banner613
banner590

06 Ağustos 2021

BLOCKCHAİN VE AKILLI SÖZLEŞMELERİNİN HUKUKİ ÇERÇEVESİ

Blockchain veya blok zinciri; Bilgisayar terminolojisinde birbirine zincir halinde bağlı blokların tuttuğu ve sürekli büyüyen bir işlem kayıt defterini ifade eder. Eşten eşe birbirine bağlı olan bu blokların işlem kayıtlarını sakladığı depoya ise dijital defter ismi verilmiştir. En önemli özellikler; anonim, dağınık, merkezsiz ve kamusal olmasına karşın bozulamaz ve hacklenemez oluşudur. Bir bilgi kayıt zincirinin hem herkesçe erişilebilir hem de bozulamaz oluşu, bilgisayar bilimcileri başta olmak üzere herkesin bu teknolojiye hayranlıkla yaklaşmasına sebep olmaktadır.

Blockchain teknolojisinin ilk kullanımı, gizemli yaratıcısı tarafından ünlenen ve 2013'ün sonlarında ani fiyat artışı ile ünlenen dijital para birimi bitcoindir. Son birkaç yılda, temelindeki "blok zinciri" yoğun bir şekilde incelenmiş ve kullanımını basit dijitalin ötesine genişletmek için uyarlanmıştır. Girişimler, açık kaynak toplulukları ve büyük finans kurumları, tamamen dijital varlıkların değişimini kolaylaştırmak için bir gün kullanmak amacıyla teknolojiyi geliştiriyor ve genişletiyor.

Bir blok zinciri, yetkili bir veri tabanıdır. Korunması ve güncellenmesi sayesinde çok yüksek güven özelliklerine sahip bir veri tabanıdır. Blok zincirleri tek bir tarafça kontrol edilmez. Bir blok zinciri üzerinde nihai kontrole sahip tek bir şirket, kuruluş veya kişi yoktur. Bunun yerine, bir katılımcı bilgisayar ağı tarafından bir blok zinciri korunur, güncellenir ve güvence altına alınır. Her bilgisayar, blockchain veri tabanının tam bir kopyasını tutar ve her kopya, mutabakat algoritması adı verilen kriptografik olarak uygulanan kurallar sistemi tarafından diğerleriyle senkronize olarak tutulmaktadır. En önemlisi, blok zincirleri yalnızca ek veri tabanlarıdır, yani bilgiler geçerli bir şekilde eklendikten sonra asla kaldırılamaz. Blok zincirine yapılan her güncelleme, ağın veri tabanının düzenlenmiş bir kopyasını dağıtma girişimlerini algılamasına ve reddetmesine olanak tanıyan, karma işlevi olarak bilinen bir şifreleme işlemiyle güvence altına alınır. Bu şekilde, blok zincirleri tamamen dijital varlıkların kaydedilmesi ve aktarılması için temel oluşturur.

Blok zinciri her zaman senkronizasyonda tutulduğundan, yalnızca tek bir gerçek sahiplik kaydı vardır. Herhangi birinin aynı anda birden fazla tarafa göndererek varlıklarını iki katına çıkarmaya çalışmasını önlemek için gereklidir, bu daha önceki dijital yaratma girişimlerini rahatsız eden bir problemdir. Bir blok zincirini düzgün bir şekilde güncellendikten sonra düzenlemek imkansız olduğundan taraflar, sahiplik kayıtlarının gelecekte de devam edeceğine dair matematiksel olarak zorlanan güvene sahiptir.

Akıllı Sözleşmeler; "Akıllı sözleşme" terimi ilk olarak 20 yıl önce, Washington Üniversitesi'nden mezun olan bir bilgisayar mühendisi ve kriptografi Nick Szabo tarafından tanıtılmıştır. Szabo'ya göre: Szabo'nun "akıllı" sözü etrafındaki sözleri, akıllı sözleşmeleri kağıt üzerindeki sözleşmelerle karşılaştırırken ve yapay zekayı kullanmakta kaçınması önemlidir. ‘’ Akıllı sözleşmeler, otomatik olarak önceden belirlenmiş bazı adımları uygulayabildikleri için kağıt üzerindeki sözleşmelerden daha "akıllı" olabilirler, fakat bir sözleşmenin daha subjektif maddelerini uygulayabilecek kapasitede bir akıllı alet olarak görülmemelidirler.’’ şeklinde tanımlanmıştır.

Akıllı sözleşmeler irdelenirken, iki önemli sorun konusu oluşmaktadır. Birincil olarak metin temeline dayanmadan oluşturulmuş sözleşmeler, ikincisi ise halihazırda kullanılmakta olan sözleşmelerin bazı maddelerinin yürürlüğe konulması hususlarında araç olarak akıllı sözleşmelerin kullanılması durumudur. Birincil tanıma ilişin örneklendirilecek olursa tarafların ticari ilişkileri konu alan sözlü akdin bir kod ile ilişkilendirilerek bu sözleşmenin koda dönüşümü denilebilir. İkinci olarak tanımladığımız akıllı sözleşmelerde halihazırda geleneksel kullanımı olan sözleşme içerisinden ilgili maddelerin seçilerek veya bazı maddelerin referans gösterimi ile yürürlüğe konulmasıdır.

Akıllı sözleşmelere teknik açıdan bakıldığında ise, tarafların anlaşmaları kod olarak alıyor olmaları buna ilişkin teknik uzmanlara güveniliyor veya güvenilmesi anlamına gelmektedir. Hukuki açıdan avukatların denetiminden uzak şekilde yapılmış olan şablon sözleşmeler tarafların mağduriyetlerine sebebiyet vereceği gibi avukatların hazırlaması gereken sözleşmelerin teknik uzmanlarca oluşturulması denetimden uzak olması durumunda avukatlık mesleki alanının işgalinin de varlığı göz ardı edilmemesi gereken sorunlardandır.

Akıllı sözleşme sistemleri ülkemizin daha yeni yeni benimsemiş olduğu uygulama konusu ise henüz tam optimum fayda düzeyine gelmiş olmayıp gerekli yasal düzenlemelerden de uzaktır.

Akıllı sözleşmelerin geçerliliği ve kullanımı karara bağlandığında, mahkemeler, kodların anlamını anlayabilmek için mahkeme tarafından atanan uzmanlardan oluşan bir sisteme gerek duyabilir. Günümüzde taraflar teknik bilgiler sorun olduğunda rutin olarak kendi bilgilerini kullanarak sorunu çözmeye çalışmaktadırlar. Federal ve çoğu eyalet mahkemelerinin kendi uzmanlarını atama gibi bir hakları olsa dahi, bu özelliklerini çok nadir kullanırlar. Mahkemelerin bu tutumu, akıllı sözleşme kodlarını yorumlamak için sözleşmelerde oluşan uyuşmazlık sayısı arttıkça değişebilir.

Yalnızca koddan oluşan akıllı sözleşmelere durumunda, karar verilen kod ve bu kodun sonucu, tarafların karar vermiş olduğu maddelere yönelik tek kanıttır. Bu gibi durumlarda, taraflar arasındaki akıllı sözleşmenin hangi fonksiyonları içereceğine yönelik mailler, ya da sözlü konuşmalar, büyük olasılıkla tarafların niyetlerini gösteren kesin bir kanıt oluşturulacaktır.

Akıllı sözleşmelerin en büyük niteliklerinden birisi ise insana ihtiyaç duymadan otomatik ve aralıksız bir şekilde işlemleri yönetme becerisidir. Akıllı sözleşmelerin otomatik olması ve akıllı sözleşmelerin taraflar bu özellikleri akıllı sözleşmeyi yaratırken belirtmediği halde kolayca değiştirilememesi veya akıllı sözleşmelerden geri çekilememesi akıllı sözleşmelerin yaygınlaştırılmasının önündeki en büyük sorunlardan birisini yaratıyor.

Günümüzde, herhangi bir akıllı sözleşmeyi değiştirmek için kısa bir yol bulunmamaktadır ve bu da taraflar için bazı sorunlar yaratır. Örneğin, geleneksel metin bazlı bir sözleşmede, eğer taraflar ortak bir şekilde ticari anlaşmalarının değişkenlerini değiştirmeye karar verirse veya hukuki alanda bir değişiklik olursa, taraflar bu değişikliğe yönelik bir değişiklik taslak hazırlayabilirler. Akıllı sözleşmelerde henüz böyle bir esneklik bulunmamaktadır. Blockchainler değişmez olduğu için, bir akıllı sözleşmeyi modifiye etmek, blockchainde olmayan normal bir yazılım koduna göre çok daha komplikedir. Bunun sonucunda, bir akıllı sözleşmeyi değiştirmek, metne dayalı bir sözleşmeyi değiştirmeye göre daha fazla işlem ücreti alınmasıdır ve tarafların tam olarak hesaplayamayacağı hata payını arttırır.

Yine bir diğer sorun teşkil eden durum ise, sözleşme taraflarına orantısız veya taraf bazlı fazlaca hak verilmesi, taraflardan birinin menfaati konusunda çelişmesi ve çekilmek istemesi halinde henüz çözüme kavuşturacak bir alt yapı bulunmamaktadır. Geleneksel sözleşmelerde ise sorun taraflarca görüşülüp hatta hukuki danışmanlıkla irdelenerek tekrar ekleme çıkarma yapılarak düzenlenme olanakları bulunmaktadır. Günümüz teknolojik hukuki alt yapı değerlendirildiğinde, akıllı sözleşmelerin tercih edilmesi halinde oluşan sorunların çözümleri konusunda yetersiz kalındığı aşikardır. Akıllı sözleşmelerin kolayca değiştirilebilmesi ve çekiline bilmesi üzerine çalışmalar devam etmektedir.

Akıllı sözleşmelerin objektifliği ve otomatikleşmiş olması ise, tarafların gerçekte sözleşmeleri nasıl görüştüğüyle karşıt olabilir. Görüşme aşamasında, taraflar olası bütün durumları düşünerek fayda maliyet analizi yaparlar. Taraflar daha fazla işletim için zaman veya yasal ücret harcamak istemeyebilir veya bir sözleşmeyi yöneten başlangıçtaki gelirin çözülmemiş sorunlardan daha önemli olduğunu düşünüyor olabilirler. Bunun yerine eğer beklenmedik bir durum meydana gelirse o sırada bir çözüm bulmayı tercih edebilirler. Benzer şekilde taraflar bir maddenin kendi lehlerine çözülmesini sağlayacak esnekliği sağlayabilmek için bir maddeyi muğlak bırakabilirler. Sözleşme yaparken bu yaklaşım, akıllı sözleşmelerde metin üzerindeki sözleşmelerde bulunmayan bir kesinlik isteyen bir bilgisayar programı kullanıldığı için akıllı sözleşmelerde uygulanması zordur. Bir akıllı sözleşme belirsiz maddeler içeremez veya ileride oluşabilecek bazı durumları cevapsız bırakamaz. Bunun sonucunda, akıllı sözleşmelerin tarafları görüşme esnasındaki işlem ücretlerini metne dayalı sözleşmelere göre daha yüksek bulabilir.

Akıllı sözleşmeler daha karışık hale geldikçe, taraflar akıllı sözleşmenin gerektirdiği objektiflik ile belli bir sözleşmedeki hükmün elde edilebilirliği konusunda ayrı fikirlere sahip olabilir.

Akıllı sözleşmeler güvenlikleri açısından ise geleneksel sözleşmelere göre fazla risk taşırlar, sözleşmenin hacklenmesi veya kodun ya da protokolün istenmeyen bir hata içermesi durumları Blockchainlerin sahip olduğu güvenlik verildiğinde şu konseptler yakın bir ilişkiye sahiptir: çoğu blockchain teknolojisiyle ilgili olan "hacklerin" aslında gerçekten istenmeyen bir sistem hatasının sonucu olması. Akıllı sözleşmelerin güvenlik açısından olumlu yönü ise Blockchain altyapısı ile binlerce bilgisayarda doğrulanabiliyor olması işlem güvenliğini sağlıyor olduğu gibi daha düşük bir maliyete daha yüksek bir hız sunuyor olması fayda olarak karşımıza çıkıyor.

Blockchain teknolojisinin vadettiği önemli noktalardan birisi, akıllı sözleşmelerin kullanımın genişlemesiyle beraber daha dayanıklı, ademi merkezli ve küresel platformlardır. Fakat küresel benimsemeyle taraflar akıllı sözleşmeleri, metne dayalı sözleşmelere göre çok daha fazla yönetmeliklere göre kullanabilirler. Bu nedenle akıllı sözleşmeye bağlı bir madde öneren taraf hangi yasaların kullanılacağını ve bölgesini belirttiği taktirde daha iyi hizmet alacaktır. Hangi yasaların kullanılacağını belirten bir madde bir akıllı sözleşmeyi işlerken hangi maddi hukukun kullanılacağını belirlerken, yer ile ilgili bir madde de hangi yargının karar vermede rol oynayacağını belirler. Maddi hukukun ya da yargı ile ilgili maddelerin belirtilmediği durumlarda ise davacı kişi akıllı sözleşmelerin kullanılabileceği çok geniş yelpazede yargı sistemleri olduğu için bir dava açacağı zaman göreceli olarak daha serbest olabilir.

Saygılar…

Hukukçu Ceyhan Erşahin-LLM.

Kaynakça

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/9727334

https://www.coindesk.com/blockchain-smarts-contracts-real-world-law

https://www.mirelproject.eu/publications/MIRELws_2016_paper_7.pdf

https://www.scandinavianlaw.se/pdf/49-2.pdf

https://www.btcturk.com/bilgi-platformu/blockchain-blokzinciri-teknolojisi-nedir/

https://guden.av.tr/akillisozlesmeler#:~:text=%22Ak%C4%B1ll%C4%B1%20s%C3%B6zle%C5%9Fme%22%20blockchain%20temelli%20bir,tarif%20etmek%20i%C3%A7in%20kullan%C4%B1lan%20isimdir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.