ÖZET

Sağladığı avantajlar ve kullanılma potansiyeli olmasına karşın arabuluculuk yöntemi uluslararası ticari uyuşmazlıkları çözmek için sıkça başvurulan yöntemlerden biri değildlir. Özellikle de tahkim yoluyla kıyaslandığı zaman uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümünde arabuluculuk yönteminin az kullanıldığı görülür. Uyuşmazlık taraflarının arabuluculuğa başvurmama nedenlerinin başında sürecin sonrasında varılan sulh anlaşmalarının icra kabiliyetinden yoksun olması gelir. Bu bakımdan Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu kapsamında hazırlanmış olan Singapur Sözleşmesi, uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümü amacıyla arabuluculuğun teşvik edilmesi ve bu sürecin sonunda taraflarca yapılan sulh anlaşmalarının icrasının sağlanması amaçlanmaktadır. 7 Ağustos 2019’da Türkiye de dahil olmuştur. 46 ülke tarafından imzalanan sözleşmenin yürürlüğe girmesi ile ticari uyuşmalıklarda kullanılmaya başlanmıştır.

GİRİŞ

Anglo-sakson çıkışlı etkin alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından biri olan arabuluculuk, son yirmi senede Kıta Avrupası ülkeleri de başta olmakla birlikte birçok ülkenin gündemine girmiş ve ülkemizde de olmak üzere birçok ülke bu alanda düzenleme yapmıştır. Çünkü Avrupa Birliği içinde de 1998’den önce alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının geliştirilmesi tavsiyelere konu olmuş ve 2008’de kabul edilen Hukuki ve Ticari Uyuşmazlıklarda Arabulucuğun Belirli Yönlerine İlişkin AB Parlamentosu ile somut düzenlemelere gidilmiştir. Arabuluculuk kültürüne çok uzak olmayan Asya kıtasında da başta Malezya, Çin, Singapur olmak üzere birçok ülke son senelerde arabuluculuk konusunda yasal düzenlemeleri kabul etmiştir.

Dünyadaki gelişim çizgisine paralel biçimde giden Türkiye’de de 2012’de Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kabul edilerek yabancı olmadığı bir kültürün kurumsallaştırılması söz konusu olmuştur. Aynı şekilde yakın zamanda kurulmuş olan İstanbul Tahkim Merkezi de uyuşmazlıkların arabuluculuk yolu ile çözümlenmesi amacıyla Arabuluculuk kuralları oluşturulmuştur. Ulusal düzeyde yaşanmış olan gelişmelere uluslararası düzeyde yaşanan gelişmeler de eşlik etmiştir.

Esas itibariyle küreselleşmenin etkisi ile uluslararası ve ulusal düzeyde yaşanmış olan gelişmeler birbirini tetiklemiş hem de birbirinden etkilenmiştir. Bu bağlamda uluslararası niteliği bulunan uyuşmazlıkların çözümünde arabuluculuk kurumunun yaygın şekilde kullanılması, uluslararası örgütlerce desteklenmiş ve uluslararası tahkim alanında hizmet sağlayan ve bu konuda köklü geçmişi bulunan Milletlerarası Ticaret Odası, Dinya Fikri Mülkiyet Örgütü ve Uluslararası Ekonomik ve Ticaret Tahkim Komisyonu gibi kuruluşlar arabulucuğa yönelik kuralları kabul etmişlerdir.

Arabuluculuk yönteminin yatırım uyuşmazlıkları açısından da kullanılması, Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıkları Çözüm Merkezi tarafından 1979’da yayınlanan uzlaştırma kurallarının ardından 2018’de başlatılan çalışmanın sonucunda da taslak arabuluculuk kuralları hazırlanmıştır. Arabuluculuğa yönelik kuralların yakın zamanda kabul edilmesi beklenir. Uluslararası ticaret hukuku alanına ilişkin üye ülkelerde mevzuat çalışmlarını kolaylaştırma ve var olanların da modernleştirmelerine yardımcı olmak amacıyla BM çatısı altında faaliyet gösteren Birlemiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu da arabuluculuğa ilişkin ulusal ve uluslararası düzeyde yaşanmakta olan gelişmelere kayıtsız kalınmamıştır. Bu bakımdan 2002’de Uluslararası Ticari Arabuluculuk Model Kanunu kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra uluslararası arabuluculuk sürecinin sonunda varılmış olan sulh anlaşmaları, hakem kararları gibi icra edilmelerini sağlayan mekanizmanın uluslararası arabuluculuk sürecinin sonunda varılan sulh anlaşmaları hakem kararları gibi icra edilmesini sağlayacak mekanizmanın olmaması, arabuluculuk sürecinin uluslararası uyuşmazlıklar açısından kullanımını sınırlandırmıştır. Bu bağlamda uluslararası ticari arabuluculuk sürecinin sonrasında varılmakta olan sulh anlaşmalarına hakem kararlarına benzer statü tanınmasına ilişkin çalışma baştılmıştır.

Çalışmanın sonrasında 2018’de sulh anlaşmalarının icrasına ilişkin hükümleri içerecek biçimde güncellenerek yapılan arabuluculuk sonucunda yapılan uluslararası sulh anlaşmaları hakkında Birlemiş Milletler Sözleşmesi kabul edilmiştir. Sulh anlaşmalarına icra edilebilirlik ve kesin delil vasıflarının tanınması, New York Sözleşmesi’nde yer alan tanıma ve tenfiz kavramlarından hareket edilerek meydana getirilmiştir. Bunun yanı sıra aralarında bazı farklılıklar vardır. Çalışmamız kapsamında bu farklılıklara da değinilecektir.

I. SİNGAPUR SÖZLEŞMESİ’NE GENEL BAKIŞ

1. Singapur Sözleşmesi’ne Duyulan İhtiyacın Sebepleri

Taraflar arasında arabuluculuk sürecinin sonunda varılan anlaşmanın bazı yönleri ile mahkeme ve tahkim ile varılan çözümler karşısında avantajlı olduğu söylenebilir. Emek ve zaman tasarrufunun olduğu durumlarda maliyet avantajının sulh anlaşmalarında tarafların iradelerinin yansıtılması ve tarafların menfaatlerine uygun çözümün sunulması ve üstünlüklerin başında geldiği söylenebilir. Bu sebeple birçok ülkede arabuluculuk da başta olmaka birlikte alternatif uyuşmazlık çözümlere yönelimin başladığı ve ayrıca yabancı unsurlu uyuşmazlıklar da dahil şekilde uyuşmazlıkların arabuluculuk yöntemiyle çözülmesi teşvik edilmektedir[1].

Arabuluculuğun uyuşmazlık çözüm yöntemi şeklinde fazla kullanılmasının sağlanması açısından ulusal hukuk düzeni tarafından alınmış önemli tedbirlerden biri de  arabuluculuk sürecinin sonucunda varılan anlaşmaların icra edilebilirlik vasfının kazandırılmasıdır. Çünkü ülkemiz uygulaması bakımından HUAK md. 18/2 uyarınca, tarafların arabuluculuk faaliyetinin sonucunda anlaşmaya varılması halinde anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine yönelik şerh verilmesini talep etmeleri mümkündür[2].

Uluslararası uyuşmazlıklar açısından taraflardan birinin sulh anlaşmasının gereklerinin yerine getirilmemesi halinde diğer tarafın ulusal mahkemelerde sözleşmenin ihlaline dayalı dava açmak istenmesi halinde taraflarca kararlaştırılması halinde tahkim yoluna başvurulması mümkündür. Ancak uluslararası ticari uyuşmalıkların tarafları bakımından icra edilebilirliğin belli uyuşmazlık çözüm yöntemine başvurma bakımından vazgeçilmez olduğu söylenebilir. Bu bakımdan milletlerarası tahkimin avantajlarından bashedilirken bu hususun öne çıkarılması ve arabuluculuk ve diğer alternatiflerin icra kabiliyetinin olmadığının da ayrıca vurgulanması gerekir.

Arabuluculuk ile uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümünde sulh anlaşmasına icra kabiliyetinin kazandırılması, Singapur Sözleşmesinin kabul edilmesi ile gerçekleşmiştir. Sözleşmenin arabuluculuk sürecinin sonrasında taraflarca varılan anlaşmada basit ve düzenlenen usule göre bağlayıcı ve uygulanabilir olmasını amaçlar. Bu şekilde bir yandan da uluslararası ticaretin gelişmesi ve kolaylaştırılmasında uluslararası ticari uyuşmazlıkların arabuluculuk yolu ile çözülmesinde teşvik hedeflenir. Diğer bir ifadeyle sözleşmeyle birlikte arabuluculuk sürecinin sonrasızad meydana gelen anlaşmaların uluslararası hakem kararlarınca sahip olduğu statüye benzer şekilde statünün tanınması istenmektedir[3].

2. Singapur Sözleşmesi’nin New York Sözleşmesinden Farklılıkları

Arabuluculuk sürecinin sonunda varılan sulh anlaşmasında hukuki vasfın kazandırılması için Singapur Sözleşmesinin esas olarak yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizini öngören New York Sözleşmesinin takip etmesi gerekli sistematiğin benimsendiği söylenebilir. Bu açıdan iki sözleşme rasındaki benzerliğin büyük olduğu söylenebilir. Singapur Sözleşmesinin arabuluculuk sürecinin sonunda meydana gelen anlaşmaların tanınmasına ve icra edilebilirliğine ilişkin taleplerin reddedilmesinde büyük oranda New York Sözleşmesinin esas alınarak düzenlendiği görülür. İki sözleşme arasında farklılıkların ve benzerliklerin olduğu söylenebilir[4].

İlkin Singapur Sözleşmesinin New York Sözleşmesinde yer alan düzenlemelerin aksine arabuluculuğa yapılan başvuruya ilişkin yapılan sözleşme ile ilgilenmediği söylenebilir. New Yok Sözleşmesinin kapsamında tahkime başvurmaya ilişkin taraflar arasında gerçekleştirilen tahkim sözleşmesi uyarınca tanıma ve tenfiz aşaması açısından önemli fonksiyonunun bulunduğu söylenebilir. Çünkü tanıma ve tenfiz aşamalarında talepte bulunan tarafların tahkim sözleşmesi uyarınca yetkili makama sunma zorunluluğu bulunmaktadır. Bununla birlikte tahkim sözleşmesinin tabi ublunduğu hukuka göre geçersiz olması ise hakem kararının tanınması ve tenfizine ilşikin engel bir durum olduğu söylenebilir[5].

Singapur Sözleşmesi uyarınca arabulucuğa başvurmaya ilişkin taraflar arasında sözleşmenin olmaması halinde sözleşmenin geçersiz olması halinde bile tarafların sonradan arabulucuğa başvurmaları ve sonunda ise anlaşmaya varmaları halinde anlaşma geçerli sayılır ve icra edilebilirliğe ilişkin talebe konu edilir. Singapur Sözleşmesinde arabulucuğa başvurulması aşaması ile ilgilenilmemekte ve sürecin sonunda ise meydana gelen sulh anlaşmasını esas alır. Arabuluculuk bakımından söz konusu anlayışın doğru olduğu söylenebilir. Çünkü tarafların iradelerinin otomatik şekilde arabulucuğa başvurmaya ilişkin irade uyuşmazlığını kapsadığı söylenebilir[6].

Singapur Sözleşmesinde arabuluculuk sonucu varılan anlaşmaların tanınması ve tenfizine ilişkin yola çıkılması ile birlikte sözleşme müzakereleri sırasında yaşanmakta olan tartışmaların ve meydana gelen metinlerde sulh anlaşmalarının mahkeme ve hakem kararları ve onlara eşdeğer biçimde tanınma ve tenfizin mümkün olmadığı gösterilir. Çünkü arabuluculuk sürecinin ardından meydana gelen sulh anlaşmazlıklarında mahkeme ve hakem kararlarından farklı olduğu söylenebilir. Söz konusu farklılığın temel nedeni, sulh anlaşmalarının mehkeme ve hakem kararlarının aksine kesin hüküm olmamasından kaynaklıdır. Çünkü sözleşmenin müzakereleri esnasında tanımanın hukuki durumu ve kesin hükme ilşikin etkisinin olup olmadığına ilişkin tartışmalar da bulunmaktadır[7].

Yapılan tartışmaların sonucunda ortak anlayışa ulaşılamaması sebebiyle Singapur Sözleşmesi bağlamında tanıma ve tenfizden ne beklendiğine ilişkin genel ilkeler başlığının üçüncü maddesinde yer verilmiştir. Hüküm uyarınca, Singapur Sözleşmesi ile birlikte sulh anlaşmasına tanınan vasıfların New York Sözleşmesiyle hakem kararlarına karşı tanıma ve tenfiz edilme vasıflarının önemli bölümünün içerdiğini gösterir. Sözleşmenin üçüncü maddesinin ilk fıkrasında yer verilen düzenleme uyarınca her taraf devletin kendi usul kuralları ve sözleşmede öngörülmüş şartlara bağlı şekilde arabuluculuk sürecinin sonucunda varılan anlaşmaları icra eder. Sözleşmede arabuluculuk sürecinin sonunda varılan sulh anlaşmasının icrasına ilişkin özel yöntem öngörülmemiş olup, icranın ne şekilde yapılacağına ilişkin takdir ülkeye aittir[8].

New York Sözleşmesi ve MÖHUK kapsamında ülkemizdeki uygulamaya bakıldığında yabancı hakem kararlarının icrasının yalnızca yetkili mahkemeden alınan tenfiz kararıyla mümkündür. Bununla birlikte yabancı unsurlu uyuşmazlıklara yönelik olanlar da dahil olmakla birlikte arabuluculuk sürecinin sonucunda meydana gelen anlaşma belgesinin icra edilebilirlik vasfının kazanılmasında yetkili mahkemenin, alınan icra edilebilirlik şerhiyle mümkün olabileceği söylenebilir. Bütün bu hususların ülkemizdeki uygulaması açısından uluslararası niteliği bulunan sulh anlaşmalarının icra edilebilirlik yönünün yetkili mahkemece verilen icra edilebilirlik kararının ardından sağlanacağını gösterir[9].

Türk hukuku açısından icra edilebilirlik kararının HUAK kapsamında taraflar arasındaki anlaşma uyarınca icra edilebilirlik şerhinin verilmesi ile birlikte sağlanan anlaşmanın ilam niteliğine sahip olur. Bunun yanı sıra icra edilebilirlik şerhinin anlaşmayı maddi olarak kesin hüküm haline getirmemektedir, yalnızca icra edilebilirlik bakımından ilamlarla aynı hukuki rejime tabi olmasını sağlamaktadır. Bu yol ile anlaşmanının gereklerinin bir taraf uyarınca yerine getirilmeemsi durumunda diğer tarafa cebri icraya başvurma imkanı verilmesi mümkündür[10].

3. Singapur Sözleşmesi Kapsamı

3.1. Anlaşmasının Arabuluculuk Sürecinin Sonunda Meydana gelmesi

Sözleşemnin uygulama alanı bulması bakımından ilk olarak sulh anlaşmasının arabuluculuk sürecinin sonucunda oluşması gerekir. Sözleşmenin müzakereleri esnasında arabuluculuk süreci olmadan taraflar arasındaki yapılan anlaşmaların sözleşme kapsamına dahil edilmesi de nihai şekilde meydana gelen metinlerdeki bu hususlara yer verilmemiştir. Sözleşme uyarınca arabuluculuk sürecinin sonunda meydana gelen sulh anlaşmalarına münhasır kılındığı söylenebilir. Sözleşmenin arabulucuğa ilişkin düzenlemesine ikinc madde uyarınca arabuluculuk, kullanılmakta olan ifadenin ya da sürecin yapıldığı temelden bağımsız şekilde taraflara çözümün dayatılması yetkisinin olmadığı üçüncü kişi ya da kişilerin yardımıyla tarafların aralarındaki uyuşmazlığın dostane biçimde çözüme kavuşturulmaya çalışıldığı süreci ifade etmektedir[11].

 Arabuluculuk sürecinin sonunda meydana gelen anlaşmanın dayanağı ise sözleşme kapsamının belirlenmesi bakımından önemli değildir. Tarafların arasındaki anlaşmanın gönüllü arabuluculuk sürecinin sonunda ortaya çıkması mümkün olduğu gibi tarafların zorunlu şekilde arabuluculuk sürecine yönlendirilmesi fakat uzlaşmanın gönüllü şekilde gerçekleştirildiği sürecin sonunda oluşması da mümkündür. Bu bakımdan ülkemizdeki uygulamaya bakıldığında ticari uyuşmazlıklar bakımından dava şartı şeklinde öngörülen arabuluculuk sürecinin ardından varılan anlaşmalarda sözleşme kapsamında değerlendirildiğinin ifade edilmesi yerindedir. Bunun yanı sıra arabulucuya başvurma zamanı da sözleşmenin uygulama alanının belirlenmesi bakımından önemli değildir[12].

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın dava ya da tahkim sürecine taşınmadan önceki süreçte arabulucuya başvurmaları mümkün olmakla birlikte dava ya da tahkim sürecinin devamında arabulucuya başvurmaları da mümkündür. Buradaki önemli olan husus, tarafların vardığı anlaşmanın uyuşmazlığın mahkeme ya da hakem kararının çözümü öncesinde gerçekleşmesinden kaynaklanır. Çünkü mahkemenin ya da hakem kararlarının sözleşme uyarınca girmediği açık olmakla birlikte söz konusu süreçlerin parçası şeklinde onaylanan anlaşmaların da sözleşme kapsamında olmadığı sözleşmede md. 1/3 uyarınca kesin şekilde düzenlenmiştir[13].  

3.2. Anlaşmanın Uluslararası Niteliğinin Olması

Sözleşme kapsamının belirlenmesi bakımından diğer şart ise anlaşma niteliğine ilişkindir. Anlaşmanın uluslararası niteliğinin bulunması tarafların işyerlerinin farklı ülkelerde olması durumuna bağlandığı söylenebilir. Sözleşme ile birlitke benimsenmiş yaklaşım, sulh anlaşmanın yapıldığı sırada tarafların işyerlerinden farklı devletlerde olup olmadığı ve yapılan anlaşmanın uluslarrası niteliğinin olup olmadığının belirlenmesi amaçlanır. Bu bağlamda anlaşmanın niteliğine yönelik tespitte bulunurken sözleşmenin uluslararası ticari arabulucuğa yönelik olmasından kaynaklanır[14].

Uluslararası ticari arabuluculuk bakımından birçok olayın söz konusu hal içinde olmasının yanı sıra tarafların işyerlerinin aynı ülkede bulunduğu kimi hallerde sulh anlaşmanın uluslararası nitelikte olması mümkündür. Bu bakımdan sözleşmenin, uluslararası niteliğinin belirlenirken bazı kriterler de benimsenmiştir. Bu bakımdan anlaşma kapsamında yer alan yükümlülüklerin önemli bölümünün tarafların işyerlerinin olduğu ülkeden farklı ülkede ifa edilmesi ya da anlaşma konusunun başka ülkeyle daha sıkı ilişkili olması durumunda anlaşmanın uluslararası niteliğinin olduğu varsayılır. Sözleşmenin md. 2/1-a uyarınca taraflardan birinin işyerinin birden fazla olması halinde tarafların bilinen ya da dikkate alınan şartlarının değerlendirilerek anlaşmayla çözülen uyuşmazlıklar ile en yakın ilişkiye sahip olan işyeri esas alınır[15].

3.3. Arabuluculuk Sürecinin Sonundaki Anlaşmanın Yazılı Olması

Arabuluculuk sürecinin sonucu olarak taraflar arasında sağlanan anlaşmanın yazılı şekilde yapılması gerekir. Bu bakımdan yazılılık şartının mahkemeve ve taraflar bakımından ispat işlevi göreceği söylenebilir. Yazılılık ise esas itibariyle tarafların sürecin sonunda varılan anlaşmanın içeriğine ilişkin değerlendirmeye sevk etme açısından önem arz eder. Bu bağlamda sözleşmesiyle aranan yazılılık şartındaki temel amaç, anlaşmanın içeriğinin kayıt altına alınması ve kayda sonradan erişilmesidir. Bu bakımdan sözleşmenin içeriğien ilişkin uygun biçimde yazılılık şartı ile birlikte mevcut ihtiyaçların da değerlendirilerek düzenlendiği söylenebilir[16].

Belirtmek gerekir ki taraflar arasında yapılan anlaşmanın kağıda dökülmesi zorunlu değildir. Elektronik şekilde tutulan ve sonradan aynı biçimde ulaşılan kayıtların da anlaşmanın içeriğinin tespit edilmesi mümkündür. Bu bağlamda modern uluslararası ticaret yaşamının gereklerine uygun biçimde içeriğinde yer verilen bilgilere sonradan erişilebilir olması şartı ile elektronik iletişim araçlarının kullanılarak meydana getirilen sulh anlaşmaları, sözleşme kapsamında yazılı şekilde kabul edileceği özel olarak belirtilmiştir. Ayrıca tarafların farklı ülkelerde bulunarak aralarında yapılan anlaşmanın telekonferans aracılığıyla yapılması da mümkündür[17].

3.4. Arabuluculuk Sürecinin Sonunda Anlaşmanın Ticari Uyuşmazlığa Yönelik Olması

Sözleşme kapsamındaki anlaşmalardan söz edilmesi için taraflar arasında yapılan anlaşmanın meydana gelmesine sebebiyet veren uyuşmazlığın ticari olması gerekir. Hangi tür uyuşmazlıkların ticari olup olmadığına ilişkin Singapur Sözleşmesinde tanımlara yer verilmemiştir. Bunun yanı sıra aynı konunun ele alındığı Model Kanuna bakıldığında ise sözleşmenin genel amacının göz önünde bulundurulması halinde bahse konu olan kavramın mümkün olduğu kadar geniş şekilde yorumlanması gerekir. Bu bakımdan model kanunda yer verilen tanım uyarınca ticari kavramın sözleşmesel ilişkisinin olsun ya da olmasın ticari nitelikli bütün ilişkilerden kaynaklı sorunların kapsayacak biçimde geniş şekilde yorumlanması gerektiği ifade edilmiştir[18].

Ticari niteliğe sahip ilişkilerde mal ya da hizmetin tedarik edilmesi ya da değişmesinde dağıtım anlaşmaları, ticari temsil ya da acentelik, yapım işleri, leasing, faktöring, bankacılık, finansman, mühendislik, danışmanlık, sigorta, işletme ya da imtiyaz anlaşmalarının ortak girişimi ve diğer sanayi ya da ticari işbirliği şekilleriyle mal ya da yolcuların deniz, hava, demiryolu ya da karaoluyla taşınmasına yönelik işlemlerin örnek niteliğinde sayıldığı söylenebilir. Bütün bunların yanı sıra yapım ve doğal kaynakların çıkarılmasına yönelik devletle yatırımcıların arasında meydana gelen yatırım uyuşmalıklarının ticari uyuşmazlık şeklinde ifade edilmesi gerektiği düzenlenmiştir[19].

3.5. Singapur Sözleşmesi Tarafından Kapsam Dışındaki Anlaşmalardan Olmama

Bazı anlaşmaların özel nedenlerle Singapur Sözleşmesi dışında tutulamktadır. Sözleşme kapsamında özel şekilde kapsam dışında tutulan bu gibi anlaşmalarda arabuluculuk sürecinin sonucu olarak oluşup oluşmadığı ya da diğer koşulların sağlanıp sağlamadığına bakılmadan tanınan ve icra edilebilirliğine ilişkin talep edimesi söz konusu olmayacaktır. Sözleşmenin kapsam dışında bırakmış olan anlaşmaların iki grup altında toplanmış ve belirtilmiştir. İlk gruptaki sözleşmelerin nitelikleri uyarınca sözleşmenin uygulama alanının dışında tutulmıştır. Sözleşmenin taraflardan birinin tüketici sıfatı ile kişisel, ailevi ve ev ihtiyaçları için yapılması halinde aile, iş ya da miras hukukuna ilişkin konuların kapsam dışında tutulduğu görülmektedir. Bu bağlamda aynı durumun milletlerarası tahkim açısından da geçerli olduğu söylenebilir[20].

II. SİNGAPUR SÖZLEŞMESİ’NE GÖRE ARABULUCULUK SONUCUNDA MEYDANA GELEN ANLAŞMALARIN TANINMASI VE İCRA EDİLEBİLİRLİĞİ

1. Genel Olarak

Uluslararası ticari arabuluculuk sonucunda varılan sulh anlaşmalarının tanınması ve icra edilebilirliğine ilşikin öncelikle genel ilkeler Singapur Sözleşmesinde ortaya konulmuş ve ardından tanıma ve icra edilebilirğine ilişkin tarafların yerine getirmesi gerekli usuli şartlara ve tanıma ve icra edilebilirlik talebinin reddi nedenlerine yer verilmiştir. Singapur Sözleşmesi uyarınca tanıma ve icra edilebilirten anlaşılması gerekli olan usuli şartlarla tanıma ve icra edilebilirlik talebinin reddi nedenlerine ilişkin sul anlaşmasının sözleşmeye taraf olan ülkelerde icra edilebilirlik göz önünde bulundurulmuştur.

2. İcra Edilebilirlik Talebinde Bulunulması için Usuli Şartlar

2.1. Taraflar Arasında İmza Altına Alınan Sözleşme

İcra edilebilirlik talebinde bulunan tarafından taraflarca imzalanan sözleşmeyi ilgili ülkenin yetkili makamlarına sunması gerekir. Bu şartın temel amacına bakıldığında ise icra edilebilirlik kararını veren ilgili ülke yetkili makamlarınca anlaşmanın içeriği ve tarafların kimliğinin tespit edilme imkanının sağlanması gerekir. Taraflar arasında varılan anlaşmanın içeriğine bakıldığında, sulh anlaşmalarının yazılı şekilde yapılması gerekir. tarafların kimliğinin belirlenmesi ile birlikte anlaşmanın taraflarca imza altına alınmasının gösterilmesi sağlanır. Yazılılık koşulunda olduğu şekilde imza koşulu açısından da sözleşmenin uluslararası ticaret sisteminde pratik gereksinimlerin dikkate alındığı amaca uygun şekilde düzenlemeye bulunulduğu söylenebilir. Bu bağlamda taraf arasında varılan anlaşmanın ıslak imzayla kayıt altına alınması mümkün olmakal birlikte elektornik imza seçeneğinin kullanılması da mümkündür[21].

2.2. Taraflar Arasında Varılan Anlaşmanın Arabuluculuk Sürecinin Sonucu Oluştuğuna İlişkin Kanıtlar

Uyuşmazlığın tarafları arasında varılan anlaşmada arabuluculuk sürecinin sonunda meydan getirilmiş olması Singapur Sözleşmesinin kapsamının belirlenmesi bakımından önem arz eder. İcra edilebilirlik talebinde bulunulması halinde anlaşmanın taraflar arasında arabulucu tarafından yerine getirildiğinin kanıtlanması gerekir. Tarafların imzalarında olduğu şekilde arabulucunun imzasına ilişkin varılan anlaşmada ıslak şekilde imzalayabileceği gibi elektronik posta gibi tarafların arabuluculu arasında gerçekleştirilen elektronik yazışmalardan imza özelliğinin yerine getirildiği anlaşılması durumunda anlaşmanın arabulucu tarafından imzalandığı kabul edilir.

2.3. Taraflarca Varılan Anlaşmanın Tercümesi

Singapur Sözleşmesi md. 4/3’e göre arabuluculuk sürecinin sonunda varılan anlaşmanın icrasının talep edilmesinde ülkenin resmi dilinden farkıl dilde olması durumunda yetkili makamın anlaşmanın tercümesini talep eder. Bu koşul mutlak koşul olmamakla birlikte yetkili makamın talebi halinde yerine getirilmesi gerekli gereksinimlerden biridir. Söz konusu koşulun icra edilebilirlik talebinde olan tarafın yetkili makama başvurulurken yerine getirilmesi gerekli ön şart olmamakla birlikte süreç içinde ve taleple birlikte karşılanan bir gerekliliktir. Tercümenin ne şekilde yapılacağına ilişkin sözleşmede açıklık bulunmamaktadır. Bu konuya ilişkin talebin yapıldığı ülke tarafından esas alınır. Ülkemizdeki uygulamaya bakıldığında yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizinde geçerli usulün arabuluculuk sürecinin sonundaki anlaşmalar açısından aranması ve uygulamanın da bu bağlamda geliştirilmesi makuldür[22].

2.4. Yetkili Makamlar Tarafından Talep Edilen Diğer Evraklar

Singapur Sözleşmesi md. 4/4’e göre icra edilebilirlik kararının verilmesi, ülkenin yetkili makamlarının sözleşmede öngörülmüş şartların yerine getirilmesine ilişkin gereken belgenin talep edilmesine imkan tanır. Bu hükümdeki temel amaç, Singapur Sözleşmesinde öngörülmüş olan şartların olup olmadığının teyit edilmesidir. Dahası, Sözleşmenin genel amacının ve ruhunun sözleşmeye uygun şekilde uyarlanması sağlamaktdır. Bu bağlamda New York Sözleşmesinden farklı biçimde Singapur Sözleşmesinde sulh anlaşmasına ilişkin milliyet atfedilmeksizin arabuluculuk yerine sonuç bağlanmadığı söylenebilir. Bu bakımdan milliyeti bulunmayan belgenin gerçekliği, yabancı ülke makalarınca tasdik şartı da aranmaz[23].

2.5. İcra Edilebilirlik Talebi Ret Nedenleri

Bu şartların New York Sözleşmesine benzer biçimde Singapur Sözleşmesinin arabuluculuk sürecinin sonunda varılan anlaşma ile birlikte icra edilebilirlik talebinin sınırlı şekilde sayılan nedenlerle reddedilebileceği öngörülemektedir. Bu nedenlerin büyük çoğunluğu, New York Sözleşmesi md. 5’te ifade edildiği biçimde düzenlenmiş fakat arabuluculuk sürecine uygun biçimde uyarlamalar gerçekleştirilmiştir. Aynı şekilde New York Sözleşmesinde olduğu şekilde red nedenlerinin büyük bölümünün icra edilebilirlik talebine itiraz eden taraflarca ileri sürülmeli ve ispat edilmesi gerekir. Bu bağlamda kamu düzenine aykılık ve uyuşmalık konusunun arabuluculuk yöntemiyle çözülmesinde elverişsiz olmasının dışında red nedenlerine dayanan tarafların red nedenlerini ileri sürmesi ve bunu ispat etmekle yükümlülüğü bulunmaktadır[24].

Ret nedenlerinden ilki tarafların ehliyetsizliğine ilişkindir. Arabuluculuk sürecinin sonunda varılan anlaşmanın taraflarca imzalandığı sırada tarafların her ikisinin de ehliyetinin olması gerekir. Ehliyet konusunun genel itibariyle hak ve fiil ehliyeti biçiminde iki bölümde ele alınır. Bunun yanı sıra ilgili ülkelerin ehliyetinin kazanılması ya da kaybının farklı şartlara bağlanması mümkündür. Tarafların ehliyetli ya da ehliyetsiz olduklarının hangi hukuka göre tayin edileceğine ilişkin Singapur Sözleşmesinde açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Oysa ki ehliyetsizlik konusuna ilişkin New York sözleşmesinde açıkça düzenlemiştir. Bu düzenleme uyarınca tenfiz devleti kanunlarıan göre ihtiyal kuralları uyarınca belirleme yapılacaktır[25].

Singapur Sözleşmesi md. 5/1-b uyarınca arabuluculuk sürecinin sonunda varılan anlaşmanın belirli niteliklerinin bulunmaması halinde varılan anlaşmanın belirli niteliklerinin bulunmaması durumunda red nedenleri düzenlenmiştir. Bu duruma ilişkin düzenlemeye üç alt başlıkta yer verilmiş olup, bu bakımdan anlaşmanın hükümsüzlüğüe ilişkin olarak etkisliği ya da uygulama kapasitesinin olmaması halinde icra edilebilirlik talebinden bahsedilecektir. Bu red nedeni uyarınca uygulama kapasitesinin bulunmadığıın tespiti bakımından taraflardan birinin iradesini sakatlayan bir durumun olması halinde öne sürülmesi gerekecektir. Bunun yanı sıra sözleşmede yer alan hükümsüzlük, uygulama kapsitesi ya da etkisizlik, icra edilebilirlik talebinin yapıldığı devletin arabuluculuğun gerçekleştirilmesine ilişkin konulan şekli şarta uyulamamsını durumunu kapsamaz[26].

Anlaşmada yer verilmiş olan yükümlülüğün ifasına ilişkin açık ya da algılanabilir olmaması da diğer nedenlerden bir tanesidir. Singapur Sözleşmesi md. 5/1-c uyarınca iki ayrı red sebebinden bahsedilmesi mümkündür. Bu nedenlerden biri arabuluculuk sürecinin sonrasında varılan anlaşmadaki yükümlülüklerin ifade edilmesidir. Anlaşmada yer alan yükümlülüklerin ifa edilmesine karşın tarafların tekrar ifası bakımından icra edilebilirlik talebinde olması halinde bu talebin reddedilmesi söz konusu olabilir. Bu bağlamda sözleşme kapsamında red nedeni olarak düzenlenmesine de ihtiyaç yoktur. Bunun yanı sıra müzakereye katılan kimi delegelerin talebi ile birlikte söz konusu hükmün sözleşmeye uyarlanacağı ifade edilir[27].

3. Singapur Sözleşmesi’nin Yürürlüğe Girişi ve Uygulanmamasına Yönelik Çekince Konulması İmkanı

Singapur Sözleşmesi md. 14 uyarınca, üçüncü onayın, kabulün, katılma belgesinin, uygun bulmanın sözleşmenin onuncu maddesiyle tevdi makanı olarak atanmasının ardından altı ayın geçmesi ile birlikte yürürlüğe girer. Üçüncü devletten sonraki kabul, onay ya da katılma belgesinin tevdi edildiği devlet açısından da sözleşmenin tevdi edilmesinin ardından sonraki altı ayın geçmesi ile birlikte yürürlüğe girer. Sözleşmeyi onaylayan devletin sulh anlaşmasının yapıldığı devlete bağlı olmadan uluslararası niteliği bulunan sulh anlaşmasının sözleşmede öngörümüş olan şartları taşıması halinde tanıyacak ve icrasını gerçekleştirecektir. Bu bağlamda ifade edildiği şekilde New York Sözleşmesinden farklı şekilde Singapur Sözleşmesinde sulh anlaşmasına milliyet atfedilmediği görülmektedir. Bu bağlamda arabulculuk sonucu meydana gelen sulh anlaşmasında millyetin olmamasının sonucu olarak milliyete bağlı olan karşılıklılık aranması ise anlamsız kalır[28].

Singapur Sözleşmesi md. 8 uyarınca taraf devletlere sözleşmenin kendisi açısından uygulanmamasına ilişkin iki tür çekincenin konulmasına izin verildiği görülemktedir. Bu çekincelerden ilki sözleşmede md. 8/1-a uyarınca konulması mümkündür. Bu bağlamda devletin kendisi ya da devlet organlarınca ya da devlet organı adına hareket eden kimsenin taraf olduğu sulh anlaşması uyarınca Singapur Sözleşmesinin uygulanmayacağı açıklanabilir. Bunun yanı sıra sözleşmenin ne ölçüde uygulanmayacağına ilişkin yapılan çekinceye yönelik sözleşmede belirtilmesi gerekir. Bu bakımdan devletin ya da devlet organlarının taraf olduğu sulh anlaşmasının tamamının çekince kapsamında olması mümkün olabileceği gibi aynı şekilde belirli kategorilerde ya da sadece belirli kimselerce imzalanan ya da belirli kurumların taraf olduğu anlaşmalarda sözleşmenin uygulanmaması şeklinde açıklanması mümkündür[29].

Söz konusu düzenlemeden sözleşmenin çekince konulmadığı süre boyunca devletin taraf olduğu sulh anlaşması açısından uygulanacağı ve konulması ile birlitke yalnızca yapılan düzenleme kapsamındaki koşullar uyarınca uygulanacağı anlaşılır. Sözleşmede yer verilen ikinci çekince ise sözleşmenin md. 8/1-b hükmünde yer verilen düzenlemeye ilişkindir. Anılan hüküm uyarınca taraf devletin sözleşmenin yalnızca arabuluculuk sonucunda meydana gelen sulh anlaşmasının tarafların sözleşmenin uygulanması kararlaştırmaları halinde uygulanabileceğini açıklaması mümkündür. Taraf devlet ile konulan çekince uyarınca sulh anlaşmasının tarafların Singapur Sözleşmesinin kendileri açısından uygulanmayacağının kararlaştırılmasından farklı şekilde durumu ifade etmektedir[30].

Sulh anlaşması ile birlikte tarafları kendi iradeleriyle Singapur Sözleşmesinde kendi anlaşmaları açısından uygulanmayacağının kararlaştırılması mümkündür. Burada ifade edilen çekince de taraf devletin koymuş olduğu ve bununla birlikte Singapur Sözleşmesinin yalnızca sulh anlaşmasının taraflarının sözleşmenin uygulanmasında kararlaştırılması halinde uygulnacağıan ilişkin açıklamasına ilişkindir. Ayrıca, sözleşmeye taraf olan devletlere ifade edildiği üzere çekincelerin konulma zamanı açısından esneklik tanınmaktadır. Bu bakımdan taraf devletlerin söz konusu çekinceleri her zaman koyma imkanları bulunmaktadır. İlgili devletin çekinceyi sözleşmenin imzalaması ya da onaylama aşamasında koyması durumunda çekincenin sözleşmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte hüküm ifade ederken sonradan konulan çekinceler ise çekincenin konulmasından sorna geçerlilik kazanır[31].

SONUÇ

Singapur Sözleşmesinin yürürlüğe girmesiyle birlikte arabuluculuk yolua ile uluslararası ticari uyuşmazlıklrın çözülmesini sağlayan sulh anlaşmalarında taraflar arasında yapılan sözleşmelerden farklı olarak sözleşmelerin tarafı olan ülkelerde dava ya da tahkim gibi başka bir sürece konu edilmeden tanınma ve icra edilme imkanı bulunmaktadır. Bu bağlamda Singapur Sözleşmesi kapsamında yer alan sulh anlaşmalarının önemli şekilde uluslararası hukuki vasıf kazanırlar. Singapur Sözleşmesinde sulh anlaşmalarının tanınması ve icrasına ilişkin New York Sözleşmesinin sistematiğini takip ettiği söylenebilir. İki sözleşmesinin arasında büyük benzerlikler bulunmasına karşın sözleşmelerdeki terimler, terimlere yüklenmiş olan anlamlar arasında farklılıkların olduğu söylenebilir. Çünkü hakem kararlarına kıyas ile sulh anlaşmalarının tanınması ve icrasının tabi olmuş olduğu şartlarla icra edilebilirlik talebinin reddi nedenlerinin değerlendirilmesi arasında farklılıklar bulunur.

Sözleşmenin arabuluculuk süreci ve bu sürecin sonunda meydana gelen sulh anlaşmalarının içeriğinden kaynaklı olarak başarılı biçimde ele alınmış ve sulh anlaşmalarının basit şekilde düzenlenen usule göre uygulanabilir ve bağlayıcı olması amaçlanmıştır. Sözleşmeye imzacı olan ülke sayısının fazla olması ve müzakerelerin kısa sürede tamamlanması sözleşmenin başarılı olduğunu da gösterir. Bu bağlamda Singapur Sözleşmesi, sulh anlaşmalarının tanınması ve icrası bakımından önemli uluslararası aşamayı teşkil eder. Sözleşmenin küreselleşmeyle birlikte farklı boyutlara ulaşan uluslararası ticari sistemin ihtiyaç duyulan beklentileri karşılayan arabuluculuk yolunun ticari uyuşmazlıkların çözülmesi açısından daha sık başvurulan bir yöntem olmasını sağlar ve ayrıca uluslararası ticari ilişkilerin gelişimine katkıda buluncaktır.

KAYNAKÇA

Akıncı Z.: Milletlerarası Tahkim, Vedat Yayıncılık, 2016.

Arat T.: Yabancı İlamların Tanınması ve Tenfizi, AÜHFD, C. 21, S. 1-4, 1964.

Aygün M.: Yabancılık Unsurunun Mahiyeti ve Yargılamadaki Rolü, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2014, s. 1025-1066.

Çalışkan Y.: Uluslararası Satım Hukukunda Kanunlar İhtilafı Meseleleri, Beta Yayınları, 2014.

Çelikel A./Erdem B. B.: Milletlerarası Özel Hukuk, 15. Baskı, Beta Yayınları 2017.

Doğan V.: Milletlerarası Özel Hukuk, 5. Baskı, Savaş Yayınevi, 2019.

Erdoğan E.: Milletlerarası Arabuluculuk Anlaşma Belgelerinin İcrasına İlişkin BM Sözleşmesinin (Singapur Sözleşmesi) Değerlendirilmesi, Arabuluculuğun Geliştirilmesi Uluslararası Sempozyumu, 6-7 Aralık 2018, s. 189-202.

Güllüoğlu Altun Y.: Aile Arabuluculuğu (Sisteme Genel Bakış), Prof Dr. Hüseyin Hatemi’ye 80. Yıl Armağanı, Ed. Güllüoğlu Altun Y, On İki Levha Yayınları, 2018, s. 477-514.

Nomer E.: Devletler Hususi Hukuku, 22. Bası, Beta Yayınları, 2017.

Özdemir Kocasakal H.: Elektronik Sözleşmeden Doğan Uyuşmazlıkların Çözümünde Uygulanacak Hukukun ve Yetkili Mahkemenin Tespiti, İstanbul, 2003.

Özekes M.: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, 15. Bası, İstanbul, 2017.

Özbek M. S.: Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolu, 2. Baskı, Yetkin Yayınları, 2016.

Özkan I./Tütüncübaşı U.: Uluslararası Usul Hukuku, Adalet Yayınevi, 2017.

ÖZTÜRK, N.: Arabuluculuğun Milletlerarası Özel Hukuk Boyutu: Genel Bakış, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C. 31, S. 2, 2015, s. 203-254.

Sargın, F./Erten, R., MÖHUK Hükümleri Dairesinde Tanımanın Hukuki Niteliği, Usûlü ve Karşılaşılan Bazı Sorunlar: Yeni Bir Düzenleme Yapma Gereği, Uluslararası Ticaret ve Tahkim Hukuku Dergisi, İstanbul 2014, C. 3, S. 2, s. 37-136.

Şanlı C./Esen E./Ataman-Figanmeşe İ.: Milletlerarası Özel Hukuk, 7. Bası, Beta Yayınları, 2019.

Tanrıver S.: Hukuk Uyuşmazlıkları Bağlamında Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları ve Özellikle Arabuluculuk, TBB Dergisi, 2006, S. 64, s. 151-177.

Topaloğlu M.: Tahkimde Kamu Düzenin Etkisi, International Conference on Eurasian Economies, 2013, s. 890-893.

Yarar G.: Milletlerarası Özel Hukukta Arabuluculuk, On İki Levha Yayıncılık, 2019.

----------------

[1] Erdoğan E.: Milletlerarası Arabuluculuk Anlaşma Belgelerinin İcrasına İlişkin BM Sözleşmesinin (Singapur Sözleşmesi) Değerlendirilmesi, Arabuluculuğun Geliştirilmesi Uluslararası Sempozyumu, 6-7 Aralık 2018, s. 189-202.

[2] Özbek, 2016.

[3] Sargın, F./Erten, R., MÖHUK Hükümleri Dairesinde Tanımanın Hukuki Niteliği, Usûlü ve Karşılaşılan Bazı Sorunlar: Yeni Bir Düzenleme Yapma Gereği, Uluslararası Ticaret ve Tahkim Hukuku Dergisi, İstanbul 2014, C. 3, S. 2, s. 37-136.

[4] Sargın, Erten, 2014.

[5] Güllüoğlu Altun Y.: Aile Arabuluculuğu (Sisteme Genel Bakış), Prof Dr. Hüseyin Hatemi’ye 80. Yıl Armağanı, Ed. Güllüoğlu Altun Y, On İki Levha Yayınları, 2018, s. 477-514.

[6] Güllüoğlu Altun, 2018.

[7] Çalışkan Y.: Uluslararası Satım Hukukunda Kanunlar İhtilafı Meseleleri, Beta Yayınları, 2014.

[8] Topaloğlu M.: Tahkimde Kamu Düzenin Etkisi, International Conference on Eurasian Economies, 2013, s. 890-893.

[9] Topaloğlu, 2013.

[10] Çelikel A./Erdem B. B.: Milletlerarası Özel Hukuk, 15. Baskı, Beta Yayınları 2017.

[11] Çelikel, Erdem 2017.

[12] Aygün M.: Yabancılık Unsurunun Mahiyeti ve Yargılamadaki Rolü, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2014, s. 1025-1066.

[13] Aygün, 2014.

[14] Özdemir Kocasakal H.: Elektronik Sözleşmeden Doğan Uyuşmazlıkların Çözümünde Uygulanacak Hukukun ve Yetkili Mahkemenin Tespiti, İstanbul, 2003.

[15] Özdemir Kocasakal, 2003.

[16] Nomer E.: Devletler Hususi Hukuku, 22. Bası, Beta Yayınları, 2017.

[17] Nomer, 2017.

[18] Özekes M.: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, 15. Bası, İstanbul, 2017.

[19] Tanrıver S.: Hukuk Uyuşmazlıkları Bağlamında Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları ve Özellikle Arabuluculuk, TBB Dergisi, 2006, S. 64, s. 151-177.

[20] Tanrıver, 2006.

[21] ÖZTÜRK, N.: Arabuluculuğun Milletlerarası Özel Hukuk Boyutu: Genel Bakış, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C. 31, S. 2, 2015, s. 203-254.

[22] ÖZTÜRK, 2015.

[23] Arat T.: Yabancı İlamların Tanınması ve Tenfizi, AÜHFD, C. 21, S. 1-4, 1964.

[24] Doğan V.: Milletlerarası Özel Hukuk, 5. Baskı, Savaş Yayınevi, 2019.

[25] Şanlı C./Esen E./Ataman-Figanmeşe İ.: Milletlerarası Özel Hukuk, 7. Bası, Beta Yayınları, 2019.

[26] Yarar G.: Milletlerarası Özel Hukukta Arabuluculuk, On İki Levha Yayıncılık, 2019.

[27] Çelikel, Erdem 2017.

[28] Özdemir Kocasakal, 2003.

[29] Aygün, 2014.

[30] Özekes, 2017.

[31] Doğan, 2019.

Anahtar Kelimeler: Arabuluculuk, Tanıma ve Tenfiz, Singapur Sözleşmesi, New York Sözleşmesi.