I. GİRİŞ
24 Ekim 2018 sabahı, saat 10.45. Antalya Muratpaşa'da bir dairede, narkotik köpeği eşliğinde arama yapılıyor. Giriş kapısının karşısındaki odada, televizyon sehpasının üzerinde siyah bir çorap duruyor. Çorabın içinden 1,64 gram kokain çıkıyor. Aynı sehpada bir makas, çok sayıda paket lastiği ve boş defter yaprakları var.
Bir buçuk gram. Kriminal raporda tek satır tutan bir kalem.
O dosya, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetle kesinleşti. Buna karşılık İzmir'de bir evin odasında kurulmuş serada yakalanan yirmi bir kök kenevirin ve poşetteki 780 gramlık kenevir bitkisinin bulunduğu dosyada Ceza Genel Kurulu, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğuna hükmetti.
İki dosyanın arasında yedi hafta var. Uygulanan ölçütler ise yirmi yıldır aynı. Bu üç kararı yan yana koymak, uyuşturucu dosyalarında miktarın gerçekte ne kadar yer tuttuğunu görmenin en kestirme yolu.
II. ANTALYA: ÇORAPTAKİ 1,64 GRAM
Antalya dosyasının başlangıcı Antalya'da değil, Nazilli'de. Uyuşturucu madde ticaretinden yürütülen bir soruşturmada, evinde ve iş yerinde yirmi üç paket eroin ele geçirilen şüpheli, etkin pişmanlıktan yararlanmak amacıyla eroinleri Antalya'da oturan ve bir lakapla tanıdığı kişiden aldığını söylüyor. Kolluk araştırması o lakabın hangi kişiye ait olduğunu tespit ediyor, fotoğraf teşhisi yapılıyor, arama kararı alınıyor ve yukarıda anlattığım arama gerçekleşiyor.
Sanık, aşamalarda birbirini tutmayan iki savunma yapıyor. Soruşturmada, çoraptaki kokainin kendisine ait olmadığını, eve kimin getirdiğini bilmediğini, çocuğunun oyun oynarken çorabın içine koymuş olabileceğini, lastiklerin ise kayınbiraderinin kızına ya da eşine ait olabileceğini söylüyor. Kovuşturmada bu anlatım değişiyor: olaydan bir gün önce evine gelen bir kişiyle birlikte kokain kullandığını, arta kalanı çorabına sakladığını beyan ediyor.
Adli Tıp Kurumu raporuna göre sanığın kan ve idrar örneklerinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı maddeye rastlanmıyor.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2021 yılında oy çokluğuyla bozma kararı veriyor: miktar ve ele geçiriliş biçimi karşısında ticaret için kesin delil yok, eylem kullanmak için bulundurmadır. Karşı oy yazan iki üye ise 1,64 gramın elli-altmış kullanıma yeteceğini, paketleme malzemelerinin bulunduğunu, kullanıcı olduğuna dair beyanların çeliştiğini ve kan-idrar tahlilinin temiz çıktığını vurguluyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, tam da bu karşı oy doğrultusunda itiraz yoluna başvuruyor.
Ceza Genel Kurulu 17.12.2025 tarihli ve E.2023/251, K.2025/588 sayılı kararıyla itirazı oy birliğiyle kabul etti. Alıcı konumundaki tanığın beyanının kolluk araştırması, fotoğraf teşhisi ve HTS kayıtlarıyla doğrulandığını; evde paketleme materyali bulunduğunu; uzun süredir madde kullandığını söyleyen sanığın tahlillerinin buna aykırı olduğunu tek tek saydıktan sonra şu sonuca vardı:
"sanığın suç konusu kokaini kullanmak amacıyla bulundurduğuna ilişkin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu gizlemeye ve bu suçun cezasından kurtulmaya yönelik olan ve aşamalarda da çelişki gösteren savunmalarına itibar edilemeyeceği, sanığın sabit olan eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir."
Bir buçuk gram, bu dosyada ticaretin engeli olmadı.
III. İZMİR: SERADAKİ YİRMİ BİR KÖK VE 78 GRAM
İzmir dosyası aksi yönden ilerliyor. İhbar üzerine gidilen evde, ışıklandırma ve havalandırma sistemi kurularak seraya çevrilmiş bir oda bulunuyor: saksılara dikilmiş yirmi bir kök kenevir, koku engelleyici filtre, termometre, buhar makineleri, fanlar, projektörler. Salonda ise naylon poşet içinde, daralı ağırlığı 804 gram olan kenevir bitkisi.
Kriminal rapora göre dikili haldeki bitkilerden 2.107,8 gram, poşetteki kurutulmuş bitkilerden ise 78 gram esrar elde edilebiliyor.
Bu dosyanın sanığı evde yakalanan kişi değil. Evin sahibi olan ve ticaretten mahkûmiyeti kesinleşen kişi, cezaevinden gönderdiği dilekçeyle malzemeleri bir arkadaşının kredi kartıyla birlikte aldıklarını ve bitkileri kullanmak için birlikte yetiştirdiklerini bildiriyor. Sanık, o arkadaş.
Bölge adliye mahkemesi ticaretten mahkûmiyete karar verdi, Özel Daire bozdu, Başsavcılık itiraz etti. Başsavcılığın itirazı ciddiydi: serayı kurmak masraflı ve özel bir çalışma gerektirir, bu kullanıcı bir kişinin yapacağı iş değildir; üstelik dikili bitkiler ve kurutulmuş bitkiler birlikte değerlendirildiğinde miktar kullanma sınırının çok üstündedir.
Ceza Genel Kurulu 30.10.2025 tarihli ve E.2025/180, K.2025/445 sayılı kararıyla itirazı oy çokluğuyla reddetti. Kararda kolluğun istihbarat çalışmasının sanığa ilişkin olmadığı, evin sahibinin ve olay günü evde bulunan diğer kişinin sanık aleyhine hiçbir beyanda bulunmadığı belirtildikten sonra maddi bulgulara geçildi:
"Ele geçirilen suç konusu uyuşturucu madde, net 78 gram olup bu bağlamda miktar itibarıyla kullanma sınırları içinde kalmaktadır. Olay tutanağı içeriğinden; suç konusu esrarın paketçikler hâlinde değil tek parça olarak ele geçirildiği ve arama yapılan konutta hassas teraziye ya da paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerine rastlanmadığı anlaşılmıştır."
Kararın dikkatten kaçan yanı burada. Kurul, vasıf değerlendirmesinde dikili bitkilerden elde edilebilecek 2.107,8 gramı değil, kurutulmuş bitkilerden elde edilebilecek 78 gramı esas aldı. Karar metni bunun gerekçesini ayrıca açıklamıyor; ancak sanığın esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçundan 2313 sayılı Kanun uyarınca ayrıca mahkûm edilmiş olması, dikili bitkilerin ayrı bir suçun konusunu oluşturduğu düşüncesini akla getiriyor. Uygulamada bu ayrımın sonuçları büyük: aynı parselde duran iki grup bitki, iki ayrı hesaba yazılabiliyor.
IV. ARNAVUTKÖY: BAGAJDAKİ POŞET VE ÜÇ HAFTALIK YAZIŞMA
Üçüncü dosyada sanık, olay yerinde uyuşturucu maddesi üzerinden çıkmayan tek kişi. 18 Ekim 2019 akşamı, daha önce çok sayıda ihbarda satış yeri olarak bildirilen boş bir arazide üç kişi bir aracın yanında oturuyor. İki kişinin üzerinden toplam otuz paket sentetik kannabinoid çıkıyor. Sanığın üzerinden ise yalnızca cep telefonu çıkıyor; sonra aracın bagajından net 15,3 gramlık poşeti kendisi çıkarıp görevlilere teslim ediyor.
Savunması, uygulamada sıkça duyulan bir savunma: kendisi yalnızca şoför, arkadaşları uyuşturucu almaya giderken aracı o kullanmış, bagajdaki poşeti "polisler görmesin" denildiği için oraya koymuş. Diğer iki kişi de aşamaların bir kısmında bu anlatımı destekliyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bile itirazında sanık lehine görüş bildirerek eylemin kullanmak için bulundurma olduğunu ileri sürüyor.
Ceza Genel Kurulu 03.12.2025 tarihli ve E.2023/70, K.2025/549 sayılı kararıyla bu itirazı oy birliğiyle reddetti. Kurulu ikna eden şey bagajdaki poşetin ağırlığı değil, telefondaki yazışmalar oldu. Olaydan önceki üç haftaya yayılan mesajlarda sanığın fiyat sorduğu, "gram"a ne dendiğini öğrenmeye çalıştığı, kendisinden yönlendirme istendiği ve buna olumlu karşılık verdiği görülüyor. Karara göre sanık, satıcılarla almak isteyenler arasında bir aracılık rolü üstlenmiştir. Buna, maddenin herkeste aynı türden olması ve savunmaların birbirini tutmaması eklenince sonuç ticaret oldu.
V. ÖLÇÜTLER YİRMİ YILDIR AYNI; DEĞİŞEN, DOSYANIN İÇİ
Her üç kararda da aynı çerçeve tekrarlanıyor. Ceza Genel Kurulunun 2004 ve 2012 tarihli yerleşik kararlarına atıfla, bulundurmanın kullanmaya mı ticarete mi yönelik olduğunun tespitinde dört ölçüt sayılıyor: maddenin başkasına satılması, devredilmesi veya tedarik edilmesi yönünde bir davranışın bulunup bulunmadığı; maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimi; maddenin çeşidi ve miktarı; sanığın madde kullandığının tıbbi raporla saptanıp saptanmadığı.
Dört ölçütün yalnızca biri miktarla ilgili. Kararların gösterdiği şey, bu ölçütün tek başına neredeyse hiçbir şeye karar vermediği.
Antalya dosyasında birinci ölçüt, yani başkasına temin yönünde davranış, alıcının beyanı ve teşhisiyle dolmuştu; dördüncü ölçüt de tahlil sonucuyla sanığın aleyhine gerçekleşmişti. Bu iki ölçütün karşısında 1,64 gramın küçüklüğü sonucu değiştirmedi. İzmir dosyasında ise birinci ölçüte dair hiçbir bulgu yoktu; ikinci ölçüt sanık lehineydi, çünkü madde paketçikler hâlinde değil tek parçaydı ve evde ne hassas terazi ne ambalaj bulunmuştu. Geriye kalan 78 gram, tek başına ticareti taşımaya yetmedi. Arnavutköy dosyasında ise sanığın üzerinde madde bile yokken, telefonundaki yazışmalar birinci ölçütü tek başına doldurdu.
Kanaatimizce buradan çıkan pratik sonuç şudur: uyuşturucu dosyalarında tartışma, ele geçen maddenin gramajı üzerinden değil, birinci ve dördüncü ölçütler üzerinden kazanılıyor ya da kaybediliyor. Miktar, ancak diğer ölçütler sessiz kaldığında belirleyici hâle geliyor.
VI. KARŞI OY CİDDİYE ALINMAYI HAK EDİYOR
İzmir kararı oy çokluğuyla verildi; üç üye itirazın kabulü gerektiği görüşünde kaldı. Bu karşı oyun dayandığı düşünce, Başsavcılığın itirazında açıkça ifade edilmişti: ışıklandırma, havalandırma, filtre ve fanlarla kurulmuş bir sera, kişisel kullanım için esrar temin etmenin olağan yolu değildir; böyle bir düzeneği kurmak, masraf ve emek bakımından zaten bir üretim ölçeğine işaret eder.
Karşı oyun dayandığı gözlem güçlü. Düzeneğin niteliği, "bulunduruluş biçimi" ölçütünün içine pekâlâ yerleştirilebilirdi ve o zaman ikinci ölçüt de sanık aleyhine dönerdi.
Yine de sonucu çoğunluk doğru kurdu. Çünkü seranın kurulmuş olması, o serayı fiilen kimin işlettiğini ve ürünün nereye gittiğini göstermez. Bu dosyada sanığın katkısı, malzemelerin kredi kartıyla alınmasıydı; evin sahibi olan ve mahkûmiyeti kesinleşen kişi de dâhil olmak üzere hiç kimse sanığın satış yaptığına dair beyanda bulunmadı. Ceza muhakemesinde şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi, tam da delillerin bir yorumu mümkün kıldığı ama zorunlu kılmadığı bu tür durumlar için vardır. Karşı oy, düzeneğin ölçeğinden failin amacına doğrudan bir köprü kuruyor; o köprünün ayakları bu dosyada eksikti.
VII. DOSYADA NE ARANMALI
Bu üç karar, savunma ve iddia makamına aynı kontrol listesini veriyor.
Kullanıcı savunması, tıbbi rapor olmadan yalnız kalır. Antalya dosyasında sanığı en çok zorlayan tek bulgu, kan ve idrarında hiçbir maddeye rastlanmamasıydı. Kullanıcı olduğunu ileri süren kişinin yakalandığı anda alınan örnekler dosyanın belkemiğidir; bu örnekler alınmamışsa, tedavi kayıtları, denetimli serbestlik dosyaları ve önceki tahliller derhal celbedilmelidir.
Paketleme materyali, gramajdan daha çok konuşur. Makas, lastik, boş kâğıt, hassas terazi ve poşet; hepsi ikinci ölçütün içine giriyor. İzmir kararında bunların yokluğu açıkça gerekçe yapıldı. Arama tutanağında bu tür malzemenin "bulunmadığının" yazılı olması, savunma için tutanakta yer alabilecek en değerli cümledir; tutanakta yoksa, tutanağı düzenleyen görevlilerin tanık olarak dinlenmesi istenmelidir.
Alıcı beyanı tek başına dosyayı taşımaz, ama doğrulanırsa taşır. Antalya dosyasında etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişinin beyanı, kolluk araştırması, fotoğraf teşhisi ve iki telefon görüşmesiyle desteklendiği için hükme esas alındı. Bu tür beyanların karşısına çıkılacaksa, doğrulayıcı delilin niteliği tartışılmalıdır: HTS kaydı bir görüşmenin yapıldığını gösterir, içeriğini göstermez.
Yazışmalar artık dosyanın merkezinde. Arnavutköy dosyasında sanık, üzerinde madde bulunmayan tek kişiydi; buna rağmen ticaretten mahkûm oldu. Bilirkişi raporuna geçirilen mesajlar, savunmanın anlattığı "tesadüfen orada bulunan şoför" tablosunu geçersiz kıldı. Bu tür dosyalarda telefon incelemesinin kapsamı, tarih aralığı ve seçilen mesajların bağlamı, savunmanın ilk itiraz etmesi gereken noktadır.
VIII. SONUÇ
Ceza Genel Kurulu yedi hafta içinde verdiği üç kararla, uyuşturucu suçlarında uzun zamandır yerleşmiş ölçütleri değiştirmedi; onların nasıl işletileceğini gösterdi. Bir buçuk gram kokain ticaret sayılabiliyor, yetmiş sekiz gram esrar kullanma sayılabiliyor.
Uygulamada "kaç gram çıktı" sorusuyla başlayan değerlendirmelerin bu kadar sık yanılmasının sebebi de bu. Doğru soru şudur: dosyada bu kişinin maddeyi başkasına ulaştırdığına dair bir davranış izi var mı, madde nasıl paketlenmiş, kişinin kendisinin kullandığı tıbben saptanmış mı? Miktar, bu üç sorunun cevabı belirsiz kaldığında devreye giren yardımcı bir ölçüttür.
Savunmayı üstlenen meslektaş için sonuç yalın: dosyanın kaderi çoğu zaman kriminal raporun gramaj satırında değil, arama tutanağının ayrıntılarında, tahlil raporunun varlığında ve telefon incelemesinin sınırlarında yazılıdır.
Yararlanılan Kaynaklar
· Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2025/180, K.2025/445, T.30.10.2025 (oy çokluğu)
· Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2023/70, K.2025/549, T.03.12.2025 (oy birliği)
· Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2023/251, K.2025/588, T.17.12.2025 (oy birliği)
· Kararlarda uygulanan hükümler: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 188, m. 191, m. 192; 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun m. 23; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 223, m. 308