Bu çalışmada anonim şirket genel kurul kararlarının iptal sebepleri, iptal davasını açabilecek kişiler, dava açma süresi, görevli ve yetkili mahkeme, yargılama usulü, kararın hukuki etkisi ve kötü niyetli dava bakımından doğan sorumluluk, TTK hükümleri ve güncel Yargıtay kararları ışığında incelenecektir.
GİRİŞ
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 445. maddesinde genel kurul kararlarının iptal sebepleri düzenlenmiştir. Buna göre,
• Kanuna
• Esas sözleşmeye
• Dürüstlük kuralına
aykırı olan genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilir.
I - İptal sebepleri
MADDE 445- (1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.
Bunun yanı sıra, TTK m. 192 (birleşme, bölünme ve tür değiştirme hükümlerinin ihlali) ile TTK m. 1524 (internet sitesine ilişkin yükümlülüklere uyulmaması) hükümlerinde özel iptal sebebi düzenlenmiştir.
KANUNA AYKIRILIK
Kanuna aykırılık ifadesi yalnızca TTK'yı değil, yürürlükteki tüm kanunları kapsamaktadır.
Genel kurul kararlarının hukuka aykırılığı bakımından iptal edilebilirlik ile butlan ve yokluk hallerinin birbirinden ayrılması önem taşımaktadır. Her hukuka aykırılık, genel kurul kararının yalnızca iptal edilebilir olduğu anlamına gelmemektedir. Türk Ticaret Kanunu’nun 447. maddesinde düzenlenen butlan, kanunun emredici hükümlerine aykırılık, pay sahibinin vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal etme veya şirketin temel yapısını ve sermayenin korunmasına ilişkin hükümleri ihlal etme gibi ağır hukuka aykırılık hallerinde söz konusu olmaktadır. Bu hallerde karar baştan itibaren kesin hükümsüzdür ve butlanın tespiti her zaman ileri sürülebilir.
Buna karşılık, genel kurul kararının oluşumu için zorunlu olan unsurlardan birinin hiç bulunmaması ve bu nedenle hukuken bir genel kurul kararından söz edilememesi halinde yokluk gündeme gelir. Yokluk halinde hukuki işlem hiç doğmamış kabul edildiğinden, ortada iptali veya butlanı söz konusu edilebilecek bir genel kurul kararı bulunmamaktadır.
Dolayısıyla genel kurul kararlarına ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle kararın yok hükmünde olup olmadığı, yokluk bulunmuyorsa butlanın mevcut olup olmadığı, bunların da söz konusu olmadığı hallerde ise kararın iptal edilebilir nitelikte olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Örneğin, usule uygun şekilde genel kurula çağrı yapılmaması, gündemin usulüne uygun ilan edilmemesi, denetçi seçilme yasağına aykırı biçimde denetçi seçilmesi, somut olayın özelliklerine göre kanuna aykırılık sebebiyle iptal davasına konu olabilecek durumlardır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/7774 K. sayılı kararında, azınlık pay sahiplerinin TTK m.420 kapsamında finansal hesaplara ilişkin görüşmelerin ertelenmesini talep ettiği takdirde buna ilişkin gündem maddesinin görüşülmesinin ve karar alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi yönündeki kararı onaylamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/4207 K. sayılı kararında, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullanmalarını ve bu oyların çıkarılması sonucunda gerekli karar nisabının bulunmamasını, TTK 436'ya aykırı olduğu ve bu hükmün de emredici nitelikte olduğu gerekçesiyle ilgili genel kurul kararının iptaline yönelik kararı onaylamıştır. Ayrıca, benzer yönde olarak, Yargıtay 11. HD. 2023/5780 K. sayılı kararına göre, ''yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacakları emredici şekilde düzenlenmiş olmasına rağmen yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullanmaları anılan Kanun hükmüne aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamış, eleştirilmekle yetinilmiştir.''
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/1904 K. sayılı kararına göre, '' yönetim kurulu üyeleri ..., ...i ve...u'nun sermaye miktarları ile oy oranları gözetildiğinde kendilerinin ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrası yönünde verdikleri oyların hesaba katılmaması gerektiğine dair yasa hükmü çerçevesinde kalan oyların ibra edilmeye ve yönetim kurulu üyelerinin şirketle iş yapmasına ve rekabet yapmasına izin verilmesi için yeter çoğunluğa ulaşmadığı bu suretle (7.) sıradaki yönetim kurulunun ibrasına ve (8). sıradaki yönetim kurulu üyelerinin şirketle iş yapma ve rekabet etme yasağının kaldırılmasına ilişkin kararların yasanın aradığı oy oranına ulaşmadığı anlaşılmakla iptallerine...''
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/142 K. sayılı kararına göre, ''Somut olayda, iptali talep edilen genel kurul kararına ilişkin ilan edilen gündemin 6. maddesi "Civas arsası için yapılmış inşaat sözleşmesinin son durumunun müzakereye açılması" şeklinde belirlenmiş olup, davalı şirkete ait taşınmazla ilgili yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin bir gündem maddesi bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK’nın 413. maddesi uyarınca gündemde bulunmayan konular genel kurulda görüşülemez ve karara bağlanmaz. Kural olarak, “gündeme bağlılık” ilkesi gereği görüşülecek konunun önceden tespit edilip gündeme açıkça yazılması gereklidir. (...) Bu itibarla, mahkemece gündemde açıkça belirtilmeyen hususlarda genel kurulda görüşme yapılamayacağı nazara alınarak davaya konu genel kurul kararının iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.''
ESAS SÖZLEŞMEYE AYKIRILIK
Esas sözleşmeye aykırılık, şirket esas sözleşmesinin herhangi bir hükmüne aykırılık durumunda ortaya çıkacaktır. Esas sözleşmeye yazılan hükümler, kanun metninin tekrarı ise bu durumda esas sözleşmeye aykırılık değil, kanuna aykırılık olarak değerlendirilir.
Örneğin, esas sözleşmede yazanın aksine toplantının başka bir yerde veya zamanda yapılmasına karar verilmesi, esas sözleşmede yazılı ağırlaştırılmış nisaba aykırı bir şekilde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararlar, esas sözleşmede belirlenmiş yönetim kurulu üyelerinin seçimine dair niteliklere sahip olmayan birinin yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine yönelik kararlar, somut olayın özelliğine göre esas sözleşmeye aykırılık nedeniyle iptal edilebilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/1884 K. sayılı kararına göre, şirketin esas sözleşmesinde yönetim kurulunun 3 kişiden oluşacağı düzenlenmesine rağmen genel kurulda 2 asil 2 yedek üye seçilmesine dair genel kurul kararı iptal edilmiştir.
DÜRÜSTLÜK KURALINA AYKIRILIK
Bir genel kurul kararı, kanuna ve esas sözleşme hükümlerine uygun olsa bile dürüstlük kuralına aykırı ise iptal edilebilir. TMK m.2'ye göre, ''Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.''
Örneğin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/5780 K. sayılı kararında, aynı görevi yapmış yönetim kurulu üyelerinden bir kısmının ibra edilip bir kısmının edilmemesini ''dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturmaktadır'' şeklinde değerlendirmiştir. Ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/5529 K. sayılı başka bir kararında ise ortada somut nedenler yokken ibradan kaçınılmasının dürüstlük kurallarına aykırı düşeceği ifade edilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/2525 K. sayılı kararına göre, ''... somut olaya gelindiğinde; Mahkemece, şirket kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile yönetim kurulunun teklifinde gösterilen gerekçenin yerinde olup olmadığı araştırılarak, kâr dağıtımı yapılmamasına dair gündemin 7. maddesinde alınan kararın objektif iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, herhangi bir bilirkişi raporu alınmadan gündemin 7. maddesinde alınan karar ile ilgili yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.''
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2026/1128 K. sayılı kararına göre, ''3 numaralı finansal tabloların onaylanması kararı bakımından ise onaya sunulan finansal tablolar ile YMM onayından geçerek vergi dairesine sunulan ve davalının ticari defterlerinden de doğrulanan finansal tablolar ile arasında önemli farklar bulunduğu, bu farkların pay sahiplerinin kararını etkileyebilecek nitelikte olduğu, bu nedenle 3 numaralı finansal tabloların onaylanması kararının iptali gerektiği...''
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/7774 K. sayılı kararına göre, ''faaliyet raporunun tasdikine ilişkin 3 nolu madde yönünden yapılan incelemede ise davalı şirketin 2017-2018 yıllarında borca batık olduğu ve teknik iflas konumunda bulunduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği, buna rağmen kabul edilen faaliyet raporunda şirketin mali bünyesine yönelik olarak sermayenin karşılıksız kalmadığı ve borca batıklık söz konusu olmamış gibi beyanlarda bulunulduğu, faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığının anlaşıldığı, ... dolayısıyla 3 nolu maddenin de iptal edilmesi gerektiği...''
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2024/8091 K. sayılı kararında, yönetim kurulu üyeleri için belirlenen aylık ücretin fahiş olmasını, objektif iyi niyet kurallarına aykırı ve yönetim kurulu dışında kalan pay sahiplerinin zararına olarak kâr payı haklarını zayıflatan nitelikte olduğu gerekçesiyle iptal sebebi olarak değerlendirilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/5755 K. sayılı kararına göre, ''7 nolu kararın 2011 yılı karının dağıtılmasına ilişkin olduğu, davalı şirketin kar tutarının yaklaşık %36’sının dağıtılması yönünde karar alındığı, davalı şirketin incelenen dönemde herhangi bir ticari faaliyet yürütmediği, gelirlerinin faiz, kambiyo ve kira gelirlerinden kaynaklandığı, davalı şirketin ayrıca 1.364.000,00 TL net çalışma sermayesine sahip olduğunun tespit edildiği, bu duruma göre şirketin sahip olduğu sermayesinin çok büyük kısmına da gerçekte ihtiyacı olmadığı, düşük kar payı dağıtılmasına ilişkin kararın iyi niyet kuralına uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 2011 yılına ait 29/06/2012 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan ... 7 nolu kar dağıtımına ilişkin kararların iptaline...''
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/1291 K. sayılı kararına göre, ''TTK’nın 408/2-d maddesi gereğince kâr payını dağıtma konusunda münhasır yetkili organ genel kuruldur. Ancak genel kurulun yıllık bilançoya göre belirlenen yıllık kâr dağıtımına ilişkin yetkinin sınırını, keyfilik ve hakkın kötüye kullanılması teşkil etmektedir. Bu nedenle pay sahibinin, anonim şirketin salt kâr gütme amacına dayanan mutlak nitelikteki bu hakkı, sadece keyfi olarak hiç dağıtılmaması halinde değil, aynı zamanda yeteri kadar dağıtılmamasında da ihlal edilmiş olur. Dolayısıyla genel kurulun yıllık kârın dağıtımına ilişkin hakkını hiç ve yeteri kadar dağıtmayacak ve özellikle azınlığı zarara sokacak şekilde kullanması, pay sahibinin kâr payı hakkını ihlal edecektir. Bu itibarla davalı şirketin %5’den daha fazla dağıtılabilecek kadar kâr elde etmesi karşısında geçmiş yıllardaki kârının dağıtılmaması ile 2014 yılı kârının sadece %5’inin dağıtılmasına ilişkin (7) numaralı kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve iptali şartlarının oluştuğu kabul edilmelidir.''
KİMLER İPTAL DAVASI AÇABİLİR?
İptal davası açabilecek kişiler TTK'nın 446. maddesinde sınırlı (tahdidi) olarak sayılmıştır. Buna göre,
II - İptal davası açabilecek kişiler
MADDE 446- (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,
b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,
c) Yönetim kurulu,
d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri,
iptal davası açabilir.
A) TOPLANTIDA HAZIR BULUNUP DA KARARA OLUMSUZ OY VEREN VE BU MUHALEFETİNİ TUTANAĞA GEÇİRTEN PAY SAHİPLERİ (446/1-A)
Pay sahibinin iptal davası açabilmesi için davanın açıldığı tarihte aktif ortaklık sıfatının devam ediyor olması bir dava şartıdır. Dava tarihinden önce payını devretmiş olan eski ortakların iptal davası açma ehliyeti (aktif husumeti) bulunmamaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/8534 K. sayılı kararına göre, ''Genel kurul kararının iptali davası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 446 ncı maddesi uyarınca, kanundan belirtilen koşulların gerçekleşmesi halinde, pay sahipleri, yönetim kurulu ve her bir yönetim kurulu üyesi tarafından açılabilmektedir. Yapılan incelemede, davacının payını 25.01.2018 tarihinde devrettiği, dava tarihinin 07.02.2022 olduğu, davacının dava açıldığı tarihte şirkete ortak olmadığı anlaşılmakla aktif husumet ehliyetini yitirmiş olmasına göre davanın aktif husumet dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi ve davacı aleyhine tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken ...''
TTK m.446/1-a'ya göre, toplantıda hazır bulunan pay sahibinin karara olumsuz oy vermesi ve muhalefetini tutanağa geçirtmesi koşulları birlikte aranmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2025/3128 K. sayılı kararına göre, ''Dava, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, alınan karar ve oylama sonrasında davacının muhalefetini bildirmediği, iptal davası açılması koşullarının bu sebeple oluşmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinde de davacının istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Sermaye artırım kararına ilişkin iptal talebi yazılı gerekçelerle reddedilmiş ise de butlan sebeplerinin varlığı resen araştırılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.''
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2026/1386 K. sayılı kararına göre, ''6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi gereğince toplantıya katılan ortağın karara red oyu kullanarak söz konusu karara muhalif kalması ve bu hususun ayrıca zapta geçirilmesi gerektiğinden, oylama öncesi yapılan görüşmeler esnasında muhalefet şerhini tutanağa geçirmesi, daha sonra alınan karara karşı red oyu kullanmasının alınan karara muhalefet ettiği anlamını taşımayacağı, söz konusu muhalefetin peşin muhalefet niteliğinde olduğu, anılan maddelerin iptali davasında muhalefete ilişkin yasal koşulun gerçekleşmediği ...''
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/4580 K. sayılı kararına göre, ''Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu genel kurulda alınan 6 nolu kararın “Mercedes Benz Türk A.Ş'den yıl sonunda hedeflenen rakama ulaşılması halinde gelen primin %5’inin yönetim kuruluna eşit şekilde prim olarak dağıtılmasına” ilişkin kısmının miktar itibariyle somutlaştırılamayan, öngörülmeyen, ucu açık, farazi bir kazanç miktarı olarak kaldığı için örtülü kazanç aktarımı veya yöneticilere haksız kazanç sağlanması olarak nitelendirilebileceğinden, dürüstlük kurallarına aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi genel kurul kararlarının iptalinin şartlarını ve usulünü düzenlemiş olup, anılan maddede toplantıda hazır bulunup karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahibinin iptal davası açabileceği belirtilmiş olup, bu husus dava şartıdır. Ayrıca bir karara muhalefet olunması ve muhalefetin tutanağa geçirilmesi yolundaki dava şartının gerçekleşebilmesi için muhalefetin alınan karardan sonra tutanağa geçirilmesi gerekmedir. Bu görüş, karara peşinen muhalefet olmaz şeklinde açıklanabilir.
Somut uyuşmazlıkta ise davalı şirketin 27.04.2015 tarihli genel kuruluna davacıyı temsilen katılan vekili ... Öztürk, gündemin 6. maddesi görüşülürken, henüz oylamaya geçilmeden önce muhalefetini bildirerek tutanağa derc ettirmiştir. Bu durumda açıklanan hususlar göz önünde tutularak, iptaline karar verilen genel kurul kararı ile ilgili dava şartlarının bulunmadığı nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karara vermek gerekmiştir.''
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/5167 K. sayılı kararına göre, ''6102 sayılı TTK'nın 446/1-a maddesi gereğince toplantıda hazır bulunan ortağın alınan karara red oyu vermesi ve oylamadan sonra da muhalefetini tutanağa geçirmesi dava şartı olup mahkemece re’sen gözetilir. Somut olayda davalı şirketin 15.03.2016 tarihli genel kurul tutanağı incelendiğinde davacıya vekaleten toplantıya katılan ... alınan tüm kararlara karşı olumsuz oy vermiş; her gündem maddesine karşı olumsuz oy kullandıktan sonra söz alarak “oylamaya ilişkin usuli ve hukuki haklarımızı saklı tutuyoruz” demiş, bilahare gündem maddelerinin oylanmasından sonra tekrar söz alarak “...oylamaya ilişkin usul ve esas yönden her türlü haklarımızı saklı tutuyoruz...yasadan doğan tüm haklarımız saklıdır…” dedikten sonra toplantı tutanağını imzalamıştır. Davacı her bir gündem maddesinin oylanmasından sonra muhalif kaldığını belirttiğinden ayrıca toplantı sonunda da yeniden muhalefet şerhi yazması gerekmez. Bu durumda mahkemece usulüne uygun muhalefet şerhi bulunduğu kabul edilerek 1,3 ve 4 nolu kararlar bakımından da uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.''
B) TOPLANTIDA HAZIR BULUNSUN VEYA BULUNMASIN, OLUMSUZ OY KULLANMIŞ OLSUN YA DA OLMASIN;
- ÇAĞRININ USULÜNE GÖRE YAPILMADIĞINI,
- GÜNDEMİN GEREĞİ GİBİ İLAN EDİLMEDİĞİNİ,
- GENEL KURULA KATILMA YETKİSİ BULUNMAYAN KİŞİLERİN VEYA TEMSİLCİLERİNİN TOPLANTIYA KATILIP OY KULLANDIKLARINI,
- GENEL KURULA KATILMASINA VE OY KULLANMASINA HAKSIZ OLARAK İZİN VERİLMEDİĞİNİ
- VE YUKARIDA SAYILAN AYKIRILIKLARIN GENEL KURUL KARARLARININ ALINMASINDA ETKİLİ OLDUĞUNU İLERİ SÜREN PAY SAHİPLERİ (446/1-B)
Bu maddede sayılan aykırılıkların iptali istenen genel kurul kararının alınmasında etkili olduğu davacı ortaklar tarafından ispat edilmesi gerekir. Buna yönelik olarak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/2971 K. sayılı kararına göre, ''6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 446. maddesi gereğince; genel kurul toplantısına katılmayan ortakların genel kurulda alınan kararların iptalini isteyebilmek için söz konusu aykırılığın genel kurul kararının alınmasını etkilediğini kanıtlaması gerektiği...'' şeklinde ifade edilmiştir.
Örneğin, çağrının usulüne göre yapılmadığını iddia eden pay sahibi aynı zamanda bu aykırılığın genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/7390 K. sayılı kararına göre, ''TTK. 414/1 maddesinde ''Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.'' (...) Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde TTK 453. maddesinde ana sözleşme değişikliğinin eski ve yeni metinlerinin Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilmemesi ve davacıya iadeli taahhütlü mektupla bildirilmemesi çağrıya ilişkin bir eksiklik olup, tek başına alınan kararın iptali sonucunu doğurmaz. Davacıya iptal davası açma hakkı verir. Bu itibarla, TTK 446/1-b ve 445. madde koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenerek ve anılan kararın müktesep bir hakkı ihlal edici mahiyette olup olmadığı da değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.'' (Ayrıca: Yargıtay 11. HD. 2018/353 K.)
Benzer olarak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/1059 K. sayılı kararına göre, ''İlk derece mahkemesince, davaya konu genel kurul toplantısının, 17.11.2015 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edilerek, ayrıca davacının şirkete kayıtlı adresine süresinde iadeli taahhütlü mektupla, toplantı gün ve gündeminin bildiriminin süresi içinde yapıldığı, toplantıya davetin usulsüz olduğuna ilişkin iddianın yerinde olmadığı, kaldı ki genel kurula çağrının usulsüz olduğu iddiası ihtimalinde dahi TTK m. 446 / 1-b hükmüne göre belirtilen usulsüzlüklerin genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunun davacı tarafça ispat edilemediği gibi davet usulsüzlüğü olsaydı bile kararın alınabilmesi için etkili olmadığından kararın iptali için koşulun oluşmadığı...''
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/4577 K. sayılı kararına göre, ''çağrının usulsüzlüğünün iptal nedeni olarak kabul edilmesi için sonuca etkili olması gerektiği, eldeki uyuşmazlıkta ise çağrının usulüne uygun olması halinde, davacının olumsuz oyu nisaplara etki etmeyeceği...'' şeklinde ifade edilmiştir.
TTK 413/2'ye göre, kanuni istisnalar saklı olmak üzere gündemde bulunmayan konular genel kurulda müzakere edilemez ve karara bağlanamaz. Bu sebeple, gündemin gereğine uygun ilan edilmesi pay sahipleri açısından önem taşımaktadır. Gündemin gereği gibi ilan edilmediğini ve bu aykırılığın genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın TTK m. 446/1-b kapsamında iptal davası açma hakkı doğacaktır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/2215 K. sayılı kararına göre, '' ... davalı şirketin 06/03/2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan “8” nolu kararın gündeme bağlılık ilkesine aykırılık teşkil ettiği, bu aykırılığın müeyyidesinin iptal edilebilirlik olduğu...''
Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/142 K. sayılı kararına göre, ''mahkemece gündemde açıkça belirtilmeyen hususlarda genel kurulda görüşme yapılamayacağı nazara alınarak davaya konu genel kurul kararının iptaline karar verilmesi gerekirken...''
TTK m. 446/1-b'ye göre, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandığını ve bu aykırılığın genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu iddia eden pay sahipleri, ilgili genel kurul kararının iptali için dava açabilir. Örnek olarak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/5755 K. sayılı kararına göre, '' ... Enerji A.Ş.'nin ortaklığına dair itirazları bulunduğu, şirketin toplantıya katılarak oy kullandığını, ancak genel kurula katılma hakkı bulunmadığının kabulü halinde dahi toplantı ve karar nisaplarının bu durumdan etkilenmediği ...''
TTK m. 446/1-b'ye göre, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve bu aykırılığın genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, ilgili genel kurul kararının iptali için dava açabilir. Örneğin, hazır bulunanlar listesine haksız olarak kaydedilmeyen pay sahibinin toplantıya katılamaması, pay sahibinin hukuka aykırı olarak toplantıya alınmaması veya toplantıdan çıkarılması, oy kullanmasına haksız olarak izin verilmemesi gibi durumlar sayılabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/4094 K. sayılı kararına göre, ''Toplantının yapılacak yer adresi olarak bildirilen adresine gidildiği, ilan edilen yerin oyun salonu olduğu, A/B işaretleme olmadığı görülmekle yaptığı incelemede 7/A no.lu bölümün depo olarak görülen yer olduğunu belirtildiği, bu adrese 10:13'de gidildiği bu kadar süre içerisinde toplantının yapılamayacağı gibi doğru adres bildirilmediği için toplantıya katılmanın sağlanmadığı iddiasında bulunmuş ise de, dosya kapsamı itibariyle toplantının saat 10:00'da başlayıp 10:10'da sona erdiği davacı ortağın toplantı adresini an itibari ile bulamamış olmasında davalı şirket yetkilisine yöneltilecek bir kusurun bulunmadığı, toplantıya katılımın bu sebeple engellendiği iddiasının kabule şayan görülemeyeceği gibi (...) Kanun'un 446 ncı maddesinde iptal davası açabilecek kişilerin belirtildiği, davacının toplantıya yukarıda açıklanan gerekçelerle katılmasının engellendiği hususun kabule şayen görülmediği ...''
C) YÖNETİM KURULU (446/1-C)
Yönetim kurulu, anonim şirketlerde bulunması zorunlu bir organ olarak, şirketin yönetim ve temsil organıdır. ''Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Kanundaki istisnai hükümler saklıdır.'' (TTK m. 365)
Yönetim kurulu, organ sıfatıyla, genel kurul kararının iptali için dava açabilir. Yönetim kurulunun iptal davası açabilmesi için bu yönde bir karar alması gerekmektedir. ''Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır.'' (TTK m.390) Bu karar olmadan açılan dava reddedilir.
Yönetim kurulu tarafından iptal davası açılması durumunda, şirketin bu davada temsili için TMK m.426/3 gereğince bir kayyım atanacaktır.
D) KARARLARIN YERİNE GETİRİLMESİ, KİŞİSEL SORUMLULUĞUNA SEBEP OLACAKSA YÖNETİM KURULU ÜYELERİNDEN HER BİRİ (446/1-D)
Kararların yerine getirilmesi sonucunda kişisel sorumluluğu doğacak olan yönetim kurulu üyelerinden her birisi TTK 446/1-d'ye göre genel kurul kararının iptali davasını açabilir.
Bu hüküm, yönetim kurulu üyelerine, genel kurul kararlarının yerine getirilmesinden dolayı kişisel sorumluluklarını önleme hakkı verirken; aynı zamanda genel kurul kararlarının hukuka uygunluğunun denetlenmesini de sağlamaktadır.
Uygulamada genellikle yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesi kararlarına karşı bu maddeye dayanarak iptal davası açılmaktadır.
GÖREVLİ/YETKİLİ MAHKEME VE DAVA AÇMA SÜRESİ
TTK m.445'e göre, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi görevli ve yetkili mahkemedir. Buradaki yetki kuralı kamu düzeninden olup kesin niteliktedir. Bu nedenle mahkemece re'sen gözetilir.
Karar tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde iptal davası açılabilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/2524 K. sayılı kararına göre, ''iptali talep edilen olağan genel kurul toplantısının 03/09/2014 tarihli olduğu, davanın açıldığı 18/12/2014 tarihi itibariyle TTK’nın 445. maddesinde öngörülen 3 aylık dava açma süresinin dolduğu, davacının davalı şirketin temsil edilmediği iddiası ile şirkete tedbiren kayyum atanmasını da talep ettiği ancak sermaye şirketlerine yönetim kayyumu atanabilmesi şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle davacının şirkete tedbiren kayyum atanması talebinin ve süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.''
YARGILAMA USULÜ
Genel kurul kararlarının iptali davasında basit yargılama usulü uygulanır.
Davalı sıfatı şirket tüzel kişiliğine aittir. Davanın, yönetim kurulu üyelerine veya diğer pay sahiplerine yöneltilmesi durumunda dava sıfat yokluğundan reddedilir.
TTK m.448/2'ye göre, iptal davasında üç aylık hak düşüren sürenin sona ermesinden önce duruşmaya başlanamaz. Birden fazla iptal davası açıldığı takdirde davalar birleştirilerek görülür.
İptal davası açılmış olması tek başına kararın icrasını durdurmaz. TTK m.449'a göre, mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.
Kararın yürütülmesinin geri bırakılması
MADDE 449- (1) Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.
Anonim şirket genel kurul kararlarının iptali davalarında, mahkeme iptal şartlarının varlığı halinde ilgili kararın iptaline hükmedebilir; ancak genel kurulun yerine geçerek kendisi yeni bir karar ihdas edemez veya ortaklığa belirli bir kararın alınmasını dikte edecek şekilde hüküm kuramaz. Örneğin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/7306 K. sayılı kararına göre, ''...kâr payı fark tutarı alacağı yönünden ise kâr payı dağıtımına ilişkin genel kurul kararı iptal edilmekle alınan kâr payı dağıtım kararının hükümsüz hale geldiği, şirket genel kurulunun yeniden genel kurul toplantısı yaparak kâr payını belirlemesi gerektiği, mahkemece şirket yerine geçerek bu hususta karar verilemeyeceği gerekçesiyle kâr payı fark tutarı alacağı yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.''
İPTAL DAVASINDA TEMİNAT
''Mahkeme, şirketin istemi üzerine muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebilir. Teminatın nitelik ve miktarını mahkeme belirler.'' (TTK m.448/3)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/5408 K. sayılı kararına göre, ''6102 sayılı Kanun'un 448 inci maddesinin üçüncü fıkrasında mahkemenin şirketin istemi üzerine muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebileceği düzenlenmekle teminatın nitelik ve miktarını tayin yetkisi mahkemeye bırakılmıştır. Teminatın mahiyet ve miktarının tayininde, herhalde davacının dava hakkını kullanmasına ve dolayısıyla yargı denetiminin gerçekleşmesine engel olmayacak biçimde ve iptali istenen genel kurul kararının önemi ve niteliği de göz önünde tutulmak sureti ile takdir hakkının kullanılması gerekir. Somut olayda Mahkemece her davacı için ayrı ayrı belirlenen teminat miktarı, şirketin muhtemel zararına kıyasla hak arama özgürlüğünü kısıtlayacak ve yargıya ulaşım hakkını engelleyecek derecede fahiş olup daha makul miktarda bir teminatın yatırılmasına karar verilmesi gerekir. Bu nedenle mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.''
İLAN VE TESCİL
Genel kurul kararının iptali davası açıldığında yönetim kurulu, iptal davasının açıldığını ve duruşma gününü usulüne uygun olarak ilan eder ve şirketin internet sitesine koyar. (TTK m.448)
Genel kurul kararının iptaline ilişkin mahkeme kararı kesinleştikten sonra yönetim kurulu bu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır. (TTK m.450)
KARARIN ETKİSİ
İptal edilebilir nitelikteki genel kurul kararları, mahkemece iptal edilinceye kadar hukuken geçerliliğini korur. Bu açıdan yokluk ve butlan hallerinden ayrılır.
Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptali davası inşai nitelikte bir davadır. Dava sonucunda mahkemece verilen iptal kararı, bozucu yenilik doğuran bir hukuki niteliğe sahiptir ve iptal edilen genel kurul kararı geçmişe etkili olarak ortadan kalkar.
Genel kurul kararının iptaline ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra sadece davacı/davacılar açısından değil bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder.
Kararın etkisi
MADDE 450- (1) Genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. Yönetim kurulu bu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2021/9635 K. sayılı kararına göre, ''Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul edilen ticari şirketlere ilişkin ilamların kesinleşmeden takibe konu olmaması gerekçesi olarak HMK 367/2 fıkrası uyarınca kişiler hukukuna dayandırılmıştır. Bu uygulamada kişiler hukuku cümlesi geniş yorumlanarak tüzel kişilerin organlarına ilişkin verilen kararlar olup, bu sonuca da geniş yorum yapılarak ulaşılmıştır.''
KÖTÜ NİYETLE AÇILAN İPTAL DAVASI
TTK'nın 451. maddesinde kötü niyetle iptal davası açan davacıların, bu sebeple şirketin uğradığı zararlardan müteselsilen sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Kötüniyetle iptal ve butlan davası açanların sorumluluğu
MADDE 451- (1) Genel kurulun kararına karşı, kötüniyetle iptal veya butlan davası açıldığı takdirde, davacılar bu sebeple şirketin uğradığı zararlardan müteselsilen sorumludurlar.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2025/576 K. sayılı kararına göre, ''6102 sayılı TTK 'nın 451. maddesi uyarınca genel kurul kararlarına karşı iptal veya butlan davasının kötü niyetle açıldığı takdirde davacılar bu sebeple şirketin uğradığı zararlardan müteselsilen sorumludur. İşbu davada davalı da sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali davasında dava ile bağlantılı olarak kararın yürütmesinin durdurulmasını istediğine göre haksız ihtiyati tedbir nedeniyle şirketin uğradığı zararlardan sorumluluğun 6102 sayılı TTK'nın 451. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre 6102 sayılı TTK'da düzenlenen bu özel hüküm uyarınca davacının davayı açarken ve ihtiyati tedbir talebinde kötü niyetli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Davacı genel kurul kararı iptal davasını süresinde açmış, verilen davanın reddi kararı Dairemizce peşin muhalefetin geçerli olmadığı usulüne uygun muhalefet bulunmadığı gerekçesiyle düzeltilerek onanmış olup, davacı vekilinin genel kurulda peşin muhalefette bulunarak genel kurul iptal davası açması da nazara alındığında dava ve tedbir talep etmekte kötü niyeti sabit olmadığı gibi, davacı tarafça da davalının buna ilişkin kötü niyeti olduğu ispat edilememiştir. Bu nedenle Mahkemece haksız ihtiyati tedbire dayalı davacı şirket zararının tazmini talebinin, yani davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.''
Next