HASAR DOSYASI VE ONARIM OLMADAN DEĞER KAYBI

Onarılmayan, Hasarlı Hâlde Satılan ya da Hakkında Hasar Dosyası Açılmayan Araçta Değer Kaybı Talebi: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 29.04.2026 Tarihli Kararı ve Sigorta Tahkim Uygulaması Üzerine Bir Değerlendirme

GİRİŞ

Trafik kazasından doğan değer kaybı taleplerinde, özellikle Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde görülen uyuşmazlıklarda, zaman zaman şu gerekçeyle karşılaşılmaktadır: Sigorta kuruluşu nezdinde araca ilişkin bir hasar dosyası açılmamıştır, dosyada onarım faturası ya da ekspertiz raporu yoktur, aracın onarıldığı ispatlanamamıştır; şu hâlde değer kaybı zararı da ispatlanamamıştır. Bu gerekçe kimi zaman başvurunun esastan reddine, kimi zaman bilirkişi incelemesine dahi geçilmeksizin dosya üzerinden karar verilmesine yol açmaktadır. Yazarın kendi uygulamasında da aynı gerekçeyle sonuçlanan başvurular olmuştur.

Oysa hasar dosyasının bulunmaması, uygulamada son derece sıradan nedenlerden kaynaklanır. Araç sahibi onarımı kendi kasko sigortasından yaptırmış ve kusurlu tarafın trafik sigortacısına yalnızca değer kaybı için başvurmuş olabilir. Onarımı bedelini kendisi ödeyerek, faturasız çalışan bir sanayi esnafına yaptırmış olabilir. Aracı hiç onarmadan kullanmaya devam etmiş ya da hasarlı hâliyle satmış olabilir. Bu ihtimallerin hiçbirinde zarar görenin malvarlığındaki eksilme ortadan kalkmış değildir.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 29.04.2026 tarihli ve 2025/980 E., 2026/772 K. sayılı kararında bu soruna ilişkin ilkeyi açık bir cümleyle ortaya koymuştur: Sigorta şirketi gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, "aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli yanında değer kaybı zararının talep edilmesi mümkündür." Bu çalışmada önce bu formülün içtihattaki kökeni ve gelişimi izlenecek, ardından "hasar dosyası yok" gerekçesi normatif açıdan değerlendirilecek, son olarak ilkenin sınırları ve ispat bakımından uygulamaya dönük sonuçları ele alınacaktır.

I. DEĞER KAYBI NE ZAMAN DOĞAR? ZARARIN VARLIĞI İLE ÖLÇÜMÜ ARASINDAKİ FARK

Değer kaybı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49 anlamında haksız fiilden doğan bir malvarlığı zararıdır. Yargıtay'ın yerleşik tanımına göre değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış hâldeki değeri arasındaki farktır; belirlenmesinde aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımlar dikkate alınarak kaza tarihinden önceki ikinci el satış değeri ile onarıldıktan sonraki ikinci el satış değeri karşılaştırılır (Yargıtay 4. HD, E. 2021/21252, K. 2022/5913, 25.03.2022).

Bu tanımdaki "onarılmasından sonraki değer" ifadesi, değer kaybının doğumunu onarım şartına bağlayan bir unsur olarak okunmamalıdır. Tanım, zararın nasıl ölçüleceğini gösterir; zararın ne zaman doğduğunu değil. Malvarlığındaki eksilme kaza anında gerçekleşir: Araç o andan itibaren ikinci el piyasasında "hasar görmüş araç" niteliğini kazanmıştır. Onarım bu niteliği ortadan kaldırmaz, yalnızca hasarın fiziksel sonuçlarını giderir. Onarım bedeli, fiziksel hasarın giderilmesinin maliyetidir; değer kaybı ise en iyi onarımdan sonra dahi geriye kalan ticari değer düşüklüğüdür. İkincisinin birincisine bağlı olmadığı, tanımın kendisinden anlaşılmaktadır: Ölçümde esas alınan, aracın "onarılmış hâldeki" değeridir ve bu değer, onarım fiilen yapılmamış olsa da bilirkişi tarafından varsayımsal olarak belirlenebilir.

Normatif zemin de bu sonucu desteklemektedir. Anayasa Mahkemesi, 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 E., 2020/40 K. sayılı kararıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 90'da yer alan ve tazminatın Genel Şartlar'da öngörülen usul ve esaslara göre belirlenmesini öngören ibareleri iptal etmiş; 29.12.2022 tarihli ve 2021/82 E., 2022/167 K. sayılı kararıyla da 7327 sayılı Kanun'la aynı maddeye eklenen değer kaybı hesaplama ölçütlerini iptal etmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, kanun yararına bozma yoluyla önüne gelen bir dosyada, iptal kararından sonra zararın ve kapsamının KTK ile TBK'nın haksız fiil hükümlerine ve Yargıtay uygulamasına göre belirlenmesi gerektiğini, Genel Şartlar ekindeki formüle göre hesap yapan bilirkişi seçeneğinin hükme esas alınamayacağını belirtmiştir (E. 2021/21252, K. 2022/5913). Değer kaybı bakımından geçerli rejim, gerçek zararın tazmini ilkesidir.

II. İÇTİHADIN SEYRİ: "ONARIM YAPILSIN YA DA YAPILMASIN" FORMÜLÜNÜN KÖKENİ VE DEĞER KAYBINA TAŞINMASI

1. Formülün kökeni: Katma değer vergisi içtihadı. İncelenen formül ilk olarak Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin hasar bedeline ilişkin kararlarında ortaya çıkmıştır. Dairenin 02.10.2017 tarihli ve 2016/16052 E., 2017/8418 K. sayılı kararına konu olayda davacı, delil tespiti yoluyla hasarı belirletmiş, ardından aracını satmıştır. İlk derece mahkemesi, davacının onarım faturası sunmadığını, faturanın sunulmamasından aracın onarılmadan devredildiği sonucunun çıkarılması gerektiğini ve satış sırasında hasarlı bedele ilişkin anlaşmanın somutlaştırılmadığını belirterek katma değer vergisi hariç tazminata hükmetmiştir. Yargıtay hükmü davacı lehine bozmuştur: Sigortacı üçüncü kişinin uğradığı gerçek zarardan sorumludur ve tazmin borcunu yerine getirirken "aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın" hasar bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisini de ödemek zorundadır.

Bu kararın önemi, katma değer vergisine ilişkin sonucundan çok dayandığı düşüncededir: Tazminat alacağı, zarar görenin zararı fiilen nasıl giderdiğine, hatta giderip gidermediğine bağlı değildir. Zarar gören, tazminatı aracını onarmak için kullanmak zorunda olmadığı gibi, onarımı belgelendirmek zorunda da değildir. Sigorta tahkim uygulaması bu formüle hasar bedeli bakımından yabancı değildir. Nitekim 26.06.2025 tarihli ve K-2025/324512 sayılı hakem kararının gerekçesinde aynı Yargıtay kararına atıf yapılarak "hasara uğrayan araç tamir görmese dahi" katma değer vergisinin gerçek zarar ilkesi kapsamında hasar bedelinin içinde olduğu ifade edilmiştir (başvuru, somut olayda onarım kasko sigortacısı eliyle yapıldığından husumet yönünden reddedilmiştir; burada önem taşıyan, gerekçede benimsenen ilkedir).

2. Formülün değer kaybına taşınması: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi. Formülü değer kaybı bakımından açıkça uygulayan kararların başında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 01.02.2024 tarihli ve 2023/1641 E., 2024/222 K. sayılı kararı gelmektedir. Olayda davacı aracını onarmadan, hasarlı hâliyle 651.899 TL'ye satmıştır. Davalı işleten ve sürücü, değer kaybı hesabı yapılabilmesi için aracın öncelikle tamir edilmiş olması gerektiğini savunmuştur. Daire bu savunmayı reddetmiştir: "Aracın onarılmadan hasarlı olarak satılması değer kaybı zararı talep edilmesine engel oluşturmaz. Zira, sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli yanında değer kaybı zararının talep edilmesi mümkündür." Dairenin 2024 yılında verdiği bir dizi kararda aynı gerekçe tekrarlanmıştır; ilke Daire bakımından yerleşik sayılabilir.

3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 29.04.2026 tarihli kararı. Karara konu olayda 05.09.2024 tarihli kazada davalı sigortacının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araç sürücüsü tam kusurludur. Davacının aracındaki 85.764,90 TL tutarındaki hasar kendi kasko sigortacısı tarafından karşılanmış; trafik sigortacısı bu bedeli rücu yoluyla kasko sigortacısına ödemiştir. Davacı, trafik sigortacısına yalnızca değer kaybı için 03.10.2024 tarihinde başvurmuş, ödeme yapılmayınca dava açmıştır. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, aracın kaza öncesi ikinci el değerini 855.625,00 TL, onarım sonrası değerini 804.166,67 TL olarak belirleyen bilirkişi raporunu benimseyerek 51.458,83 TL değer kaybına, sigortacının temerrüde düştüğü 16.10.2024 tarihinden itibaren faiziyle birlikte hükmetmiştir.

Sigortacının istinaf sebepleri, konumuz bakımından tipiktir: Usulüne uygun başvuru yapılmadığı, araçta değer kaybı oluşmadığı, hesabın Genel Şartlar Ek-1'deki formüle göre yapılması gerektiği ve değer kaybının oluştuğuna dair "satış ilanı, ekspertiz raporu" gibi herhangi bir objektif belgenin sunulmadığı ileri sürülmüştür. Daire bu itirazları, kararın en önemli bölümünü oluşturan şu gerekçeyle karşılamıştır:

"Trafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağından kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan hem zarar veren işletenler hem de ZMSS şirketi sorumludur. Aracın onarılmadan hasarlı olarak satılması değer kaybı zararı talep edilmesine engel oluşturmaz. Zira, sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli yanında değer kaybı zararının talep edilmesi mümkündür."

Bu gerekçe üç ayrı önermeyi bir arada içermektedir. Birincisi, değer kaybı onarımdan bağımsız bir gerçek zarar kalemidir ve bu zarardan işleten ile zorunlu mali sorumluluk sigortacısı birlikte sorumludur. İkincisi, zarar görenin aracını onarmamış, hatta hasarlı hâliyle elden çıkarmış olması talep hakkını ortadan kaldırmaz. Üçüncüsü ve uygulama bakımından en önemlisi, talebin dinlenebilmesi onarımın yapılmış olmasına da onarımın fatura ile belgelenmiş olmasına da bağlı değildir. Sigortacı nezdinde bir onarım dosyasının bulunmaması, bu üçüncü önermenin kapsamında kalan bir durumdur: Onarımın ve faturanın dahi aranmadığı yerde, sigortacının kendi iç kaydı olan hasar dosyasının aranması evleviyetle mümkün değildir. Daire bu gerekçeyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir; karar, HMK m. 362/1-a uyarınca kesindir.

III. "HASAR DOSYASI YOK" GEREKÇESİNİN ELEŞTİRİSİ

1. Gerekçe, zararın varlığı ile zararın ispat aracını birbirine karıştırmaktadır. Hasar dosyası, sigortacının kendi iç işleyişine ait bir kayıttır; bir zarar kalemi olmadığı gibi kanunun aradığı bir dava ya da başvuru şartı da değildir. KTK m. 97, zarar görenden yalnızca sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmasını ve on beş gün beklemesini ister. Kanunda, değer kaybı talebinin ileri sürülebilmesi için aynı sigortacı nezdinde bir onarım dosyasının açılmış ve sonuçlandırılmış olması gerektiğine ilişkin bir hüküm yoktur. Ankara kararındaki olay bunun somut örneğidir: Hasar, zarar görenin kendi kasko sigortacısı nezdinde işlem görmüş; trafik sigortacısı bakımından zarar görenin açtırdığı bir onarım dosyası hiç olmamıştır. Hasar dosyasının yokluğunu zarar görenin aleyhine yorumlamak, onu hukuken zorunlu olmadığı bir yolu izlemediği için cezalandırmak anlamına gelir.

2. İspat bakımından delil serbestisi geçerlidir. TBK m. 50/1 uyarınca zararı ispat yükü zarar görendedir; ancak kanun bu ispatı belirli bir belgeye bağlamamıştır. Hasarın varlığı ve kapsamı kaza tespit tutanağıyla, kaza yeri ve hasar fotoğraflarıyla, servis kayıtlarıyla, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtlarıyla, kasko sigortacısı nezdindeki dosyayla, tanıkla ve nihayet araç üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle ortaya konabilir. Değer kaybının miktarı zaten her durumda özel ve teknik bilgi gerektirir ve HMK m. 266 uyarınca bilirkişi eliyle belirlenir; onarım faturası bu belirlemenin ne zorunlu ne de yeterli unsurudur. Kaldı ki TBK m. 50/2, zararın miktarının tam olarak ispat edilemediği hâllerde dahi hâkime, olayların olağan akışını gözeterek zararı hakkaniyete uygun biçimde belirleme yetkisi ve görevi vermektedir. Hasarın varlığı kaza tespit tutanağı ve fotoğraflarla sabitken, miktara ilişkin belge eksikliğinden talebin tümüyle reddi sonucuna varılması bu hükümle bağdaşmaz.

3. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/15'te yer alan "Hakemler, sadece kendilerine verilen evrak üzerinden karar verir" hükmü, bu sonucu değiştirmez. Hüküm, tahkim yargılamasının dosya üzerinden yürütüleceğini ifade eder; hakemin ispat araçlarını daraltan ya da belirli bir belgeyi ispat şartı hâline getiren bir kural değildir. Değer kaybı uyuşmazlıklarında hakemlerin bilirkişi incelemesine başvurması yerleşik uygulamadır ve bilirkişinin kaza tespit tutanağı, fotoğraflar ve mevcut kayıtlar üzerinden hasarın kapsamını belirlemesi mümkündür. Ayrıca tahkim uygulamasının, onarılmamış araçta dahi katma değer vergisinin gerçek zarara dâhil olduğunu Yargıtay'ın formülüne dayanarak ifade ederken, aynı formülün doğal sonucu olan değer kaybı talebini onarım ya da hasar dosyası yokluğu gerekçesiyle reddetmesi kendi içinde tutarlı değildir.

4. Genel Şartlar'ın A.5/a bendi de gerekçeye dayanak oluşturamaz. Bende göre değer kaybı, "talep edilmesi halinde, Kurum tarafından belirlenecek usul ve esaslara göre atanacak sigorta eksperi tarafından" Ek-1'deki esaslara göre tespit edilir. Bu hüküm, talep üzerine eksper görevlendirme yükümlülüğünü sigortacı tarafına yükleyen bir usul kuralıdır. Eksper atanmamış ya da rapor düzenlenmemiş olması, yükümlülüğünü yerine getirmeyen tarafın lehine sonuç doğuramaz. Öte yandan Anayasa Mahkemesi'nin iki iptal kararından sonra Genel Şartlar'daki yöntem ve usulün zarar göreni bağlamadığı, yukarıda anılan Yargıtay kararıyla da teyit edilmiştir.

5. Zarar görenin aracını onarma yükümlülüğü yoktur. Tazminat alacaklısı, elde ettiği tazminatı dilediği gibi kullanmakta serbesttir; aracını onarmadan kullanmayı, daha ucuza onartmayı ya da hasarlı hâliyle satmayı tercih edebilir. Bu tercihler zarar verenin sorumluluğunu daraltmaz. Aksinin kabulü, zarar verenin borcunun kapsamını, zarar görenin ekonomik gücüne ve onarım için kaynak bulup bulamamasına bağlı kılar ki bu sonuç gerçek zararın tazmini ilkesiyle bağdaşmaz.

IV. İLKENİN SINIRLARI VE HESAP YÖNTEMİ

İlkenin doğru anlaşılması, sınırlarının da gösterilmesini gerektirir. Bu noktada İzmir kararının ikinci yarısı öğreticidir. İlk derece mahkemesinin benimsediği bilirkişi raporunda değer kaybı, aracın hasarlı hâldeki satış bedeli esas alınarak 248.101 TL olarak hesaplanmıştır. Daire, onarılmadan satışın talebe engel olmadığını kabul etmekle birlikte bu hesabı yeterli görmemiş; aracın kaza tarihindeki hasarsız ikinci el değeri ile "tamir edilmiş hâli ile" ikinci el değerinin ayrı ayrı tespit edilerek aradaki farkın esas alınması gerektiğini belirtip kararı kaldırmıştır. Gerekçe isabetlidir: Hasarsız değer ile hasarlı satış bedeli arasındaki fark, değer kaybını değil, onarım maliyeti ile değer kaybının toplamını (hatta pazarlık payını) yansıtır. Onarım bedelinin ayrıca talep edildiği ya da ödendiği bir dosyada bu fark üzerinden hesap yapılması mükerrer tazmine yol açar. Dolayısıyla onarılmamış araçta bilirkişinin yapacağı iş, hasarın gerektirdiği onarımı varsayımsal olarak belirlemek ve aracın bu onarım yapılmış olsaydı ulaşacağı piyasa değerini tespit etmektir.

İkinci sınır, onarımın ekonomik olmadığı hâllerdir. Aracın pert total işlemine tabi tutulduğu durumda zarar, rayiç değer ile sovtaj değeri arasındaki fark üzerinden giderilir ve ayrıca değer kaybından söz edilemez. KTK m. 92'ye 7327 sayılı Kanun'la eklenen bent ve Genel Şartlar'ın A.6 maddesinin ilgili bendi de hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı taleplerini teminat dışında tutmaktadır. "Onarım yapılsın ya da yapılmasın" formülü, onarımı mümkün ve ekonomik olan araçlar bakımından anlam taşır.

Üçüncü sınır ispat riskine ilişkindir. İlke, zarar göreni ispat yükünden kurtarmaz; yalnızca ispatın belirli bir belgeyle yapılması zorunluluğunu reddeder. Hasarın kapsamı hiçbir delille ortaya konamıyorsa bunun sonucuna TBK m. 50/1 uyarınca zarar gören katlanır. Bu nedenle aracını onarmadan satmayı ya da faturasız onartmayı düşünen zarar gören bakımından en sağlıklı yol, 17. Hukuk Dairesi kararına konu olayda olduğu gibi, HMK m. 400 vd. uyarınca delil tespiti yaptırmak ya da en azından hasarın onarım öncesi hâlini ayrıntılı fotoğraflarla ve bağımsız bir ekspertiz incelemesiyle belgelemektir. Önceki hasar kayıtlarının değer kaybı hesabına etkisi ise ayrı bir tartışmanın konusudur ve burada ele alınan ilkeyle karıştırılmamalıdır: Önceki hasar, değer kaybının miktarını etkileyebilir; hasar dosyasının ya da onarımın yokluğu ise talebin dinlenmesine engel değildir.

V. UYGULAMAYA DÖNÜK SONUÇLAR

Birincisi, sigortacıya yapılacak başvuruda ve tahkim ya da dava dilekçesinde hasarın kaynağı açıkça ortaya konmalıdır: Onarım kaskodan yapılmışsa kasko sigortacısı nezdindeki dosyanın ve ekspertiz raporunun celbi, onarım zarar görence yaptırılmışsa servis kayıtlarının ve varsa ödeme belgelerinin sunulması, araç onarılmamışsa bu hususun açıkça belirtilerek araç üzerinde inceleme yapılmasının talep edilmesi gerekir. Hasar dosyasının bulunmamasının nedeni dilekçede açıklanmadığında, karar merciinin bu boşluğu zarar gören aleyhine doldurma ihtimali artmaktadır.

İkincisi, bilirkişi incelemesi talebi açık ve kapsamı belirli olmalıdır. Talep edilecek inceleme; hasarın kaza ile uyumunun, hasarın gerektirdiği onarımın kapsamının, aracın kaza tarihindeki hasarsız ikinci el değerinin ve onarılmış hâldeki ikinci el değerinin ayrı ayrı belirlenmesini içermelidir. Araç satılmışsa satış bedelinin değer kaybı hesabına doğrudan esas alınamayacağı, İzmir kararı karşısında baştan gözetilmelidir.

Üçüncüsü, "hasar dosyası bulunmadığı" ya da "onarımın ispatlanamadığı" gerekçesiyle verilen ret kararlarına karşı itiraz ve kanun yolu başvurularında, burada incelenen üç karar birlikte kullanılabilir: Formülün kökenini oluşturan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi kararı, onarılmadan satışın talebe engel olmadığını açıkça söyleyen İzmir kararı ve kasko üzerinden giderilmiş hasarda trafik sigortacısının "objektif belge yok" savunmasını reddeden Ankara kararı. Sigortacının temerrüdü bakımından ise, değer kaybına ilişkin yazılı başvurunun sigortacıya ulaştığı tarih esas alınmalı; Ankara kararında olduğu gibi faizin bu tarihe göre belirlenen temerrüt tarihinden itibaren istenmesi unutulmamalıdır.

SONUÇ

Değer kaybı, kaza anında doğan ve onarımdan bağımsız olarak varlığını sürdüren bir malvarlığı zararıdır. Onarım, bu zararın doğum şartı değil, yalnızca ölçümünde kullanılan varsayımsal bir referans noktasıdır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin hasar bedeli bakımından geliştirdiği "onarım yapılsın ya da yapılmasın, fatura olsun ya da olmasın" formülü, İzmir ve Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından değer kaybına taşınmış; Ankara 26. Hukuk Dairesi'nin 29.04.2026 tarihli kararıyla, "aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli yanında değer kaybı zararının talep edilmesi mümkündür" denilerek, hasarın kasko üzerinden giderildiği ve trafik sigortacısı nezdinde zarar görence açtırılmış bir onarım dosyasının bulunmadığı hâlde dahi değer kaybına hükmedilebileceği teyit edilmiştir.

Sigorta tahkim uygulamasında rastlanan "hasar dosyası yok, onarım belgesi yok, o hâlde zarar ispatlanamamıştır" biçimindeki akıl yürütme, zararın varlığını sigortacının iç kayıtlarına ve zarar görenin onarım tercihine bağlamakta; KTK m. 97'nin aramadığı bir şartı içtihat yoluyla yaratmakta ve TBK m. 50/2'nin hâkime yüklediği takdir görevini işlevsiz bırakmaktadır. Tahkim uygulamasının aynı formülü katma değer vergisi bakımından benimsemiş olması karşısında, değer kaybı bakımından farklı bir sonuca varılması tutarlı da değildir. İlkenin sınırı bellidir: Zarar gören ispat yükünden kurtulmaz, hasarlı satış bedeli üzerinden hesap yapılamaz ve onarımı ekonomik olmayan araçta değer kaybı istenemez. Bu sınırlar içinde kalındıkça, hasar dosyasının ya da onarımın yokluğu değer kaybı talebinin reddi için bir gerekçe değil, yalnızca bilirkişi incelemesinin kapsamını belirleyen bir olgudur.

KAYNAKÇA

Anayasa Mahkemesi, E. 2019/40, K. 2020/40, 17.07.2020 (RG 09.10.2020, S. 31269).

Anayasa Mahkemesi, E. 2021/82, K. 2022/167, 29.12.2022 (RG 14.02.2023, S. 32104).

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/16052, K. 2017/8418, 02.10.2017.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/21252, K. 2022/5913, 25.03.2022.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1641, K. 2024/222, 01.02.2024.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2025/980, K. 2026/772, 29.04.2026.

Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Kararı, K-2025/324512, 26.06.2025.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 85, 90, 91, 92, 97; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49-51; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 266, 362, 400 vd.; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30.

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları m. A.5, A.6 ve Ek-1.