Bilirkişilere formasyon eğitimi şartı
Prof. Dr. Aşçıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bilirkişilik yasa ve yönetmeliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bilirkişilik yapılırken, boşluk, düzenleme eksikliği, değerlendirme güçlüğü gibi kaotik bir ortam olduğunu düşündüklerini, her geçen gün de bilirkişi adalet komisyonlarına başvuran kişi sayısının arttığını ifade eden Aşçıoğlu, şöyle devam etti:

"Bu nedenle bilirkişilik yasa ve yönetmeliğine çok ihtiyaç duyuluyordu. Ülkemizde yıllardır, bilirkişinin hangi spesifikasyona, beceri ya da eğitime tabi olacağına ilişkin bir düzenleme yoktu. Her önüne gelen beyanla, bir küçük yazıyla veya bir yerde çalıştığını göstererek o konuda bilirkişilik yapabiliyordu. Hazırlanan kanun ve yönetmelikle bilirkişilik artık bir kimlik kazandı."

Prof. Dr. Aşçıoğlu, sahtecilik ve imza incelemeleri alanında sadece birkaç günlük kurs adı altında eğitimler gören ve "Bu konuyu yapabilirim" diye geçmişte bilirkişi listelerine başvuranların, bilirkişi olarak tayin edildiğini hatırlattı.

Bu kişilerin belirli bir süre maalesef bilirkişilik yaptıklarını, dolayısıyla belli alanlarda doğru bilirkişiler görevlendirilmediğini savunan Aşçıoğlu, şunları anlattı:
"Bunun gittikçe kötüye gittiğini görünce biz bazı akademisyenler, bunu değişik mecralarda ve platformlarda gerek yazılarımızla gerek konferanslardaki konuşmalarımızda gerek Adalet Bakanlığı nezdinde dile getirdik. Bu ihtiyaç siyasi erk tarafından da doğru algılandı. Çünkü onlar da suistimaller olduğuna ilişkin bir sürü şikayetler alıyorlardı. Bunun üzerine dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ başkanlığında 2016 yılında bir toplantı yapıldı. Bu toplantıya siyasi mekanizmanın ehemmiyet verdiğinin en önemli delili bütün gün boyunca Sayın Bakan Bozdağ'ın bizimle bizzat kalmasıydı. Yani o kadar yoğun temposuna rağmen Bakan Bozdağ bütün gün tartışmaları ve bu çalışmanın seyrini izledi. Ve ciddi olarak da arkasında durdu."

"Bilirkişiler, artık formasyon eğitimi almak zorunda"

Aşçıoğlu, kanun çıkartılırken bazı gelişmiş ülkelerdeki yasaların örnek alındığını, kendisinin yer aldığı bir heyetin bazı ülkelere ziyaretler gerçekleştirdiğini ve Fransız bilirkişilik kanununun örnek alınması konusunda yoğunlaşıldığını ifade etti.

Fransa'daki bilirkişilik yasasının üzerine çalıştıklarını ve diğer ülkelerdeki uygulamalarla bu çalışmalarını pekiştirdiklerini aktaran Aşçıoğlu, şöyle konuştu:
"Bilirkişilikle ilgili global uygulamaları görüp, yerel gerçeklerle harmanladık. Ve dolayısıyla da güzel bir kanun ortaya çıktı. Tabii kanun bazı müeyyideleri de birlikte getirdi. Kanun içerik olarak daha dar. Bazı konuların daha detaylı açıklanması için geçen bir yönetmelik çalışması yapıldı. Bu yönetmelikte bazı hususlar detaylandırıldı. Bilirkişinin nasıl seçileceği, uzmanlığını nasıl ispat edebileceği gibi konular. Adalet Bakanlığı'nda Bilirkişi Daire Başkanlığı oluşturuldu. Eskiden tamamen yerel olarak adalet komisyonlarının, diğer işlerinin yanında tali olarak ilgilendikleri bir konuyu Adalet Bakanlığı'nda bir daire başkanlığı kurularak, tek elden kontrol edilmesine, problemlerin çözülmesine, şikayetlerin ulaştırılmasına imkan tanındı. Yönetmelikle bir de Bilirkişi Danışma Üst Kurulu oluşturuldu. Bu kurul her alandaki bilirkişilik yapabilme potansiyeline sahip tüm birimlerden katılımla temsille oluşturuldu. Örneğin, meslek odaları, mühendisler, mimarlar, muhasebeciler, baro temsil edildiği gibi YÖK'ten de akademisyen olarak temsilciler yer aldı bu kurulda."

Aşçıoğlu, "Bu kanun ve yönetmelikle hakim ve savcıların bilirkişi seçmesi için kriterler oluşturuldu. Artık bilirkişiler, vasfını, denetlenebilir ve objektif kriterlerle ispatlamak zorundalar. Daha da önemlisi tüm bilirkişiler formasyon eğitimi almaya başladı." dedi.

Aşçıoğlu, Türkiye'de ilk kez 3 ay önce İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü'nde başlayan bilirkişilik formasyon eğitimlerinin şu anda birçok üniversitede verilmeye devam edildiğini kaydetti.(AA)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.