ARAÇ MAHRUMİYETİ TAZMİNATI

Zorunlu Trafik Sigortası Teminatının Dışında Kalan Zararın Muhatabı, Hesap Yöntemi ve 2026 Tarihli Bölge Adliye Mahkemesi Kararları Işığında Uygulama Sorunları

GİRİŞ

Trafik kazasında hasar gören araç onarımdayken ya da pert işlemi gördükten sonra yenisi alınıncaya kadar sahibi aracından yoksun kalır. Bu yoksunluğun parasal karşılığı olan araç mahrumiyeti tazminatı, uygulamada değer kaybı ile aynı cümlede anılmasına rağmen ondan tamamen farklı bir hukuki rejime tabidir. Değer kaybı zorunlu trafik sigortasının teminatı içindedir ve sigortacıdan, gerektiğinde Sigorta Tahkim Komisyonu yoluyla istenir. Araç mahrumiyeti ise Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın teminat dışı hâller arasında saydığı dolaylı bir zarardır; muhatabı kusurlu sürücü ile aracın işletenidir ve yolu adli yargıda açılacak tazminat davasıdır.

Bu ayrımın gözden kaçırılması iki tipik sonuç doğurmaktadır: Mahrumiyet talebinin sigortacıya ya da Tahkim Komisyonu'na yöneltilmesi hâlinde talep teminat dışılık gerekçesiyle reddedilmekte ve aleyhe vekâlet ücreti doğmakta; işleten ve sürücüye karşı açılan davada ise sürenin ve günlük bedelin nasıl belirleneceği konusunda bilirkişi raporları arasında ciddi farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, mahrumiyet zararının hukuki niteliğini ve teminat dışılığının dayanağını ortaya koyduktan sonra, bölge adliye mahkemelerinin 2026 yılı içinde verdiği kararlar ışığında hesap yöntemini ve uygulamadaki sorunları ele almaktadır.

I. KAVRAM VE HUKUKİ NİTELİK

Araç mahrumiyeti zararı, zarar görenin aracını kullanamadığı süre boyunca aynı nitelikte bir araç için ödemek zorunda kaldığı ya da ödemek zorunda kalacağı bedeldir. Kaynağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesindeki haksız fiil sorumluluğu ile 51 ve 52. maddelerindeki tazminatın belirlenmesine ilişkin genel kurallardır. Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri, bir şeyin kısmen hasar görmesi ya da tamamen kullanılamaz hâle gelmesi durumunda kullanılamamasından doğan zararın da sorumlu kişiden istenebileceğini kabul etmekte; motorlu araç zarar görmüşse aracın kullanılış amacına göre mahrumiyet zararının ayrıca belirlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır (Sakarya BAM 3. HD, 18.06.2026, E. 2025/1730, K. 2026/1330; Ankara BAM 35. HD, 22.01.2026, E. 2025/141, K. 2026/75).

Zarar iki farklı biçimde ortaya çıkar. Hususi araçlarda zarar, aracın yerine geçecek bir ikame aracın kira bedelidir; aracını kiralamayan ve toplu taşıma kullanan zarar gören de bu bedeli isteyebilir, çünkü tazminat fiilen yapılan harcamaya değil kullanım yoksunluğuna dayanır. Ticari araçlarda ise zarar, aracın çalıştırılamamasından doğan kazanç kaybıdır ve net kazanç üzerinden hesaplanır. Yargıtay, her iki hâlde de zararın gerçek zarar ilkesine göre belirlenmesini ve aynı yoksunluğun iki ayrı kalemle mükerrer biçimde tazmin edilmemesini aramaktadır; aracını kendisi kullanan ticari araç sahibinin hem aracın kazanç kaybını hem de şoför ücretini istemesi bu nedenle mümkün değildir (Yargıtay 17. HD, 20.02.2017, E. 2016/7477, K. 2017/1692).

II. TEMİNAT DIŞILIĞIN DAYANAĞI

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi, işletenin 85. maddenin birinci fıkrasındaki sorumluluğunun karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırılmasını zorunlu kılar. Teminatın kapsamı ise Genel Şartlar ile belirlenir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın teminat dışında kalan hâlleri düzenleyen A.6 maddesinin (k) bendi, gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararları teminat dışında bırakmıştır. Araç mahrumiyeti ve ticari kazanç kaybı bu bendin tipik uygulama alanıdır.

Yargıtay bu hükmü istikrarlı biçimde uygulamaktadır. 17. Hukuk Dairesi, kusurlu aracın trafik sigortacısına karşı hükmedilen araç mahrumiyeti bedelinin poliçe teminatına dâhil olmayan dolaylı zarar niteliğinde olduğunu belirterek sigortacı aleyhine kurulan hükmü bozmuştur (Yargıtay 17. HD, 07.06.2017, E. 2016/13972, K. 2017/6476). 4. Hukuk Dairesi, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde ileri sürülen mahrumiyet talebinin teminat dışılık gerekçesiyle reddine ilişkin İtiraz Hakem Heyeti kararını onamıştır (Yargıtay 4. HD, 24.10.2023, E. 2023/8085, K. 2023/11250). Bölge adliye mahkemeleri de 2026 yılında verdikleri kararlarda araç mahrumiyeti ve aracın işletilmemesinden kaynaklı dolaylı zararların poliçe kapsamında bulunmadığını, bu zararlardan yalnızca işleten ve sürücünün sorumlu tutulabileceğini açıkça ifade etmektedir (Sakarya BAM 3. HD, 18.06.2026, E. 2025/1730, K. 2026/1330). Anılan kararda ilk derece mahkemesi, değer kaybını sigortacı ile işleten ve sürücüden müteselsilen, mahrumiyet bedelini ise yalnızca işleten ve sürücüden tahsile hükmetmiş; bölge adliye mahkemesi bu ayrımı onaylamıştır.

Teminat dışılık ihtiyari mali sorumluluk sigortası bakımından da geçerli kabul edilmektedir. Sigorta Tahkim Komisyonu, ihtiyari mali sorumluluk sigortasının zorunlu sigortanın limitini aşan zararları aynı şartlarla karşıladığı gerekçesiyle kazanç kaybının bu poliçeden de istenemeyeceğine karar vermiştir (Sigorta Tahkim Komisyonu, 03.08.2018, K-2018/66630). Buna göre mahrumiyet zararı, sigorta hukukunun tamamen dışında, haksız fiil sorumluluğunun genel kurallarına göre çözülmesi gereken bir taleptir.

III. MUHATAP VE USUL

Mahrumiyet zararının borçlusu, TBK m. 49 uyarınca kusurlu sürücü ile KTK m. 85 uyarınca aracın işletenidir. İşleten, aynı maddenin son fıkrası gereğince sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur; sürücü ve işleten zarar görene karşı müteselsilen sorumludur (KTK m. 88, TBK m. 61-62). Bu nedenle dava, sigortacıya değil, sürücü ile araç malikine yöneltilmelidir. Sigortacının davalı gösterilmesi hâlinde mahrumiyet kalemi bakımından husumet yokluğundan ret ve aleyhe vekâlet ücreti kaçınılmazdır; Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru hâlinde ise 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin on yedinci fıkrası uyarınca ret kararıyla birlikte sigorta kuruluşu lehine vekâlet ücretine hükmedilir.

Görevli mahkeme, davalıların sıfatına göre belirlenir. İşleten tacir ve araç ticari işletmesiyle ilgiliyse uyuşmazlık asliye ticaret mahkemesinde, aksi hâlde asliye hukuk mahkemesinde görülür; sigortacı davalı olmadığından, sigorta hukukundan doğan davalar için öngörülen ticaret mahkemesi görevi kendiliğinden devreye girmez. Yetkili mahkeme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir. Tahkim yolu ise kapalıdır; 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesi yalnızca sigorta kuruluşu ile uyuşmazlıkları kapsar.

Zamanaşımı bakımından KTK m. 109 uygulanır: Zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa, taksirle yaralama gibi, ceza zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil sorumlusu fiil tarihinde temerrüde düşmüş sayıldığından (TBK m. 117/2) faiz kaza tarihinden itibaren işler; ancak zarar görenin aracını fiilen kullanamadığı sürenin sonradan belirleneceği gözetildiğinde, mahrumiyet için faiz başlangıcının kaza tarihi olması bazı mahkemelerce tartışılmaktadır. Uygulamada davalar HMK m. 109 kapsamında kısmi alacak davası olarak açılmakta, bilirkişi raporundan sonra talep artırılmaktadır. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi'nin anılan kararına konu davada da davacı 100,00 TL ile başlayıp raporun ardından mahrumiyet talebini 17.000,00 TL'ye yükseltmiş ve bu tutar üzerinden hüküm kurulmuştur.

IV. HESAP YÖNTEMİ: SÜRE VE BEDEL

Mahrumiyet tazminatı iki bileşenden oluşur: Yoksunluk süresi ve günlük bedel. Her ikisinin de belirlenmesinde 2026 yılı kararları belirgin ölçütler ortaya koymaktadır.

Süre bakımından ilk ayrım aracın onarılıp onarılmadığıdır. Araç onarılmışsa süre, fiilen serviste geçen gün sayısı değil, makul onarım süresidir. Bu süre parça tedariki, lojistik ve işçilik dikkate alınarak makine mühendisi bilirkişi tarafından belirlenir; onarım faturasındaki tarih ya da servisin bildirdiği süre tek başına yeterli değildir (Yargıtay 17. HD, 20.02.2017, E. 2016/7477, K. 2017/1692). Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, kırk beş günlük araç kiralama faturasına dayanan talebi, gerek davacının kendi eksper raporunda gerek kasko sigortacısının ekspertiz raporunda makul onarım süresinin bu kadar uzun olmadığının belirtilmiş olması karşısında reddetmiş; makine mühendisinin hasarı değerlendirerek belirlediği yedi günlük süreyi denetime elverişli bulmuştur (Ankara BAM 26. HD, 26.06.2026, E. 2025/317, K. 2026/1213). Aynı kararda, kasko sigortacısının onarım süresince ikame araç tahsis etmiş olması nedeniyle davacının mahrumiyet zararının kalmadığı kabul edilmiştir. Kararın verdiği mesaj açıktır: Fiilen kiralanan gün sayısı, makul süreyi aşan bölümüyle zarar görenin kendi tasarrufu sayılır ve sorumluya yüklenemez.

Araç pert olmuşsa süre, kaza tarihinden aynı model ve yaşta, aynı özellikleri taşıyan yeni bir aracın satın alınmasına kadar geçecek makul süredir. Bu süre objektif olarak belirlenir; sigortacının pert bedelini geç ödemiş olması süreyi uzatmaz. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, bilirkişinin yeni araç alım süresini sigortacının kazadan yaklaşık iki ay sonra ödeme yapmış olmasına göre belirlemesini yerleşik içtihada aykırı bulmuş, sürenin davacının aynı nitelikte bir araç satın alması için objektif olarak gereken zaman esas alınarak belirlenmesi gerektiğini belirterek kararı kaldırmıştır (Ankara BAM 35. HD, 22.01.2026, E. 2025/141, K. 2026/75). Yargıtay da pert hâlinde mahrumiyetin onarım süresine göre değil yeni araç alımı için gereken makul süreye göre hesaplanmasını aramaktadır (Yargıtay 4. HD, 15.02.2023, E. 2022/15682, K. 2023/1865).

Günlük bedel bakımından hususi araçlarda ölçüt, kaza tarihinde aynı sınıf ve yaştaki bir aracın emsal kira bedelidir. Bilirkişiler bu bedelden, zarar görenin aracını kullansaydı zaten katlanacağı yakıt ve amortisman gibi giderleri düşerek net günlük bedele ulaşmaktadır; ancak indirimin oranı ve kalemleri raporlar arasında önemli farklılıklar göstermekte, aynı ilde aynı segment araç için bir raporda yüzde on beş, diğerinde yüzde kırkı aşan indirimlere rastlanmaktadır. Zarar görenin ikame araç kiraladığına ilişkin belge sunamaması talebin reddini gerektirmez; bu durumda bedel, TBK m. 50/2 uyarınca olayların olağan akışı ve hakkaniyet gözetilerek mahkemece takdir edilir (Sakarya BAM 3. HD, 18.06.2026, E. 2025/1730, K. 2026/1330).

Ticari araçlarda ölçüt net kazanç kaybıdır. Yargıtay, aracın çalıştırılmasından kaynaklanan yakıt, bakım ve amortisman gibi giderlerin brüt gelirden düşülmesini, gelirin ise beyana değil esnaf odası, vergi dairesi ve aracın çalıştığı firma kayıtları gibi resmî belgelere dayandırılmasını aramaktadır (Yargıtay 4. HD, 27.03.2024, E. 2022/16082, K. 2024/3162; Yargıtay 4. HD, 15.02.2023, E. 2022/15682, K. 2023/1865). Toplu taşıma araçlarında aracın modeli, çalıştığı güzergâh, günlük sefer sayısı ve zorunlu giderler dikkate alınarak günlük net kazancın belirlenmesi gerektiği eski tarihli bir kararda da vurgulanmıştır (Yargıtay 17. HD, 26.06.2014, E. 2014/11131, K. 2014/10018).

V. UYGULAMA SORUNLARI VE ELEŞTİREL DEĞERLENDİRME

Birinci sorun, aynı kazadan doğan zararın iki ayrı yargı yoluna bölünmesidir. Değer kaybı Sigorta Tahkim Komisyonu'nda, mahrumiyet asliye hukuk ya da ticaret mahkemesinde görülmekte; iki mercide ayrı kusur raporları, ayrı onarım süresi tespitleri ve zaman zaman birbiriyle çelişen sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Tahkimde aracın onarım süresini on gün olarak belirleyen bilirkişi ile mahkemede aynı aracı için yedi gün belirleyen bilirkişi arasındaki farkın hukuki bir açıklaması yoktur. Zarar gören, tek bir haksız fiil için iki başvuru ücreti, iki bilirkişi ücreti ve iki vekâlet ücreti riskine katlanmaktadır.

İkinci sorun, sigortacının geç ödemesinin mahrumiyeti fiilen uzatması ancak bu uzamanın kimseye yüklenememesidir. Pert hâlinde zarar gören, sigortacı rayiç bedeli ödemeden yeni araç alamaz; ancak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2026/75 sayılı kararında benimsenen objektif süre yaklaşımı, ödeme gecikmesini işleten ve sürücünün sorumluluğundan dışlamaktadır. Sigortacı ise mahrumiyetten teminat dışılık nedeniyle zaten sorumlu değildir. Bu durumda kazadan iki ay sonra ödenen pert bedeli nedeniyle aracından iki ay yoksun kalan zarar görenin, makul sürenin örneğin on beş gün olarak belirlenmesi hâlinde kırk beş günlük zararı karşılıksız kalmaktadır. Sigortacının gecikmesinin sonuçları, TTK m. 1427 ve KTK m. 99 uyarınca yalnızca temerrüt faiziyle sınırlı kalmakta; oysa faiz, araçsız kalmanın karşılığı değildir. Bu boşluk, sigortacının 8 iş günlük ödeme süresini aşan gecikmesinin yol açtığı mahrumiyet zararından, en azından gecikme süresiyle sınırlı olarak, sigortacının sorumlu tutulmasıyla giderilebilir; bunun için Genel Şartlar'da açık düzenleme gerekir.

Üçüncü sorun, teminat kapsamının kanun yerine Genel Şartlar'la daraltılmasıdır. KTK m. 91, sigortacının işletenin 85. maddedeki sorumluluğunu teminat altına almasını öngörür; işleten mahrumiyet zararından sorumlu olduğuna göre bu sorumluluğun sigorta dışında bırakılması kanunun sistematiğiyle tam olarak bağdaşmamaktadır. Anayasa Mahkemesi, teminat kapsamının Genel Şartlar'a gönderme yapılarak belirlenmesine dayanak oluşturan KTK hükümlerini iptal etmiştir; ancak bu iptal kararları değer kaybı ve destek tazminatı gibi gerçek zarar kalemlerine ilişkin sonuç doğurmuş, dolaylı zararların teminat dışılığı Yargıtay uygulamasında korunmuştur. Mahrumiyet zararının dolaylı değil, kullanım yoksunluğundan doğan doğrudan bir zarar olduğu görüşü öğretide savunulabilir; bununla birlikte 2026 yılı bölge adliye mahkemesi kararları teminat dışılığı tereddütsüz uygulamaktadır ve uygulayıcının bu gerçeği esas alması gerekir.

Dördüncü sorun, günlük bedelde standart yokluğudur. Emsal kira bedelinden yapılacak yakıt ve amortisman indiriminin ölçüsü bilirkişiden bilirkişiye değişmektedir. Yargıtay'ın gelir kaybında resmî kayıt aradığı gibi, ikame araç bedelinde de kaza tarihindeki kiralama piyasası verilerine ve indirim kalemlerinin gerekçeli gösterilmesine dayalı denetime elverişli bir hesap yöntemi aranmalıdır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2026/1213 sayılı kararı, davacının kendi eksper raporundaki süre ile kasko sigortacısının ekspertiz raporundaki sürenin mahkeme bilirkişisinin tespitiyle karşılaştırılmasını yeterli görmüştür; aynı çapraz denetim günlük bedel için de yapılmalıdır.

VI. UYGULAYICI İÇİN TESPİTLER

Mahrumiyet talebi sigortacıya değil, kusurlu sürücü ve işletene yöneltilmelidir; sigortacıya yapılan başvuru ve tahkim yolu bu kalem için sonuç vermez ve aleyhe vekâlet ücreti doğurur. Dava dilekçesinde aracın hususi ya da ticari kullanımı, onarım ya da pert durumu ve talep edilen sürenin dayanağı açıkça belirtilmeli; kira faturası varsa sunulmalı, ancak sürenin makul onarım süresiyle sınırlı kalacağı gözetilerek talep ölçülü tutulmalıdır. Kasko sigortacısının ikame araç tahsis ettiği günler zarardan düşüleceğinden bu bilgi baştan dosyaya konulmalıdır. Ticari araçlarda esnaf odası, vergi dairesi ve çalışılan firma kayıtları dava açılmadan önce temin edilmelidir. Pert hâlinde talep, sigortacının ödeme tarihine değil, emsal aracın temini için objektif olarak gereken süreye dayandırılmalıdır.

SONUÇ

Araç mahrumiyeti tazminatı, zorunlu trafik sigortası teminatının dışında kalan ve yalnızca kusurlu sürücü ile işletenden istenebilen bir haksız fiil zararıdır. 2026 yılı bölge adliye mahkemesi kararları bu ayrımı tereddütsüz uygulamakta; sürenin onarım hâlinde makine mühendisince belirlenecek makul onarım süresi, pert hâlinde ise sigortacının ödeme tarihinden bağımsız olarak yeni araç temini için gereken objektif süre olduğunu, fiilen kiralanan gün sayısının makul süreyi aşan bölümünün sorumluya yüklenemeyeceğini ve kasko sigortacısınca tahsis edilen ikame aracın zarardan düşüleceğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte aynı kazanın iki yargı yoluna bölünmesi, sigortacının geç ödemesinin karşılıksız kalması ve günlük bedelde standart yokluğu, mahrumiyet uyuşmazlıklarını maliyetli ve öngörülemez kılmaya devam etmektedir. Genel Şartlar'da sigortacının ödeme gecikmesiyle sınırlı bir mahrumiyet teminatı öngörülmesi ve ikame araç bedelinin belirlenmesinde denetime elverişli bir yöntemin içtihatla yerleştirilmesi, zarar görenin bu kalemdeki gerçek zararına ulaşmasını kolaylaştıracaktır.

KAYNAKÇA

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 49, 50, 51, 52, 61, 62, 117.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 85, 88, 91, 99, 109.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 1427.

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, m. 30.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 16, 109.

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, m. A.6/(k).

Yargıtay 17. HD, 26.06.2014, E. 2014/11131, K. 2014/10018.

Yargıtay 17. HD, 20.02.2017, E. 2016/7477, K. 2017/1692.

Yargıtay 17. HD, 07.06.2017, E. 2016/13972, K. 2017/6476.

Yargıtay 4. HD, 15.02.2023, E. 2022/15682, K. 2023/1865.

Yargıtay 4. HD, 24.10.2023, E. 2023/8085, K. 2023/11250.

Yargıtay 4. HD, 27.03.2024, E. 2022/16082, K. 2024/3162.

Ankara BAM 35. HD, 22.01.2026, E. 2025/141, K. 2026/75.

Sakarya BAM 3. HD, 18.06.2026, E. 2025/1730, K. 2026/1330.

Ankara BAM 26. HD, 26.06.2026, E. 2025/317, K. 2026/1213.

Sigorta Tahkim Komisyonu, 03.08.2018, K-2018/66630.

Karar metinleri: mevzuat.adalet.gov.tr (UYAP Bilgi Bankası); sigortatahkim.org.