Mazbata, bireyin meşru ve hukuki yöntemlerle seçildiğine, aday olmak için gerekli koşulların, seçim yeterliliğiyle ittifak ederek, vekillik için gerekli altyapının tamamlandığına karine oluşturur.

 
Mazbatanın verilmesi, YSK'nın misyonunu sonlandığına, bundan sonra olup bitenler hakkında son sözü söyleme yetkisinin Parlamentoya bırakıldığı manasına gelir. Mazbata, bu niteliğiyle hukuk ile siyaset arasındaki sınırın sıfır noktasıdır.

 
Dicle Kararı'nın, mazbata öncesi engele yaslanması, YSK'nın sona eren bir yetkiyi kullandığını göstermektedir. Yetki kuralları aşılarak uyuşmazlığa ilgi duyulması, mevzubahis hükmün usuli rasyonaliteyle yollarını ayırmıştır. Usul kurallarıyla çelişen bir tasarrufun, meşru ve hukuki addedilmesine görünen adalet onay vermez. YSK'nın aşkın tutumu, anılan kararın birey, toplum ve kamu nezdinde benimsenmesini güçleştirmiştir. Demokratik ölçütler, meşruluk debisi düşük bir kararın gözetilmesini yasaklamaktadır.

 
Kuşkuyu şımartan diğer veçhe; bireyin, geleceğini tehdit eden hükme, etkili şekilde saldırma olanağından yoksun bırakılmasıdır. Adil yargılanma hakkı; Dicle'nin özgürlüğüne, yaşamına ve siyasi tercihine yönelen kararın, gerçek ve doğruluğunu sınama ve hükümden düşürme hakkının kısıtlanması veya ortadan kaldırmasını demokratik düzene yönelmiş ağır bir saldırı olarak telakki eder. Dicle ve şahsında önemli bir kitleyi parlamento aritmetiğinin dışında bırakan bu tasarruf, toplumun yargıyı denetleme yetkisini kısıtlamakla, kamusal beklentileri bir başka bahara ertelemektedir. Toplumsal değerlerle inatlaşan bir kararın, içselleştirilmesine veya bilinen etki ve sonuçlarını doğurmasına diyalojinin ilkeleri onay vermez.

 
Mahkûmiyete iştirak eden yargıcın, bilahare Dicle'yi parlamento dışında bırakan sürece katkı sunması, yansızlığı güvenceye alan düzenle çelişmektedir. Deneyimler, yargıcın dava konusu nesneyle farklı yer ve zamanda kurduğu değişik ilişkinin yansızlığı zehirleyen, kuşkuyu besleyen yanına işaret etmektedir.

 
Vekilliğe engel hükmü, infaza hazırlayan deneyimin, seçim arifesine denk gelmesiyle oluşan kuşkunun, makul ve meşru olanla izah edilmemesi, kamuoyu nezdinde oluşan merakı pekiştirmektedir. Hükmün, diyalojinin kurallarıyla bağdaşır olmasına değer atfeden adalet, düşünce suçlusu Dicle'yi, yemine ramak kala parlamento dışına iten tasarrufun, temellendirme ilkelerini hiçe sayan niteliğinden ötürü, sineye çekilmesini önlemektedir.

 
Bireyin, savunma hakkını etkin ve verimli kılabilmesi, ihtiyaç duyduğu olanak ve kolaylıklarla buluşması koşuluna endekslidir. Sokakla parlamento arasındaki arteri tıkayan bir kararı, hükümden düşürme olanağını bertaraf eden nedencelerin toplumla paylaşılması elzemdir. İbralaşmayı hafife alan, savunmayı sürprizlerle kısıtlayan, dezavantaja eğilimli bir sonucun içselleştirilmesine, gözetilme ilkeleri karşı çıkar.

 
Kusuruyla gerilime neden olan yargının, çekilmesiyle oluşan boşluğun siyaset tarafından doldurulması zorunludur. Devreye girmesi gereken siyaset, yol ayırımındadır. Çataldaki siyasetin; serinkanlı ve sağduyulu bir strateji izleyip, evvela pozitif hukukun kendisine sunduğu olanaklardan ziyadesiyle yararlanarak, gerçekleştiği varsayılan olgunun, küresel öncüllerin desteğiyle engel olmaktan çıkarmayı denemelidir. Aktüel değerler, sokağı parlamentoya taşımada akim kalan bir tasarrufun etkisiz kılınmasına onay vermektedir. Onayın, akılcı, çoğulcu ve özgürlükçü yorumlarla pratize edilmesi, siyaseti teslim alan bu krizin aşılmasını kolaylaştıracaktır.

 
Mazbatayla kaderi meclise ciro edilen bireyin, yemin sürecinin yasama müdahalesine değin askıda tutulması veya vekâlet görevinin yasama müdahalesiyle işler kılınması denenmeye değer sair almaşıklardır. Seçmen iradesiyle tekâmül eden bir meclisin çoğulcu yapısını kemirmeye özgülenmiş bu vasatın, etki ve sonuçlarının anayasa değişikliğiyle bertaraf edilmesini, dünün deneyimleri sıcak karşılar. Yasamanın bu seçeneğe teveccüh etmesi halinde, temsil için sorun oluşturan bu kararın, siyasetin rasyonel tutumuyla vestiyere kaldırılması olasıdır. Bu seçeneğin gerçeklik şansı yakalaması, kapıya dayanan yan etkileri kontrol altına alacak, barışı tehdit eden toplumsal refleksleri lokalize ederek, siyasetin hedefiyle buluşmasını kolaylaşacaktır.

 
Toplumsal beklentileri tuşa getiren bu tarz, hukukun siyaseti biçimlendirmesi veya siyasetin ihtiyaçlarıyla uyumlu hukuku oluşturduğuna olan inanca ivme kazandırmaktadır. Hukukun siyaseti biçimlendirmesi, siyasetin hukuku dışlaması veya hukukun yetkilerini siyasete ciro etmesi, siyasetin gerilimi aşmadaki ağırlığını artırmaktadır. İktidarın kamu ve topluma vaad ettiği siyasetin benimsenmesi, kendisine kaynak aktaran arterleri açık tutması veya hava yolunu tıkaçlardan arındırmasına bağlıdır. Sokağın parlamentoda formüle edilme şansını yitirmesi, yitim ölçüsünde yasama etkinliklerini gölgede bırakır. Onca kuşku ve soruna gebe bir siyasetin, gelecek vaad etmesi mümkün olmadığı gibi, başka olasılıkların varlığını yoksayan hükmün, herkesi bağlamasına demokratik değerler onay vermez. Dicle kararı, öteki engellerle ittifak ederek, siyasette başka seçeneklerin varlığını iddia eden muhalefetin, yurttaş mekânında temsil olanak ve imkânını tehdit etmektedir. Çoğulcu damarları, tartışmalı tasarruflarla iğdiş edilen yasamanın: aralarında yargısal deneyimlerin de bulunduğu envai amillerin büzdüğü tabanıyla kumsallaşması, birlikte ve ortak çabayı gerektiren devasa projelere imza atması seraptır.

 
Hilmi Şeker/Hukukçu/İstanbul

(Bu köşe yazısı, sayın Hilmi ŞEKER tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)