Belediyelerin Bağış (Yardım) Toplaması

Yardım Toplama Kanunu

Yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşları ve bunların hangi amaçla yardım toplayabileceklerini belirlemek, yardımın toplanmasına, kullanılmasına ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla 23/6/1983 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu kabul edilmiş; bu Kanun 25/6/1983 tarihli, 18088 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 2860 sayılı Kanun’un 3. maddesinde, “kamu yararına uygun olarak, amaçlarını gerçekleştirmek, muhtaç kişilere yardım sağlamak ve kamu hizmetlerinden bir veya birkaçını gerçekleştirmek veya destek olmak üzere gerçek kişiler, dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergiler yardım toplayabilirler” denilerek yardım toplayabilecek olanlar sayılmıştır. Bununla beraber, Kanun’un “Saklı tutulan hükümler” başlıklı 31. maddesinde, “mevzuat hükümlerine göre bazı derneklere, vakıflara, meslek kuruluşlarına ve kamu kuruluşlarına tanınmış hak ve ayrıcalıklar saklıdır” denilerek gerek özel gerekse kamu tüzel kişilerine “bu konuda” ilgili Kanunlarında tanınmış hak ve ayrıcalıkların geçerli olduğu vurgulanmıştır.

Belediye Kanunu ve Büyükşehir Belediye Kanunu

Belediyelere; yani yer yönünden yerinden yönetim kuruluşlarına ilişkin mevzuatta “bağış” ile ilgili düzenlemeler bulunmaktadır. Bu kapsamda, Belediyelere bağış ile ilgili 5393 sayılı Belediye Kanunu (m.15, 18, 28, 38, 59 ve 60), 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu (m.18, 23) ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda (m. 20, 8) düzenlemeler bulunmaktadır

5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca, belediyeler bağış almak yetkisine sahiptir (m. 15/1-i). Şartsız bağışları kabul etmek Belediye başkanının (m. 38/1-l); şartlı bağışları kabul etmek ise Belediye Meclisinin (m. 18/1-g) görev ve yetkisindedir. Bu kapsamda, bağışlar, Belediyenin gelirleri (m. 59/1-g); şartlı bağışlarla ilgili yapılacak harcamalar da Belediyenin giderleri (m. 60/1-r) arasındadır.

5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’ndaki düzenlemelerle ilgili ilk belirtilmesi gereken, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve diğer ilgili Kanunların 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’na aykırı olmayan hükümlerinin ilgisine göre büyükşehir ve ilçe belediyeleri hakkında da uygulanacağıdır (m. 28). Bu nedenle, 5393 sayılı Belediye Kanunu’ndaki bağış ile ilgili düzenlemeler, büyükşehir belediyelerine de uygulanacaktır. Bununla beraber, Büyükşehir Belediye Kanunu’nda da bağış ile ilgili kimi düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre, yetkili organların kararını almak şartıyla, büyükşehir belediyesi adına sözleşme yapmak, karşılıksız bağışları kabul etmek ve gerekli tasarruflarda bulunmak Büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkilerindendir (m. 18/1-g). Böylece, şartlı ve şartsız bağışlar, Büyükşehir belediyesinin gelirlerindendir (m. 23/1-n).

“Yardım” ve “Bağış” Kavramları

Öğretide Şen, yardım ve bağış sözcüklerinin farklı kavramlar olduğunu belirtmektedir. Şen’e göre, “ ‘Yardım toplama’ ile ‘bağış’ kavramları birbirinden farklıdır. Yardım toplamada, ayni veya nakdi gelir veya kaynak toplama çalışması vardır. Bağışta ise; bağışta bulunacak kişiden bir talepte bulunulmaz, bağış yapacak kişi kendiliğinden harekete geçmek suretiyle özgür iradesini kullanıp, maliki bulunduğu veya kullanma hakkına sahip olduğu bir malın mülkiyetini veya kullanma hakkını bir başkasına bırakır”(1). Benzer şekilde, İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından da yardım ve bağışın farklı olduğu ileri sürülmüştür (2).

Yardım toplamada yardım yapılacak kişinin “hareketliliğini”; bağışta ise bağış yapılacak kişinin “hareketsizliğini” bir kenara bırakarak, bu sözcüklerin sözlük anlamlarına bakmak istiyoruz. Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlüğünde, yardım sözcüğü kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma; “bağış”; işlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek olarak; bağış sözcüğü de bağışlanan şey, “yardım”, hibe, teberru olarak tanımlanmıştır (3).

Görüleceği üzere, “yardım” ve “bağış” sözcükleri sözlük açısından aynı anlama gelmektedirler. Sözlük açısından böyle olmakla birlikte peki Belediyeler için yardım ve bağış kavramları hukuki açıdan farklı kavramlar mıdır? Daha açık bir deyişle, Belediyeler ve Büyükşehir Belediyeleri, sırasıyla 5393 sayılı Kanun ve 5216 sayılı Kanun uyarınca bağış alma yetkisine sahip iken, bağış (yardım) toplayabilmek için 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca yetkili makamdan (bkz. m. 7) izin almak zorunda mıdırlar?

2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nda yalnızca “Kapsam” kenar başlığı altındaki 2. madde düzenlemesinde bağış kavramının kullanıldığı görülmektedir. Bu düzenlemeye göre, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi bünyesi içerisindeki yardım toplama faaliyetleri ile dernekler, sendikalar ve bunların üst kuruluşlarına, spor kulüplerine, mesleki kuruluşlara ve bağış kabulüne yetkili vakıflara kendi statülerine göre üyeleri ve diğer kişiler tarafından yapılacak bağış ve yardımlarla bunların öz kaynaklarından sağlayacakları gelirler, bu Kanunun kapsamı dışındadır” (m. 2/2). Her ne kadar burada bağış ve yardım sözcüklerine birlikte yer verilse de sözlük açısından aynı anlama gelen bu sözcüklerin hukuki açıdan farklı anlama gelip gelmediği anlaşılamamaktadır. Örneğin, “yardım toplama” faaliyeti “bağış toplama” olarak da adlandırılabilir mi adlandırılamaz mı, bu açıkça ortaya konulmuş değildir.

Belediyeler Yardım Toplama Kanunu’na tabi midir?

Yazımızın başında belirttiğimiz üzere, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun “Saklı tutulan hükümler” başlıklı 31. maddesi, “mevzuat hükümlerine göre bazı derneklere, vakıflara, meslek kuruluşlarına ve kamu kuruluşlarına tanınmış hak ve ayrıcalıklar saklıdır” düzenlemesini içermektedir. Bu maddede sayılan kişi/mal topluluklarının ve kuruluşlarının ortak noktası tüzel kişiliğe sahip olmalarıdır (Özel hukuk tüzel kişiliği/Kamu hukuku tüzel kişiliği). Bununla beraber, maddede sayılanlar arasında kamu kuruluşlarına yer verilmesine rağmen yer yönünden yerinden yönetim kuruluşlarına (mahalli idarelere); yani Belediyelere yer verilmemiştir. Böylece buradaki sorun, Belediyelerin bu madde kapsamına girip girmediğidir. Çünkü yukarıda açıkladığımız üzere, Belediyeler ve Büyükşehir Belediyeleri, sırasıyla 5393 sayılı Kanun ve 5216 sayılı Kanun uyarınca bağış alma yetkisine sahiptirler. Böylece 31. madde, Belediyeleri kapsamına alıyorsa Belediyelerin bağış alabilmek (toplayabilmek) için izin almalarının gerekmediği; Belediyeleri kapsamına almıyorsa Belediyelerin bağış alabilmek için izin almaları gerekeceği sonucunu doğuracaktır.

Belediyelerin 2860 Sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun 31. maddesi kapsamında olmadığının kabulü halinde, Belediyelerin bağış alma hak ve ayrıcalıklarının ortadan kalkacağını söylemek gerekir ki 2860 sayılı Kanun’a göre yeni tarihli olan 5393 ve 5216 sayılı Kanunların yukarıda açıklanan ilgili hükümleri uyarınca bu mümkün değildir. Öyleyse bu noktada sırasıyla “iki” görüş belirtilmelidir.

Birinci görüş, 2860 Sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun 31. maddesinde belirtilen “kamu kuruluşu” kavramının geniş anlamda kamu tüzel kişisini ifade ettiğidir. Bu görüşün açıklaması şudur: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 128. maddesinde “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür” denilmektedir. Görüleceği üzere, örnek olarak verilen bu maddede kamu kuruluşu ya da kurumu kavramı kullanılmamıştır. Ayrıca, Anayasa, örneğin mahalli idareleri (m. 127), yükseköğretim kurumlarını (m. 130), kamu niteliğindeki meslek kuruluşlarını (m. 135) düzenlerken bunların kamu tüzel kişiliği niteliklerini de özellikle vurgulamıştır (4). Bu doğrultuda, idare teşkilatında birimlerin hep kamu tüzel kişiler oldukları, idarenin hak süjelerinin kamu tüzel kişilerinden ibaret olduğu (5) veya idare hukukunun asli ve yoğun süjelerinin kamu tüzel kişileri olduğu (6) kabul edilmektedir (7). Buna karşılık bu görüşün doğru olmadığına ilişkin bir gösterge bulunmaktadır. Bu da Yasa Koyucunun bu maddede, “kamu tüzel kişileri” yerine “meslek kuruluşları ve kamu kuruluşları” lafzını kullanmış olmasıdır. Yasa koyucu, kamu tüzel kişileri demek isteseydi, derdi…

İkinci görüş, 2860 sayılı Kanun kapsamına kamu kuruluşlarının (kurumlarının) ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının girdiği fakat idarenin girmediğidir. Hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşları olarak da ifade edilen “kamu kurumları”, devlet ve mahalli idareler dışında kalan kamu tüzel kişileridir. Kamu kurumları mutlaka bir kamu idaresine; yani devlete veya mahalli idarelere bağlıdır. Devlete bağlı; yani devlet tarafından kurulanlara milli (ulusal) kamu kurumları; mahalli idarelere bağlı; yani mahalli idareler tarafından kurulanlara da mahalli kamu kurumları denilmektedir. Ulusal kamu kurumlarına SGK; mahalli kamu kurumlarına (Büyükşehir) Belediye şirketleri örnek verilebilir (8). 2860 sayılı Kanun’un 31. maddesinde belirtilen kamu kuruluşları (kurumları) mutlaka bir kamu idaresine bağlı; yani kamu idaresi (devlet; mahalli idareler) tarafından kurulmuş kamu tüzel kişileri olduğundan, gerek 31. maddenin gerekse bir bütün olarak 2860 sayılı Kanun’un kamu idaresini (devleti ve mahalli idareleri) kapsamadığını düşünmekteyiz.

Aslında 2860 sayılı Kanun’un, “Amaç” başlıklı birinci maddesinde ve “kapsam” başlıklı ikinci maddesinde bu Kanun’un kişiler ve kuruluşlara uygulanacağının; bu kapsamda “Yardım toplayabilecek olanlar” başlıklı üçüncü maddesinde “… gerçek kişiler, dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergiler yardım toplayabilirler” denilmesinden 2860 sayılı Kanun’un kamu idaresine; yani devlete ve mahalli idarelere uygulanmayacağı anlaşılabilir. Böylece kamu idaresi; konumuz bakımından belediyeler, 2860 sayılı Kanun’a tabi olmadığından, Belediyelerin yardım (bağış) toplamak için 2860 sayılı Kanun’un 7. maddesinde belirtilen yetkili makamlardan (vali; kaymakam) izin almaları gerekmez.

Belediyelerin Yardım Görevleri

Doğal afetlerle ilgili çalışmalar yapmak, yardım ve destek sağlamak, 5216 sayılı Kanun’un 7. maddesine göre Büyükşehir Belediyesinin; 5393 sayılı Kanun’un 53. maddesine göre Belediyelerin görevleri arasındadır. Bununla beraber, dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar 5216 sayılı Kanun’un 24. Maddesinde Büyükşehir belediyesinin giderleri; 5393 sayılı Kanun’un 60. maddesinde Belediyelerin giderleri arasında sayılmıştır.

Bağış Alma Yetkisi Bağış Toplamayı da içermektedir

Yukarıda açıkladığımız üzere, yardım ve bağış sözcükleri sözlük açısından aynı anlamdadırlar. 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nda yardım toplamadan; 5393 ve 5216 sayılı Kanunlarda ise “bağış”tan söz edilmesi bu sözcükleri farklı hukuki rejimlere tabi kılmamaktadır. 2860 sayılı Kanun kabul edilirken “Yardım Toplama Kanunu” değil de “Bağış Toplama Kanunu” olarak da isimlendirilebilirdi. Burada önem belirten nokta, 2860 sayılı Kanun kapsamına kamu idaresinin; yani devlet ve mahalli idarelerin girmediğidir. Bu doğrultuda, Belediyeler bağış/yardım (toplama) konusunda 2860 sayılı Kanun’a değil kendi kanunlarına tabidirler. Böylece, 5393 sayılı Kanun uyarınca Belediyeler; 5216 sayılı Kanun uyarınca Büyükşehir Belediyeleri şartlı/şartsız bağış (yardım) almak yetkisine sahiptir.  Böylece, gerçek kişi ve kuruluşların yardım (bağış) toplamalarının hukuki rejimi 2860 sayılı Kanun’da; Belediyelerin ve Büyükşehir Belediyelerinin yardım (bağış almaları) ise sırasıyla 5393 ve 5216 sayılı Kanun’larda düzenlenmiştir.

Bununla beraber, bağış alma yetkisi, bağış toplamayı da içerir. Daha açık bir deyişle, bağış toplayanın hareketsiz kalması durumunda yapılan karşılıksız ödeme bağış olacağı gibi, bağış toplayanın harekete geçmesi suretiyle; yani çağrısıyla yapılan karşılıksız ödeme de bağış olarak nitelendirilecektir. Dolayısıyla, bağış toplayanın hareketsiz ya da hareketli olmasına bakılmaksızın yapılan karşılıksız ödeme bağıştır.

Dolayısıyla ilgili kanunları uyarınca doğal afetlerle ilgili çalışmalar yapmak, yardım ve destek sağlamak Belediyelerin ve Büyükşehir Belediyelerinin görevleri arasında olduğundan, bu mahalli idareler bu görevlerini yerine getirirken bağış talep edebilirler. Çünkü yukarıda açıklandığı üzere, talep üzerine yapılan bağış ile talep olmadan yapılan bağış arasında bir fark bulunmamaktadır. İkisi de bağıştır ve belediyeler iki durumda da bu bağışları kabul etmek yetkisine sahiptir. Şu kadarki, belediyelerin çağrısı üzerine yapılan bu bağışlar şartlı bağış niteliğinde olacaklarından, şartlı bağışları kabul etmek Belediye meclislerinin görev ve yetkisinde olması nedeniyle bu konuda Belediye meclisince karar alınması gerekecektir.

Bazı tartışmaların açıklığa kavuşturulması

Belediyelerin 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’na tabi olmadan yeni tip COVİD-19 ile mücadele kapsamında bağış (yardım) toplamaları tartışmalarının bazı başka tartışmaları doğurduğu görülmektedir.

“Merkezi hükümet” – “yerel hükümet”

Anayasal sistemimizde merkezi hükümet - yerel hükümet şeklinde bir ayrım yoktur. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti federatif devlet yapısına değil; üniter devlet yapısına sahiptir (Any m 3; m. 123). Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 123. maddesinde belirtildiği üzere, “idare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır”. Yerinden yönetimin hizmet yönünden olanı kamu kurumları; yer yönünden olanı mahalli idarelerdir (yerel yönetimler). Yerel yönetimler, devlet tüzel kişiliğinden ayrı olarak kamu tüzel kişiliğine sahiptir. Bununla beraber, Merkezî idare, yerel idareler üzerinde, yerel hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve yerel ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idarî vesayet yetkisine sahiptir (Any m. 127/5). Anayasa Mahkemesinin bir kararında belirttiği üzere (9), “ister (merkezden yönetim) ister (yerinden yönetim) esası olsun, hepsi genelde idare çatısı altında ve (idarenin bütünlüğü) ilkesi kapsamında aynı esaslara bağlıdır.

Üniter devlet ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş (temel) ilkelerinden biridir. Yeni tip COVİD-19 salgınıyla mücadele edilen bu günlerde konu başka yönlere çekilerek ve “bilerek ve belli bir amaçla” merkezi hükümet/yerel hükümet sözcüklerini kullanmak; diğer yandan bu tartışmayı sürdürmek ve bunu belediyelerin bağış (yardım) toplamalarının engellemesinde bir gerekçe olarak sunmak, salgınla mücadelede “doğru” bir davranış değildir. Yukarıda açıkladığımız üzere konu açık ve nettir, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel esaslarından olan üniter devlet yapısı her türlü tartışmadan uzaktır. Belediyelerin vali; kaymakamdan izin almadan yardım (bağış) toplaması ise yukarıda açıklandığı üzere hukuka uygundur ve üniter devlet ilkesine aykırı değildir.

“Devlet içinde devlet” tartışması

Merkezi hükümet – yerel hükümet tartışması gibi “devlet içinde devlet tartışması” da (10) yeni tip COVİD-19 salgınıyla mücadelede gerekliliği bulunmayan bir tartışmadır. Çünkü gerek merkezden yönetim gerekse yerinden yönetimin görev ve yetkilerinin sınırları Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Kanunlarda çizilmiş olup Anayasa’nın 123. maddesi gereğince idare kuruluş ve görevleriyle bir bütündür. Salgınla mücadele kapsamında Belediyelerin bağış toplama çağrılarının idarenin bütünlüğüyle bir ilgisi yoktur.

Bağış (Yardım) Alma (Toplama) yetkisinin kötüye kullanılması

Bağış (yardım) toplama yetkisinin kötüye kullanılması, belediyelerin bağış toplamalarının hukuken mümkün olmadığına bir gerekçe yapılabilir mi? Bu noktada söylenmesi gereken, bunun, belediyelerin bağış toplamalarının hukuken mümkün olmadığını savunmada bir ispat çabası olmakla birlikte bir varsayım olduğudur. Hukukiliklerin ya da hukuka aykırılıkların saptanması varsayımlar üzerinden yapılamaz. Bu varsayım İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından belediyelerce teröriste yardım yapılması olasılığı üzerinden açıklanmıştır (11). Yukarıda açıklandığı üzere, belediyeler bağış alma ve bağış toplama yetkisine sahiptirler. Bu yetkinin kötüye kullanılması, bu yetkiyi ortadan kaldırmaz. Yalnızca yetkiyi kötüye kullananların “hukuki” ve “cezai” sorumluluğunu doğurur.

Sonuç olarak, yardım ve bağış sözcükleri sözlük açısından aynı anlama gelmekle birlikte 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nda yardım sözcüğü; 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nda “bağış” sözcüğünün kullanımı tercih edilmiştir. Bu farklılık bu sözcükleri başlı başına farklı hukuki rejimlere tabi kılmamaktadır. Hukuki rejim farklılığı yardım/bağış konusunda değil; yardım/bağış konusunda kimlerin yetkili makamlardan (vali; kaymakam) izin alıp almaması gerektiği noktasındadır. 2860 sayılı Kanun, kamu idaresini; yani devlet ve mahalli idareleri kapsamına almadığından, konumuz bakımından belediyelerin yardım/bağış toplamak için kaymakam ya da validen izin almaları gerekmez. Belediyeler ilgili kanunları uyarınca bağış (yardım) alma yetkisine sahiptir. Bağış alma yetkisi bağış toplamayı da içerir. Bununla beraber, “belirli bir konuda” bağış toplanmak istendiğinde yapılan bağışlar şartlı bağış olacağından, şartlı bağışları kabul etmek Belediye Meclislerinin görev ve yetkisinde olması nedeniyle Belediye meclisinden karar almak gerekecektir.

Böylece, yeni tip COVİD-19 salgını nedeniyle gerçekleştirilmek istenen yardım faaliyetleri için Belediyelerin yaptığı bağış (yardım) çağrısı, Belediye meclisinden karar alınarak yapılması şartıyla hukuka uygundur. Bununla beraber, yukarı belirtilen “tartışmalar”, belediyelerin bu bağış toplama yetkilerini ortadan kaldırmamaktadır. Ancak bu tartışmalar konuyu başka yönlere çeken niteliğiyle, “yalnızca” bu salgınla en etkili şekilde mücadele edilmesi gereken bu günlerde, mücadelenin etkililiğini azaltmaktan başka bir sonuca yol açmayacaktır.

Av. Cengiz Ozan ÖRS

--------------------------------

(1) Ersan Şen, “Belediyelere Bağış Yapılabilir mi”, 01.04.2020, https://www.hukukihaber.net/belediyelere-bagis-yapilabilir-mi-makale,7625.html, (Erişim Tarihi: 03.04.2020).

(2) https://www.cnnturk.com/turkiye/son-dakika-icisleri-bakani-soylu-cnn-turkte, (Erişim Tarihi: 03.04.2020).

(3) https://sozluk.gov.tr, (Erişim Tarihi: 03.04.2020).

(4) A. Şeref Gözübüyük, Turgut Tan, İdare Hukuku Cilt I Genel Esaslar, Güncelleştirilmiş 12. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2018, s. 173.

(5) Lütfi Duran, İdare Hukuku, İstanbul Hukuk Fakültesi Yayını, 1982, s. 88.

(6) Tahsin Bekir Balta, İdare Hukuku I Genel Konular, Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayını, 1970/1972, s. 198.

(7) Gözübüyük/Tan, s. 173.

(8) Kemal Gözler, Gürsel Kaplan, İdare Hukuku Dersleri, Güncelleştirilmiş 11. Baskı, Ekin Yayınları, Bursa 2011, s. 222, 225, 233, 251.

(9) AYM, T. 9.2.1993, E. 992/44 , K. 993/7, bkz. Gözübüyük/Tan, s. 163, (dipnot: 5).

(10) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/erdogan-devlet-icinde-devlet-olmanin-anlami-yoktur-1730674, (Erişim Tarihi: 03.04.2020).

(11) https://www.cnnturk.com/turkiye/son-dakika-icisleri-bakani-soylu-cnn-turkte, (Erişim Tarihi: 03.04.2020).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
a 2 ay önce

Görüldüğü gibi bizim yasalarımız yargıda olduğu gibi yoruma ve kanaate dayalı olunca taşı bir türlü kuyudan çıkaramıyoruz...