ZORUNLU TRAFİK SİGORTACISI İLE İHTİYARİ MALİ SORUMLULUK SİGORTACISININ SIRALI SORUMLULUĞU
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 30.04.2026 Tarihli Kararı Üzerine Bir İnceleme: Müteselsil Hüküm Yasağı, KTK m. 104 ve Mükerrer Tahsil Kaydı
GİRİŞ
Zorunlu trafik sigortası limitlerinin, özellikle yüksek bedelli araçların pert olduğu ve ağır bedensel zararın doğduğu kazalarda gerçek zararın gerisinde kaldığı sık görülen bir durumdur. Bu boşluğu kapatmak için tasarlanmış araç, motorlu kara taşıtları ihtiyari mali sorumluluk sigortasıdır (İMM). Ne var ki uygulamada zarar görenler ve kimi zaman ilk derece mahkemeleri, zorunlu sigortacı ile ihtiyari sigortacıyı tek bir borçlu kümesi gibi ele almakta, her iki sigortacıya karşı müteselsil hüküm kurmakta ya da zorunlu sigorta limitinin tükenip tükenmediğini araştırmadan ihtiyari sigortacıyı sorumlu tutmaktadır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 30.04.2026 tarihli ve 2024/1337 E., 2026/790 K. sayılı kararı, bu hatayı üç başlık altında düzeltmesi bakımından öğreticidir: Daire, zorunlu ve ihtiyari sigortacılar arasında müteselsil değil sıralı bir sorumluluk bulunduğunu, aracın mesleki faaliyet için bırakıldığı teşebbüsün Karayolları Trafik Kanunu'nun 104. maddesi uyarınca işleten gibi sorumlu tutulup tutulmayacağının araştırılması gerektiğini ve asıl-birleşen davada aynı alacak kalemleri için tahsilde tekerrür kaydı konulmasının zorunlu olduğunu belirterek ilk derece kararını kaldırmıştır. Bu çalışmada karar özetlenmekte, sıralı sorumluluk kuralının normatif temeli ve Yargıtay çizgisi ortaya konulmakta, ardından kararın uygulamaya yansımaları ve tartışmaya açık noktaları değerlendirilmektedir.
I. OLAY VE YARGILAMA SÜRECİ
Karara konu olayda davalı araç maliki, aracını yıkanması için bir oto yıkama işletmesine bırakmış; işletmede yeni çalışmaya başlayan işçi, aracı izinsiz olarak trafiğe çıkararak davacının sevk ve idaresindeki araca çarpmıştır. Kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporuna göre davacı kusursuz, aracı kaçıran sürücü yüzde yüz kusurludur. Araç maliki, olaydan haberdar olur olmaz kolluğa başvurmuş; aracı kaçıran kişi hakkında hırsızlık suçundan kamu davası açılmıştır. Kazaya karışan aracın hem zorunlu mali sorumluluk sigortası hem de ayrı bir şirkette ihtiyari mali sorumluluk sigortası bulunmaktadır.
Davacı, hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelini önce araç maliki, sürücü ve iki sigortacıya karşı; birleşen davada ise oto yıkama işletmesinin sahibine karşı talep etmiştir. İlk derece mahkemesi her iki davayı da kabul ederek 19.600 TL hasar bedeli, 10.000 TL değer kaybı ve 3.500 TL mahrumiyet bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiştir. Kararı araç maliki ile her iki sigortacı istinaf etmiştir. İhtiyari sigortacının istinaf sebebi kararın omurgasını oluşturur: Sorumluluğu sıralı sorumluluk ilkesi gereği zorunlu sigortacıdan sonra gelir; hükmedilen hasar ve değer kaybı tutarları zorunlu sigorta limitinin içinde kaldığından kendisinin sorumluluğu hiç doğmamıştır; kabul anlamına gelmemek kaydıyla yalnızca araç mahrumiyet bedelinden sorumlu tutulabilir.
II. KARARIN GEREKÇESİ
Daire, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı incelemesini üç noktada yoğunlaştırmıştır.
1. KTK m. 104 araştırılmadan hüküm kurulması. Daire, aracın yıkanması amacıyla bir işletmeye bırakıldığını ve buradan kaçırıldığını tespit ederek, davalıların sorumluluğunun belirlenmesi için Karayolları Trafik Kanunu'nun 104. maddesinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Maddeye göre motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım gibi bir amaçla kendisine bırakılan aracın sebep olduğu zararlardan işleten gibi sorumludur; aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacı bu zararlardan sorumlu değildir. Daire, ceza dosyasının getirtilerek araç malikinin ve zorunlu sigortacısının sorumluluğunun bu madde ışığında tartışılmasını istemiştir.
2. Zorunlu ve ihtiyari sigortacıya müteselsil hüküm kurulması. Daire, Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 1. maddesine göre ihtiyari sigortacının, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin üstünde kalan miktardan başlayıp kendi teminat limitine kadar sorumlu olduğunu; kanun koyucunun iki sigortacı bakımından müşterek ve müteselsil değil sıralı bir sorumluluk düzenlediğini vurgulamıştır. Kaza tarihinde zorunlu sigortanın maddi teminat limitinin 50.000 TL olduğunu tespit eden Daire, sigortacıların sorumluluklarının zorunlu ve ihtiyari poliçeler kapsamında ayrı ayrı belirlenmesi gerekirken müteselsil hüküm kurulmasını isabetsiz bulmuştur.
3. Tahsilde tekerrür kaydının eksikliği. Asıl dava araç maliki, sürücü ve iki sigortacıya; birleşen dava işletme sahibine karşı açıldığından, aynı alacak kalemleri için her iki davada ayrı ayrı hüküm kurulması mükerrerlik ve infazda tereddüt doğurmaktadır. Daire, hükmün "tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla" ibaresiyle kurulması gerektiğini belirtmiştir.
Bu üç gerekçeyle ilk derece kararı HMK m. 353/1-a-6 uyarınca kaldırılmış, dosya yeniden yargılama için mahkemesine gönderilmiştir. Karar, dosya üzerinden ve kesin olarak verilmiştir.
III. SIRALI SORUMLULUĞUN NORMATİF TEMELİ VE YARGITAY ÇİZGİSİ
Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi işleteni, aracın işletilmesinden doğan zarardan sorumlu tutar; 91. maddesi ise bu sorumluluğun karşılanması için mali sorumluluk sigortası yaptırmayı zorunlu kılar. Zorunlu sigortanın kapsamı, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.1 maddesinde, işletene düşen hukuki sorumluluğun zorunlu sigorta limitlerine kadar teminat altına alınması olarak tanımlanır. İhtiyari sigortanın kapsamı ise İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 1. maddesinde, işletene yükletilebilecek hukuki sorumluluğun zorunlu sigorta haddi üstünde kalan kısmının poliçede yazılı hadlere kadar temin edilmesi olarak belirlenmiştir. İki düzenleme birlikte okunduğunda ihtiyari sigortanın başlangıç noktası zorunlu sigorta limitinin bittiği yer, bitiş noktası ise kendi poliçe limitidir.
Yargıtay bu yapıyı istikrarlı biçimde "sıralı sorumluluk" olarak nitelendirmektedir. 17. Hukuk Dairesi'nin 01.06.2020 tarihli ve 2018/3812 E., 2020/2995 K. sayılı kararında, aynı şirketin hem zorunlu hem de kasko poliçesi içinde ihtiyari sigortacı olduğu bir değer kaybı davasında, hükmedilen 16.000 TL kaza tarihindeki 25.000 TL'lik zorunlu sigorta limitini aşmadığından ihtiyari sigorta kapsamında sorumluluğun doğmadığı belirtilmiş ve hükme şirketin zorunlu sigorta poliçesi kapsamında sorumlu tutulduğu ibaresi eklenerek karar düzelterek onanmıştır. 4. Hukuk Dairesi'nin 25.05.2023 tarihli ve 2022/1661 E., 2023/6984 K. sayılı kararında ise Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin, zorunlu sigortacının limitinin tükenip tükenmediğini araştırmaksızın ihtiyari sigortacıyı 98.500,50 TL değer kaybından sorumlu tutan kararı bozulmuş; zarar zorunlu sigorta kapsamında kaldığı sürece ihtiyari sigortacının sorumluluğundan söz edilemeyeceği vurgulanmıştır.
Bölge adliye mahkemeleri de aynı çizgidedir. Ankara BAM 35. Hukuk Dairesi'nin 27.11.2025 tarihli ve 2024/1108 E., 2025/1478 K. sayılı kararında, genişletilmiş kasko poliçesiyle ihtiyari sigortacı sayılan şirkete karşı açılan davada ilk derece mahkemesinin, davacının zorunlu sigorta poliçesine dayanmadığı gerekçesiyle davayı reddetmesi isabetsiz bulunmuş; mahkemenin önce gerçek zararın zorunlu sigorta limiti içinde kalıp kalmadığını belirlemesi, aşıyorsa ihtiyari sigortacıyı poliçe limitiyle sınırlı olarak ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu tutması gerektiği belirtilmiştir. İnceleme konusu 26. Hukuk Dairesi kararı, bu içtihadı iki sigortacının farklı şirketler olduğu ve hükmün müteselsil kurulduğu bir olaya uygulamaktadır.
IV. DEĞERLENDİRME
1. Müteselsil hüküm yasağının isabeti. Kararın sıralı sorumluluğa ilişkin gerekçesi hem Genel Şartlar'ın lafzına hem de yerleşik içtihada uygundur. Sürücü, işleten ve zorunlu sigortacı zarar görene karşı müteselsilen sorumlu iken (KTK m. 85, 91), ihtiyari sigortacının borcu ancak zorunlu limit tükendiğinde doğan, miktarı zorunlu limitle poliçe limiti arasındaki farkla sınırlı, kendine özgü bir borçtur. Bu borcu müteselsil zincire eklemek, zarar görene zorunlu limit içindeki tutarı ihtiyari sigortacıdan tahsil etme imkânı verir ki bu, poliçenin teminat altına almadığı bir riskin ödetilmesi anlamına gelir. Daire'nin sorumlulukların "poliçeler kapsamında ayrı ayrı" belirlenmesini istemesi bu nedenle doğrudur. Uygulama açısından bunun anlamı, hüküm fıkrasının zorunlu sigortacı için "poliçe limitiyle sınırlı olarak", ihtiyari sigortacı için "zorunlu sigorta limitini aşan kısımdan ve kendi poliçe limitiyle sınırlı olarak" biçiminde iki ayrı bent hâlinde yazılmasıdır.
2. Kaza tarihindeki limit vurgusu. Daire'nin olay tarihindeki maddi teminat limitini (50.000 TL) açıkça tespit etmesi dikkat çekicidir. Uygulanacak limit, poliçenin düzenlendiği tarihin değil kaza tarihinin limitidir ve limit her yıl güncellendiğinden, ihtiyari sigortacının sorumluluğunun hangi rakamdan başlayacağı ancak bu tespitle belirlenebilir. Karar bu yönüyle, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023 tarihli kararında vurguladığı "limitin tükenip tükenmediğinin araştırılması" gereğinin ilk derecede nasıl yerine getirileceğini de göstermektedir: kaza tarihindeki limit tespit edilecek, zorunlu sigortacının ödemeleri belirlenecek, gerçek zararın limit üstü kısmı varsa ihtiyari sigortacıya yöneltilecektir. Zarar gören vekili açısından bundan çıkan ders, ihtiyari sigortacıya karşı yöneltilen talebin daha dava dilekçesinde zorunlu sigortacının ödeme belgesi ve limit yazısıyla desteklenmesi gerektiğidir; aksi hâlde dosya ya reddedilmekte ya da eksik inceleme gerekçesiyle kaldırılmaktadır.
3. KTK m. 104 ve zarar görenin tahsil güvencesi. Kararın en tartışmaya açık yönü 104. maddeye ilişkindir. Madde, mesleki faaliyet için kendisine araç bırakılan teşebbüs sahibini işleten gibi sorumlu tutarken aracın işletenini ve zorunlu sigortacısını sorumluluktan çıkarmakta; buna karşılık teşebbüs sahiplerine kendilerine bırakılan araçları kapsayan ayrı bir zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırma yükümlülüğü getirmektedir. Somut olayda araç, yıkama hizmeti için işletmeye bırakılmış ve işletmenin çalışanı tarafından kaçırılmıştır. Daire, haklı olarak, malikin ve zorunlu sigortacının sorumluluğunun ancak bu madde ışığında belirlenebileceğini söylemiş; ancak aracın izinsiz kullanımının 104. madde anlamında "kendisine bırakılan aracın sebep olduğu zarar" kapsamında kalıp kalmadığına ilişkin bir görüş açıklamamıştır. Bu soru dosyanın kaderini belirleyecek niteliktedir. Aracın işletme çalışanı tarafından kaçırılması, aracın işletmenin fiilî hâkimiyetindeyken gerçekleştiğinden, kanaatimizce maddenin koruma amacı bu olayı da kapsar; işletme, aracı teslim aldığı andan itibaren gözetim yükümlülüğü altındadır ve çalışanının fiilinden işleten gibi sorumludur.
Ne var ki bu sonucun zarar gören aleyhine ciddi bir tahsil riski doğurduğu görmezden gelinemez. Malik ve zorunlu sigortacı devre dışı kaldığında zarar görenin muhatabı, çoğu zaman küçük ölçekli bir işletme ile onun 104. maddenin üçüncü fıkrasında öngörülen sigortasıdır; uygulamada bu sigortanın yaptırılmadığı bilinen bir gerçektir. Aynı akıbet ihtiyari sigortacı için de söz konusudur: İhtiyari sigorta işletenin sorumluluğunu teminat altına aldığından, işletenin sorumluluğunun 104. madde uyarınca ortadan kalktığı bir olayda ihtiyari sigortacının da sorumlu tutulamayacağı sonucuna varmak kaçınılmaz görünmektedir. Kanun koyucunun zarar göreni tam kusursuz bir kazada sigortasız bir işletmeyle baş başa bırakması, düzenlemenin amacıyla bağdaşmamaktadır. De lege ferenda, 104. maddenin üçüncü fıkrasındaki sigortanın yaptırılmamış olması hâlinde Güvence Hesabı'nın devreye girmesi ya da zorunlu sigortacının sorumluluğunun teşebbüs sigortasına rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla korunması düşünülebilir.
4. Araç mahrumiyet bedeli ve ihtiyari sigortanın kapsamı. Kararda doğrudan ele alınmamakla birlikte, ihtiyari sigortacının istinaf dilekçesindeki bir kabul dikkat çekmektedir: Şirket, hasar ve değer kaybının zorunlu limit içinde kaldığını savunurken "kabul anlamına gelmemek kaydıyla" yalnızca araç mahrumiyet bedelinden sorumlu tutulabileceğini ifade etmiştir. Bu beyan, mahrumiyet bedelinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.6 maddesinin (k) bendi uyarınca zorunlu sigorta teminatı dışında kaldığı, buna karşılık ihtiyari sigorta bakımından böyle bir istisnanın bulunmadığı yönündeki görüşü desteklemektedir. İhtiyari sigortanın kapsamı "işletene yükletilebilecek hukuki sorumluluk" olarak tanımlandığından ve zorunlu sigortadaki dolaylı zarar istisnası bu poliçeye taşınmadığından, mahrumiyet bedelinin poliçe özel şartlarında aksi kararlaştırılmadıkça ihtiyari sigortacıdan istenebileceği kanaatindeyiz. Daire'nin istinaf sebepleriyle sınırlı inceleme yaptığı dikkate alındığında, bu konunun yeniden yargılamada tartışılması beklenmelidir.
5. Tahsilde tekerrür kaydı. Asıl ve birleşen davada farklı davalılara karşı aynı zarar kalemleri için hüküm kurulduğunda, hükümlerin "tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla" ibaresiyle birbirine bağlanması yerleşik uygulamadır. Kaydın eksikliği zarar görenin aynı alacağı iki kez tahsil etmesine yol açabileceği gibi, icra aşamasında hangi borçlunun ne kadar ödediğinin izlenememesine de neden olur. Daire'nin bu hususu kamu düzenine ilişkin görerek resen gözetmesi yerindedir.
V. UYGULAMAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Karar, zorunlu sigorta limitini aşan zararlarda izlenecek yolu üç adımda özetlemeye imkân vermektedir. Birinci adımda kaza tarihindeki zorunlu sigorta limiti ve zorunlu sigortacının fiilî ödemeleri belgelenmelidir; birden fazla zarar görenin bulunduğu kazalarda garame dağılımını gösteren yazı da bu belgeye dahildir. İkinci adımda ihtiyari sigortacıya yöneltilen talep, gerçek zararın limit üstü kısmıyla ve poliçe limitiyle sınırlı olarak, kusur oranı gözetilerek yazılmalı; zorunlu sigortacı ile ihtiyari sigortacı hakkında müteselsil talepte bulunulmamalıdır. Üçüncü adımda, ihtiyari sigortanın da bulunmadığı ya da yetmediği hâllerde bakiye için işleten ve sürücüye karşı dava yolu açıktır; bu davada, aracın mesleki faaliyet için bir teşebbüse bırakılmış olup olmadığı 104. madde bakımından baştan araştırılmalıdır.
Usul yönünden, ihtiyari sigortacıya karşı Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulabilmesi için sigortacının Komisyon üyesi olması gerekir; zorunlu sigortalardan farklı olarak ihtiyari sigortada üyelik şartı aranır. Üye olmayan şirketler bakımından asliye ticaret mahkemesi görevlidir ve dava şartı arabuluculuk uygulanır. Zorunlu sigortacı ile ihtiyari sigortacının aynı şirket olduğu hâllerde ise tek bir başvuruda her iki poliçeye ayrı ayrı dayanılması, 17. Hukuk Dairesi'nin 2020 tarihli kararında vurgulandığı üzere hükümde hangi poliçeden ödeme yapıldığının açıkça gösterilmesini sağlar.
SONUÇ
Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi'nin incelenen kararı, zorunlu ve ihtiyari sigortacılar arasındaki sıralı sorumluluk kuralını Yargıtay içtihadıyla uyumlu biçimde uygulamakta, kaza tarihindeki limitin tespiti ve poliçeler kapsamında ayrı ayrı hüküm kurulması gereğini açıkça ortaya koymaktadır. Kararın 104. maddeye ilişkin bölümü ise, aracı mesleki faaliyet için teslim alan teşebbüsün sorumluluğunu gündeme getirirken, bu sigortanın yaptırılmadığı hâllerde zarar görenin tahsil güvencesinden yoksun kalması sorununu da görünür kılmaktadır. Uygulayıcılar için kararın mesajı nettir: Limit üstü zarar dosyalarında zorunlu sigortacının ödeme ve limit belgesi dava dilekçesinin ekinde bulunmalı, ihtiyari sigortacıya yöneltilen talep limit üstü kısımla sınırlanmalı ve mesleki faaliyet teşebbüslerinin karıştığı kazalarda sorumluluk zinciri 104. madde ışığında baştan kurulmalıdır.
KAYNAKÇA
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 85, 91, 97, 104, 109.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 1478.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 353, 355.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, m. 30.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, m. A.1, A.6.
Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, m. 1.
Ankara BAM 26. HD, 30.04.2026, E. 2024/1337, K. 2026/790.
Ankara BAM 35. HD, 27.11.2025, E. 2024/1108, K. 2025/1478.
Next