banner613
banner590

29 Eylül 2021

Arabuluculuk sisteminden sonra devreye sokulacak sulh komisyonları idari yargıdaki yükü hafifletecek mi?

"Yakında her ilde sulh komisyonlarını devreye alıyoruz. Böylece yargının iş yükünü düşüren bir çözüm yolunu daha hukuk sistemimize kazandırmayı hedefliyoruz."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de düzenlenen "24. Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları Kura Töreni"nde bu sözleri sarf etti. 

Erdoğan'ın bu çıkışının arka planında "geç gelen adalet, adalet değil" düşüncesi yer alıyor.

Türkiye genelinde 21 bin 844 hakim ve savcı görev yapmaktaydı.

Son atamalarla birlikte sayı 22 bin 859'a yükseltmiş oldu. 

Buna rağmen davalar hızlı sonuçlandırılmıyor. 

Zira Türkiye'de öteden beri yargıdaki iş yükünün fazlalığı nedeniyle "geç gelen adaletten" şikayet ediliyor. 

Independent Türkçe'den Abdulhakim Günaydın'ın haberine göre; Yargıdaki iş yükünün azaltılması içinde zaman zaman farklı uygulamalar hayata geçiliyor. 

Daha önce "arabuluculuk sistemi" devreye alınmıştı. 

Arabuluculuk sisteminin yargıdaki iş yükünü hafifleteceği ifade edilmişti. 

Arabuluculuk sistemiyle ne kadar dosyada uzlaşma sağlandı? 

Sisteminin yargıdaki iş yükünü hafifletmediğini iddia etmek güç. 

Zira Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın verilerine göre dört ana başlıkta epeyce dosyada uzlaşma sağlandı. 

İhtiyarı, ticari, iş ve tüketici uyuşmazlıklarında pek çok dosyada anlaşmaya varıldı. 

Daire Başkanlığı'nın internet sitesinde yer alan güncel bilgilere göre 2013-2021 tarihleri arasında 613 bin 727 ihtiyari dosyadan 603 bin 560 dosyada uzlaşmaya gidildi. Uzlaşarak çözülen dosya oranı yüzde 98. Ancak diğer dosyalarda uzlaşma oranı bu kadar yüksek değil. 

Örneğin iş uyuşmazlıklarında arabuluculuğa giden dosya sayısı bir milyon 209 bin 455. Bu dosyalardan 715 bin 726'sı anlaşma ile sonuçlandı. Buradaki başarı oranı ise yüzde 59. 

Ancak ticari ve tüketici dosyaları için uzlaşma oranı daha düşük. Bu iki konudaki başarı oranı ortalama yüzde 54 kaldı. 

Dört başlıktaki tüm dosyaların çözümüne bakıldığı da ise 2 milyon 243 bin 610 başvurudan bir milyon 542 bin 839 tanesinde uzlaşma sağlanmış durumda. 

Bu alandaki başarı yargıdaki dosya sayısı göz önünde bulundurulduğunda devede kulak olarak kalıyor. 

Zira sadece icra ve iflas dosyalarının sayısının 30 milyonu bulduğu belirtiliyor. 

Aynı durum sulh ve ceza davalarında da söz konusu. Türkiye'deki ceza, sulh ve idare mahkemelerden Yargıtay ve Danıştay'a giden dosya sayıları da oldukça yüksek. 

Çözüm yolları devreye konuluyor

Bu durum farklı kesimler ve siyasetçiler tarafından sık sık dile getirildiği için dosyaların eritilmesi amacıyla çeşitli çözüm yolları devreye konuluyor. 

Arabuluculuk sisteminin ardından şimdi de Erdoğan'ın müjdelediği "sulh komisyonları"nın kurulması için çalışmalar yürütülüyor. 

Erdoğan'ın verdiği bilgilere göre yakın gelecekte her ilde "sulh komisyonları" devreye sokulacak. 

Bunun için Adalet Bakanlığı'nın gerekli çalışmalar yaptığı öğrenildi. 

Adalet Bakanlığı'nın "yargı reformu kapsamında idarenin taraf olduğu uyuşmazlıklara ilişkin köklü değişiklik" notunda "sulh komisyonlarına" dair bilgiler yer alıyor. 

Buna göre kamu kurumlarının idari işleyişinde ve idari yargıda vatandaşın hukuki güvencesini artıran ve adalete erişimini güçlendiren önemli bir dizi değişiklik içeren yeni bir düzenleme geliyor. 

Bunların bir kısmı idarenin taraf olduğu ve adli yargıda görülen davaları da etkileyecek. 

Yargılamaların daha fazla uzamaması hedefleniyor

İdari yargı ilk derece mahkemelerinin kararları başvuru halinde bölge idare mahkemeleri tarafından istinaf incelemesine tabi. 

İdari yargıda temyiz incelemesini ise Danıştay yapıyor. 

Bu süreçte çeşitli sebeplerle hakkında bozma kararı verilen hükümler ilk derece mahkemelerine (idare ve vergi mahkemeleri) geri gönderiliyor. Uygulamada ilk derece mahkemeleri mevcut dosyaları ile birlikte sırasına göre dosyaları karara bağlıyor. 

Bozma kararı verilen dosyaların ilk derece idare ve vergi mahkemeleri tarafından öncelikle ve ivedilikle görülmesi için düzenleme yapılması planlanıyor. Bu suretle yargılamaların daha fazla uzamaması hedefleniyor.

Adalet Bakanlığınca yürütülen Yargı Reformu kapsamında gündeme gelmesi beklenen düzenleme kapsamında idari davalarda dosyaya sonradan giren bilgi ve belgelerin taraflara tebliğinin zorunlu hale getirilmesi hedefleniyor. Bu düzenleme uygulamada yeknesaklığın sağlanmasına hizmet edecek. 

Uygulama kamu kurumlarının taraf olduğu davaları da kapsayacak

Adli yargılanma hakkının tam olarak sağlanması ancak tarafların dosyaya tamamen hakim olabilmesi ve ihtiyaç duyduğu konularda cevaplarını zamanında verebilmesi halinde mümkün olabilecek. 

İdari uyuşmazlıklar mahkemelere gitmeden önce çözülmesi ve bu suretle vatandaşların işleri kolaylaştırılacak. 

Kişiler ile idarelerin taraf oldukları uyuşmazlıklar, en az masrafla, hızlı ve dostane bir şekilde çözümlenmesi amacıyla sulh uygulaması yeniden yapılandıracak. Bununla vatandaşın hukukunun daha iyi korunması hedefleniyor. 

Düzenleme yalnızca idari yargıda değil, adli yargıda görülen ve kamu kurumlarının taraf olduğu davaları da kapsayacak. 

Adalet Bakanlığı'nın yaptığı çalışma yeni yasama döneminde komisyonda ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda milletvekilleri tarafından şekillendirilecek. 

İktidarın yeni bir çözüm yöntemi olarak sunduğu başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere bazı yetkililerin savunduğu bu çalışmaya itirazlar da var. 

"Yozlaşmaya sebep olacak"

İtiraz edenlerden biri İstanbul Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu.  

Yargıdaki işlerin hiçbir zaman yük olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Durakoğlu, bu tür alternatif sistem ve uygulamalarla yargının biçimlendirildiğini söyledi. 

İdari yargıda hayata geçirileceği belirtilen sulh komisyonlarının iddia edilen yükü hafifletmeyeceğini savunan Durakoğlu, "Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan bu sistemin, sulh çözümlerinin bir yararı olmayacağına inanıyorum" dedi.

Durakoğlu, Türk yargısının Batılı ülkelere göre zaman içerisinde yozlaştırıldığını düşündüğünü ifade ederek "Dolayısıyla bu hüküm de bir yozlaştırmaya sebep olacak" diye konuştu. 

"AKP'nin partizan kadroları için yeni istihdam alanına dönüşecek"

Eski Konya Milletvekili Atilla Kart da sulh komisyonlarıyla neyin kast edildiğinin detaylı açıklanması gerektiğini söyledi. 

AK Parti'nin önceki uygulamaları göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapıldığında hayata geçirilmek istenen yeni sistemle mevcut özgürlüklerin tümden yok edilmesinin amaçlandığını savunan hukukçu Atilla Kart, "Bu çok barizdir" yorumunu yaptı.

"Kanunsuz ve talimat yoluyla bir müdahale var. İktidar her anlamda kendisini korumak istiyor" diyen Kart, şöyle konuştu: 

"Türkiye'de kamuoyu bunu pek konuşmuyor ama Devlet Denetleme Kurulu (DTK) vasıtasıyla adeta ikinci bir savcılık makamı kuruldu. Fiili anlamda söylüyorum. Çok somut olarak ifade edebilirim ki kamu denetçiliği gibi, insan hakları kurumu gibi, AKP'nin partizan kadroları için yeni bir istihdam alanına dönüşecek. Orada ilkeler düzeyinde doğrudan yargıya müdahale için yeni mahalli oluşumlar sağlanacak. Burada yargının yetki, görev ve sorumluluk alanını daraltan ve tırpanlayan bir yapının kaçınılmaz olarak oluştuğunu göreceğiz."

"Adalete erişim daha da zorlaşacak" 

Şanlıurfa Baro Başkanı Mehmet Velat İzol da sulh komisyonlarının çok faydasının olmayacağını belirtenlerden.

Uygulamaların adalete erişimini gün be gün zorlaştırdığını ifade eden İzol, devamında şunları kaydetti:

"Pratik anlamda arabuluculuk her ne kadar Adalet Bakanlığı bunun çok başarılı olduğunu söylese de şahsen çok başarılı olduğunu düşünmüyorum. Sulh komisyonlarıyla beraber vatandaşların adalete erişimine başka bir duvar daha gelmiş olacak. Yani hakim önüne gelene kadar komisyon ve arabuluculuklarla adalete erişim gün be gün zorlaştırılıyor. Dolayısıyla pratikte çok başarılı olacağını düşünmüyorum."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
saffet 3 hafta önce

İSTİNAF NE İÇİN KURULDU CABUK DOSYA ÜZERİNDEN HAK İHLALİNİN GİDERİLMESİ için ne oldu vatandaş en az 3 sene istinaf bekleyecek sonra 4 sene yargıtay 4+4+4 sene bekleyecek oldu Hak arama nerede tabiki medyada
.esas sorun hak ve hukuku ve uslubu tüm vatandaşlara ögretmek egitmek ayrıca kanun içinde bazı luzumsuz maddelerin kalkması örnek tapu iptal tescil davasında tereke temsilcisi isteniyor bu zaten mahkemede veraset ilamına göre göz önüne alındığı gibi tapuda paylaşım veraset ilamına göre yapılıyor fakat 2 sene temsilci atanması 4 sene istinaf yargıtay iste yük işte Anayasa mirascının miras hakkı korunması diye düşünüyorum

Avatar
hukuk enkazı 3 hafta önce

İşin özü kısaca. “ ya bizim köşe başlarına diktiğimiz adamlar vasıtasıyla gelin hakkınızı arayın, ya da kamu
kurum ve kuruluşlarından olan alacağınızdan vazgeçin, sizi yıllarca süründürürüz” demek istiyorlar.
İyi de onca hukuk fakültesini neden açtınız.
Alacağı için şahin kesilir, kendi borcunu ödememek için binbir engel çıkarır.
Bu gidişle psikolojik sorunlarıyla boğuşan bir avukatlar ordusu yaratacaksınız ha gayret.
“memleket isterim ne başta dert…” diye devam eden süslü sözlerle meydanlarda nutuk atarken gelinen noktaya bakın.