AZAMİ ADLİ KONTROL SÜRELERİ
(Soruşturma-Kovuşturma Aşamaları Dahil)

a-Ağır Ceza Mahkemesi görev alanına girmeyen işlerde,

2 yıl + 1 yıl (zorunlu hallerde)
= 3 yıl

b-Ağır Ceza Mahkemesi görev alanına giren işlerde,

3 yıl + 3 yıl (zorunlu hallerde)
= 6 yıl

c-Terör suçları ve Anayasal suçlarda,

3 yıl + 4 yıl (zorunlu hallerde)
= 7 yıl

NOT:

1-Bu süreler Adli Süreçteki Çocuklarda (ASÇ) 1/2 olarak olarak uygulanır.

2-Azami adli kontrol süreleri ile ilgili düzenleme 5271 sayılı CMK’nın 110/A maddesinde yer almaktadır.

3-Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.

4-Anayasa Mahkemesi, 16/12/2025 tarihli, 16/04/2026 tarih ve 33226 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2023/95649 Başvuru No’lu kararı ile,

hüküm verildikten sonra adli kontrol tedbirinde geçen sürenin de hesaba katılması gerektiğine, soruşturma, kovuşturma, istinaf ve temyiz aşamalarının tamamının süre hesabına dâhil olduğuna hükmetmiştir. Aynı kararda,5271 sayılı CMK’nın 112. maddesinin,kişiye adli kontrol tedbiri kapsamında yüklenen yükümlülüklere uyulmaması hâlinde ilk derece mahkemesine tutuklama yetkisi tanıdığına,buna karşın azami süresi dolmuş olan bir adli kontrol tedbirine uyulmaması nedeniyle tutuklama kararı verilmesinin kanuni bir temelinin bulunmadığına vurgu yapmış,bu konuda açık bir hüküm bulunmadığından ilk derece mahkemesince 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi kapsamında verilen bu haldeki tutuklama kararının da kanuni bir dayanağının bulunmadığına hükmetmiştir.

Ancak,uygulamada Yargıtay Ceza Genel Kurulunca benimsenmiş,

“hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmakla sanığın atılı suçu işlediği yerel mahkeme tarafından sabit görülmekte ve bu aşamadan sonra tutukluluğun dayanağı mahkûmiyet hükmü olmaktadır” gerekçesiyle, temyizde geçen sürenin tutukluluk süresine dâhil edilmeyeceğine, bu bakımdan istinaf ve temyiz aşamasında geçen sürelerin tutukluluk süresinin değerlendirmesinde göz önünde bulundurulamayacağına dair karar, kıyasen adli kontrol kararları açısından da uygulanmakta, istinaf ve temyiz aşamasında geçen sürelerin adli kontrol süresinin hesaplanmasında göz önünde bulundurulamayacağına dair kararlar verilebilmektedir.

5-Adli kontrol tedbiri bir yaptırım olmadığından, aynı dosya kapsamındaki her bir suç için azami adli kontrol süresinin ayrı ayrı hesaplanması mümkün değildir.Örneğin,kişi Ağır Ceza Mahkemesinde aynı dosyada birden fazla suç isnadı ile yargılansa bile azami adli kontrol süresi 6 yılı geçemez.

6-5271 sayılı CMK’nın 112. maddesine göre;

(1)Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.

(2) Birinci fıkra hükmü, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.

7-5271 sayılı CMK’nın 109/6 maddesine göre;

Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.

8-5271 sayılı CMK’nın 109/7 maddesine göre;

Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

Önder YAMAN
Bakırköy Cumhuriyet Savcısı

>> AZAMİ TUTUKLULUK SÜRELERİ