Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Tutuklular cezaevinde avukatla istediği zaman 24 saat görüşebilir. Yani gece 3'te de avukatı gitse tutukluyla görüşebilir. Ama hükümlülerde böyle bir şey yok. Yani özellikle tutuklularda böyle bir boşluk var. Avukatlar rahat bir şekilde görüşebiliyor, ona şahsi notlarını verebiliyor, mektubunu verebiliyor. Yani burada kanunda bu düzenlemenin yapılması gerekiyor." demişti.
Türkiye Barolar Birliği'nden yapılan açıklamada "Yargının Sorunları Savunma Hakkının Temsilcisi Avukatlar Hedef Alınarak Çözülemez" denildi.
İstanbul Barosu, Bakan Gürlek'in bu sözlerine "SAVUNMA PARYA OLAMAZ" açıklaması ile tepki göstermişti.
Ankara Barosu'ndan yapılan açıklamada "Avukat ile tutuklu müvekkili arasındaki yazılı ve sözlü iletişim hakkı kısıtlanamaz." denildi.
İzmir Barosu'ndan yapılan açıklamada ise "Müdafi ile serbest ve gizli görüşme güvencesini tartışmaya açmak, adil yargılanma hakkına ve hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır." ifadeleri kullanıldı.
Bursa Barosu'ndan yapılan açıklamada da "Avukatın sesi kesilirse vatandaşın nefesi kesilir" denildi.
80 BARODAN ORTAK AÇIKLAMA
SAVUNMA HAKKINA DOKUNULMAMALI
BASINA ve KAMUOYUNA
"Adalet Bakanı katılmış olduğu bir televizyon programında; "Tutuklu kişilerin Avukatları müvekkilleriyle sürekli görüşme sağlayabiliyorlar. Örneğin bir Avukat sabah 8'de giriş yapıyor ve gece 24.00'da çıkış yapıyor. Tutuklu şahıs tüm notlarını tüm açıklamalarını tüm talimatlarını Avukatı aracılığıyla dışarı çıkarabiliyor. Mevzuat boşluğumuz var. Bu konuda Adalet Bakanı olur olmaz gerekli talimatları verdim. Meclisimizin gündemine getireceğiz. Mevzuat değişikliği yapılacak" şeklinde ifadelerde bulunmuştur.
İnsanlığın tarihsel gelişim süreciyle paralel olarak ilerleyen savunma hakkı, güçlü bir tarihsel arka plana sahip olduğu gibi daha da geliştirilmesi konusunda tartışmalar günümüzde de devam etmektedir.
Uluslararası sözleşmeler, uluslararası yargı kararları ve ulusal yüksek yargısal organlar her fırsatta savunma hakkının geliştirilmesi konusunda düzenleme yapmakta, içtihatlar oluşturmaktadır.
Soruşturmaya başlandığı andan kişilerin özgürlüğüne kavuştuğu ana kadar her türlü sınırlamaya karşı bireylerin yegane önemli temsilcisi ve yardım eden avukatlardır. Özgürlüğü sınırlanan bireylerin hem duydukları hukuki hizmet ihtiyacı hem de dışarıdaki hayat ile bağlantı noktasında avukatlık mesleği büyük bir yaşamsal önemi ifade etmektedir.
Unutmayalım özgürlüğü sınırlanan insanlar, köle değil bireydirler. İfade hürriyeti ve savunma gibi temel haklara sahiptirler. Bu haklara dokunmanın insanın maddi ve manevi bütünlüğüne zarar vermesi kaçınılmazdır.
Yine söz konusu açıklamada, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmanın temsilcisi avukatları yok sayan ve adeta hedef alan açıklamaları kabul etmediğimizi ifade etmek isteriz.
Aşağıda imzası olan Barolar olarak; insan haklarını koruma ve savunma yükümlülüğümüz çerçevesinde bu söylemlere katılmadığımızı, böylesi düzenlemelerin hukuk devletine ve bağımsız savunmaya zarar vereceğini kamuoyuna saygı ile duyururuz."
Türkiye Barolar Birliği'nden yapılan açıklama şöyle;
"Yargının Sorunları Savunma Hakkının Temsilcisi Avukatlar Hedef Alınarak Çözülemez"
"Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’in, katıldığı bir televizyon programında yaptığı ilk açıklamasında, Adalet Bakanlığı teamüllerine aykırı olacak şekilde, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmanın temsilcisi avukatları yok sayan, hatta âdeta hedef alan açıklamalarını kaygıyla takip ettik.
Adalet teşkilatında fedakârca görev alan çalışanlar; hâkim, savcı, kâtip şeklinde sayılıp kendilerine teşekkür edilirken ve “bütün adalet camiası” kavramı kullanılırken avukatlık mesleğine bir kez dahi atıf yapılmamış olması bir yana; henüz masumiyet karinesi kapsamında olan tutukluların, başta avukatlarıyla görüşme hakları olmak üzere, savunma hakkından etkin bir şekilde yararlanmalarına yönelik uygulamaların “düzenleme boşluğu” olarak nitelendirilmesi ve buna yönelik kısıtlayıcı düzenlemeler yapılacağının ifade edilmesi, yurttaşların adil yargılanma hakkına yönelik ciddi bir tehdittir.
Yurttaşların adil yargılanma hakkının bir parçası olan savunma hakkının temsilcisi avukatların doğrudan hedef alınarak, avukatların tutuklular ve başka kişiler arasındaki suç niteliği taşıyan mesajlaşmalara aracılık ettiğini ima edecek şekilde dile getirilen görüşler, avukatı müvekkiliyle özdeşleştiren ve kriminalize eden vahim bir yaklaşımın ifadesidir ve kabul edilmesi mümkün değildir.
Savunma hakkı ve savunmanın temsilcisi olan avukatlar yok sayılarak, hatta hedef alınarak ülkemizin adalet ve yargı sisteminin kronik sorunlarını çözme iradesinin sağlıklı bir şekilde ortaya konulamayacağını kamuoyunun dikkatine sunarız."
Ankara Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;
"AVUKAT İLE TUTUKLU MÜVEKKİLİ ARASINDAKİ YAZILI VE SÖZLÜ İLETİŞİM HAKKI KISITLANAMAZ"
"Adalet Bakanı, katıldığı bir televizyon programında tutuklular ile avukatların görüşme ve yazılı iletişim hakkının kısıtlanmasına yönelik yasal düzenleme yapılması gerektiğini belirtmiştir.
Henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmayan bir başka ifadeyle hukuken suçlu olmayan tutuklu ile avukatlar arasındaki görüşme hakkını sınırlandıracak her yaklaşım; masumiyet karinesinin, savunma hakkının ve hukuk devleti ilkesinin ihlali sonucunu doğuracaktır. Türkiye Cumhuriyeti, 1992 yılından bu yana, müdafi yardımından faydalanma hakkı bağlamında yaptığı reformlarla mevzuatını Avrupa standartlarının üzerine taşımıştır.
Ankara Barosu olarak; dün olduğu gibi bugün de savunma hakkını ve avukatın yetkilerini sınırlayan tüm müdahale girişimlerinin karşısında olduğumuzu, hukuk devletinin kazanımlarından vazgeçmeyeceğimizi ifade ederiz.
Meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygıyla duyurulur."
İzmir Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;
"AVUKATIN TUTUKLUYLA GÖRÜŞMESİ ENGELLENEMEZ"
"Adalet Bakanı katıldığı bir televizyon programında, tutukluların avukatlarıyla görüşmesine ilişkin olarak “hukuki boşluk” bulunduğu ve yasal düzenleme yapılacağı yönünde beyanlarda bulunmuştur.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 154. maddesi açık ve emredici biçimde “Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir; bu görüşmeler ve yazışmalar denetime tabi tutulamaz.” diye belirtmektedir.
Savunma hakkı, ceza muhakemesinin kurucu unsurudur. Müdafi ile serbest ve gizli görüşme güvencesini tartışmaya açmak, adil yargılanma hakkına ve hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır.
İzmir Barosu olarak, savunma hakkının tartışmasız ve eksiksiz biçimde uygulanmasının takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz."
Bursa Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;
BASIN AÇIKLAMASI
"Basına yapılan bir açıklama ile tutukluların avukatları ile görüşmelerine sınırlama ve denetleme getirilmesine ilişkin Adalet Bakanı tarafından yasal düzenlemeye yönelik bir çalışma yapılması talimatı verildiği bilgisi kamuoyuna yansımıştır.
Adil yargılanmanın en temel unsuru olan bağımsız savunmayı temsil eden avukatlarla ilgili AİHM içtihatları ile de tespit edilen ve 2025 yılında Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinde de yer alan ve devletin etkin şekilde temin etmesi ve gerçekleştirmesi gereken ilkelere göre, devlet avukatların;
*İnsan hakları ve temel özgürlüklerin savunulması amacı da dahil olmak üzere hukuki tavsiye, yardım ve temsil sunmak ve sağlamak;
*Özgürlüklerinden mahrum bırakılmış olsalar dahi, müvekkillerine ve müvekkil adaylarına hızlı ve etkili bir şekilde erişebilmek;
*Müvekkillerine vekalet ederken yetkili kamu makamlarının, mahkemelerin ve yargı mercilerinin elinde veya kontrolünde bulunan ilgili materyallere gereksiz gecikme ve kısıtlamalar olmaksızın etkili bir şekilde erişebilmek;
*Müvekkilleriyle veya müvekkil adaylarıyla yüz yüze görüşürken baş başa kalarak hukuki tavsiyelerde bulunabilmek,
*Müvekkilleri veya müvekkil adaylarıyla her ne şekilde ve her ne yolla olursa olsun mahremiyet içinde iletişim kurabilmek,
*Müvekkillerinden veya müvekkil adaylarından doğrudan veya dolaylı olarak aldıkları herhangi bir bilgi veya materyali, onlarla yaptıkları görüşmeleri ve bu görüşmelerle veya onlar adına hukuki işlemlerin yürütülmesiyle bağlantılı olarak hazırlanan herhangi bir materyali açıklamak, teslim etmek ya da bunlarla ilgili kanıt sunak zorunda kalmamak,
*Avukatların müvekkillerinin davalarıyla ilgili konularda kamuoyunu bilgilendirme hakkını da kullanabilmesini temin eder
Devlete yüklenen bu hakları engellemek veya kısmak değil bu hakların gerçekleşmesini sağlamaktır. Bununla beraber devlet; bu hakların kullanılmasına, kanunla öngörülen ve demokratik bir toplumda gerekli olanlar dışında hiçbir kısıtlama getirilmez.
Tüm bu hukuksal yaklaşım ve normlara rağmen, insanlığın gözyaşları ve çektiği ızdırapların sona ermesi için en çok avukatların mücadele ederek hukuk sistemine kazandırdıkları bu kuralların geriletilmesine ilişkin mevzuat çalışmalarını kabul etmediğimizi, hukukun üstünlüğü ve insanlık onuru mücadelesinde geri adım atmadan, hiç bir güce boyun eğmeden, avukatın sesi kesilirse vatandaşın nefesinin kesileceğinin bilinciyle hukukun üstünlüğü ve adalet mücadelesine "hak kuvvetten üstündür " diyerek devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız."
>> İstanbul Barosu: SAVUNMA PARYA OLMAZ!
İstanbul Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;
"SAVUNMA PARYA OLAMAZ"
"Dün akşam Adalet Bakanı tarafından savunma hakkını kısıtlamaya yönelik yetkiyi aşan bir açıklama yapılmıştır. Açıklamada tutukluların avukatlarıyla görüşmesinde ve not iletilmesinde bir “mevzuat boşluğu” bulunduğu ileri sürülerek; bu konuda yasal düzenleme yapılacağı belirtilmiştir.
Halbuki bu konuda herhangi bir yasal boşluk yoktur. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 154 hükmü uyarınca “Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz."
Anayasa m. 36’da güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve masumiyet karinesi, tutuklu ile müdafi arasındaki ilişkinin gizliliğini ve sürekliliğini zorunlu kılar. Avukatla görüşme hakkı, avukata tanınmış bir imtiyaz değil; yurttaşın savunma hakkının asli bir unsurudur. Savunma hakkı ise her zaman, her yerde ve herkes için geçerlidir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, Anayasa’nın 26. maddesi ile AİHS’in 10. maddesi uyarınca, herkes düşüncesini açıklama, haber alma ve haber verme hak ve özgürlüğüne sahiptir. Oy kullanma hakları dahi anayasal güvence altında olan tutukluların da ifade özgürlüğüne sahip olduğu tartışmasızdır. Tutukluluk ve hükümlülük hali, kişiyi yalnızca hürriyeti bakımından sınırlayan bir tedbirdir; ifade özgürlüğünü ortadan kaldıran bir “ceza” değildir.
Özetle sorun “boşluk” değil, kısıtlama pratiğidir. Sorun mevzuatta değil, uygulamadadır.
Özellikle Silivri başta olmak üzere birçok hapishanede, kapasitenin katbekat üzerinde mahpus barındırılması ve yeterli sayıda görüş kabini bulunmaması nedeniyle, halihazırda avukatların gün boyu süren bekleyişine yol açan fiili bir görüş sınırlaması uygulanmaktadır.
Aşırı doluluk koşulları altında savunma hakkının fiilen sınırlandırılması, mevzuat değişikliği ile değil tutuklamanın istisna olması gerektiği yönündeki anayasal ilkeyi üstün tutarak çözülmelidir.
BM Mandela Kuralları ve Havana Kuralları olarak bilinen BM Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler'e göre, devletler avukat - müvekkil iletişiminin gizliliğini ve etkinliğini güvence altına almak zorundadır.
AİHM, savunma hakkının etkin kullanımını engelleyen uygulamaları Sözleşmenin 6. maddesi kapsamında ihlal saymaktadır.
Ayrıca vurgulamak isteriz ki "Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz." Yasama yetkisinin sahibi olan TBMM ise, hak ve özgürlüklere ilişkin sınırlamaları, ancak Anayasada açıkça öngörülmüş ise, "Anayasanın sözüne ve özüne uygun" olarak yapabilir (md.13). Bu itibarla; TBMM dahi adil yargılanma hakkına içkin savunma hakkını kısıtlayamaz.
İstanbul Barosu olarak, savunma hakkını daraltmaya yönelik her türlü girişimin karşısında olacağımızı belirterek; tutukluların avukatlarına erişiminin hukuki ve demokratik bir zorunluluk olduğunu bir kez daha önemle vurgularız."
>> Adalet Bakanı Gürlek: "Avukat - tutuklu görüşmelerinde yasal düzenleme yapılması lazım"











