KASK TAKMAYAN MOTOSİKLETLİ TAZMİNATINI KAYBEDER Mİ?
Müterafik Kusur İndiriminin Kapsamı, Sınırları ve İspat Sorunu Üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Güncel Kararları Işığında Bir Değerlendirme
I. GİRİŞ
Motosiklet ve elektrikli bisiklet kullanımındaki artış — özellikle kurye ve moto-kurye istihdamının yaygınlaşmasıyla — bu araçların karıştığı yaralanmalı kazaları tazminat hukukunun en sık karşılaşılan uyuşmazlık tiplerinden biri hâline getirmiştir. Uygulamada iki yanlış kanı yaygındır: İlki, mağdur cephesinde görülen "kask takmıyordum, tazminat alamam" düşüncesi; ikincisi, sigortacı cephesinde görülen ve her motosiklet dosyasında adeta matbu bir savunma hâline gelen "kasksızlık nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmalıdır" talebidir. Her ikisi de hukuken isabetli değildir.
Bu çalışmada; koruma başlığı (kask) yükümlülüğünün mevzuattaki dayanağı, kasksızlığın tazminata etkisine ilişkin Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşik ölçütleri ve Dairenin 2026 yılı Şubat ayında verdiği iki güncel karar üzerinden indirimin sınırları ele alınmakta; nihayet kanaatimizce uygulamanın en sorunlu yönü olan ispat meselesi eleştirel olarak değerlendirilmektedir.
II. HUKUKİ ÇERÇEVE: KASK YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE MÜTERAFİK KUSUR
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78 inci ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150 nci maddesi uyarınca bisiklet, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı takması zorunludur. Dikkat edilmelidir ki yükümlülük yalnızca motosiklet sürücüsüne değil, elektrikli bisiklet sürücüsüne ve motosiklet yolcusuna da aittir.
Kasksızlığın tazminata etkisi ise kusur değil, müterafik (birlikte) kusur düzlemindedir ve bu ayrım kritiktir: Kaskın takılmaması kazanın meydana gelmesine etki eden bir husus değildir; motosikletli, kazanın oluşumunda tamamen kusursuz — karşı araç yüzde yüz kusurlu — olsa dahi, kasksızlık zararın artmasına katkı sunmuşsa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 nci maddesi uyarınca tazminattan indirim gündeme gelir. Nitekim aşağıda incelenen kararların ilkinde sigortalı araç sürücüsünün yüzde yüz kusurlu olduğu sabit olmasına rağmen indirim uygulanmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki Yargıtay, müterafik kusurun bir def'i olmadığını, taraflarca ileri sürülmese dahi hâkim tarafından resen dikkate alınacağını kabul etmektedir; dolayısıyla mağdur vekilinin "davalı bu yönde savunma yapmadı" beklentisine yaslanması mümkün değildir.
III. YERLEŞİK ÖLÇÜT: KAFA-YÜZ BÖLGESİ YARALANMASI VE %20 İNDİRİM
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24.02.2026 tarihli kararına (E. 2023/968, K. 2026/2053) konu olayda; motosiklet sürücüsü davacı, yüzde yüz kusurlu sigortalı traktörle çarpışmış, çenesinde kırık ve diş kaybı oluşmuş, hakem heyetince tazminata hükmedilmiştir. Daire; kaza tespit tutanağına göre davacının kask takıp takmadığının belirsiz olduğunu tespit etmesine rağmen, maluliyete esas yaralanmanın yüz bölgesinde olmasından hareketle, "koruyucu başlık takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu" gerekçesiyle Dairenin yerleşik uygulaması uyarınca %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Karar iki yerleşik ölçütü teyit etmektedir: İndirim oranı Daire uygulamasında %20 olarak standartlaşmıştır ve indirimin tetikleyicisi, maluliyete esas yaralanmanın kaskın koruma alanında — kafa ve yüz bölgesinde — gerçekleşmiş olmasıdır. Ancak kararın "kask takılıp takılmadığı belirsiz olsa da" ifadesi, aşağıda (V) numaralı başlıkta ele alacağımız üzere, ispat hukuku yönünden ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
IV. İNDİRİMİN SINIRI: İLLİYET BAĞI — HER YARALANMA İNDİRİM GEREKTİRMEZ
Dairenin 16.02.2026 tarihli kararı (E. 2024/8759, K. 2026/1591) ise madalyonun öbür yüzüdür ve mağdur vekilleri için güçlü bir emsaldir. Olayda elektrikli bisiklet sürücüsü davacı hakkında hakem heyeti, kafa ve yüz bölgesinden yaralandığı ve kask takmadığı gerekçesiyle %20 müterafik kusur indirimi uygulamıştır. Ne var ki hükme esas iş göremezlik raporunda maluliyet oranı omuz ve dirsek yaralanması nedeniyle belirlenmiş; işitme kaybının kaza ile illiyet bağı bulunmadığı raporda açıkça belirtilmiştir. Yargıtay, "maluliyet oranının belirlenmesinde dikkate alınmayan yaralanma gözetilerek müterafik kusur indirimi yapılması doğru görülmemiştir" gerekçesiyle kararı davacı lehine bozmuştur.
Kararın ortaya koyduğu kural şudur: Kasksızlık indirimi, ancak tazminata (maluliyete) esas alınan yaralanma kaskın önleyebileceği nitelikte ise mümkündür. Bacak, omuz, dirsek, iç organ yaralanmaları yahut illiyet bağı kurulamayan rahatsızlıklar üzerinden hesaplanan tazminatta, mağdurun kask takmamış olması indirim sebebi yapılamaz. Uygulamada sigortacıların ve kimi hakem heyetlerinin "motosiklet + kasksızlık = otomatik %20" şeklindeki şablonu, bu içtihat karşısında açıkça hatalıdır ve itiraz ile temyiz aşamalarında mutlaka işlenmelidir.
V. ELEŞTİREL DEĞERLENDİRME: KASKIN TAKILMADIĞINI KİM İSPAT ETMELİ?
Kanaatimizce uygulamanın en sorunlu noktası, ilk kararda görülen yaklaşımdır: Kaza tespit tutanağında kask konusunda tespit bulunmayan — yani kaskın takılıp takılmadığı belirsiz olan — bir olayda, salt yaralanmanın yüz bölgesinde olmasından hareketle kasksızlık sonucuna varılması, fiilî bir karineyle ispat yükünün yer değiştirmesi anlamına gelmektedir. Oysa 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 6 ncı maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür; tazminattan indirim, bundan yararlanan tazminat yükümlüsü lehine bir sonuç doğurduğuna göre, zarar görenin zararın artmasına katkıda bulunduğu vakıasının — somut olayda kaskın takılmadığının — ispatı da kural olarak indirimi talep eden tarafa ait olmalıdır. Müterafik kusurun resen gözetilmesi, indirime esas vakıanın ispatsız kabul edilebileceği anlamına gelmez.
Üstelik yaralanma bölgesinden kasksızlığa uzanan çıkarım, teknik olarak da her zaman doğru değildir: Mevzuata uygun şekilde takılmış açık (jet) tip bir kask çene ve yüz bölgesini korumaz; vizörü açık tam kaskla dahi yüz yaralanması mümkündür. Çenesinde kırık oluşan sürücünün pekâlâ kaskı takılı olabilir. Bu nedenle, yüz yaralanmasının varlığı kasksızlığın kesin delili sayılamaz; olsa olsa somut olayın diğer delilleriyle — tutanak, fotoğraf, tanık beyanı, sağlık kayıtları — birlikte değerlendirilecek bir emare olabilir.
Buradan uygulamaya yönelik iki öneri çıkmaktadır. İlki kural koyucuya yöneliktir: Kaza tespit tutanaklarında kask ve koruyucu ekipman tespitinin zorunlu bir hane olarak düzenlenmesi, bu belirsizliği kaynağında ortadan kaldıracaktır. İkincisi mağdur vekillerinedir: Dosyaya girer girmez kaskın takılı olduğuna dair deliller — olay yeri fotoğrafları, hasarlı kask, tanık bilgileri, ambulans ve acil servis kayıtlarındaki ibareler — toplanmalı; sağlık kayıtlarında sıkça yer alan "kasklı/kasksız" notları mutlaka taranmalıdır. Aksi hâlde belirsizlik, mevcut içtihat pratiğinde mağdur aleyhine sonuç doğurmaktadır.
VI. SONUÇ
Kask takmamak tazminat hakkını ortadan kaldırmaz; kazanın oluşumunda tamamen kusursuz olan kasksız motosikletli dahi tazminata hak kazanır. Yerleşik içtihada göre kasksızlığın yaptırımı, maluliyete esas yaralanmanın kafa-yüz bölgesinde olması ve illiyet bağının kurulması koşuluyla %20 oranında müterafik kusur indiriminden ibarettir. Buna karşılık maluliyet başka uzuvlardan kaynaklanıyorsa indirim yapılamayacağı, Dairenin güncel kararıyla bir kez daha teyit edilmiştir. Kaskın takılıp takılmadığının belirsiz olduğu hâllerde salt yaralanma bölgesinden hareketle indirime gidilmesi ise ispat yükü kuralları karşısında tartışmalıdır; bu belirsizliğin mağdur aleyhine değil, indirimi talep eden aleyhine yorumlanması gerektiği kanaatindeyiz. Her iki cephenin vekilleri bakımından da motosiklet dosyalarında sonucu belirleyen unsurun, maluliyet raporundaki yaralanma-bölge tespiti ile kaska ilişkin delil durumu olduğu gözden kaçırılmamalıdır.
KAYNAKÇA
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 78; Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 150; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 52; 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 6.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/968, K. 2026/2053, T. 24.02.2026.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/8759, K. 2026/1591, T. 16.02.2026.