ÖZET:

Bu makalede, bankalar ile varlık yönetim şirketleri arasında akdedilen alacak temlik sözleşmelerinin elektronik imza ile tanzim edilerek icra dairelerine sunulması halinde ortaya çıkan hukuki durum, Adalet Bakanlığı İcra İşleri Daire Başkanlığı’nın konuya ilişkin mütalaası ekseninde incelenmektedir. Çalışmamızda, elektronik imzanın ispat gücü, temlik sözleşmelerinin şekil şartları, damga vergisi muafiyeti ve icra dairelerindeki uygulama farklılıkları gibi temel meseleler, icra ve iflas hukuku, borçlar hukuku, bankacılık hukuku ve vergi hukuku disiplinleri çerçevesinde bütüncül bir yaklaşımla ele alınacaktır. Daire Başkanlığı görüşünün olumlu ve olumsuz yönleri ile uygulamada yeknesaklığın sağlanmasına yönelik geliştirilebilir noktalar, bir icra müdürü perspektifinden akademik bir üslupla tahlil edilecektir.

GİRİŞ

Dijitalleşmenin kamu ve özel sektördeki yansımaları, hukuki süreçlerin işleyişini de derinden etkilemektedir. Özellikle 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte, ıslak imzanın haiz olduğu hukuki geçerliliğin güvenli elektronik imzaya da tanınması, işlemlerin daha hızlı ve etkin bir şekilde yürütülmesine olanak sağlamıştır. Bu dönüşümün en belirgin yaşandığı alanlardan biri de şüphesiz ki icra ve iflas dairelerindeki iş ve işlemlerdir.

Nitekim 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) “Elektronik İşlemler” başlıklı

8/a maddesi, icra ve iflas dairelerince yapılacak her türlü işlemde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nin (UYAP) kullanılacağını amirdir.

Bu bağlamda, uygulamada özellikle bankaların, tahsili gecikmiş alacaklarını 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerine devrettikleri temlik sözleşmelerinin, taraflarca güvenli elektronik imza ile imzalanarak icra dosyalarına sunulması, icra daireleri arasında farklı uygulamaların doğmasına neden olmuştur. Kimi icra daireleri, bu sözleşmeleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 184’üncü maddesi uyarınca yazılı şekil şartını karşıladığı gerekçesiyle kabul ederken; bazı daireler ise noterlikçe düzenlenmediği gerekçesiyle reddetmiştir. Bu uygulama farklılıkları, Adalet Bakanlığı İcra İşleri Daire Başkanlığı’nın konuya ilişkin bir mütalaa vermesini zorunlu kılmıştır. İşbu makale, mezkûr Daire Başkanlığı görüşünü merkeze alarak, elektronik imzalı temliknamelerin icra hukuku bakımından geçerliliğini ve bu işlemlerin damga vergisi karşısındaki durumunu, bir icra müdürü nazarıyla titizlikle irdelemektedir.

1. ELEKTRONİK İMZANIN HUKUKİ NİTELİĞİ VE İSPAT GÜCÜ

İcra İşleri Daire Başkanlığı’nın görüş yazısında da isabetle belirtildiği üzere, elektronik imza meselesinin hukuki zemini, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’dur. Kanun’un 5’inci maddesi, “Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı ispat gücünü haizdir” hükmünü içermektedir. Bu hüküm, kanunların resmi şekle veya özel bir merasime tabi tuttuğu hukuki işlemler ile teminat sözleşmeleri haricinde, elektronik imzanın ıslak imza ile eşdeğer kabul edileceğinin altını çizmektedir.

TBK’nın 184’üncü maddesi, alacağın devri sözleşmesinin geçerliliğini yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlamıştır. Kanun’da aranan “yazılı şekil” şartından anlaşılması gereken, metnin bütünlüğünün imzayla doğrulanmasıdır. Teknolojinin getirdiği yenilikler karşısında, yazılı şekil şartının yalnızca kâğıt üzerine atılan ıslak imza ile sağlanabileceğini düşünmek, hukukun dinamizmine ve çağın gereklerine aykırı bir yorum olurdu. Bu noktada Daire Başkanlığı’nın, elektronik imza ile imzalanmış bir temlik sözleşmesinin, TBK’nın aradığı yazılı şekil şartını karşıladığı ve dolayısıyla ayrıca fiziki bir imza merasimine gerek olmadığı yönündeki tespiti, hem 5070 sayılı Kanun’un ruhuna hem de modern hukuk anlayışına son derece uygundur. Bu yorum, işlemlerin süratle sonuçlandırılması ilkesine hizmet ettiği gibi, tarafların iradelerine de hukuki güvenlik sağlamaktadır.

2. VARLIK YÖNETİM ŞİRKETLERİNİN TEMLİK İŞLEMLERİNDE DAMGA VERGİSİ MUAFİYETİ

İncelemeye konu olan Daire Başkanlığı görüşünün en kritik noktalarından birini, damga vergisi muafiyeti oluşturmaktadır. Bilindiği üzere, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu, Türkiye’de düzenlenen ve hukuki bir sonuç doğuran kâğıtların vergilendirilmesini esas alır. Ancak, aynı Kanun’a ekli (2) sayılı tabloda damga vergisinden istisna edilen işlemler sıralanmıştır.

Daire Başkanlığı, İcra Dairesinin Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan aldığı görüşe de atıf yaparak, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143’üncü maddesi kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerinin, bankalardan devraldıkları alacaklara ilişkin düzenledikleri kâğıtların, 488 sayılı Kanun’un mezkûr tablosunun IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kâğıtlar bölümünün 23’üncü fıkrası uyarınca damga vergisinden müstesna olduğunu belirtmiştir. Bu fıkra; bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin teminatları, geri ödemeleri, devrine ve krediden doğan alacağın temlikine ilişkin kâğıtları damga vergisinden istisna tutmaktadır.

Bu yorumun olumlu yönü, varlık yönetim şirketlerinin fonksiyonunu yerine getirmesini kolaylaştırmasıdır. Bankaların bilançolarını sorunlu alacaklardan temizleyerek mali yapılarını güçlendirmeyi amaçlayan bu şirketlerin, ek bir vergi yükü ile karşılaşması, sistemin işleyişini sekteye uğratabilirdi.

Daire Başkanlığı’nın bu konudaki net ve kanuni dayanakları güçlü görüşü, icra dairelerindeki tereddütleri gidermiş ve uygulama birliği sağlamıştır. Bu sayede, alacak devir süreçleri hızlanmış ve alacaklıların haklarına daha çabuk kavuşmasının önü açılmıştır.

3. DAİRE BAŞKANLIĞI GÖRÜŞÜNÜN DEĞERLENDİRİLMESİ

İcra İşleri Daire Başkanlığı’nın görüşü, hukuki isabeti ve pratik faydaları açısından takdiri hak etmektedir. Ancak, bir icra müdürü olarak, görüşün geliştirilebilecek yönlerine de işaret etmek uygulamacı olarak tarafıma düşen bir sorumluluktur.

Olumlu Yönler:

* Hukuki Belirlilik ve Öngörülebilirlik: Görüş, elektronik imzalı temliknamelerin geçerliliği ve damga vergisi muafiyeti konusunda icra daireleri arasında yaşanan tereddütleri ortadan kaldırarak hukuki belirlilik sağlamıştır. Bu, hem alacaklılar hem de borçlular için işlemlerin sonucunu öngörülebilir kılmıştır.

* İşlem Ekonomisi: Elektronik imzanın ve damga vergisi muafiyetinin kabulü, noter masrafı, kâğıt, posta gibi maliyetleri ortadan kaldırarak işlem ekonomisine ciddi bir katkı sunmaktadır.

* Yargılamanın Hızlanması: Süreçlerin basitleştirilmesi ve dijitalleşmesi, icra takiplerinin daha hızlı ilerlemesine ve adaletin tecellisinin çabuklaşmasına hizmet etmektedir.

Geliştirilebilir Yönler ve Eleştiriler:

*Yargı Kararlarına Atıf Eksikliği: Daire Başkanlığı görüşü, kanun hükümlerine ve ilgili idari görüşlere dayanmakla birlikte, konuya ilişkin Yargıtay veya Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına atıf yapmamaktadır. Görüşün, emsal teşkil eden yüksek yargı kararları ile desteklenmesi, hukuki argümanını daha da güçlendirirdi. Yazının sonunda yer alan “Konunun yargıya intikal etmesi hâlinde yargı merciilerince verilen karara göre işlem yapılması gerektiği değerlendirilmektedir” ifadesi, idarenin yargı kararlarına bağlılığını göstermesi açısından doğru olmakla birlikte, mevcut içtihatlara proaktif bir şekilde yer verilmesi, uygulayıcılar için daha aydınlatıcı olabilirdi.

*Teknik Güvenlik Vurgusu : Görüş, 5070 sayılı Kanun’a atıf yapmakla yetinmiştir. Oysa elektronik imzanın güvenliğine ilişkin teknik standartlar ve UYAP entegrasyonundaki güvenlik protokolleri hakkında kısa bir bilgilendirme yapılması, özellikle sahtecilik endişelerini giderme noktasında faydalı olabilirdi. Bir belgenin güvenli elektronik imza ile imzalanıp imzalanmadığının icra dairesi personelince nasıl teyit edileceğine dair pratik bir yönerge eklenmesi, görüşün uygulanabilirliğini artırırdı.

SONUÇ

Adalet Bakanlığı İcra İşleri Daire Başkanlığı’nın, bankalar ve varlık yönetim şirketleri arasındaki elektronik imzalı temliknamelerin hukuki geçerliliği ve damga vergisi muafiyetine ilişkin görüşü, dijitalleşen hukuk dünyasının gerçekleriyle uyumlu, kanuni dayanakları sağlam ve uygulama birliğini temin etmeye yönelik son derece isabetli bir idari metindir. Elektronik imzanın ıslak imza ile eşdeğerliğini ve varlık yönetim şirketlerinin damga vergisi muafiyetini net bir şekilde ortaya koyarak, icra dairelerindeki tereddütleri gidermiş ve işlem süreçlerini hızlandırmıştır.

Bununla birlikte, görüşün yüksek yargı içtihatları ile zenginleştirilmesi ve elektronik imzanın teknik güvenliğine ilişkin pratik bilgilere yer verilmesi, metnin hukuki derinliğini ve pratik değerini daha da artıracaktır. Nihayetinde, idari mütalaalar yol gösterici olmakla birlikte, asıl olan yargısal içtihatlardır. Bu nedenle, konunun yargı mercileri önünde de istikrarlı bir şekilde bu yönde kararlara bağlanması, hukuki güvenliğin tam anlamıyla tesisi için elzemdir. İcra teşkilatı olarak bizler, bu tür yol gösterici ve yeknesaklığı sağlayıcı görüşler doğrultusunda, adaletin hızlı ve etkin bir şekilde tecellisi için görevimizi ifa etmeye devam edeceğiz.