Tutukluluğa İtiraz İncelemesinin Makul Sürede Yapılmamasının OHAL Koşulları Gözetildiğinde Kısa Sürede Karara Bağlanması Hakkının İhlal Edilmediği

Olaylar

Kamuoyunda bilinen ismiyle MİT tırları olayına ilişkin olarak yürütülen soruşturmada, o dönem subay olan başvurucunun devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması talebinde bulunulmuştur.

Öte yandan bir terör örgütünü konu alan başka bir soruşturmadaki usulsüzlük iddiaları kapsamında başvurucunun da aralarında olduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca ceza soruşturması başlatılmıştır. 

Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında gözaltına alınmış ve Sulh Ceza Hâkimliği kararı ile tutuklanmıştır. Başvurucunun tutuklama kararlarına karşı yaptığı itiraz kesin olarak reddedilmiştir.

Devam eden yargılamada Yargıtay dosya üzerinden yaptığı incelemelerde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına yönelik kararlar vermiş, başvurucunun itirazları reddedilmiştir.

İddialar

Başvurucu; hakkında verilen tutukluluğun devamına dair karara karşı yaptığı itirazın kanunda öngörülen süreye riayet edilmeden sonuçlandırıldığını belirterek itiraz incelemesinin kısa sürede karara bağlanması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Ceza muhakemesi hukukunda itiraz usulünün düzenlendiği 5271 sayılı Kanun'un 268. maddesinde, kararına itiraz edilen hâkim veya mahkemenin itiraz incelemesini en çok üç gün içinde yapması, itirazı yerinde görmezse yetkili merciye göndermesi gerektiği belirtilmiştir.

Buna karşın itiraz merciinin incelemesini ne kadar süre içinde tamamlaması gerektiğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak bu durum itiraz merciinin hiçbir süre sınırıyla bağlı olmadığı biçiminde yorumlanamaz.

Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan "kısa sürede" ibaresi, hürriyeti kısıtlanan kişinin bu kısıtlamanın hukukiliğine karşı yaptığı itirazın mümkün olan en kısa sürede karara bağlanmasını zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla itiraz mercii incelemeyi makul bir süre içinde karara bağlamakla yükümlüdür.

Somut olayda Yargıtay resen yapılan inceleme sonucunda başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucunun itirazına ilişkin ilk incelemeyi yapan Yargıtay dairesi en çok üç gün içinde dosyayı yetkili merciye göndermesi gerekirken bu süreye uymamıştır. Başvurucunun itirazı kırk iki gün sonra karara bağlanmış ve başvurucu karar sonucunu başvuruda bulunduktan kırk dört gün sonra öğrenmiştir. İtirazın karara bağlanmasındaki gecikmede başvurucuya atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı bu durumun Anayasa'ya düzenlenen kısa sürede karar verilmesi zorunluluğu ile bağdaştığı söylenemez.

Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan itiraz incelemesinin kısa sürede karara bağlanması hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. Ancak darbe teşebbüsü sonrasında ilan edilen olağanüstü hâl döneminde bazı suçlar bakımından yürütülen soruşturma ve kovuşturma süreçleriyle ilgili olarak olağanüstü hâl süresince geçerli olmak üzere usule ilişkin kurallarda birtakım değişiklikler yapılmıştır.

Somut olay olağanüstü hal süreci içerisinde gerçekleştiğinden, başvurunun, bu dönemde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığı incelenmiştir.

Söz konusu dönemde hâkim ve savcı sayısının önemli oranda azalması, darbe teşebbüsü ve FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin yoğunluğu başta olmak üzere olağanüstü hâl sürecindeki gelişmeler dikkate alındığında başvurucunun tutukluluğun devamı kararına yaptığı itirazın kırk dört gün sonra sonuçlandırılması makul olarak kabul edilebilir.

Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik olarak Anayasa'nın 19. maddesinde belirtilen güvencelere aykırı bu müdahalenin olağanüstü hâl döneminde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlere uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle, Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan itiraz incelemesinin kısa sürede karara bağlanması hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

>> AYM KARARI İÇİN TIKLAYINIZ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.