Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre; İstanbul 11. Sulh Ceza Hâkimliği, Cumhurbaşkanlığı korumaları tarafından darp edilen Avukat Sertuğ Sürenoğlu’nun gözaltına alınmasına ilişkin görüntülerin ortaya çıkması üzerine avukatlarının yaptığı “ev hapsi kararını kaldırın” başvurusunu skandal gerekçelerle reddetti. Sadece “Bir düğün için mi” dediği duyulan Sürenoğlu’nun görüntülerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaret etmediğinin çok net olmasına karşın hâkimlik kararında, “Dosyaya sunulan tek taraflı kayıtta olayın ilk başlangıç halinin tüm yönleri ile ortaya konmadığı, kaydın nasıl elde edildiğinin de CMK delil sistematiği içerisinde bu aşamada ortaya konmadığı anlaşılmaktadır” denildi. Böylece yargı, olaya ilişkin en somut görüntüyü “delilden” saymadı.

Avukat Sertuğ Sürenoğlu, 13 Nisan akşamı Demirören-Kalyoncu ailelerinin düğününün yapıldığı Çırağan Sarayı önündeki yolun neden kapatıldığını sorması üzerine Cumhurbaşkanlığı korumaları tarafından gözaltına alınarak darp edilmiş, sonrasında adliyeye çıkartılarak Cumhurbaşkanına hakaret suçundan “konutu terk etmemek” şeklinde adli kontrol altına alınmıştı. 26 Nisan’da olaya ilişkin görüntülerin ortaya çıkması üzerine avukat Sürenoğlu’nun avukat kardeşi Tuğba Keskin, görüntülerde Sürenoğlu’nun hakaret etmediğinin açık olduğu gerekçesiyle ev hapsi kararının kaldırılması talebiyle sulh ceza hâkimliğine başvurdu. İstanbul 11. Sulh Ceza Hâkimi Enver Akman, itirazın reddine karar vererek, şüpheli hakkındaki 12. Sulh Ceza hakimliği’nin adli kontrol kararının aynen devamına karar verdi. 

Kararda, Sürenoğlu’nun “Bana zorla imzalatıldı” diyerek kabul etmediği tutanağın neden delil sayıldığı, Yargıtay’dan alıntılanan şu ifadelerle anlatıldı: “Görevli polis memurlarının düzenledikleri suç tutanaklarının doğru olmadığını kabul etmek ancak açık ve somut delillerin varlığı halinde söz konusu olabilmelidir. Bunun dışında suç tutanaklarının suçun sübutunda dayanak belge olarak göz önüne alınması konusunda duraksamaya yer verilmemelidir. Aksi durumda ülke koşulları da göz önüne alındığında görevli polis memurlarının görev yapamaz hale geleceği ve kamu otoritesinin sarsılacağı, kamu otoritesinin saygınlığı ve işleyişinin ciddi anlamda zarar göreceği kabul edilmelidir.”

'GÖRÜNTÜLER DELİL DEĞİL'

13 Nisan 2019 tarihli olay tutanağı içeriğine göre, şüphelinin Cumhurbaşkanı makam aracına koşarak hakaret ettiği öne sürülen kararda, avukatın sunduğu görüntüler görmezden gelinerek özetle şu değerlendirme yapıldı:

“Olayın başlangıcı şüpheliden kaynaklı hareketten kaynaklanmakla, tutanak içeriğine göre olayda direnç gösteren şüpheliye karşı zor kullanıldığı tespitleri yapıldığı, dosyaya sunulan tek taraflı kayıtta olayın ilk başlangıç halinin tüm yönleri ile ortaya konmadığı, kaydın nasıl elde edildiğinin de CMK delil sistematiği içerisinde bu aşamda ortaya konmadığı anlaşılmaktadır. Tutanak içeriğinde ve tanık beyanında geçen ibarelerin, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını kastettiği, içeriğin AİHS ve hukuk düzenimizin korduğu düşünce özgürlüğü kapsamında kalmayan, anlam ve içerik derinliğinden yoksun, sloganik tarzda aşağılayıcı, Cumhurbaşkanına halk nezdinde küçük düşürücü, onur ve saygınlığını zedeleyici olduğu hususunda kuvvetli suç şüphesi bulunduğu anlaşılmaktadır.”

TEDAVİ İÇİN ÇIKABİLİR

Öte yandan hâkimlik, Sürenoğlu’nun sadece tedavi işlemleri açısından, adli kontrol süresinde, resmi olarak belgelemek ve idareye sunulmak kaydıyla, yurtiçinde sağlık kuruluşlarında tedaviye gidilmesi, tedavi görülmesi gereken gün veya günlerde konutunu terk etmemek adli kontrolünden muaf tutulmasına karar verdi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ahmet 1 yıl önce

Sanıyorum mahkeme kararını baştan vermiş. Değil yaralamak/dövmek, öldürülse dahi bu davadan bir şey çıkmaz demeye getirmiş...