TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

GENEL KURUL

KARAR

M. Ş. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/5933)

Karar Tarihi: 27/1/2026

R.G. Tarih ve Sayı: 6/7/2026- 33302

GENEL KURUL

KARAR

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Başkanvekili

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

İrfan FİDAN

Kenan YAŞAR

Yılmaz AKÇİL

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Aydın DEMİREL

Başvurucu

:

Vekili

:

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mahkûmiyete ilişkin infaz oranının hatalı olarak belirlenmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/1/2023 tarihinde yapılmıştır. Komisyon; başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

4. İkinci Bölüm, başvurunun Genel Kurul tarafından incelenmesine karar vermiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Ceza Davasına İlişkin Süreç

6. Başvurucu 13/3/2019 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma isnadıyla gözaltına alınmış, aynı suçtan 21/3/2019 tarihinde tutuklanmıştır.

7. Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi 29/9/2021 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 8 yıl 9 ay, rüşvete aracılık etme suçundan 12 yıl 6 ay, gizliliğin ihlali suçundan 2 yıl 6 ay, suçluyu kayırma suçundan 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Başvurucu hakkında gizliliğin ihlali ve suçluyu kayırma suçlarından kurulan mahkûmiyet gerekçesinde; başvurucunun Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçundan şüpheli olanlar hakkında yakalama kararı olup olmadığını sorgulaması ve yürütülen işlemleri bildirmesi karşılığında maddi menfaat elde ettiği, ilgililer hakkında soruşturma yapılmasını ya da haklarındaki kararların infazlarını engellediği ifade edilmiştir. Şikâyet konusu gizliliğin ihlali ve suçluyu kayırma suçlarından kurulan mahkûmiyetin ilgili kısmı şöyledir:

"C-1)Sanık M.Ş.'in üzerine atılı gizliliğin ihlali suçunu işlediği sabit görüldüğünden eylemine uyan suçtan 5237 sayılı TCK'nın 285/2 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kastının ağırlığı nazara alınarak takdiren ve teşdiden 2 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

2) Sanığın eylemini zincirleme şekilde gerçekleştirdiği anlaşılmakla 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesi uyarınca cezası takdiren 1/2 oranında artırılarak sanığın 3 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

3) Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınmakla, sanığa verilen cezanın 5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilerek 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

5) Sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin hak yoksunluğuna ilişkin 08/10/2015 gün ve 2014/140-2015/85 sayılı iptal kararı gözetilerek sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/1-2-3 maddesinin UYGULANMASINA,

6) Sanığa verilen sonuç hapis cezasının miktarı nazara alınarak yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK'nın 231., 5237 sayılı TCK'nın 50. ve 51. Maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına,

7) Sanığın atılı suçu örgüt faaliyetleri kapsamında işlediği anlaşılmakla, hakkında hükmolunan cezanın 5237 sayılı TCK.’nun 58/9.maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre ÇEKTİRİLMESİNE ve sanık hakkındaki cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri UYGULANMASINA,

...

E-1) Sanık M.Ş.'ın üzerine atılı suçluyu kayırma suçunu işlediği sabit görüldüğünden eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 283/1 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kastının ağırlığı nazara alınarak takdiren ve teşdiden 4 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

2) Sanığın eylemini zincirleme şekilde gerçekleştirdiği anlaşılmakla 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesi uyarınca cezası takdiren 1/2 oranında artırılarak 6 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

3) Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınmakla, sanığa verilen cezanın 5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilerek 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

5) Sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin hak yoksunluğuna ilişkin 08/10/2015 gün ve 2014/140-2015/85 sayılı iptal kararı gözetilerek sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/1-2-3 maddesinin UYGULANMASINA,

6) Sanığa verilen sonuç hapis cezasının miktarı nazara alınarak yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK'nın 231., 5237 sayılı TCK'nın 50. ve 51. Maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına,

7) Sanığın atılı suçu örgüt faaliyetleri kapsamında işlediği anlaşılmakla, hakkında hükmolunan cezanın 5237 sayılı TCK.’nun 58/9.maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre ÇEKTİRİLMESİNE ve sanık hakkındaki cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri UYGULANMASINA... [karar verildi.]"

8. Mahkûmiyet hükmünde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

9. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 1/2/2022 tarihinde başvurucunun suçluyu kayırma ile gizliliğin ihlali suçlarına ilişkin mahkûmiyetleri yönünden istinaf talebinin kesin olarak reddine karar vermiştir. Silahlı terör örgütüne üye olma ve rüşvete aracılık etme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf talebi ise temyiz kanun yolu açık olmak üzere reddedilmiş, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

B. İnfaza İlişkin Süreç

10. Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kesinleşen suçluyu kayırma ve gizliliğin ihlali suçları yönünden başvurucuya verilen hapis cezaları Ankara 1. İnfaz Hâkimliği tarafından 7/4/2022 tarihinde 7 yıl 6 ay hapis cezası olarak içtima edilmiştir.

11. 12/4/2022 tarihinde Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen müddetnameye göre başvurucunun suçluyu kayırma ve gizliliğin ihlali suçları yönünden infazının 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 17. maddesine göre dörtte üç oranında çektirilmesine karar verilmiştir. Söz konusu müddetnameye göre başvurucunun koşullu salıverilme tarihi 22/10/2024, hak ederek tahliye tarihi ise 7/9/2026 olarak belirlenmiştir.

12. Başvurucunun infazına başlanan mahkûmiyetler yönünden infaz oranının üçte iki yerine hatalı olarak dörtte üç olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin itirazı 3/10/2022 tarihinde Kırıkkale İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) tarafından reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"... Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan M.Ş.talep dilekçesinde; Hakkında düzenlenen müddetnamenin 3/4 infaz oranı olarak sehven hesaplandığını işlediği suçların adli suç kapsamında olduğundan 2/3 infaz oranı üzerinden hesaplanması gerektiğinden yeniden müddetname düzenlenmesini talep etmiştir.

Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının hükümlü hakkındaki 12/04/2022 tarih ve 2022/7-2104 nolu müddetnamenin incelenmesinde; hükümlü M.Ş.'in Ankara 1. İnfaz Hakimliğinin 2022/5894 sayılı içtima kararı ile verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasını infaz etmekte, cezaevine giriş tarihinin 05/04/2022, hakederek tahliye tarihinin 07/09/2026 ve koşullu salıverme tarihinin 22/10/2024 olduğu anlaşılmış olup,

Cumhuriyet Savcısı müddetnameye itiraz talebine ilişkin; itirazın reddine karar verilmesi yönünde mütalada bulunmuş olup,

Tüm dosya evrakı üzerinde yapılan incelemede, hükümlü M. Ş.in Ankara 1. İnfaz Hakimliğinin 2022/5894 sayılı içtima kararı ile verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasını infaz etmekte, cezaevine giriş tarihinin 05/04/2022, hakederek tahliye tarihinin 07/09/2026 ve koşullu salıverme tarihinin 22/10/2024 olduğu, hükümlü hakkında düzenlenen müddetnamede usul ve yasaya aykırı bir durum olmadığı anlaşıldığından, talebin reddine karar vermek gerekmiştir..."

13. Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) İnfaz Hâkimliği kararına yapılan itirazı 24/11/2022 tarihinde kesin olarak reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Hükümlü M.Ş.17/10/2022 tarihli itiraz dilekçesinde; Kırıkkale İnfaz Hâkimliği'nin 03/10/2022 Tarih 2022/4403 esas 2022/4585 karar sayılı kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kırıkkale infaz hakimliğinin vermiş olduğu talebin reddine karar verilerek talebi doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.

Kırıkkale İnfaz Hâkimliği'nin 03/10/2022 Tarih 2022/4403 esas 2022/4585 karar sayılı ilamı ile; hükümlü M. Ş.'in Ankara 1. İnfaz Hakimliğinin 2022/5894 sayılı içtima kararı ile verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasını infaz etmekte, cezaevine giriş tarihinin 05/04/2022, hakederek tahliye tarihinin 07/09/2026 ve koşullu salıverme tarihinin 22/10/2024 olduğu, hükümlü hakkında düzenlenen müddetnamede usul ve yasaya aykırı bir durum olmadığı anlaşıldığından, talebin reddine karar verildiği görülmüştür.

Mahkememizce yapılan değerlendirmede;

Kırıkkale İnfaz Hâkimliği'nin 03/10/2022 Tarih 2022/4403 esas 2022/4585 sayılı kararına itiraz edilmiş ise de, hükümlünün belirtilen suçları örgüt kapsamında işlediği anlaşıldığından bu haliyle müddetnamede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından itirazın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."

14. Başvurucu, müddetnameye itirazının kesin olarak reddine ilişkin nihai kararı 2/1/2023 tarihinde öğrenmiştir.

C. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç

15. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 25/11/2024 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma ve rüşvete aracılık etme suçları yönünden kurulan mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına ve başvurucunun bozma gerekçesi gözetilerek tahliyesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"C-Sanıklar [N.G.Ş.] hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, rüşvet alma, suçluyu kayırma suçlarından, [H.K.], [A.Ş.], [Y.Ş.], M. Ş. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve rüşvet verme-rüşvete aracılık etme suçundan verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelenmesinde;

...

1-M.Ş.hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve rüşvete aracılık etme suçları bakımından;

a)Tüm dosya kapsamında suçun işlenmesine müşterek fail yahut yardım eden sıfatı ile katılmayan ve suçun işlenmesinde katkısı bulunmayan, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına da dahil olduğuna dair yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayan, örgütsel nitelikte eylem ve faaliyeti tespit edilemeyen sanığın atılı suçlardan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

b)Kabul ve uygulamaya göre;

aa)Her iki suç bakımından; Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerde 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saikin yanında, TCK'nın 61/3 maddesi gereğince suçun unsuru olan hususların temel cezanın belirlenmesinde esas alınamayacağına ilişkin düzenleme de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun şekilde alt sınırdan makul düzeyde uzaklaşılarak bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,

bb) Rüşvet suçu bakımından iddianamede talep edilmemesi karşısında, sanığa 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesi gereğince ek savunma hakkı tanınmadan TCK'nın 58/9. maddesinin uygulanması,

cc)Rüşvet suçu bakımından; Bölge Adliye Mahkemesince doğrudan doğruya zarar görmediği gerekçesi ile kamu davasına katılmasına ve hükmü istinaf etmesine yasal olanak bulunmadığına karar verilen Adalet Bakanlığı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,

...

Bozmayı gerektirmiştir.

...

C. Sanıklar [N.G.Ş.] hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, rüşvet alma, suçluyu kayırma suçlarından, [H.K.], [A.Ş.], M.Ş., [Y.Ş.] hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve rüşvet verme -aracılık etme suçlarından kurulan hükümler yönünden;

...

Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle, sanık [H.K.], [Y.Ş.], [A.Ş.] ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 01.02.2022 tarih ve 2021/1330 Esas, 2022/131 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

...

Tutuklu sanık M. Ş.'in bozma nedenine göre TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde DERHAL SALIVERİLMESİNİN sağlanması için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına... [karar verildi.]"

16. Başvurucu 25/11/2024 tarihinde ceza infaz kurumundan tahliye olmuştur.

17. Yeniden başlayan yargılamada Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi 23/5/2025 tarihli duruşmada başvurucunun beraatine karar vermiştir. Duruşma zaptının ilgili kısmı şöyledir:

"...I)1-Sanık M. Ş. hakkında her ne kadar silahlı terör örgütüne üye olma ve rüşvete aracılık suçlarından TCK'nın 314/2, 252/5 maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de, yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın atılı suçlardan AYRI AYRI BERAATİNE... [karar verildi.]"

18. Gerekçeli kararda başvurucuya yönelik değerlendirmelerin ilgili kısmı şöyledir:

"... Mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu sanık M. Ş. açısından Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu ve Rüşvete Aracılık Etme Suçu Yönünden sanığın savunmalarının aksini gösteren delil bulunmadığı, suçun işlenmesine müşterek fail yahut yardım eden sıfatı ile katılmayan ve suçun işlenmesinde katkısı bulunmayan, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına da dahil olduğuna dair yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayan, örgütsel nitelikte eylem ve faaliyeti tespit edilemeyen sanığın Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu ve Rüşvete Aracılık Etme suçlarını işlediğine dair dosya kapsamında her türlü şüpheden uzak, kesin, mahkumiyete yeterli delil mevcut olmadığından 'şüpheden sanık yararlanır ilkesi' gereği sanık hakkında söz konusu suçlardan ayrı ayrı beraat kararı vermek gerekmiştir..."

19. Yargılama, Yargıtay nezdinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Mevzuat

20. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular" başlıklı 58. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.

...

(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.

...

(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir."

21. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "İnfazın koşulu" başlıklı 4. maddesi şöyledir:

"(1) Mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz."

22. 5275 sayılı Kanun'un "Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılacak işlemler" başlıklı 20. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Hapis cezasını içeren kesinleşmiş mahkûmiyet kararları, mahkemece, hangi hükümlü ve hangi cezanın infazına ilişkin olduğu açıkça belirtilmek suretiyle Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.

...

(4) Hükümlüye, Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ceza infaz kurumuna alındığı ve salıverileceği tarih ile ceza süresini ve cezanın hangi hükme ilişkin bulunduğunu belirten bir belge verilir."

23. 5275 sayılı Kanun'un "Koşullu salıverilme" başlıklı 107. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. (Ek cümleler:14/4/2020-7242/48 md.)

...

... cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ayrıca, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olan çocuklar ile 1/1/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır.

...

(4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. (Ek cümle:14/4/2020-7242/48 md.) Koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından ise tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır..."

24. 5275 sayılı Kanun'un "Mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri" başlıklı 108. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan;

a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının,

b) Müebbet hapis cezasının otuzüç yılının,

c) (Ek:14/4/2020-7242/49 md.) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet

hâlinde en fazla otuziki yılının,

d) Süreli hapis cezasının üçte ikisinin,

İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır.

...

(3) İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır. (Ek cümle:4/6/2025-7550/14 md.) Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanır. (Ek cümle:14/4/2020-7242/49 md.) Hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağı hükümde belirtilir.

...

(9) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Birinci fıkradaki koşullu salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da uygulanır. (Ek cümle:14/4/2020-7242/49 md.) Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır."

25. 3713 sayılı Kanun'un "Terör tanımı" başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir."

26. 3713 sayılı Kanun'un "Terör suçlusu" başlıklı 2. maddesi şöyledir:

"Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.

Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır."

27. 3713 sayılı Kanun'un "Terör suçları" başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır."

28. 3713 sayılı Kanun'un "Terör amacı ile işlenen suçlar" başlıklı 4. maddesi şöyledir:

Aşağıdaki suçlar 1 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu sayılır:

a) Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319 uncu maddeleri ile 310 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.

b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan suçlar.

c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.

ç) 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.

d) Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde, olağanüstü halin ilanına neden olan olaylara ilişkin suçlar.

e) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 inci maddesinde tanımlanan suç."

29. 3713 sayılı Kanun'un "Koşullu salıverilme" başlıklı 17. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108 inci maddesi hükümleri uygulanır. Ancak, süreli hapis cezaları bakımından düzenlenen koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır."

2. Yargıtay Kararı

30. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 5/4/2024 tarihli ve E.2022/8148, K.2024/2430 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"11. 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, örgüt mensubu suçlu hakkında uygulanmasına karar verilmesi ve örgüt mensubu suçlu kabul edilen kişi hakkında verilen ve kesinleşen cezanın infazının 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre yapılması gerekmektedir.

12. Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçun cezasının infazının 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca yapılması gerekmektedir.

13. Hükümlü hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan ilk derece mahkemesi tarafından 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 nci maddesi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi gereğince 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında hükmolunan cezanın aynı kanunun 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ayrıca zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 62 nci maddesi gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ancak mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanıp uygulanmaması yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi karar da verilmediği görülmektedir.

14. İlk Derece Mahkemesi tarafından her iki suçtan dolayı verilen karara karşı lehe ve aleyhe davanın tarafları ve Cumhuriyet Savcısı tarafından İstinaf kanun yoluna müracaat edildiği ve yapılan inceleme sonunda 24.12.2020 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesince ayrı ayrı istinaf başvurularının esastan reddine, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden kesin, silahlı terör örgütü üyesi olmak suçu yönünden ise temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği anlaşılmaktadır.

15. Hükümlü hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan verilen karara karşı temyiz yoluna gidilmesi nedeniyle kesinleşmediği görülmektedir.

16. Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kesinleşen 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasının infazı amacıyla mahkemesince kararın infaz savcılığına gönderilmesi üzerine düzenlenen 30.06.2021 tarihli ve 2021/7-1719 sayılı müddetnamede 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin 9 uncu fıkrası hükmü esas alınarak ¾ oranı üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle şartla tahliye ve bihakkın tahliye tarihinin belirlendiği, müddetnameye hükümlü vekilinin itiraz etmesi üzerine, İnfaz Hakimliğince “hükümlü hakkında kesinleşmiş örgüt üyeliği suçundan verilmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmaması ve nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden kesinleşen hükümde 5237 sayılı Kanun’un 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasına karar verilmemesi ve mahkemesince bu suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği yönünde de bir belirleme yapılmadığı, suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenip işlenmediği yönünde mahkemesine müzekkere yazılmasına rağmen henüz müzekkereye cevap verilmeden suçun örgüt kapsamında olduğundan bahisle müddetnamenin düzenlendiği ” gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmiştir.

17. Nitelikli dolandırıcılık suçunun 3713 sayılı Kanun’un 3 üncü ve 4 üncü maddelerinde tek tek sayılan suçlar arasında yer almaması nedeniyle terör suçu kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, hükümlü hakkında infaza konu bu suçu ile ilgili olarak şartla tahliyesine karar verilebilmesi için iyi halli olarak ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin belirlenmesinde 3713 sayılı Kanun’un 17 nci maddesinin ve 7242 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin dokuzuncu fıkra hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği kabul edildiği takdirde hükümlünün şartla tahliyesine karar verilebilmesi için iyi halli olarak ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin 7242 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 2/3 oranı esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir.

18.Somut olayda, Cumhuriyet savcılığınca hükümlünün nitelikli dolandırıcılık suçundan almış olduğu cezasının 7242 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmüne göre ¾ oranı üzerinden şartla tahliye süresinin belirlenmesi doğru olmadığından, yapılan şikayetin kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak şartla tahliye süresinin belirlenmesi için uygulanması gereken infaz rejimi konusunda herhangi bir değerlendirme ve açıklama yapılmaması nedeniyle bu karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi açıklanan bu sebeple yerinde görülmüştür..."

B. Uluslararası Hukuk

31. Suçta ve cezada kanunilik ilkesine ilişkin uluslararası hukuk ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları için bkz. Yunis Karataş [GK], B. No: 2021/34231, 26/1/2023, §§ 31-35; Burhan Yaz (3) [GK], B. No: 2021/7919, 29/5/2024, §§ 29-35.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Anayasa Mahkemesinin 27/1/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucu; kesinleşen mahkûmiyetlere ait koşullu salıverilme sürelerinin hatalı olarak 3713 sayılı Kanun kapsamı uyarınca dörtte üç oranında belirlenmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin, adil yargılanma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Bakanlık görüşünde, yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir.

35. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

B. Değerlendirme

36. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez."

37. Başvurucunun bireysel başvuru formunda ileri sürdüğü olgusal ve hukuki iddialar incelendiğinde şikâyetinin özü itibarıyla koşullu salıverilme için ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin tespitinde gözetilmesi gereken oranının hatalı olarak dörtte üç olarak belirlenmesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında koşullu salıverilme için ceza infaz kurumunda kalınması gereken sürenin hükümlü açısından cezanın kapsamına ilişkin olduğunu, dolayısıyla koşullu salıverilme için müddetnamede belirlenen oranların hatalı olduğu iddiasına dair şikâyetlerin suçta ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen Anayasa'nın 38. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yunis Karataş, §§ 42-60; Burhan Yaz (3), §§ 55-70; Umut Ruhki Toraman [2. B.], B. No: 2022/17772, 30/10/2024, §§ 30-36; Emre Kendir [1. B.], B. No: 2022/17941, 18/12/2024, §§ 11-19).

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerinin Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

40. Koşullu salıverme hükümlerinin hangi oranda uygulanacağı hususu, cezanın infaz kurumunda çektirileceği süreyi etkilediği için başvurucu hakkında verilen hapis cezasının kapsamını değiştiren bir niteliğe bürünmektedir. Dolayısıyla Anayasa’nın 38. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekmektedir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Efendi Yaldız [1. B.], B. No: 2013/1202, 25/3/2015, § 42; Metin Durmaz [1. B.], B. No: 2013/7764, 25/3/2015, § 60). Anayasa Mahkemesince bu konuda yapılacak inceleme ise yargı mercilerinin yorumlarının Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasıyla bağdaşıp bağdaşmadığını tespit etmekten ibaret olacaktır.

41. 5275 sayılı Kanun'un "Koşullu salıverilme" başlıklı 107. maddesinin (1) numaralı fıkrasında koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasında süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanların cezalarının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde koşullu salıverilmeden yararlanabilecekleri ifade edilmiştir. Bununla birlikte fıkrada sayılan bazı suçlardan hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında koşullu salıverilme oranının üçte iki olarak uygulanması öngörülmüştür. Öte yandan anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında da suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanların cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde koşullu salıverilmeden yararlanabilecekleri belirtilmiştir. Anılan fıkrada ayrıca koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından ise tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

42. 5275 sayılı Kanun'un 108. maddesinde ise mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimi düzenlenmiştir. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan süreli hapis cezasının üçte ikisinin infaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda koşullu salıverilmeden yararlanılabileceği belirtilmiştir. Bununla birlikte koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları özel oranın uygulanması öngörülmüştür. Aynı maddenin (9) numaralı fıkrasında ise bazı suç failleri bakımından koşullu salıverilme oranının dörtte üç olarak uygulanacağı belirtilmiştir. Ayrıca maddenin (3) numaralı fıkrasına -başvuru tarihinden sonra- 4/6/2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun'la eklenen cümleyle de ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranının dörtte üç olarak uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

43. 3713 sayılı Kanun'un kapsamına giren terör suçları aynı Kanun'un 3. maddesinde "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır." şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca anılan Kanun'un 4. maddesinde sayılan bazı suçların Kanun'un 1. maddesinde belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde terör suçu sayılacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda başvurucu hakkında düzenlenen müddetnameye konu süreli hapis cezalarının sebebi olan suçluyu kayırma ve gizliliğin ihlali suçları 3713 sayılı Kanun'un 3. ve 4. maddesi arasında sayılan suçlar arasında yer almamaktadır. Dolayısıyla anılan suçlar nedeniyle verilen süreli hapis cezaları yönünden 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinde öngörülen dörtte üç oranının uygulanma imkânı bulunmamakta, suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi ise anılan hükmün uygulanması için yeterli görülmemektedir.

44. Nitekim Yargıtay da 3713 sayılı Kanun'un 3. ve 4. maddelerinde tek tek sayılan suçlar arasında yer almayan suçların terör suçu kapsamında değerlendirilemeyeceğini, hükümlü hakkında infaza konu bu suçlarla ilgili olarak şartla tahliyesine karar verilebilmesi için hükümlünün iyi hâlli olarak ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin belirlenmesinde 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığını, suçu örgüt faaliyeti kapsamında işlediği kabul edildiği takdirde iyi hâlli olarak ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince üçte iki oranı esas alınarak belirlenmesi gerektiğini belirtmektedir. Yargıtay, 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin (9) numaralı fıkrasına göre mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin örgüt mensubu suçlu hakkında uygulanmasına karar verilmesi ve örgüt mensubu suçlu kabul edilen kişi hakkında verilen ve kesinleşen cezanın infazının ise 5275 sayılı Kanun'un 108. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendine göre örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçun cezasının infazının ise 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca yapılması gerektiğini belirtmiştir (bkz. § 30).

45. Başvuru konusu olayda ceza yargılamasına ilişkin süreçte Ağır Ceza Mahkemesince başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, rüşvete aracılık etme, gizliliğin ihlali ve suçluyu kayırma olmak üzere dört ayrı suçtan dolayı süreli hapis cezası kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince başvurucunun suçluyu kayırma ile gizliliğin ihlali suçlarına ilişkin mahkûmiyetleri yönünden istinaf talebinin reddine kesin olarak karar verilmiştir. Silahlı terör örgütüne üye olma ve rüşvete aracılık etme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf talebi ise temyiz kanun yolu açık olmak üzere reddedilmiştir (bkz. §§ 7, 9).

46. Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile suçluyu kayırma ve gizliliğin ihlali suçları yönünden başvurucuya verilen hapis cezalarının kesinleşmesi üzerine anılan cezalar İnfaz Hâkimliği tarafından içtima edilmiş ve başvurucu hakkında 12/4/2022 tarihli müddetname düzenlenmiştir. Anılan müddetnamede başvurucunun suçluyu kayırma ve gizliliğin ihlali suçlarından aldığı süreli hapis cezalarının 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında infaz edileceği, koşullu salıverilme oranının dörtte üç olarak uygulanacağı belirtilmiştir. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğine verdiği itiraz dilekçesinde anılan müddetnamede oranın üçte iki yerine hatalı şekilde dörtte üç olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir. İnfaz Hâkimliği tarafından somut bir gerekçeye yer verilmeksizin başvurucunun itirazının reddine karar verilmiştir (bkz. § 12).

47. Başvurucu; İnfaz Hâkimliğince verilen karara karşı Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu itiraz dilekçesinde anılan kararın müddetnamenin tekrarından ibaret olduğunu, kararda hükümlü bulunduğu suç türleri ve bunların cezalarının infazına ilişkin bir değerlendirme ve açıklamanın yer almadığını, müddetnameye itirazının İnfaz Hâkimliğince incelenmediğini ileri sürmüştür. Başvurucunun itirazı Ağır Ceza Mahkemesince kesin olarak reddedilmiştir (bkz. § 13).

48. Başvurucu, müddetnameye itiraz dilekçesinde açıkça hükümlü olduğu suçlar yönünden koşullu salıverilmeden yararlanabilmesi için infaz kurumunda geçirmesi gereken süreye ilişkin oranın hatalı olarak üçte iki yerine dörtte üç olarak belirlendiğini ileri sürmüştür. Söz konusu oranın dörtte üç şeklinde belirlenmesinin hukuki sebebi müddetnamede 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesi olarak gösterilmiştir. Buna rağmen gerek İnfaz Hâkimliğinin gerekse Ağır Ceza Mahkemesinin kararında başvurucunun itirazına ve müddetnamede gösterilen hukuki sebebe ilişkin yeterli bir açıklama ve gerekçeye yer verilmemiştir. Anılan kararlarda yer alan tek açıklama Ağır Ceza Mahkemesi kararında bulunan "hükümlünün belirtilen suçları örgüt kapsamında işlediği" değerlendirmesidir (bkz. § 13).

49. 5275 sayılı Kanun'un koşullu salıvermeye ilişkin hükümleri uyarınca suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi durumunda uygulanması gereken oranın üçte iki olduğu anlaşılmaktadır. Bunun istisnası özel hükümlerde cezanın nedeni olan suç için üçte ikiden fazla bir koşullu salıverilme oranı belirlenmesidir. Başvuruya konu olayda müddetnamede dörtte üçlük oranın hukuki sebebi olarak gösterilen 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinde bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında süreli hapis cezaları bakımından düzenlenen koşullu salıverilme oranının dörtte üç olarak uygulanacağı belirtilmiştir.

50. Başvurucunun 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinde bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında süreli hapis cezaları bakımından düzenlenen koşullu salıverilme oranının dörtte üç olarak uygulanacağına, kendi mahkûmiyetlerinin ise anılan Kanun kapsamına girmediğine ilişkin itirazlarıyla ilgili olarak İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesince hiçbir açıklama yapılmamıştır. Başvurucunun müddetnameye konu suçlarının 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan olup olmadığına yönelik belirsizlik ve tereddütler giderilememiştir. Bu durum, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlaline sebebiyet vermiştir.

51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

VI. GİDERİM

52. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

53. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

54. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine (E.2022/4403, K.2022/4585) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 27/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.