CMK’nın bozmaya dair nedenlerine bakıldığında bunların usule ilişkin olduğu görülecektir. Başka bir deyişle, istinaf incelemesi yapan ceza dairesi, esasa giren bir nedenle bozma kararı veremez. Bozma nedenine dair düzenlemeler, usul hukuku içerisinde yer almıştır. Bu nedenle denilebilir ki istinaf incelemesi sonucunda bozma kararına gerekçe yapılabilecek yasal nedenler tamamıyla usule dairdir. Daire, maddi denetim yaparak yani, işin esasına girerek bozma kararı veremez. Yapılan bozma eğer, maddeler içinde sayılan bozma nedenlerinden birine dayanıyorsa, bu nedenler usule ilişkin olduğu için, maddi bir nedenle (gerekçeyle) bozma kararı verilemeyeceği anlamı çıkmaktadır. Buna göre genel olarak hem maddi hem de şekli denetim yapabilen istinaf ceza dairesi, bozma kararında maddi denetim değil şekli denetim yapabilecektir.

Maddelerde bozma nedeni olarak şunlar belirtilmiştir:

1- Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemesi,

2- Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması,

3- Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması,

4- Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi,

5- Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması,

6- Duruşmalı verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi,

7- Hükmün belirtilen şekildeki gerekçeyi içermemesi,

8- Savunma hakkının kısıtlanması,

9- Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması,

10- Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmemesi,

11- Ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmaması,

12- Davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir başka dava ile (birleştirilerek) birlikte yürütülmesinin zorunlu olması.

Görüldüğü üzere, yukarıdaki nedenler açıkça usule ilişkin olduğundan, daire, usul ile ilgili nedenler dışında ve işin esasına girerek bozma kararı veremez. Aksi halde bozma kararı yasaya aykırı olacaktır. Dolayısıyla istinaf incelemesi sonucunda verilebilen bozma kararı, eğer yasaya uygun olarak verilecekse ancak ve ancak CMK’nın 280. maddesinin (f) bendi ile (e) bendinin yaptığı atıfla 289. maddesinde yer alan bentlerdeki herhangi bir nedenin bulunması halinde olabilecektir. Buna göre CMK’nın bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturmaya dair 280. maddede yer verilen durumlara bakıldığında istinaf ceza dairesinin bozma kararı verebileceği ve ilk derece mahkemesinin bu bozma kararıyla bağlı olacağı (direnemeyeceği) haller sınırlı şekilde sayılmıştır. Bu haller, davanın esasına ilişkin olmayıp usul ile ilgilidir. Başka bir deyişle bu hususlar, maddi denetim olmayıp yargılamanın, yani muhakeme (usul) kurallarının ağır ve açık ihlallerinden ibarettir. Nitekim AYM’nin kararında geçtiği üzere bu bakış açısıyla CMK’nın direnme yasağına dair 284. maddesinin demokratik toplum düzeninin gerekleri ile çelişen bir yönünün bulunmadığına karar verilmiştir.[1] Ayrıca AYM, bireysel başvuru üzerine verdiği, adil yargılanma hakkı (suç isnadı) konusundaki mahkemeye erişim hakkının ihlali sonucu yeniden yargılama yapılması gerektiğine ilişkin kararı da bu doğrultudadır.[2] Yargıtay’ın söz konusu kararlarında özetle; CMK’nın ilgili maddelerindeki düzenleme itibariyle sınırlı sayıda bozma nedeni belirtilmiştir. Bu haller işin maddi (esas) değerlendirme yapılması kapsamında olmayıp açık ve kesin hukuka aykırı olarak sayılan usul aykırılıklarıdır. Bunun dışında işin maddi değerlendirmesi yapılarak, cezalandırılması yerine mahkumiyet hükmü kurulması veya tersine olarak mahkumiyet yerine beraat hükmünün kurulması gerektiğine yönelik bozma kararının verilemeyeceği, böyle bir kararın ve bunun devamındaki ilk derece mahkemesi kararının hukuken geçerli olmayacağı, aksi halde yasaya açıkça aykırı hareket edileceği gibi istinaf kararına karşı direnme yetkisi olmayan ilk derece mahkemesi kararının sonucuna göre tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınması sonucunu doğuracağı açıkça vurgulanmıştır.[3] Bu yönden istinaflarda verilen bozma kararları içinde hatırı sayılır oranda bozma kararları verildiği bir gerçektir. Bakış açısına göre eksikliğin ilk derece mahkemesince tamamlanması için bozma kararının verilmemesi, yani duruşma açılması, işlerin istinafta artmasına, daha fazla emeğe, mesaiye neden olacağı gibi haklılık payı da olabilen fiili gerçekler bir yana, yasanın ön gördüğü ve hukuka uygunluk bir yana olarak bakıldığında farklı sonuçları elde etmek mümkün olabilecektir. Elbette ki yasal olarak CMK’nın ön gördüğü şekilde karar vermek gerekmelidir. Ceza yargılamalarının daha hızlı ve etkinliği adına kanaatimizce, istinaf ceza dairelerine, olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmaması (toplanacak başka delilin olmaması) hallerinde duruşma açmaksızın kararın niteliğini değiştirebilme (beraat hükmünün mahkumiyet hükmüne veya mahkumiyet hükmünün beraat hükmüne dönüştürülmesi) yetkisi, olası hak kayıplarına neden olunmaması ve kanun yolu güvencesi bu durumdaki hükümlerin temyiz yolu açık olması şartıyla verilmelidir.

Asım EKREN

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcı

Kaynak:

Asım EKREN, Uygulamada İstinaf Ceza, İstanbul, Filiz Kitabevi, 2026, 7.Baskı

----------

[1] AYM, 26.07.2017, E.2017/48, K.2017/129, § 49.

[2] AYM, 09.01.2025, B.No: 2023/33667: (Karar, 12.06.2025-32924.

[3] AYM kararında geçen Yargıtay 6.CD, 3/7/2024, E.2024/2388, K.2024/8319; 5.CD, 18/4/2024, E.2022/5322, K.2024/4330; 11.CD, 11/3/2024, E.2023/6519, K.2024/3057; 2.CD, 20/2/2024, E.2023/29761, K.2024/2708; 9.CD, 22/6/2023, E.2023/2981, K.2023/4580; 2.CD, 24/4/2023, E.2022/12734, K.2023/2067; 14.CD, 4/3/2021, E.2018/6371, K.2021/1851 sayılı ilamlarda benzer nitelendirmelerle istinaf ceza dairesinin, ancak sınırlı ve sayılı hallerde bozma kararı verilebileceği, sayılmayan bir neden dolayı bozma kararı verilemeyeceği, buna aykırı olarak verilen hem BAM bozma kararı hem de bunun üzerine direnme yetkisi olmayan ilk derece mahkemesi kararının hukuken geçerli olmayacağı, zira bu tür kararların istinaf başvurusu üzerine BAM‘ın vermesi gereken kararlardan olduğu, bozma sonrasında ve bozmaya uyarak verilen ilk derece mahkemesi kararının esasında BAM daire (ilk defa BAM’da verilen) kararı olduğu var sayılarak temyize tabi olacağı, aksi halde tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağı belirtilmiştir.