A) İnternet Unutmaz ama Hukuk Unutturabilir

Günümüz dünyasında internet içerikleri, silinmezlerse küresel biçimde sonsuza kadar varlıklarını sürdürebilme potansiyeli taşımaktadır. Dolayısıyla dışarıdan bir müdahalede bulunulmazsa, internet unutmamaktadır.

Günün birinde internette yer alan bilgilerinizin silinmesini isterseniz; site-uygulamayı işletenlere veya verileri barındıran sunucuları işletenlere başvurarak, içeriğin kaldırılmasını ve unutulmayı talep edebilirsiniz. Fakat talebiniz kabul edilmediğinde (ki çoğu zaman edilmez) elinizde tek bir yol olacaktır: ‘Hukuki Süreci İşletmek’

B) Unutulma Hakkı Nedir?

İnsanların geçmişinde başkalarının hatırlamasını ve hatta kendilerinin bile hatırlamak istemeyecekleri, acı ya da utanç verici yaşanmışlıklar olması mümkündür. Hukukun ise insanlara bu yaşanmışlıkları en azından dış dünyada unutturabilecek araçları sunması gerekir. Anayasa Mahkemesi, konuya dair şöyle diyor: “…devletin bireye geçmişte yaşadıklarının başkaları tarafından öğrenilmesi engellenerek “yeni bir sayfa açma” olanağı verme hususunda bir sorumluluğu olduğu açıktır.”[1]

Daha şiirsel bulduğum, 1931 tarihli bir ABD Yüksek Mahkeme kararı ise şöyle diyor: ‘‘Çarmıhtaki hırsızın bile son anlarında tövbe etmesine izin verilmekteydi. Davacının değişim yaşadıktan sonra geçmiş yaşamındaki tatsız olayların davalılar tarafından yayınlanmasının, gerçek ismiyle birleştiğinde, bizim bildiğimiz herhangi bir ahlak veya etik standardı tarafından haklı çıkarılmadığına ve devredilemez hakkının doğrudan bir ihlali olduğuna inanıyoruz. …[2]

1931 tarihli kararda ‘devredilemez hak’ denilen şey, Locke eksenli tabii hukuk doktrininin ABD anayasasına yansıması olan ‘mutlu ve onurlu yaşam’ hakkıdır. Anayasamızın başlangıç hükümlerinde de vatandaşların onurlu bir hayat sürdürme hakkına sahip olduğu zikredilmektedir. Unutulamamak ise bu onurlu yaşam hakkını, kişinin elinden almaktadır. Dolayısıyla unutulma hakkı, en başta kişinin onurlu bir hayat sürebilmesi için sahip olduğu bir kişilik hakkı niteliğindedir. Unutulma hakkı, aynı zamanda şeref ve itibar ile kişisel verilere dair haklarla da bağlantılıdır.

Burada çok önemli bir noktayı hatırlatmak isterim. Unutulma hakkına konu internet içerikleri, özünde hukuka aykırı değildir. Zira bu içerikler şayet hukuka aykırı olsalardı, yayınlandıkları ilk gün kaldırılabilirlerdi. Fakat böyle olmadığı için ancak ‘unutulma’ noktasında değerlendirilebilmektedirler. Dolayısıyla unutulma hakkına konu içerikler özünde hukuka uygun olan, bu şekilde uzun süredir yayınlanan fakat hukuka uygunluğunu sağlayan basın-ifade hürriyetinin, bir zaman sonra ‘başvuru sahibinin kişilik hakkı karşısında artık hukuken korunamaz hale geldiği durumlarda mevcut olur.

C) Kaç Yılda Unutulursunuz?

Yukarıda değindiğim üzere unutulma hakkının konusu içerikler, temelde hukuka uygundur ve fakat bir süre sonra halen yayında olmaları, ilgilinin onurlu yaşam hakkına-şeref ve itibarına-kişisel verilere dayalı haklarına karşı hukuka uygunluğunu sürdüremez hale gelir. Dolayısıyla buradaki süreyi önceden kesin biçimde belirtmek mümkün değildir.

Örneğin Yargıtay bir kararında hukuka uygun bir haberin, habere konu olaydan dolayı verilen beraat kararından dokuz yıl geçmesiyle güncellik unsurunu yitireceğini ve unutulma hakkının tecelli edeceğini belirtmiştir.[3] Basın hürriyeti-unutulma hakkı çatışmasının değerlendirildiği bir başka kararda ise Yargıtay, soruşturmaya yönelik yapılan haberin takipsizlik kararından sonra güncelliğini yitirdiğine karar vermiştir.[4]

D) Unutulma Hakkı Nasıl Kullanılır?

1) 5651 s. Kanun Artık Bu Konuda Görevini Yitirmiştir

Anayasa Mahkemesi’nin 5651 s. Kanun’u resmen budayan iptal kararı, kanunun 9. maddesini tamamen iptal etmiştir. İptalinden önceki halinde ise madde, unutulma hakkına yönelik çok önemli değişikliklere uğramış ve arama motorlarına yönelik adın ilişkilendirilmemesi kararını dahi düzenlemişti. Fakat bu düzenleme iptal edildi. Bunun da ötesinde, temelde bir kişilik hakkı ihlali olan unutulamamak, kişilik haklarına dair 9. madde iptal edildiği için 5651 s. Kanun nazarında sahipsiz kaldı.

Bu konuda yalnızca madde 9/A noktasında Siber Güvenlik Başkanlığı’na ‘özel hayatın gizliliği-kişisel veriler-unutulma hakkı bağı’ ileri sürülerek bir başvuruda bulunma imkanı kalmıştır.[5] Ancak 9/A maddesinde acil durumlar için öngörülen bu norma unutulma hakkı noktasında bel bağlamak, akıllıca olmayacaktır.

2) İlgililerden Talep Edebilirsiniz

İçeriklerinizi yayınlayan ilgililere, unutulmak istediğinizi ve bunları kaldırmaları gerektiğini söyleyebilir, noterden ihtarname dahi çekebilirsiniz. Google gibi bu konuda ayrı bir platform kurarak unutulma hakkı taleplerini kabul eden arama motorlarına unutulma hakkına yönelik başvurularda da bulunabilirsiniz. İfade etmek isterim ki arama motorlarına yapacağınız başvurularda başarı şansınız daha yüksek olacaktır. Ancak her iki yolda da özellikle unutulmasını istediğiniz içerikler ifade-basın hürriyetine konuysa, uyarı/talep yöntemiyle sonuca ulaşmanın oldukça zor olduğunu belirtmek isterim.

3) Unutulma Hakkı Davası Açmak

Talep/uyarılarınızdan olumlu sonuç alamadığınızda yapabileceğiniz en önemli şey, unutulma hakkınızı kullanmak için bir dava açmak ve ilgili içeriklerin kaldırılmasını-erişime engellenmesini talep etmektir. Bu noktada TMK hükümlerine dayanarak, kişilik hakkına yapılan haksız saldırının sonlandırılması talebiyle asliye hukuk mahkemesinde bir dava açılması gerekmektedir.

4) Arama Motorlarına Yönelik Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na Başvuru Yapabilirsiniz

Unutulma hakkı noktasında yapılabilecek diğer şey, yalnızca kişisel verilere dair mevzuat çerçevesinde ‘‘işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması’’ sebebiyle, Kurul’a bir başvuru yapmak ve yayından kaldırma kararı aldırtmaktır. Kurul kararına uymamak idari para cezasını gerektirdiği için ilgili, kararın gereğini kuvvetle muhtemel yerine getirecektir.

Buradaki en büyük sorun ise şudur: Kurul, basın hürriyeti ve ifade hürriyeti noktasında yapılan başvuruları kabul etmemektedir. Kurul yalnızca arama motorlarını veri sorumlusu ve yaptıkları faaliyeti de veri işleme faaliyeti olarak kabul etmiş, bunlara yönelik ‘ad-soyad endeksten çıkarma’ kararları almaktadır. 2023/2185 s. kararında, ifade ve basın hürriyetinin kanundan istisna tutulduğunu ve dolayısıyla bu yöndeki başvuruları kabul etmediğini dile getirmiştir.

E) Unutulma Hakkı 5651 s. Kanun’a Geri Gelmeli Mi? Yoksa Yetki Hukuk Yargısında mı Kalmalı?

Adın ilişkilendirilmemesi yani örneğin Google aramalara ‘ad-soy ad’ girince ilgili haberin-içeriğin gösterilmemesine dair bir kararın 5651 s. Kanun’a geri getirilmesine taraftar değilim. Bu tür bir uygulamanın Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na bırakılmasına da taraftar değilim. Özellikle kurul kararlarına yönelik idari yargıya başvurulacak olması, idari bir yargıcın kişilik haklarına ilişkin hukuki tartışmaları çözüme bağlamasına sebep olacağı için sakıncalıdır.

İçeriğin internet ortamından tamamen kaldırılması veya erişime engellenmesine yönelik ‘unutulma hakkı temelli’ taleplerin de 5651 s. Kanun’a dayanılarak yapılamaması gerektiğini ve bu durumda çelişmeli bir hukuk yargısının doğru yol olacağını düşünüyorum. Zira sulh ceza hakimliği, acilen müdahale edilmesi gereken açık hukuka aykırılıklara ilişkin yetkili olabilir. Halbuki unutulma hakkı noktasında böyle bir durum yoktur ve ilgili içerik zaten yıllardır yayın halindedir. Dolayısıyla burada adil yargılanma hakkı gereğince hukuk mahkemelerinin yetkili olması mantıklıdır. Ancak hukuk mahkemelerinin erişimin engellenmesi talepli ihtiyati tedbir kararı vermeme yönünde bir uygulama geliştirdiklerini ve bunun kanaatimce hatalı olduğunu da belirtmek isterim.

------------

[1] AYM, N.B.B. Başvurusu, Başvuru no: 2013/5653

[2] Alp Öztekin, Türk İnternet Hukuku, Seçkin, Ankara, 2023, s. 899

[3] 19. CD 2018/7735 E. 2018/13080 K.

[4] 19. CD 2019/18935 E. 2019/6882 K.

[5] Ben bu normun dar yorumlanması gerektiğini ve yalnızca özel hayatın gizliliğine yönelik uygulanabileceği, kişisel verileri kapsamadığı kanaatindeyim.