(Mevcut Düzenleme (İ.İ.K.) ve (CİKT) Taslak Arasında Karşılaştırmalı Bir İnceleme)

*"Kanunlar, zamanın ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verdiği ölçüde hayatiyetini korur. Doksan yılı devirmiş bir kanunun, günümüzün karmaşık ekonomik ve sosyal ilişkileri karşısında yenilenmesi ihtiyacı, kaçınılmaz bir gelişimdir."*

CEBRÎ İCRA REFORMU BAĞLAMINDA MÜKELLEFİYETLER LİSTESİ: MEVCUT DÜZENLEME VE TASLAK ARASINDA BİR KARŞILAŞTIRMALI HUKUK ANALİZİ

GİRİŞ: REFORM İHTİYACININ KAYNAKLARI

Türk icra ve iflas hukuku, 1932 yılından bu yana İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) çerçevesinde gelişim göstermektedir. Söz konusu kanun, doksan yılı aşkın bir süre içinde sayısız değişiklikle güncellenmişse de, bu müdahalelerin sistematik bir bütünlük içinde yapılamaması, uygulamada bazı tutarsızlıklar ve koordinasyon sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan Cebri İcra Kanunu Taslağı (CİKT), bu birikmiş sorunları çözmek ve icra sistemini modern hukuk devleti ilkeleriyle uyumlu hale getirmek amacıyla hazırlanmıştır.

Bu kapsamlı reform çerçevesinde, taşınmazların paraya çevrilmesi sürecinin temel unsurlarından biri olan **mükellefiyetler listesi** kurumu, önemli bir yeniden düzenlemeye tabi tutulmuştur. Mevcut İİK'nin 128. maddesiyle düzenlenen bu kurum, uygulamada belirli zorluklar yaşamakta ve bu zorlukların giderilmesi için çeşitli öneriler gündeme gelmektedir. Taslak, bu önerilerin birçoğunu kanun metnine yansıtmıştır. Bu çalışma, mevcut düzenleme ile taslak arasındaki farklılıkları, bunların hukuki anlamını ve uygulamadaki muhtemel etkilerini uygulamacı gözüyle geniş bir perspektiften incelemektedir.

MEVCUT DÜZENLEME: İİK M. 128 VE UYGULAMADA KARŞILAŞILAN NOKTALAR

Mükellefiyetler Listesinin Hukuki Niteliği ve Amacı

İcra ve İflas Kanunu'nun 128. maddesi, taşınmaz satışlarında şeffaflığı ve hukuki güvenliği sağlamayı amaçlamaktadır. Buna göre, icra memuru satışa başlamadan evvel taşınmaz üzerindeki tüm mükellefiyetlerin bir listesini hazırlamakla yükümlüdür. Bu liste, ihaleye katılacak potansiyel alıcıları, taşınmazın hukuki durumu hakkında bilgilendirerek, ihale bedelinin doğru bir şekilde teşekkülünü sağlamayı hedefler.

Listenin içeriği, tapu kütüğüne şerh edilmiş olan ipotek, intifa hakkı, sükna hakkı gibi ayni hakları, ayrıca kira sözleşmeleri ve satış vaadi sözleşmeleri gibi kuvvetlendirilmiş şahsi hakları kapsar. Bu düzenleme, alacaklıların tatmin edilmesi ile üçüncü kişilerin haklarının korunması arasında bir denge kurma amacını taşımaktadır.

Mevcut Sistemde Gözlemlenen Uygulamadaki Noktalar

Uygulamada, mükellefiyetler listesi kurumunun işleyişinde bazı noktalar dikkat çekmektedir. Bunlardan ilki, **itiraz süresinin kısalığıdır**. İİK m. 128, ilgililere itiraz için yalnızca **üç günlük** bir süre tanımıştır. Bu sürenin, hak sahiplerinin tapu kayıtlarını incelemesi, hukuki danışmanlık alması ve itirazlarını gerekçeleriyle birlikte sunması için sınırlı olduğu gözlemlenmektedir. Özellikle karmaşık hukuki durumların söz konusu olduğu taşınmazlarda, bu sürenin yetersiz kalabileceği, uygulamacılar tarafından sıklıkla dile getirilmektedir.

İkinci bir nokta, **kıymet takdiri ile mükellefiyetler listesi arasındaki koordinasyondur**. Mükellefiyetler listesi, genellikle kıymet takdirinden sonra hazırlandığında, bilirkişinin taşınmazın değerini üzerindeki hukuki yükleri tam olarak bilerek hesaplamayı zorlaştırabileceği yönünde görüşler bulunmaktadır. Bu durum, muhammen bedelin doğruluğu konusunda bazı endişeleri gündeme getirmektedir.

Üçüncü bir nokta, Yargıtay içtihatlarında **hacizlerin mükellefiyetler listesine dahil edilmemesi** konusudur. Yargıtay, haczin bir ayni hak niteliğinde olmadığı gerekçesiyle, hacizlerin bu listeye dahil edilmeyeceğini belirtmiştir. Ancak, hacizlerin taşınmaz üzerindeki önemli bir takyidat olduğu ve potansiyel alıcıların bu bilgiye ihtiyaç duyabileceği yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.

TASLAKTA SUNULAN DÜZENLEMELER: CİK M. 218 VE M. 219

Madde 218: Mükellefiyetler Listesinin Yeniden Yapılandırılması

Cebri İcra Kanunu Taslağı'nın 218. maddesi, mükellefiyetler listesi kurumunda önemli değişiklikler getirmektedir. Taslağa göre, icra ve iflas dairesi, **kıymet takdiri yapılmadan önce**, haczedilen malın resmi sicilinde kayıtlı veya resmi senede dayalı olan mükellefiyetlerin hepsinin bir listesini yapar. Bu değişiklik, kıymet takdiri yapacak olan bilirkişinin, taşınmazın hukuki yüklerini tam olarak bilerek değerleme yapmasını amaçlamaktadır.

Taslak, itiraz süresini de **bir haftaya** uzatmaktadır. Bu uzatma, hak sahiplerinin haklarını daha etkin bir şekilde savunabilmeleri için daha geniş bir zaman dilimi sağlamayı hedeflemektedir.

Taslak ayrıca, listenin **elektronik satış portalında ilan edilmesini** zorunlu kılmaktadır. Bu düzenleme, şeffaflığı artırarak, potansiyel alıcıların taşınmazın hukuki durumu hakkında daha kolay bilgi edinmesini sağlamayı amaçlamaktadır.

Madde 219: Mükellefiyetlerin Kıymet Takdirine Etkisi

Taslak'ın 219. maddesi, kıymet takdirinden sonra ortaya çıkan veya bildirilen mükellefiyetlerin, kıymete etki edecek nitelikteyse, kıymet takdirinin yenilenmesini öngörmektedir. Bu düzenleme, taşınmazın hukuki durumundaki değişikliklerin satış bedeline yansıtılmasını sağlamayı hedeflemektedir.

İtiraz Usulü Konusundaki Düzenleme

Taslak'ın 218/3. fıkrası, mükellefiyetler listesine yönelik itirazların **istihkak davası** usulüne göre çözüleceğini öngörmektedir. Bu düzenlemenin amacı, mesnetsiz itirazları engellemek ve süreci daha ciddi bir hukuki çerçeveye taşımaktır. Ancak, bu düzenlemenin uygulamada nasıl işleyeceği konusunda, bazı değerlendirmeler yapılabilir. İstihkak davası, doğası gereği daha detaylı bir yargılama sürecini gerektirmektedir. Bu bağlamda, söz konusu itirazların çözüm süresi konusunda, kanun koyucunun ek hükümler getirmesi veya yönetmelik düzeyinde hızlandırılmış bir prosedür öngörmesi, sistemin etkinliğini artırabilir.

MUKAYESELİ HUKUK PERSPEKTİFİ: İSVİÇRE VE ALMAN SİSTEMLERİ

İsviçre Hukuku: Lastenverzeichnis

İsviçre Borçlar Takibi ve İflas Kanunu (SchKG) Art. 140, mükellefiyetlerin bildirilmesi ve listelenmesi konusunda bir düzenleme getirmektedir. İsviçre sisteminde, "Lastenverzeichnis" (yükleme listesi) olarak adlandırılan bu kurum, paraya çevirme prosedürünün önemli bir parçasıdır. İsviçre hukuku, hakların tespiti konusunda esnek bir yaklaşım benimsemiş ve bu listeye ilişkin itirazların çözümü için hızlı bir prosedür öngörmüştür.

Alman Hukuku: Anmeldung von Rechten

Alman Gayrimenkul Satış Kanunu (ZVG) § 37, "Anmeldung von Rechten" (hak bildirimi) kurumunu düzenlemektedir. Alman sisteminde, hak bildirim süreci kıymet takdiri ile daha entegre bir şekilde işletilmektedir. Alman hukuku, dinamik kıymet takdiri prensibini daha açık bir şekilde benimsemiş ve bu bağlamda, kıymet takdirinden sonra ortaya çıkan hukuki yüklerin değere etkisini düzenleyen hükümler getirmiştir.

Her iki sistemin de ortak noktası, şeffaflığı ve hukuki güvenliği ön planda tutmalarıdır. Türk kanun koyucusu, bu sistemlerin tecrübelerinden, özellikle itirazların çözümü ve sürecin etkinliğinin sağlanması konularında istifade etmiş görünmektedir.

TASLAĞIN GETIRDIĞI YENİLİKLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Olumlu Yönler

Taslağın mükellefiyetler listesi ile ilgili düzenlemeleri, mevcut sistemin birçok noktasında iyileştirme potansiyeli taşımaktadır. Kıymet takdiri öncesi listenin hazırlanması, bilirkişilerin daha doğru ve gerçekçi değerlemeler yapmasını sağlayabilir. İtiraz süresinin uzatılması, hak sahiplerinin adil yargılanma hakkını daha etkin bir şekilde kullanmalarını mümkün kılabilir. Dinamik kıymet takdiri mekanizması, taşınmazın hukuki durumundaki değişikliklerin satış bedeline anında yansımasını sağlayabilir.

Geliştirilmeye Açık Noktalar

Taslağın bazı düzenlemeleri, uygulamada daha detaylı bir çerçevenin belirlenmesini gerektirebilir. Özellikle, itirazların istihkak davası usulüne göre çözüleceği hükmü, paraya çevirme sürecinin uzunluğu konusunda bazı endişeleri gündeme getirebilir. İstihkak davası, doğası gereği daha kapsamlı bir yargılama türüdür.

Bu bağlamda, söz konusu itirazların çözümü için hızlandırılmış bir prosedür veya belirli zaman sınırlamaları öngörülmesi, sistemin etkinliğini artırabilir.

Ayrıca, elektronik satış portalında listenin ilan edilmesi konusunda, teknik altyapının yeterli düzeyde kurulması ve güvenliğinin sağlanması, uygulamanın başarısı için önemlidir. Yönetmelik düzeyinde, bu konulara ilişkin detaylı hükümler getirmek faydalı olabilir.

UYGULAMAYA YÖNELİK HUSUSLAR

Taslağın başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için, birkaç hususun göz önünde bulundurulması önemlidir. İlk olarak, icra daireleri personelinin, yeni düzenlemelere uygun şekilde eğitilmesi gerekir. İkinci olarak, bilirkişilik kurumunun, taşınmaz değerlemesi konusunda yeterli niteliğe sahip olması sağlanmalıdır. Üçüncü olarak, elektronik satış portalının, teknik olarak güvenli ve kullanıcı dostu bir şekilde tasarlanması gerekir.

Bu unsurlar olmaksızın, mevzuat değişiklikleri, beklenen faydaları sağlamada sınırlı kalabilir. Bu nedenle, taslağın uygulanması sırasında, bu hususlara özel bir önem verilmesi gerektiği kanaatindeyim.

SONUÇ

Cebri İcra Kanunu Taslağı, mükellefiyetler listesi kurumuna ilişkin getirdiği düzenlemelerle, mevcut sistemin belirli noktalarında iyileştirmeler sağlama potansiyeline sahiptir. Kıymet takdiri ile listenin entegrasyonu, itiraz süresinin uzatılması ve dinamik kıymet takdiri gibi düzenlemeler, hukuki güvenliği ve sistemin etkinliğini artırma amacıyla yapılmış isabetli adımlardır.

Ancak, bir reformun başarısı, sadece kanun metninin kalitesine değil, aynı zamanda onun uygulanma biçimine de bağlıdır. İstihkak davası usulüne yapılan atfın, paraya çevirme sürecinin uzunluğu konusunda yaratacağı potansiyel etkiler, dikkatle gözlemlenmelidir. Bu konuda, yönetmelik düzeyinde hızlandırılmış prosedürler veya zaman sınırlamaları öngörülmesi, sistemin etkinliğini artırabilir.

Sonuç olarak, Cebri İcra Kanunu Taslağı, icra sistemini modernize etme ve hukuki güvenliği artırma amacıyla atılan önemli bir adımdır. Mükellefiyetler listesi ile ilgili düzenlemeler, bu amacın gerçekleştirilmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Taslağın, kanun haline gelmesi halinde, uygulamadaki titiz ve bilinçli bir çalışma ile, icra sistemimizde olumlu değişimler yaratması beklenmektedir.