer ve Yargıtay ile tartışmasının olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ''(Biz hakim savcı alacaktık engel oldular, suçu Danıştaya atacağız) diyorlar. Ama sağduyulu tüm vatandaşların şunu düşünmesi lazım, Danıştay, (adil sınav olsun. Torpil yapmayın. Bilgi ve birikime bakın) diyor ama onlar, (istediğimizi alacağız) diyor. Yargıtay defalarca dosya birikimini dile getirdi. Pek çok sorunu söyledi. Ne oldu? Çözülmedi. Şimdi suçu Yargıtaya atıyorlar'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, bu süreçte HSYK'nın çok ciddi bir işlevinin olmadığını ifade ederek, ''O bir karar organı. Yasalarda tanımlanmış görevi var ama asıl görev iktidara düşmekte. Hukuk fakültelerinden başlayarak bu sürecin yeniden ele alınması gerekir'' dedi.
 

''Toplum vicdanında rahatsızlık yarattı"

Kılıçdaroğlu, Hizbullah terör örgütü sanıklarının tahliyesine yönelik soruya da ''Hizbullah'ın neler yaptığı toplumun belleğinde duruyor. Sanıkların serbest bırakılması toplum vicdanında rahatsızlık yarattı. Bazılarının hiçbir cinayet işlemediği halde, halen neden tutuklu oldukları tartışılırken, cinayet işlediği kesin olan belli kişilerin serbest bırakılması bu süreçteki en büyük zaaf. Hizbullah'ın bu süreçte güçleneceği de açık. Zaten serbest bırakılırken karşılanış şekilleri bunu gösteriyor'' yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, KCK davaları ile ilgili soru üzerine şöyle konuştu:

''Bir yerde hukuk ihlali varsa ve iddia edilirse üzerine gitmemiz gerekiyor. Çünkü bizim siyasi anlayışımızda insanlar ne olursa olsun, siyasi düşüncesi ne olursa olsun her insanın yasaların öngördüğü şekilde ve hukuk düzeni içerisinde yargılanması gerekir. Ama siz belli amaçlara ulaşmak için hukuku ihlal ederseniz, doğru değildir. Hukuku savunmak herkesin görevidir. Biz de burada hukuk ihlali olup olmadığını izleyeceğiz. Birçok davayı da arkadaşlarımız izliyor. Kişileri baştan suçlu veya suçsuz ilan edemeyiz. Ama yargılanmalarının adil olması gerekiyor.''

Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin iki dil tartışmalarında CHP'nin gerekli duyarlılığı göstermediği eleştirisiyle ilgili soruya da ''O konudaki düşüncelerimizi söyledim. Sayın Bahçeli de bir siyasi parti lideridir, eleştirebilir. Biz iki ayrı dilin ülkenin üniter yapısını bozacağı düşüncesindeyiz. Politikacının görevi toplumu ayrıştırmak değil, birleştirmektir. Ama bilinen şeyleri sürekli tekrar etmek de doğru değil'' karşılığını verdi.

 

"Başbakan'ın acizliğinin göstergesi"

Öte yandan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hatay gezisi öncesi Adana Hiltonsa'da düzenlenen toplantıda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine, Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu'nun Erzurum'da Kıbrıs ile ilgili olarak ''Benim hayal ettiğim Kıbrıs'ta, Kıbrıs Türkleri ve Rumların, Müslüman ve Hristiyanların bir arada barış içinde yaşamasıdır. Ama Türk ordusunun Kıbrıs'taki işgalci statüsü, ne AB ne de BM tarafından kabul edilemeyecektir'' ifadesini değerlendirdi.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Öteden beri Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminin resmi tezidir bu. Bizim de tezimiz var. Biz, uluslararası anlaşmalara dayanarak barış sağlamak için Kıbrıs'a gittik. Bizim askerlerimiz orada işgalci değildir. Uluslararası anlaşmalara dayanarak orada görev yapıyorlar. Bir başbakanın, bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının önünde, orada bizim ordumuzun işgalci olduğu söyleniyor da, eğer Başbakan 'Hayır biz uluslararası anlaşmalardan kaynaklanarak oraya müdahale ettik' diyemiyor ise bu o Başbakanın acizliğini gösterir. Öyle anlaşılıyor ki, sayın Başbakan metinleri camdan okuyor. Böyle bir sorunun yanıtı camda olmadığı için yanıt veremedi. Kendisinin de bu soruya yanıt verecek kapasitesinin olmadığı anlaşılıyor.''

Kılıçdaroğlu, Aytaç Durak'ın İçişleri Bakanlığınca Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılması ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile ilgili soruyu da cevaplandırdı.

Durak ile ilgili konunun yargı aşamasında olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ''Dolayısıyla yargı aşamasında olan konuyla ilgili de yorum yapmanın doğru olmadığı kanısındayım. İdarenin her işlemi, bildiğim kadarıyla Durak tarafından yargıya götürülüyor. Yargıda oluşan kararlara da herkes uymak durumunda'' dedi.

Aytaç Durak ile ilgili olarak hükümetin tasarrufunun olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Yolsuzluk konusundaki her tasarrufa saygı duyarız. Ama bu tasarrufların tümünün hukuk içerisinde olması lazım. Hukuka aykırı uygulamalar bizi de rahatsız eder. Çünkü herkesin bu ülkede hukuk ve yargı güvencesi olması lazım. Eğer sayın Durak ile ilgili hukuka aykırı bir işlem yapılmışsa, olay soruşturulsun diye mağduriyet yaratılmışsa bunun doğru olmadığı kanısındayız. Eğer yapılan işlemler hukuk içinde ise Durak'a yapılan idari tasarruflar dolayısıyla yargıya gidilmiş ve yargı idari tasarrufları desteklemişse yapacak fazla bir şey yok. Eğer yargının verdiği kararlara idari organ uymuyorsa o zaman burada hukuk faciası var demektir.

Kayseri olayı ise bunun dışında bir olay. Hükümetin çifte standart gösterdiği bir olay. Burada sadece belediye söz konusu değil. Daha vahim bir tablo var. Belediye var, vilayet ve yargı var. Bir 'bermuda şeytan üçgeni' var orada. Ve bu üçgen içerisinde yolsuzluk dosyaları kapatılıyor. Daha önce kayseri valisi iken dosyayı kapan ve sonra müsteşarlık koltuğuna oturduğunda kapattığı dosyayı onaylayan bir kişiden söz ettim. Şu gerçeği unutmayın; bu değerli arkadaşımız Kayseri valisi iken ataması çıkmış ama görevden ayrılmamış, Kayseri valisiyken ayın 4'ünde dosyayı kapatıyor. Kayseri Valisi olarak aynı gün ayrılıyor, İçişleri Bakanlığında göreve başlıyor ve aynı gün onaylıyor. Bu dosyayı açtıracağız ve bu dosya yeniden yargılanacak. Başsavcı açmak zorunda kalacak. Çünkü oraya delil soruşturması yapmadığını, delillerle koyacağız.''
 

AB üyeliği

Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin sorusun, ''AB ile ilgili düşüncemiz net. Diğer AB ülkeleri hangi koşullarda AB'ye üye olmuşsa, aynı koşulların bizim için de geçerli olmasını isteriz. Türkiye'ye çifte standart uygulanmasını istemeyiz. Ancak AKP'nin AB'ye üyelik konusunda samimi davrandığına inanmıyoruz. Her hangi çaba harcadığına da inanmıyoruz. Sadece AB sürecini Türkiye'de kendi yerini sağlamlaştırmak, hatta bir anlamda demokrasiyi askıya almak için kullanmıştır. O nedenle biz AB'ye, AKP'den daha farklı bakıyoruz. AB'ye üye olmak için samimi çaba harcayan bir partiyiz'' yanıtını verdi.
 

Hizbullah

Kılıçdaroğlu, toplantıdan çıkarken terör örgütü Hizbullah'ın internet sitesinde yayımlanan bir yazıda geçen ''herkes Hizbullah'la yaşamayı öğrenmeli'' ifadesini de değerlendirdi.
Kılıçdaroğlu, ''Demokrasilerde tehdit olmaz, doğru değildir. Demokrasilerde herkes düşüncelerini özgürce söyleyebilmeli, ifade edebilmeli. Ama terör örgütlerinin üzerine hukuk devletinin de bütün gücüyle gitmesi gerekir'' dedi.
Kılıçdaroğlu, daha sonra parti otobüsüyle Hatay'a hareket etti.



AA


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.