Özet: Bu makalede, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32. maddesi kapsamında akdedilen Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmeleri (FYYS) uyarınca icra dairelerinde yapılan işlemlerdeki harç muafiyetleri, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin güncel kararları çerçevesinde uygulayıcı gözüyle incelenmektedir. İcra müdürü perspektifiyle kaleme alınan çalışmada, teori ile uygulama arasındaki köprü kurularak, tahsil harcı, cezaevi harcı ve İİK m. 150/c şerhinin fekki gibi konulardaki yargısal yaklaşımlar her bir karar özelinde detaylı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada, harç muafiyetlerinin sınırları, sözleşmenin nispiliği ilkesi ve icra müdürünün inceleme yetkisi gibi temel hukuki müesseseler, somut uyuşmazlıklar üzerinden tartışılmıştır.
1. Giriş ve Kavramsal Çerçeve
İcra ve İflas Hukuku uygulamasında, alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin sağlanması kadar, devletin harç gelirlerinin korunması da icra müdürlüklerinin temel görevleri arasındadır. İcra daireleri, cebri icra yetkisini kullanırken bir yandan alacaklının hakkına kavuşmasını temin etmekte, diğer yandan da devletin mali haklarını gözetmekle yükümlüdür. Ancak kanun koyucu, ekonomik istikrarı sağlamak, finansal darboğazdaki işletmeleri kurtarmak ve ticari hayatın devamlılığını güvence altına almak amacıyla zaman zaman çeşitli harç muafiyetleri ihdas etmektedir. Bu muafiyetlerin en önemlilerinden biri de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32. maddesi ile getirilen düzenlemedir.
Uygulamada icra müdürlükleri ile taraflar arasında sıklıkla ihtilafa neden olan bu muafiyetin kapsamı, Yargıtay kararları ile şekillenmektedir. Zira kanun metnindeki soyut ifadelerin, somut icra takiplerine nasıl yansıyacağı, hangi işlemlerin muafiyet kapsamında değerlendirileceği ve hangi durumlarda harç tahsilinin zorunlu olduğu hususları, ancak yüksek mahkeme içtihatları ile netlik kazanabilmektedir.
Bu çalışmada, sadece Yargıtay kararları tarafımca veri seti olarak kullanılmış olup, hiçbir dış kaynağa başvurulmamıştır. Amacımız, icra dairelerinde her gün karşılaştığımız bu spesifik sorunu, yüksek mahkeme içtihatları ışığında, uygulayıcı gözüyle irdelemektir. Makale, uzun yıllar icra uygulamacısı olarak kazandığım deneyim ve gözlemler sonucu elde ettiğim mesleki formasyon sonucu olarak bilgi amaçlı kaleme alınmıştır.
2. Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmeleri ve Harç Muafiyetinin Yasal Dayanağı
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na eklenen Geçici 32. madde uyarınca, bu madde kapsamında yapılan çerçeve anlaşmaları ve bu anlaşmalar kapsamında düzenlenen sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan müstesnadır. Bu düzenleme, finansal sıkıntı içindeki şirketlerin borçlarının yeniden yapılandırılarak ekonomiye kazandırılmasını teşvik etmeyi amaçlamaktadır.
Ancak, harç muafiyetleri istisnai nitelikte olduğundan, dar yorumlanmaları esastır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin istikrar kazanmış içtihatlarına göre, bu muafiyetin uygulanabilmesi için işlemin bizzat Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi (FYYS) kapsamında yapılması şarttır. Yani, icra dairesinde talep edilen işlemin, sözleşmenin ifası için zorunlu ve sözleşmede açıkça öngörülmüş bir işlem olması gerekmektedir. Aksi takdirde, sırf taraflar arasında bir FYYS bulunması, o icra dosyasındaki tüm işlemleri harçtan muaf kılmaz.
3. Yargıtay Kararları Işığında Detaylı Analiz ve Uygulama Pratikleri
Bu bölümde, incelememize esas teşkil eden altı adet Yargıtay kararı tek tek ele alınacak, olay örgüsü, yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi safhaları ile Yargıtay’ın nihai değerlendirmesi derinlemesine irdelenecektir. Her bir karar, icra müdürlüğü pratiği açısından ne anlama geldiği ve hangi derslerin çıkarılması gerektiği yönüyle tahlil edilecektir.
3.1. Kanunların Zaman Bakımından Uygulanması: Yargıtay 12. HD, 15.04.2025, E. 2024/8197, K. 2025/3197 Sayılı Kararının Analizi
Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu: İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan ilamlı icra takibinde, şikayetçi borçlular (E*** C, * **, ** C, **İnşaat A.Ş., **** Turizm A.Ş., N*** Turizm A.Ş.) icra mahkemesine başvurarak, ipotekli taşınmazlar üzerindeki İİK’nın 150/c maddesi uyarınca konulan şerhin harçsız olarak kaldırılmasını talep etmişlerdir. İcra müdürlüğünce bu talep reddedilmiş ve harç tahsili gerektiği yönünde işlem tesis edilmiştir.
Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı: İlk derece mahkemesi, icra müdürlüğünün işlemini yerinde bularak şikayetin reddine karar vermiştir. Karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi de borçluların istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Derece mahkemelerinin bu yaklaşımı, muafiyet hükümlerinin dar yorumlanması ilkesine dayanmakla birlikte, somut olayın özelliklerini ve kanunun zaman bakımından uygulanması kurallarını göz ardı etmiştir.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi ve Geçici 13. maddesi hükümleri çerçevesinde incelemiştir. Kararda, alacaklı …………. Bankası A.Ş.’nin Geçici 13. madde kapsamında nitelikleri belirtilen bankalardan olduğu tespit edilmiştir. Daha da önemlisi, ipotek alacağının dayanağı olan genel kredi sözleşmelerinin 1996 ve 1997 tarihli, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin ise 02.05.2003 tarihli olduğu görülmüştür.
Yargıtay, bu sözleşmelerin 26.12.2003 tarihinden önce doğmuş olması nedeniyle, 140. maddedeki muafiyet hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna vararak, derece mahkemelerinin kararlarını bozmuştur.
Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri: Bu karar, kanunların zaman bakımından uygulanması açısından son derece kritiktir. İcra müdürü olarak önümüze gelen bir FYYS’de, sadece sözleşmenin varlığına değil, aynı zamanda alacağın doğum tarihine ve sözleşmenin akdedildiği tarihe de dikkat etmemiz gerektiği ortaya çıkmaktadır. Yargıtay, yerel mahkemenin ve BAM’ın şekli yaklaşımını bozarak, kanunun lafzına ve ruhuna uygun bir yorum yapmıştır.
Bir icra uygulayıcısı olarak bu kararı değerlendirdiğimizde, icra müdürlerinin önüne gelen belgeleri sadece güncel mevzuat ışığında değil, işlemin tesis edildiği veya alacağın doğduğu tarihteki mevzuat ışığında da incelemesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durum, icra müdürlerine ciddi bir hukuki inceleme yükümlülüğü getirmektedir. Karar, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri açısından son derece isabetlidir.
3.2. Muafiyetin Sınırları (Cezaevi Harcı vs.Tahsil Harcı): Yargıtay 12. HD, 19.12.2024, E. 2024/5173, K. 2024/10823 Sayılı Kararının Analizi
Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu: Borçlu *** Tüketim Malları A.Ş., alacaklı *** A.Ş. tarafından başlatılan takipte, ihale konusu taşınmazların tesciline ilişkin işlemlerin FYYS kapsamında yer alması nedeniyle 5411 sayılı Kanun’un Geçici 32. maddesi uyarınca tahsil ve cezaevi harcı ile tellaliye masrafından müstesna tutulmasını talep etmiştir. İcra müdürlüğü bu talebi reddetmiştir.
Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı: İlk derece mahkemesi, şikayete konu işlemin FYYS kapsamında olmadığı gerekçesiyle şikayeti reddetmiştir. BAM ise, sözleşmede taşınmazların ada ve parsel numaralarının belirtilmediği ve sözleşmenin ihaleden sonra yapıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi: Yargıtay, 17.09.2021 tarihli FYYS’yi incelemiş ve sözleşmenin ilgili maddelerinde ihaleye konu taşınmaz hisselerine (Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, *** Ada, *** Parsel) açıkça yer verildiğini tespit etmiştir. BAM’ın “ada parsel belirtilmemiş” gerekçesi bu yönüyle çürütülmüştür.
Ancak Yargıtay, Geçici 32. maddedeki muafiyetin sınırlarını net bir şekilde çizmiştir: Finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamındaki işlemler sadece cezaevi harcından muaftır. Tahsil harcı ve tellaliye ücreti yönünden muafiyet bulunmamaktadır. Bu nedenle, şikayetin sadece cezaevi harcı yönünden kabulü, diğer harçlar yönünden reddi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri: Bu karar, icra dairelerindeki en büyük kafa karışıklıklarından birini gidermektedir. Taraflar genellikle “FYYS var, hiçbir harç ödemeyiz” mantığıyla hareket etmektedir. Oysa kanun koyucu, muafiyetin sınırlarını belirlemiştir. İcra müdürü olarak, harç muafiyetlerini dar yorumlama yükümlülüğümüz bulunmaktadır.
Yargıtay’ın bu kararı, devletin tahsil harcı ve tellaliye alacağını koruyan, son derece isabetli bir yaklaşımdır. İcra müdürlükleri, FYYS sunulduğunda otomatik olarak tüm harçları sıfırlamak yerine, hangi harcın kanun kapsamında muaf tutulduğunu tek tek değerlendirmelidir. Bu karar, uygulamaya net bir yön vermesi açısından bir mihenk taşı niteliğindedir.
3.3. Sözleşmenin Nispiliği ve Taraf Ehliyeti: Yargıtay 12. HD, 21.10.2024, E. 2024/3753, K. 2024/8783 Sayılı Kararının Analizi
Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu: Borçlular *** Otomotiv A.Ş., *** *** Otomotiv A.Ş. ve *** *** Sigorta A.Ş., ipotekli taşınmazın FYYS kapsamında olması nedeniyle İİK m. 150/c şerhinin harçsız kaldırılmasını ve ödenen 908.000,00 TL tahsil harcının iadesini talep etmişlerdir.
Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı: İlk derece mahkemesi şikayeti reddetmiş, BAM ise istinaf başvurusunu kabul ederek şikayetin kabulüne karar vermiştir. BAM, sözleşmenin varlığını yeterli görerek tüm borçlular yönünden muafiyeti uygulamıştır.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi: Yargıtay, 12.03.2021 tarihli FYYS’yi incelemiş ve şikayete konu taşınmazın sözleşme kapsamında yer aldığını, sözleşmeye göre taşınmazın alacaklı bankaya takyidattan ari olarak devredilmesi gerektiğini tespit etmiştir. Bu nedenle, 150/c şerhinin kaldırılması işleminin sözleşme uyarınca yapılacak işlem niteliğinde olduğu ve tahsil harcı alınmaksızın kaldırılması gerektiği belirtilmiştir.
Ancak Yargıtay çok önemli bir ayrım yapmıştır: Şikayetçi borçlulardan *** *** Sigorta A.Ş., FYYS’nin tarafı olmadığından bu muafiyetten faydalanamaz. Bu nedenle, bu borçlu yönünden istinaf başvurusunun reddi gerektiği belirtilmiştir.
Karşı Oy Yazısı: Üye *** , *** Sigorta A.Ş.’nin takip talebinde borçlu olarak yer almasına rağmen, ipotek veren konumunda olmadığını ve yapılandırma sözleşmesinde yer almamasının sonuca etkisi bulunmadığını belirterek çoğunluk görüşüne katılmamıştır.
Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri: Bu karar, sözleşmenin nispiliği ilkesinin icra hukukundaki yansımasıdır. İcra müdürü, önüne gelen FYYS’de sadece taşınmazın yer alıp almadığına değil, talepte bulunan borçlunun bizzat o sözleşmenin tarafı olup olmadığına da bakmak zorundadır.
Karşı oy yazısındaki gerekçeler de dikkate değer olmakla birlikte, çoğunluğun şekli ve dar yorumu, harç hukukunun doğasına daha uygundur. Zira harç muafiyeti, kanunla tanınan istisnai bir haktır ve kıyas yoluyla genişletilemez. Sözleşmeye imza atmayan bir tüzel kişinin, sırf aynı şirketler grubunda yer aldığı veya aynı takip dosyasında borçlu sıfatı taşıdığı için bu muafiyetten yararlandırılması, kanunun amacını aşan bir yorum olacaktır.
3.4. Tahsil Harcının Sorumlusu: Yargıtay 12. HD, 02.10.2024, E. 2024/4231, K. 2024/8002 Sayılı Kararının Analizi
Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu: Borçlular (*** *** , ***Enerji Ltd.Şti., ****** Geri Dönüşüm Ltd.Şti., **** Denizcilik Ltd.Şti.), FYYS kapsamında haczedilen taşınmazlardan birindeki haczin harçsız olarak kaldırılmasını talep etmiş, icra müdürlüğü talebi reddetmiştir.
Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı: İlk derece mahkemesi şikayeti reddetmiş, BAM ise istinaf başvurusunu kabul ederek icra müdürlüğü işlemini iptal etmiştir. BAM, dosyanın FYYS kapsamında kaldığı gerekçesiyle tüm işlemlerin harçtan muaf olduğu gibi geniş bir yoruma gitmiştir.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi: Yargıtay, harç hukukunun temel prensiplerine atıf yapmıştır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28/b maddesi ve İİK’nın 15. maddesi gereğince tahsil harcının sorumlusunun daima borçlu olduğu vurgulanmıştır. Kararda, 5411 sayılı Kanunun Geçici 32. maddesinde belirtilen muafiyetin, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun tahsil harcına ilişkin 28. maddesini kapsamadığı açıkça ifade edilmiştir.
Ayrıca, taraflar arasındaki FYYS’nin 22. maddesinde de harçlardan borçluların sorumlu olduğunun belirtildiği tespit edilmiştir. Yargıtay, Harçlar Kanunu m. 123/son hükmünün de bu olayda uygulanamayacağını belirterek BAM kararını bozmuştur.
Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri: Bu karar, icra müdürlüklerinin elini en çok güçlendiren kararlardan biridir. Yargıtay, tahsil harcının sorumlusunun borçlu olduğu kuralından taviz vermemiştir. FYYS’nin varlığı, borçluyu tahsil harcı yükümlülüğünden kurtarmaz.
İcra müdürü olarak, haczin fekki taleplerinde, alacağın tahsil edilip edilmediğini ve tahsil harcının ödenip ödenmediğini titizlikle kontrol etmeliyiz. Bu karar, “harçsız işlem yapılamaz” kuralının istisnalarının ne kadar dar olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır. BAM’ın genişletici yorumunun Yargıtay’dan dönmesi, uygulamanın yeknesaklığı açısından elzemdir.
3.5. Torba Talepler ve İlliyet Bağı: Yargıtay 12. HD, 28.12.2023, E. 2023/2201, K. 2023/9402 Sayılı Kararının Analizi
Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu: Alacaklı *** Bank A.Ş., FYYS kapsamında icra dosyasında uygulanan tüm hacizlerin harçsız kaldırılmasını talep etmiş, icra müdürlüğü tahsil harcı yatırılması şartıyla talebi kabul etmiştir.
Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı: İlk derece mahkemesi şikayeti reddetmiş, BAM ise istinaf başvurusunu kısmen kabul ederek, sözleşmeye ekli listedeki taşınmazlara konulan hacizlerin harçsız kaldırılmasına karar vermiştir.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi: Yargıtay, 15.02.2021 tarihli FYYS’yi incelemiş ve sözleşmede şikayete konu icra takibine ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığını tespit etmiştir. BAM’ın harçsız kaldırılmasına karar verdiği taşınmazların, şikayete konu icra dosyasında hacizli olmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay, harç istisnalarının sadece FYYS uyarınca yapılan işlemlerle sınırlı olduğunu vurgulayarak BAM kararını bozmuştur.
Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri: Bu karar, uygulamada sıkça karşılaştığımız “torba taleplerin” reddedilmesi gerektiğini göstermektedir. Alacaklılar bazen bir FYYS’yi sunarak, o sözleşmeyle ilgisi olmayan diğer icra dosyalarındaki hacizlerin de harçsız fekkini talep etmektedirler.
İcra müdürü, sözleşme metni ile icra dosyasındaki hacizleri tek tek eşleştirmek zorundadır. Sözleşmede yer almayan bir taşınmazın veya sözleşmeyle ilgisi olmayan bir icra dosyasındaki haczin, sırf taraflar arasında bir FYYS var diye harçsız kaldırılması mümkün değildir. Yargıtay’ın bu kararı, icra müdürünün inceleme yetkisinin ve yükümlülüğünün ne kadar detaylı olması gerektiğini ortaya koymaktadır.
3.6. Sözleşmenin İfası İçin Zorunlu İşlemler: Yargıtay 12. HD, 08.06.2023, E. 2022/12342, K. 2023/4090 Sayılı Kararının Analizi
Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu: Alacaklı ******** Bankası A.Ş., borçlu H*** **** Ltd.Şti. aleyhine yürüttüğü takipte, FYYS gereğince taşınmaz kaydındaki 150/c şerhinin harçsız kaldırılmasını talep etmiş, icra müdürlüğü harç alınmasına karar vermiştir.
Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı: İlk derece mahkemesi şikayeti reddetmiş, BAM ise istinaf başvurusunu kabul ederek şerhin harçsız kaldırılmasına karar vermiştir.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi: Yargıtay, şikayete konu taşınmazın 15.02.2021 tarihli FYYS kapsamında yer aldığını ve sözleşmeye göre taşınmazın alacaklı bankaya takyidattan ari olarak devredilmesi gerektiğini tespit etmiştir. Bu nedenle, 150/c şerhinin kaldırılması işleminin sözleşme uyarınca yapılacak işlem niteliğinde olduğu ve harçsız kaldırılması gerektiği yönündeki BAM kararını onamıştır.
Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri: Bu karar, 2024/3753 Esas sayılı kararla paralellik arz etmektedir. Taşınmazın sözleşme kapsamında devri öngörülmüşse, 150/c şerhinin fekki işlemi, sözleşmenin ifası için zorunlu bir işlemdir ve bu nedenle harçtan muaftır. İcra müdürü, sözleşmenin amacına ulaşmasını engelleyecek şekilde, sözleşmede açıkça öngörülen bir devir işlemi için şerhin fekkini harca tabi tutmamalıdır. Bu, kanunun amacına uygun, ticari hayatı kolaylaştıran isabetli bir yaklaşımdır.
4. İcra Müdürü Perspektifinden Genel Değerlendirme
Yukarıda detaylı olarak analiz edilen Yargıtay kararları ışığında, Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmeleri kapsamında icra dairelerince uygulanacak harç muafiyetlerine ilişkin şu temel sonuçlara ve ilkelere ulaşılmaktadır:
1. Muafiyetin Sınırları ve Dar Yorum İlkesi: 5411 sayılı Kanun’un Geçici 32. maddesi ile getirilen muafiyet mutlak ve sınırsız değildir. Harç muafiyetleri istisnai nitelikte olduğundan, kıyas yoluyla genişletilemezler. Muafiyet, sadece FYYS kapsamında açıkça öngörülen işlemler için geçerlidir. İcra müdürü, önüne gelen her FYYS’yi bir “harçsızlık belgesi” olarak görmemeli, talep edilen işlemin sözleşmenin ifası için zorunlu olup olmadığını irdelemelidir.
2. Cezaevi Harcı vs. Tahsil Harcı Ayrımı: FYYS kapsamındaki işlemler cezaevi harcından muaftır. Ancak, tahsil harcı ve tellaliye ücreti yönünden genel bir muafiyet bulunmamaktadır. Tahsil harcının sorumlusu kural olarak borçludur ve alacağın tahsili halinde bu harcın ödenmesi zorunludur. Yargıtay’ın bu konudaki net tavrı, devletin mali haklarının korunması açısından hayati öneme sahiptir.
3. İİK m. 150/c Şerhinin Fekki: Taşınmazın FYYS kapsamında alacaklıya devri öngörülmüşse, bu devrin sağlanabilmesi için tapudaki 150/c şerhinin fekki işlemi sözleşmesel bir zorunluluktur. Bu durumda, şerhin fekki işleminden tahsil harcı alınmamalıdır. Zira aksi bir uygulama, sözleşmenin ifasını imkansız hale getirecek ve kanunun amacını boşa çıkaracaktır.
4. Sözleşmenin Nispiliği ve Taraf Ehliyeti: Harç muafiyetinden faydalanabilmek için, talepte bulunan kişinin bizzat FYYS’nin tarafı olması şarttır. Sözleşmede imzası bulunmayan borçlular, aynı takip dosyasında yer alsalar dahi bu muafiyetten yararlanamazlar. Bu kural, hukuki güvenlik ilkesinin bir gereğidir.
5. İcra Müdürünün İnceleme Yükümlülüğü ve Sorumluluğu: İcra müdürleri, önlerine gelen FYYS’leri şekli bir incelemeye tabi tutmakla yetinmemeli, sözleşmenin içeriğini, taraflarını ve muafiyet talep edilen işlemin sözleşmeyle illiyet bağını titizlikle araştırmalıdır. “Torba talepler” reddedilmeli, her bir haciz veya şerh fekki talebi, sözleşme metni ile eşleştirilerek karara bağlanmalıdır.
Bir icra uygulayıcısı olarak kanaatim odur ki; kanun koyucunun finansal sistemi rahatlatmak amacıyla getirdiği bu istisnai hükümler, icra dairelerinde devletin harç kaybına yol açacak şekilde geniş yorumlanmamalıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin, muafiyetin sınırlarını çizen, sözleşme ile işlem arasındaki illiyet bağını arayan ve harç hukukunun temel prensiplerinden taviz vermeyen yaklaşımı, hem hukukun genel ilkelerine hem de icra iflas hukukunun ruhuna son derece uygundur.
Bölge Adliye Mahkemelerinin önüne gelen uyuşmazlıklarda ,ilk derece mahkemelerinin ve icra müdürlüklerinin bu konudaki tereddütlerini giderecek, Yargıtay içtihatları ile uyumlu, gerekçeli ve yol gösterici kararlar tesis etmesi çok yerinde olacağı kanaatindeyim. Uygulamanın yeknesaklığı, ancak bu şekilde sağlanabilir.
5. Sonuç ve Öneriler
Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmeleri, ekonomik kriz dönemlerinde işletmelerin can simidi işlevi görmektedir. Ancak bu sözleşmelerin icra dairelerindeki yansımaları, harç muafiyetleri bağlamında ciddi hukuki tartışmaları beraberinde getirmektedir.
İncelediğimiz Yargıtay kararları, bu tartışmalara ışık tutmakta ve uygulayıcılara net bir yol haritası sunmaktadır. İcra müdürlüklerinin, talepleri değerlendirirken sözleşmenin kapsamını, taraflarını ve talep edilen işlemin niteliğini bir bütün olarak ele alması gerekmektedir.
Öneri olarak; icra müdürlüklerinde görev yapan personelin, harç muafiyetleri ve FYYS’ler konusunda düzenli alanında uzman olan kişiler tarafından hizmet içi eğitimlere tabi tutulması, Yargıtay’ın güncel içtihatlarının yakından takip edilmesi ve “harçsız işlem” taleplerinde daha titiz bir inceleme yapılması elzemdir. Ayrıca, kanun koyucunun, uygulamada tereddüt yaratan hususları giderecek daha net ve sarih yasal düzenlemeler yapması, ihtilafların azalmasına katkı sağlayacaktır. Faydalı olması dilek ve temennilerimle...
Kaynakça
[1] Yargıtay 12. HD, 15.04.2025, E. 2024/8197, K. 2025/3197.
[2] Yargıtay 12. HD, 19.12.2024, E. 2024/5173, K. 2024/10823.
[3] Yargıtay 12. HD, 21.10.2024, E. 2024/3753, K. 2024/8783.
[4] Yargıtay 12. HD, 02.10.2024, E. 2024/4231, K. 2024/8002.
[5] Yargıtay 12. HD, 28.12.2023, E. 2023/2201, K. 2023/9402.
[6] Yargıtay 12. HD, 08.06.2023, E. 2022/12342, K. 2023/4090.