T.C.

Yargıtay

Ceza Genel Kurulu

2024/151 E., 2026/83 K.


"İçtihat Metni"

KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza
SAYISI : 875-1077

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın kaçakçılık suçundan mülga 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/a-4. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 4/a-2, 4/4 ve 20. maddeleri uyarınca 4.368.00 TL tazmini nitelikte adli para cezasıyla cezalandırılmasına, dava konusu kaçak eşya ile suçta kullanılan nakil aracının müsaderesine ilişkin Şırnak Asliye Ceza Mahkemesince verilen 07.03.2007 tarihli ve 336-105 sayılı hükmün, katılan vekili ve sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 12.04.2011 tarih ve 5997-3901 sayı ile; "5271 sayılı CMK'nın 5560, 57 28... sayılı Yasalar ile değişik 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikler uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulaması olanaklı hâle geldiğinden, 5237 sayılı TCK'nın 7.maddesi gözetilerek, yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Dosyanın gönderildiği Şırnak Asliye Ceza Mahkemesince 15.03.2012 tarih ve 527-297 sayı ile; 4926 sayılı Kanun'un 3/a-4. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 4/a-2, 4/4 ve 20. maddeleri uyarınca 4.368.00 TL tazmini nitelikte adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine, suçta kullanılan nakil aracının iadesine dair verilen hükmün kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle dosyayı yeniden ele alan Şırnak Asliye Ceza Mahkemesince 11.10.2022 tarih ve 875-1077 sayı ile; 4926 sayılı Kanun'un 3/a-4. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 4/a-2, 4/4 ve 20. maddeleri uyarınca 4.368.00 TL tazmini nitelikte adli para cezasıyla cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine ve nakil aracının iadesine dair verilen kararın da katılan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 19.10.2023 tarih ve 6973-8747 sayı ile; "Katılan ... İdaresi vekilinin, suçta kullanılan nakil aracının iadesi hakkındaki kararla sınırlı temyizi üzerine yapılan incelemede; Suçta kullanılan nakil vasıtasında ele geçirilen eşyanın, nakil vasıtasının yüküne göre miktar ve hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı ve suça konu eşyanın gümrüklenmiş değeri ile nakil aracının bilinen maddi değeri gözetildiğinde müsadere edilmemesinin hakkaniyete uygun olacağı anlaşıldığından, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 13'üncü maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların gerçekleşmediği dikkate alınarak aracın iadesine ilişkin yerel mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Şırnak Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.10.2022 tarihli ve 2022/875 Esas, 2022/1077 Karar sayılı kararında katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle onanmasına." karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 16.11.2023 tarih ve 1057 sayı ile;
"...Katılan ... İdaresi vekilinin temyizinin sonuç ve talep kısmının 'Yukarıda açıklanan ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle; Şırnak Asliye Ceza Mahkemesi'nin 11/10/2022 tarihli, 2022/875 Esas ve 202/1077 K. Sayılı ilamının esas ve usul açısından kanuna aykırı olması sebebiyle ortadan kaldırılması' şeklinde olduğu,
Katılanın hükmün nakil aracı ile ilgili kısmının bozulup mahkûmiyetine kısmının onanmasını talep etmediği aksine temyiz dilekçesinde hükmü re'sen göz önüne alınacak nedenlerle temyiz ettiklerini, hükmün esas ve usul açısından kanuna aykırı olduğunu belirttiği, bu nedenlerle katılanın temyizinin hükmün tamamına yönelik olduğunun kabulünün gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 28.12.2023 tarih ve 19389-11802 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; katılan vekilinin temyiz talebinin sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünü de kapsayıp kapsamadığının belirlenmesine ilişkindir.

IV. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BİLGİLER
Katılan vekilinin 17.10.2022 tarihli temyiz dilekçesinin;
" 1-Araç müsaderesine ilişkin olarak;
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun müsadere başlıklı 13.maddesi ve devamında;
'Madde 13-(1) Bu Kanunda tanımlanan suçlarla ilgili olarak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümleri uygulanır. Ancak kaçak eşya taşımasında bilerek kullanılan veya kullanılmaya teşebbüs edilen her türlü taşıma aracının müsadere edilebilmesi, için aşağıdaki koşullardan birinin gerçekleşmesi gerekir:

a) Kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde saklanmış ve taşınmış olması

b) Kaçak eşyanın, taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturması veya naklinin, bu aracın kullanılmasını gerekli kılması

c) Taşıma aracındaki kaçak eşyanın, Türkiye’ ye girmesi veya Türkiye’den çıkması yasak veya toplum veya çevre sağlığı açısından zararlı maddelerden olması.'
Öte taraftan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2011/7-346 E. ve 2012/124 K.sayılı ilamında: '....Sanığın aracında yakalanan çuvallar içerisindeki .... paket sigaranın miktar itibarıyla bir kişi tarafından taşınması olanaklı olmayıp, araçla taşınmasının zorunlu bulunması ve 'kacak eşyanın naklinin, bu aracın kullanılmasını gerekli kılması' halinde kacak eşyanın taşınmasında bilerek kullanılan her türlü tasıma aracının müsaderesini zorunlu lalan 5607 sayılı Yasanın 13. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, suca konu eşyaların taşındığı aracın zoralımına karar verilmesi gerekmektedir.' kararına binaen kaçak eşya naklinde kullanılan aracın 5607 sayılı Kanunun 10. ve 13. maddeleri ve TCK’nın 54. Maddesi uyarınca müsaderesine kaçak eşya naklinde kullanılan aracın müsaderesinin imkansız kılınması halinde araç kasko bedeli kadar değerinin karar verilmesi gerekirken buna ilişkin bir kararın verilmemesinin kanuna aykırı olduğunu bu nedenle kararın bu hususta bozulması gerektiğini düşünmekteyiz.

Öte taraftan 5237 sayılı CMK 231/6-c maddesi gereğince, kamu zararının belirlenmesine ilişkin olarak Bakanlığımızca 14.11.2013 tarihli, 28821 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Uyarınca El konulan Eşya veya Alıkonulan Aracın Muhafaza, Depolama, Yükleme, Boşaltma ve Nakliye Ücretlerine Dair Tebliğ ile Bakanlığımız Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünün 2013/2 sayılı ve 2014/3 sayılı Kamu Zararı Hesabı konulu Genelgesi hükümleri doğrultusunda; heyetçe tespiti yapılan zarar tutanağında belirtilen kurum zararının (taşıma, depolama, yazışma ve diğer unsurlar) bulunduğu ve kurum zararının sanık tarafından bugüne kadar ödenmediği, eşyaların müsaderesine karar verilmesinin kurum zararının karşılanmış sayılmasına neden olmayacağı kabul edilmesi, gerektiğinden kurum zararının sanık tarafından karşılanması gerekmektedir.

Sonuç ve talep: Yukarıda açıklanan ve resen göz önüne alınacak nedenlerle; Şırnak Asliye Ceza Mahkemesinin 11/10/2022 tarihli 2022/8 75... /1077 K. Sayılı ilamının esas ve usul açısından kanuna aykırı olması sebebiyle ortadan kaldırılmasını vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin sanık üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim." hususlarını içerdiği anlaşılmaktadır.

V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlığa İlişkin Açıklamalar
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun "Temyiz sebebi" başlığını taşıyan 307. maddesi; "Temyiz ancak hükmün kanuna muhalif olması sebebine müstenit olur. Hukuki bir kaidenin tatbik edilmemesi yahut yanlış tatbik edilmesi kanuna muhalefettir." hükmünü içermektedir.

Yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere CMUK’da temyiz sebebi kanuna aykırılık olarak belirlenmiştir. Bu kavram ''bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması'' şeklinde tanımlanmış olup öğretide de geçmişten bu yana kanuna aykırılık kavramı geniş yorumlanmış ve bu ifadenin yazılı hukukla sınırlı anlaşılmaması gerektiği, bu nedenle yazılı hukuka ek olarak; içtihada aykırılık, tecrübe ve mantık kurallarına aykırılık, öğretiye aykırılık, maruf ve meşhur olan şahsi bilgilerdeki hataların da kanuna aykırılık kapsamında denetlenebileceği, ayrıca uluslararası hukuka ve evrensel hukuki değerlere aykırılığın da temyiz nedeni olarak ileri sürülebileceği ifade edilmiştir.

CMUK’un ''Temyiz istidası ve ihtiva edeceği noktalar'' başlığını taşıyan 313. maddesinde ise;
"Temyiz eden taraf hükmün hangi cihetine itiraz ve neden dolayı bozulmasını talep etmekte olduğunu temyiz istidasında veya beyanında veyahut layihasında gösterir.

Temyiz için istinad edilen sebeplerde muhakeme usulüne müteallik hukuki bir kaideye mi yoksa kanuni diğer hükümlere mi, muhalefet etmiş olmasından dolayı itiraz olunduğu gösterilir. Birinci hâlde kanuna muhalif olan vak’alar izah olunur." ibarelerine yer verilmek suretiyle temyiz dilekçesinin hangi hususları içermesi gerektiği açıklanmıştır.

Davasız yargılama olmaz. Temyiz yargılaması da kanunun öngördüğü usule uygun açılmış bir temyiz davasının varlığı ile mümkündür. Usulüne uygun bir temyiz davasının, temyiz edilebilir bir kararın/hükmün, temyize hakkı olanlarca, süresinde ve temyiz sebeplerini havi bir dilekçe ya da tutanakla ikame olunabileceğinde de tereddüt yoktur.

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 20.02.1995 tarihli ve 8-32 sayılı içtihadı ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; sanık veya müdafiince temyiz edilmeyen hükmün, Cumhuriyet savcısı ya da katılan tarafından aleyhe temyiz edilmesi durumunda, hükmün sanık lehine bozulabileceği hususu açıkça vurgulanmıştır.

Keza Yüksek Ceza Genel Kurulu'na göre, şahsi hakka ilişkin bir temyiz davasında, hukuka aykırılık tespit edilen esas hükmün de sanık lehine bozulmasına yasal bir engel bulunmamaktadır.( 14.05.1996 tarihli ve 1996/4-86 E; 1996/91 K. Sayılı kararı) Yeter ki şahsi hakka ilişkin temyiz davası, esas hükmü de kapsıyor olsun. Zikredilen kararda da belirtildiği gibi, (mülga)1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun tatbiki döneminde ve halen uygulandığı dosyalarda; "CMUK 320. maddesinin gerekçesinde de aynen 'Temyiz Mahkemesi Kanunun doğru tatbik edilip edilmediğini araştırmakla mükellef olduğundan velevki layihai temyiz de dermeyan edilmemiş olsa bile kanunun herhangi bir suretle ihlal edildiğini gördüğü takdirde hükmü nakzedebilir...Hukuk Usulü Muhakemelerinin terviç ettiği dairede mahkemei temyizin kendisine sevk olunan işlerde resen tetkikatını teşmil ederek layihada serdedilmemiş olan ve fakat muhalifi kanun görülen esbaptan dolayı da hükümlerin nakzolunabilmesi kabul edilmiştir' denilmektedir.

Bu madde hükmü ve gerekçesinden anlaşılacağı üzere Yargıtay gösterilen temyiz sebepleri ile bağlı değildir. Temyiz dilekçesinde ileri sürülsün veya sürülmesin son karara etkili olan tüm yasaya aykırılıkları kendiliğinden inceleyip hükmü bozabilir." anlayışı tereddütsüz benimsenmiştir. Şüphesiz bu anlayışın arkasında hakkın ve adaletin tecellisi için, mahkemeye erişim ve kanun yoluna etkin başvurma hakkının öncelenmesi mülahazası yatmaktadır.

B. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Kaçakçılık suçundan sanığın 4926 sayılı Kanun'un 3/a-4. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 4/a-2, 4/4 ve 20. maddeleri uyarınca 4.368.00 TL tazmini nitelikte adli para cezasıyla cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine ve suçta kullanılan nakil aracının iadesine dair kararın katılan vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılan dosyada;

Katılan vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesinin "Açıklamalar" bölümünde nakil aracının iadesi kararıyla birlikte mahkûmiyet hükmünün de temyiz edildiği açıkça anlaşılacak şekilde ifade edilmemiş ise de, "Konu" başlıklı bölümünde "Şırnak Asliye Ceza Mahkemesinin 11.10.2022 tarihli, 875-1077 sayılı ilamının esas ve usul açısından kanuna aykırı olması sebebiyle ortadan kaldırılması talebinden ibarettir." yazılı olması, dilekçenin "Sonuç ve Talep" kısmında "Yukarıda açıklanan ve resen göz önüne alınacak nedenlerle; Şırnak Asliye Ceza Mahkemesinin 11/10/2022 tarihli 2022/8 75... /1077 K. sayılı ilamının esas ve usul açısından kanuna aykırı olması sebebiyle ortadan kaldırılmasını..." ibarelerinin yer alması, ceza muhakemesi sistemimizde hükümlerin temyiz edilmesinin kural, edilememesinin ise istisna oluşu birlikte değerlendirildiğinde, katılan vekilinin temyiz dilekçesinin nakil aracının iadesi kararıyla birlikte mahkûmiyet kararını da kapsadığının kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.

VI. KARAR

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Dosyanın, sanık hakkında kaçakçılık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinin yapılması amacıyla Yargıtay 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.01.2026 tarihinde yapılan ilk müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından 11.02.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy birliğiyle karar verildi.