ÇOKLU BARO VE BARO SEÇİMLERİNDE NİSBİ TEMSİL DURUMUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

A) Çoklu Baro Olmalı mı?

Mecut 1136 sayılı Avukatlık kanununa göre her ilde birden fazla baronun kurulması mümkün değildir. Ancak avukatlık mesleğinin bir çok sorunları yerinde dururken kamu oyunda siyasal otoritece çoklu baro ve seçim sisteminde değişiklik yapılması konusunda yasal bir değişiklik yapılması beklentisi olduğu da kamu oyunca bilinmektedir. Avukatlık mesleğinin onlarca problemleri dururken yargı bağımsızlığı ve kalitesini daha da olumsuzluğu sevk edecek ve siyasal otoriteye yarayacak tarzda çoklu baronun durumu irdelemeye değer görülmektedir.

Yargı sav/iddia, savunma ve hüküm/yargı ayağından oluşmaktadır. Türkiye’deki yargının bağımsız ve tarafsızlığı durumunun geldiği noktayı izahta ayrı tutmak isterim. Genel kural gereğince yargının bağımsızlığını salt adli makamlarla tek başına sağlanması mümkün değildir. Çünkü bağımsızlık ve tarafsızlığın bir ayağı da baro ve savunma makamıdır. Baro ve savunma bağımsız olmadığı takdirde yargının tek başına bağımsızlının sağlanması zor görülmektedir.  Bu nedenle barolar özellikle siyasal otoriteden ve hatta bazı diğer egemen kurumlardan bağımsız olması gerekir.

Baroların bu günkü yapısı fonksiyonel mi veya gereği gibi görev yapıyorlar mı? Hayır. Peki bağımsız çalışabiliyorlar mı? Hayır. Peki bağımsız olması için çoklu baro çare mi? İşte bu durum da belirsizliğini korumaktadır. Çoklu baroların kurulmasında yapacağı etki bakımında iki olasılık bulunmaktadır. Çoklu baro düzenlemesi ve dizaynı kötü niyetle ve hukuk ilkelerinden uzak yapılırsa fayda yerine zararlı olacaktır. Şayet iyi niyetle ve belirli ilkelere uygun düzenleme yapılırsa faydalı olacaktır. Bu nedenle bu iki ayrı olasılığı ayrı ayrı değerlendirmekte fayda vardır.

a) Çoklu baro eğer ilkelerden uzak ve siyasal otoriteye hizmet saikiyle oluşursa ne olur?

1) Bu durumda barolar bağımsız olamayacaklardır.

2) Çoklu barolar parçalı ve güçsüz olacaklardır.

3) Her baro, üyelerin kendisinde kalması için gereği gibi disiplin kurallarını uygulayamayacaktır.

4) Düzensiz ve disiplinsiz bir baro gelişeceği için sonuç olarak iç disiplinin sağlanması için başka bir yasal bir düzenleme ile tamamen Adalet Bakanlığının denetim ve egemenliğine bırakılması için zemin hazırlanacaktır.

5) Barolar tamamen Adalet bakanlığına bağlandığı takdirde ise savunmanın sınırını resmi zihniyet ve bakanlık tarafından çizilmiş olacaktır.

6) Çoklu baro olduğu takdirde barolar siyasallaşacaktır.

7) Baroların siyasallaşması ile avukatların kamplara bölünüp, iktidara yakın veya uzak geleneği gelişecektir.

8) Siyasallaşan baroların oluşmasından sonra, iktidara yakın olanlara sınırsız avantajlar sağlanacak ve uzak olanlara ise baskı ve haksız soruşturmalar kaçınılmaz olacaktır.

b) Çoklu baro eğer belirli ilkeler ışığında bu günkü tekli olmanın olumsuzlukları gidermesi için dikkate alınarak yasal düzenleme yapılırsa ne olursa ne olur?

Bugünkü tekli baro özellikle büyük şehirlerde fonksiyonel değildir. Elbette genele teşmil edilmez ise de çoğunlukla barolar, sadece kendi dünya görüşüne göre faaliyet göstermekte veya daha çok makamlarını koruma saiki ile hareket etmektedirler. Veya iktidara karşı bir baro ise bu sefer de iktidarın tam zıttı ile hareket ederek yanlışa düşebilmektedirler. Bu nedenle kamu oyunu da arkalarına almada yetersiz kalmaktadırlar. Diğer taraftan barolar, örneğin faili meçhul cinayetler veya siyasal iktidar karşıtı sayılan gruplara münferit de olsa yapılan ciddi insan hakları ihlallerini gidermek için cılız düzeyini aşacak şekilde ses getirdikleri görülmemektedir. Bu nedenle belki de kaliteyi artırmak, daha fazla hizmet etmek ve en önemlisi hukukun üstünlüğüne sahip çıkılmasını kolaylaştırmak amacıyla büyük kalabalık şehir barolarının iş yükünü hafifletilerek belirli ilkesel koşullarda çoklu baroya evet demek mümkün olabilecektir. İşte bu amaçla;

Çoklu baro belirli sayıyı aşan, örneğin en az 3000 üyeyi aşan yerlerde coğrafi esaslara göre kurulmalıdır.

1) Çoklu baronun en az “Büyük Şehir Belediyesi” statüsü olan vilayetlerde olmalıdır.

2) Çoklu baro, varsa parlamento seçimlerinde uygulanan “Seçim Bölgesi” sistemi esas alınarak işletilmelidir.

3) Çoklu baronun yapılandırılmasında etnik, dinsel, mezhepsel veya başka kutsal değerlere göre örgütlenmesine yol açacak şekilde kurulmasına yol açılmamalıdır. (Çünkü barolar siyaset üstü çalışmalıdır)

4) Avukatın çalışma ofis alanı dışında kalan baroya kayıt olma imkanı verilmemelidir.

İşte bu gibi kriterlerin gözetilmesi ile çoklu baroların kurulmasına evet denilmelidir. Sırf iktidar istiyor diye çoklu baroya karşı gelmek siyaset üstü bir kurum ve anlayışa uygun olmadığı gibi belki de aynı zaman tekçi zihniyete de dolaylı olarak yardım etmek durumuna düşülmüş olarak değerlendirmek mümkündür. Dolayısıyla adil, objektif ve iyi niyet kurallarına uygun dizayn edilen çoklu baroya evet demek gerekir.

Belirli objektif kurallara uygun kurulan çoklu baronun da şu faydaları olması mümkündür:

1) Bir ilde tek olan baro başkanların saltanatı sona ermiş olacaktır.

2) Eskide sözde olan sembolik güç belki de aynı ildeki birden fazla baronun aynı yönde hareket etmesi ile daha güçlü olarak ortak tavır sergileyebilecektir.

3) Aynı ildeki birden fazla baro kaliteyi artırmak için belki de rekabet olarak iyi yönde yarışmış olacaklardır.

4) Objektif kurallara uygun kurulan çoklu baro avukat haklarını korumak için de kıyasıya yarışma imkanına sahip olacaktır.

5) Bir baronun bulduğu veya ön ayak olduğu bir hususun diğer barolara da örnek olmuş olacaktır.

Dolayısıyla çoklu baroların kurulması sayesinde   bu olumlu yönlerinin ortaya çıkarılması mümkündür. Yeter ki niyet  düzgün olsun.

Sonuç olarak çoklu baro olgusunu amaca göre değerlendirmek mümkündür. Kötü niyetli, sırf güçsüz bırakmak amacıyla yapılacak bir düzenleme elbette zararlı olacaktır. Ve bu durumdaki çoklu baroya hayır demek gerekir. Ancak baroların mevcut olumsuz, ürkek, çekingen ve az kişinin hegemonyasındaki yapıdan kurtarılarak aktif, rekabetçi bir yapıya da ihtiyaç vardır. Çünkü baroların daha aktif, hukukun üstünlüğünü sahip çıkacak daha güçlü ve siyaset üstü  nitelikte çalışabilecek bir yapıya kavuşturulması gerekir. Bunun için objektif kriterlere uygun, güncel siyaseti dışlayan, hukukun üstünlüğü ve evrensel ilkelerin savunuculuğunu görev edinen ve “coğrafi sınır veya idari sınırı esas alan,  büyük şehir belediyesi statüsündeki illerde ve seçim bölgesi durumunu gözetleyerek oluşacak şekilde dizayn” edilecek çoklu baroya da evet demek gerekir. Bu çokluk asla her vilayette birden fazla baro kurulsun olarak da anlaşılmamalıdır.

B) Baro seçimlerinde nisbi temsil sisteminin işlerliği için yasal düzenlemeye gerek var mı?

Bilindiği üzere gerek siyaset yapılanmasında  ve gerekse belirli kesimi temsilen görev yapan bir çok iş ve makamlarda yer almak için demokratik ilkelere göre seçimler yapılmakta, yasal ve yargı güvencesiyle kişiler o makamlara gelmekte veya hizmet vermektedirler. Bu makamlar Cumhurbaşkanlığı,  parlamento seçimleriyle gelen milletvekili, mahalli idare temsilcileri, meslek odaları, dernekler ve başka bir çok kuruluş temsilcileri için geçerlidir. Peki bu seçimler her zaman adil olabiliyor mu? Evet demek zor. Ne yazık ki dünyanın bir çok yerinde yasaların boşluğundan veya seçim hilelerinden kurtulması bir türlü mümkün olamıyor.

Demokrasilerde temsilde adalet çok önemlidir. Temsilde adalet olmadığı takdirde salt çoğunluğun gücüne göre temsil olduğu takdirde, çoğunluğun diktası veya hegemonyası oluşur. Bu nedenle çoğunluğun diktası bertaraf edilmesi için temsilde adaletin sağlanması gerekir. Temsilde adalet ilkesi gerek baro ve gerekse TBB yapısı için de geçerli olması gerekir.

Örneğin bir baro için 1 başkan, yönetim  kurulu üyeleri, disiplin kurulu üyeleri, denetim kurulu üyeleri, TBB delegesi, seçilmektedir.

Ancak mevcut seçim sistemiyle istenildiği kadar temsilde adalet sağlanmaya çalışılsa da meslektaşları memnun edecek bir yapıyı doğuracak adaletin sağlandığı söylenemez. Şimdilik yapılacak bir düzenlemenin faydalı olmayacağını ve mevcut sistemin korunması yönünde büyük çapta bir irade vardır.  Ancak siyasal iktidar ise çoklu baro yanında nisbi temsil sistemin uygulanmasını istediği de söylenmektedir. Yine bunun yanında siyasal iktidarla farklı dünya görüşüne sahip azımsanmayacak orandaki kişilerin de mevcut sistemden şikayetçi oldukları için nisbi temsil sisteminin işlerliği için gereken düzenlemenin yapılmasını isteyen önemli bir kesim de vardır.

Kim ne isterse istesin gerçek o ki demokrasilerde çoğunluğun hegemonyasını kırmak ve temsilde adalet için bilinen en iyi yöntem nisbi temsil sistemidir. Nisbi temsil sayesinde demokratik çoğulculuk gerçekleşebilmektedir. Peki her zaman nisbi temsil uygulanması mümkün mü? Ne yazık ki hayır. Çünkü yasanın boşluğundan bir çok seçim oyunlarıyla sonuçlar değişebilmektedir.

Nisbi temsilin de olması için hem baroların ve hem de TBB yapısında değişikliklerin yapılmasında fayda vardır. Bilindiği üzere Avukatlık kanunun 79 maddesinde Baroların Organları, 1. Baro Genel kurulu, 2. Baro yönetim kurulu, 3. Baro başkanlığı, 4. Baro başkanlık divani, 5. Baro disiplin kurulu, 6. Baro denetleme kurulu şeklinde sayılmıştır. Bu yapı eski ve yetersiz kalmaktadır. Bunun için yasal değişiklikle sayılan bu organlara ek olarak 7. Organ olarak da “Baro Meclisi” kurumu getirilmelidir. Bu meclis nisbi temsil sistemi ile avukat sayısına göre kurulmalıdır.

Yine baro yönetim kurulu durumunu da gözden geçirilmesi gerekmektedir. Örneğin Artvin barosu  40 avukat ile 1 başkan 4 yönetim kurullu üyesi yer alıyorsa, İstanbul gibi bir yerin 10 kişilik yönetim kurulunun yanında en az 150 kişilik bir meclisi de olmalıdır. Örnekteki gibi Artvin ilinin 4 üye ile yönetilmesi imkanı varken, 50.000 üyesi olan İstanbul’un 10 yönetim kurulu üyesi ile yönetilmesi imkansızdır.

Bunun için kalabalık yerlerin, belirli bir oran ile yönetim kurulu üye sayısının da artırılması ve hem de yasal olarak “baro meclisi”nin olmasında fayda vardır. Baro Meclisinin belirli konularda karar alması için yasada görev tanımının da yasada yer alması gerekir. Ayrıca büyük baroların yönetim kurulu üye sayısının artırılarak iş bölümü esasına göre çalışması gerekir.

Mevcut seçim sistemi ile özellikle büyük yerlerde yönetim kurulu üyesi veya TBB delege adayları genellikle seçimi kazanan başkanın grubundan seçilmektedirler. Dolayısıyla büyük şehirlerde nisbi temsil sisteminin yasal olarak engel olmazsa da fiilen uygulanması mümkün değildir. Özellikle büyük yerlerde avukatların bir birini yakından tanımaması nedeniyle nisbi temsil sistemi işlerlik kazanmamaktadır. Bu amaçla nisbi temsilin kısmen de olsa sağlanması için seçime katılan her blok veya grup aldığı oy oranında hem baro yönetim kuruluna ve hem de TBB delegesi üye gönderebilmesi için de yasal düzenleme yapılmasında fayda vardır.

Mevcut durumun çarpıklığını dile getirmek için 2018 yılı İstanbul baro seçimlerinin yansıttığı tabloyu örnek göstermekte yarar vardır. 2018 yılında yapılan İstanbul Barosu seçimlerinde 1. grup 7000, 2. grup 5500, 3. grup 2500, 4. grup, 1500 civarında oy aldı. (Bu sayılar kesin olmayıp, yaklaşık ve varsayılan örnek için verilen rakamlardır) Bu seçimde 1. grup aldığı 7000 civarındaki oy ile hem baro başkanı, hem yönetim kurulu üyelerinin tümü, disiplin, denetleme ve TBB delegesi üyelerin tümünü almış oldu.

Bu durumun 1. sakıncası 50.000 üyeye yakın baronun sadece 1/7 oranında alınan oyu ile 7/7’ nın yani tümünü yönetmektedir. Bu temsilin neresinde adalet vardır? Diye sormak gerekir.  2. sakınca 5500, 2500, ve 1500 civarında oy alan grupların gerek yönetim kuruluna  ve gerekse TBB delegesi olarak üye gönderememesinin mantığı ne ile açıklanabilir? İşte bu sakıncaların giderilmesi için nisbi temsili sağlayacak düzenlemelerin yapılması gerekir. Yani bu gruplarında aldıkları oy oranında baro organlarına ve TBB’ne delege gönderebilmeliydi.

Nisbi temsil ve temsilde adaletin gerçekleşmesi için ayrıca seçimlerde oy kullanmanın avukatlık mesleğinin zorunlu bir görevi sayılmalıdır. Oy kullanmamanın yasal gerekçesi olmadığı takdirde meslekten çıkarılmaya kadar yaptırımı olmalıdır. Dolayısıyla mevcut sistem, tek adam yönetimi mantığını yaşatan bir sistem olup bunun değiştirilmesinde ve tartışılmasında fayda vardır.

Sonuç olarak: belirli ilkelere uygun çoklu baro ve temsilde adalet için baro organlarına seçilen üyelerin sayısının ihtiyaca uydurulması ve ayrıca Türkiye Barolar Birliği delegeleri için nisbi temsil ile oluşacak bir yapının kurulması ve büyük barolarda organ olarak ayrıca “baro meclisi” organının eklenmesi için yasal düzenleme yapılması gerektiği inanç ve kanaatindeyim. 

Av. Dr. Seyithan Güneş

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kerem 1 ay önce

Sırf iktidar istiyor diye çoklu baroya karşı gelmek siyaset üstü bir kurum ve anlayışa uygun olmadığı gibi belki de aynı zaman tekçi zihniyete de dolaylı olarak yardım etmek durumuna düşülmüş olarak değerlendirmek mümkündür. Böyle bir cümleyi nasıl kurdunuz Allah aşkına.. İktidar sadece daha çok güç istiyor. Bugüne kadar her yaptıkları anti-demokratik olan iktidardan demokratik bir şey beklemeye ne denir? HAYIR, SIRF BU DEMOKRASİ DÜŞMANI DAHA ÇOK TAHAKKÜMDEN BAŞKA BİR ŞEY DÜŞÜNMEYEN İKTİDAR İSTİYOR DİYE BİLE. SIRF İKTİDAR İSTİYOR DİYE BİLE HAYIR DENMELİ BENCE..

Avatar
Kerem 1 ay önce

Ben hukukçu değilim doktorum, TTB yi beğeniyor musun diye sorsanız, hayır derim. Eleştirdiğim çok şey yapıyorlar ANCAAK, iktidara karşı elimizde ki son fren mekanizması. Şimdi iktidar küçükte olsa en küçük fren mekanizmalarını bile patlatmak istiyor. Sadece TBB değil TTB ve diğer meslek odalarıylada ilgili düzenlemelere, SIRF İKTİDAR İSTİYOR DİYE BİLE OLSA HAYIR DEMEK GEREKİR. Başında "DEMOKRASİ AMAÇ DEĞİL ARAÇTIR" diyen birinin bulunduğu iktidardan demokratik hiç bir şey beklenemez. Bu nedenle sırf iktidar istiyor diye bile olsa HAYIR denmelidir.