Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme başlığı altında, uzun süreden beri yapılmakta olan çalışma ve hareketler toplumda bir takım endişe ve tartışmalara neden olmaktadır. Nihayet bir yasa taslağına dönüşen bu çalışmalar dışında, yasa teklifinde bulunan maddi hata ve yasadışı uygulamalara değinmek istiyoruz.

-Terör ve teröristlerle ilgili düzenlemeleri içeren bir yasanın çıkarılacağı söylendi. Önce adına “Çerçeve Yasa” dediler, yani içi boş bırakılan bir yasa, daha sonra yetkili kılınan kişiler tarafından, içi istedikleri şekilde doldurulacaktı.

-Daha yasa metni belli olmadan imzaya açıldı. Aynı gün belli bir saate kadar imza edilmesi istendi. Destek veren partiler ve mensupları tarafından imzalandı.

-Hemen bu imzayı takip eden gün Meclis’e kanun teklifi vermek üzere hazırlık yapıldı.

-Kanun teklifi verildiği günü izleyen iki gün sonrasına isabet eden hafta sonu tatil günü yani Pazar günü, Meclis’de görüşüleceği ve kabul edileceği söylendi.

--Yani bu kadar önemli bir yasa, daha içeriği tam olarak belli olmadan, tartışılmadan “oldu bitti”ye getirilmek isteniyordu.

-Yasanın adı, uzun süreden beri söylendiği gibi ve süreci hoş gösterecek şekilde, nasıl ve kimler arasında dayanışma yapacak ve nasıl bir toplumsal bütünleşme sağlayacak ise “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” olarak belirlendi.
Şimdi gelelim yasa tasarısının ilgi çekici maddelerine:

-Yasanın 1.Maddesi’nde, kanunun amacı ve kapsama alanı “PKK/KCK terör örgütü ve bununla bağlantılı her türlü oluşum” olarak belirleniyor. Yani tek ve belli bir örgüt yok, ipin ucu istenilen her yere kadar uzatılabilir.

-Yasa’nın 6.Maddesi’nde, yasadan yararlanamayacak olanlar “..örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen kasden öldürme suçundan mahkum olanlar ile 1.6.2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbed hapis veya ağırlaştırılmış müebbed hapis veya ağırlaştırılmış müebbed hapis cezasına mahkum olanlar hariç olmak üzere.…” olarak belirlenmektedir.

-Yasa dışı bir terör örgütünde, kimin ve kimlerin “kasden öldürme suçunu” işlediklerini belirleyemezsiniz, haklarında bir mahkumiyet kararı olsa da, olmasa da, örgüt üyelerinin her birinin bu suçlarda katkı ve görevleri ve katılımları vardır, af kapsamına alınamaz.

-Sayılan suçlar için 1.6.2005 gibi bir tarih belirlenmesinin bilemediğimiz bir anlamı olsa bile hukuki bir geçerliği yoktur.

-Yasa önerisinin 10.Maddesi’nde, bu yasayı uygulamak için görevli kılınan ve uygulayan kişiler için dokunulmazlık getirilerek “Bu kanun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz.” Maddesi getirilmektedir. Bir yasanın uygulanmasında, her türlü yasal koşullara uyulması gerekir. Yasayı uygulayan kişi ve kurullara özel ayrıcalık ve dokunulmazlık getirilemez. Hukuki, idari veya cezai sorumluluğu getiren bir ihmal, yanlış uygulama varsa gerekli işlemin yapılması zorunludur. Daha işlenmemiş bir ihmal, kusur veya suça, işlenmeden önce dokunulmazlık getirilmesi her türlü yasal kurallara aykırıdır.

Yasanın amacı, kapsamı ve genel niteliği dışında, önemli usul hataları taşıyan bu husus ve maddelerin de düzeltilmesi zorunludur. Aksi takdirde, çıkarılmak istenen yasa, temel hukuk kurallarına ve Anayasa’ya da aykırı olacaktır. Aykırı işlemleri yapanlar sorumludurlar.

-Senelerce, çocukları dağa kaçırılan ve bölücü örgüt adına çalıştırılmak istenen anneler, babalar; sorumlu parti önün nöbet tuttular.. Hiçbir şey olmadı.

-Günlerden beri, Ankara Güvenpark’da şehit yakınları ve gaziler; aç, perişan, uykusuz olarak nöbet tutuyorlar, nöbet sırasında ölenler oldu. Hiçbir şey yapılmadı.
Ama teröristlerin affı nedeniyle, bu kadar çabuk, asılsız ve yasa dışı işlemler yapılıyor.

***-Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk Milleti’nin, Atatürk İlke ve Devrimlerinin; birlik ve bütünlük içinde sonsuza dek sürmesi istek ve dileği ile saygılarımızla sunulur.

Av.A.Erdem AKYÜZ