Kuvvetli suç şüphesi altında olan kişinin, delilleri karartması ve kaçma tehlikesini önlemek amacıyla yargılama süreci tamamlanmadan cezaevine konulmasında tutuklama koruma tedbiri uygulanmaktadır. Tutuklama, kişi hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığından, ceza verme amacı taşımayan ve ancak kanunda öngörülen şartların varlığı hâlinde başvurulması gereken istisnai bir koruma tedbiridir. Bu nedenle tutukluluk süresinin makul sınırlar içerisinde tutulması ve kişinin gereğinden fazla özgürlüğünden yoksun bırakılmaması büyük önem taşımaktadır.
Tutukluluk süresi daha sonrasında kesinleşen hükümle verilen cezadan mahsup edilmektedir fakat bu durum bazen fazladan ya da boş yere tutuklu kalmasına ve hak mahrumiyeti yaşamalarına neden olmaktadır. Bu mağduriyetlerin giderilmesi için Ceza Muhakemesi Kanunu madde 141/1- f uyarınca "...Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan... kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." tazminat isteme hakkına sahiptirler.
Bu düzenleme ile kanun koyucu, ceza muhakemesi sürecinde uygulanan koruma tedbirlerinin ölçüsüz veya gereğinden fazla uygulanması nedeniyle bireyin uğradığı zararların giderilmesini amaçlamıştır. Böylece kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali niteliğindeki gereksiz veya fazla tutukluluk sürelerinin Devlet tarafından tazmin edilmesi, hukuk devleti ilkesinin ve Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının doğal bir sonucu olarak kabul edilmiştir.
Keza bu hüküm hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verilen davalar içinde uygulanmaktadır. HAGB kararı, mahkemece sanığın suçlu olduğuna ilişkin bir mahkûmiyet hükmü kurulmasına rağmen, bu hükmün hukuki sonuç doğurmasının belirli bir denetim süresi boyunca ertelenmesini ifade etmektedir.
Sanık denetim süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranır ve kasten yeni bir suç işlemezse açıklanmayan mahkûmiyet hükmü ortadan kalkmakta ve davanın düşmesine karar verilmektedir. Bu nedenle HAGB kararı verilen dosyalarda, CMK m. 141 kapsamında öngörülen tazminat hakkının doğup doğmadığının HAGB kararının verilmesiyle birlikte belirlenebilmesi mümkün değildir. Çünkü HAGB kararı verilmiş olsa dahi, ceza muhakemesinin hukuki sonucu henüz tamamlanmamıştır.
Dolayısıyla kişinin gerçekten uğradığı zararın kapsamı ile tazminata hak kazanıp kazanmadığı ancak HAGB kararının hukuki akıbeti kesinleştikten sonra belirlenebilmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/765 Esas, 2018/406 sayılı kararında "Davacının tazminat talebine dayanak teşkil eden ceza davasında, hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir. Bu kapsamda, davacının denetim süresine uyması hâlinde düşme kararı verilecektir. Bu süre içinde kasten yeni bir suç işlemesi hâlinde ise mahkûmiyet hükmü açıklanacak, bu hükme karşı kanun yoluna başvurulduğu takdirde davacı hakkında mahkûmiyet hükmünün esastan denetimi sonucu daha fazla cezaya hükmedilebileceği gibi beraat kararı da verilebilecektir.
Dolayısıyla bu aşamada davacı açısından doğan bir zararın bulunup bulunmadığının tespiti ve varsa miktarının hesaplanması mümkün olmadığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın sonucunun beklenmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, davacı tarafından gözaltında ve tutuklu kalınan süreler nedeniyle açılan tazminat davasının, hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sonucu beklenmeden kabulüne karar verilmesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir." şeklinde ifade ederek eğer tutukluluk süresi uzun sürmüş ve kesinleşen ceza da hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verilmesi durumunda bu kararın sonucu beklenerek tazminata hükmedilmelidir.
Keza bu husus Yargıtay 12.Ceza Daire'sinin 2013/14033 Esas , 2013/18314 sayılı kararında "...Davacının tutuklanmasına konu olan Adam öldürmeye teşebbüs suçu ile ilgili olarak Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/280 Esas- 2011/252 Karar sayılı dosyasında 27.07.2004 -18.12.2007 tarihleri arasında 1239 gün süreyle tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda 29.11.2011 tarihinde davacı hakkında müessir fiil suçundan CMK’nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu aşamadaki hükmün davacı bakımından herhangi bir sonuç doğurmadığı, davacı bakımından dayanak mahkeme hükmünde belirtilen 5 yıllık deneme süresi sonunda davanın düşmesine karar verilmesi halinde fazladan tutuklu kalınan süreler için süresinde dava açılması halinde tazminat talep edilebileceği gözetilerek..." buna aykırı şekilde dava açılmasını bozma sebebi olarak ifade edilmektedir.
Fazladan tutukluluk süresi sonrası HAGB kararına bağlı olarak tazminat isteminde şartlar aşağıda sayılanlardan ibarettir. İlk olarak sanık hakkında HAGB kararı verilmiş olmalıdır. İkinci olarak, kanunda öngörülen denetim süresi eksiksiz tamamlanmalıdır. Bu süre, suçun işlendiği tarihte on sekiz yaşını doldurmuş sanıklar bakımından beş yıl, suça sürüklenen çocuklar bakımından ise üç yıldır. Üçüncü olarak ise denetim süresi içerisinde yükümlülüklere aykırı davranılmaması nedeniyle davanın düşmesine karar verilmelidir. Ancak bu aşamadan sonra ceza muhakemesi kesin olarak sona ermiş olacak ve fazla tutukluluk nedeniyle uğranılan zararın kapsamı hukuken belirlenebilir hale gelecektir. Bunun doğal sonucu olarak, HAGB kararı verilen dosyalarda denetim süresi tamamlanmadan açılan CMK m. 141'e dayalı tazminat davalarının kabul edilmesi mümkün değildir. Mahkemenin, ceza davasının sonucunu bekletici mesele yapması veya tazminat şartlarının henüz oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmesi gerekmektedir. Buna karşılık denetim süresinin başarıyla tamamlanması ve davanın düşmesi halinde kişi, gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürenin infaz edilmesi gereken ceza süresini aşan kısmı nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların Devletten tazminini talep edebilecektir.
Sonuç olarak, CMK m. 141/1-f hükmü, tutukluluk veya gözaltında geçirilen sürenin hükmolunan ceza süresini aşması halinde kişiye Devletten maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı tanımaktadır. Ancak sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi durumunda, tazminat hakkının doğduğu kabul edilebilmesi için denetim süresinin tamamlanması ve davanın düşmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Stj. Av. Esma İrem YILMAZ