banner613
banner590

24 Mayıs 2021

İCRA İFLAS HUKUKU KAPSAMINDAKİ İFLAS YOLLARI

İİK gereğince üç adet iflas yolu bulunmaktadır. Bunlardan ilki İİK155-166 arasında düzenlenen adi iflas bir diğer adıyla genel iflas yolu, ikincisi İİK 167-176’de düzenlenen kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ve sonuncusu ise İİK 177-181 de düzenlenen doğrudan doğruya iflas yoludur. Alacaklının belirtmiş olduğumuz ilk iki yolda icra dairesi aracılığıyla bir talepte bulunması zaruri iken üçüncü yolda icra dairesine herhangi bir talepte bulunmadan ilgili mahkemeden direkt olarak borçlunun iflasını talep edebilecektir.

A-) Adi (Genel) İflas Yolu (İİK 155 - 166)

Alacaklının borçludan olan para alacığının olması ve bu borcun muaccel olmasına rağmen borçlunun borcunu ödememesi neticesinde eğer borçlu iflasa tabi bir kişi ise alacaklı adi iflas yoluna başvurabilir. Adi iflas uygulamada takipli iflas yolu kapsamında değerlendirilmektedir. Alacaklının bu yola başvurması için elinde herhangi bir belgenin bulunmasına gerek yoktur. Alacaklının adi iflas yolu için yetkili icra dairesine iflas talep etmesi ile süreç başlamaktadır. Talepte iflas istendiği açıkça belirtilmelidir. Bu talebin üzerine icra dairesi borçluya bir iflas ödeme emri gönderir. Bu ödeme emrinde borçlunun ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde itiraz etme hakkının bulunduğu, itiraz etmediği takdirde takibin kesinleşeceği ve bu kesinleşme neticesinde alacaklının iflas yetkili ticaret mahkemesinden borçlu hakkında iflas kararı verilmesi için iflas davası açacağı ihtar edilir. Bu noktada belirtmek gerekir ki eğer alacaklı borçluya karşı alacağını rehinle güvence altına almışsa alacaklının evvela rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başvurmak zorunluluğu bulunmaktadır. Lakin alacağın rehine konu olan miktardan fazla olması halinde yine iflas yoluna başvurabilmektedir.

Borçlu 7 gün içerisinde kendisine gelen ödeme emrine itiraz etmemesi ve borcunu ödememesi durumunda alacaklı İİK 154 gereğince bir yıl içerisinde ticaret mahkemesinde borçlunun ödeme emrine itiraz etmediğini de belirterek borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebilecektir. Bunun neticesinde mahkeme gerekli incelemeyi yaparak İİK 158 gereğince iflas talebini ilan eder.

Eğer borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz ederse, takip durur. Bu durumda alacaklı, ticaret mahkemesinde borçlunun iflasına karar verilmesi ile birlikte itirazın kaldırılmasını da talep edecektir. Mahkeme, ilk etapta itirazın kaldırılması talebini inceler ve buna göre itirazı uygun görmezse, itirazın kaldırılması ile birlikte “depo kararı” verir. Depo kararı ile mahkeme borçluya, yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte yedi gün içinde borcunu ifa etmesini veya o miktar parayı mahkeme veznesine depo etmesini emreder. Aslında depo kararı ile borçluya borcunu ödeyerek iflastan kurtulabilmesi için son bir imkân verilmektedir. Bu yedi gün içinde borç depo edilmediği takdirde itiraz kaldırılır ve iflas takibi kesinleşir. Bu durum İİK 166 uyarınca ilan edilir. Bu ilana binaen diğer alacaklıların müdahale ya da itirazı için 15 gün süre verilir.  Burada korunan iflas kararının verilmesi neticesindeki üçüncü kişilerin zarar görecek olan menfaatidir. Netice olarak iflas kararı verildiği anda borçlu hakkında iflas açılmış olur. Mahkeme iflas kararını derhal yargı çevresi içindeki iflas dairesine bildirir. İflas dairesi de kararı gecikmeksizin ilan eder ve gereken yerlere bildirir Dava açıldıktan sonra, iflas kararı verilinceye kadar, alacaklı davasını geri alabilir; ancak, iflas kararı verildikten sonra, davasını geri alamaz.

B-) Kambiyo Senetlerine Özgü İflas Yolu (İİK 177-181)

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız adi (genel) iflas yolu ile kambiyo senetlerine özgü iflas yolu aslında birbirleriyle benzerlik gösteren iki iflas takip yoludur. İkisi arasındaki temel fark takibe konu olan borcun dayanağı olan hukuki vakıadır. Ayrıca Kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile alacaklı, kambiyo senedine bağlı alacak, rehin ile teminat altına alınmış olsa dahi rehine başvurmadan iflasa tabi borçlusu hakkında kambiyo senedine dayanarak iflas yolu ile takip yapma hakkına sahiptir. Pek tabii alacağı kambiyo senedine dayanan alacaklı, iflasa tabi borçlusu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna başvurabileceği gibi kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluna başvurma imkânı vardır. Bu konuda seçim yapma hakkı alacaklınındır. Kambiyo senetlerine mahsus iflas yolunda alacaklı genel iflas yolunda olduğu gibi öncelikle borçlusu hakkında iflas yoluyla takip yapmak istediğini de açıkça belirterek bir takip talebi hazırlayarak icra dairesine başvurur. Ayrıca bu takip talebinde ve talep neticesinde borçluya gönderilecek ödeme emrinde İİK 171 maddesi uyarınca senede dair bilgilere de teferruatıyla yer verilir.

Bu noktada ifade etmek gerekir ki kambiyo senedine dayanarak iflas yoluyla takibe başvurmak için kambiyo senedinin TTK uyarınca zamanaşımına uğramamış olması gerekmektedir. Lakin senet zamanaşımına uğrarsa alacaklı hem genel haciz yoluna hem de borç iflasa tabi ise genel iflas yoluna başvurabilmektedir. Bu durumda senet, sadece takibe konu olan borcun dayanağını oluşturan bir belge niteliğindedir.

İcra müdürü iflas ödeme emrini senet sureti ile birlikte borçluya İİK m.171/II 'ye göre hemen göndermekle yükümlüdür. Bu takipte itiraz süresi beş gündür. Bu husus borçluya gönderilecek iflas ödeme emrinde açıkça belirtilir. Borçlu bu süre içinde yapacağı itirazında mevcut her türlü sebebi belirtmek zorundadır. Ayrıca borçlu, ödeme emrine karşı şikâyet yoluna da gidebilir. Şikâyette beş gün içinde yine icra dairesine yapılabilmektedir. Şikâyeti de inceleyip karara bağlayacak makam iflas davasına bakacak olan ticaret mahkemesidir. Şayet borçlu süresi içerisinde herhangi bir itiraz ve şikâyette bulunmaz ve borcunu da ödemez ise alacaklı ilgili ticaret mahkemesinde iflas davası açar ve borçlunun iflasına karar verilmesini ister. Eğer borçlu itiraz ve şikâyet yoluna başvurur ise alacaklı, bir yıl içerisinde açacağı iflas borçlunun itiraz ve şikâyetinin kaldırılmasını talep eder. Mahkeme İİK 158 gereğince yapacağı inceleme neticesinde itiraz kaldırır ise takip kesinleşmiş olur ve iflas talebini İİK 166 uyarınca ilan eder. İlan üzerine genel iflas yolunda olduğu gibi diğer alacaklılar 15 gün içerisinde müdahil olabilirler. Davaya herhangi bir müdahalenin olmaması ya da yapılan müdahalenin sonuçsuz kalması neticesinde mahkeme depo kararı verir ve yine borçluya iflastan kurtulması için bir şans tanır. Borçlu gerekenleri yerine getirmezse mahkeme ilk oturumda borçlunun iflasına karar verecektir.

C-) Doğrudan (Takipsiz) İflas Yolu (İİK 177-181)

Doğrudan ya da takipsiz iflas diye adlandırılan bu yol da alacaklının borçlu aleyhine iflas kararı aldırabilmesi için icra dairesine herhangi bir başvuruda bulunmasına gerek yoktur. Kanunda öngörülen şartlar oluştuğunda alacaklı ilgili ticaret mahkemesine doğrudan başvurup borçlunun iflasını talep edebilir. Alacaklının borçlu aleyhine icra dairesine başvurmadan doğrudan mahkemeden iflas isteyebilmesine olanak sağlayan durumlar İİK 177. Maddesinde açıkça sayılmıştır.

İcra ve İflas Kanununda sayılan doğrudan iflas halleri şunlardır:

- Borçlunun ikametgâhının belli olmaması,

- Borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması,

- Borçlunun, alacaklarının haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunması veya bunlara teşebbüs etmesi,

- Borçlunun haciz yolu ile yapılan takip sırasında mallarını saklaması,

- Borçlunun ödemelerini tatil etmiş bulunması,

- Borçlunun teklif ettiği konkordatonun tasdik olunmaması, kaldırılması ya da feshedilmesi,

- İlâma dayalı alacak, icra emriyle istenildiği halde ödenmemiş olması,

İflas sebebi, iflas kararının gerekçesidir. İcra ve İflas Kanunundaki “Doğrudan Doğruya İflas Halleri” alacaklılara, haklarına kavuşma sürecindeki zaman kayıplarını önleyen seçenekler sunması sebebiyle çok önemli bir düzenlemedir. Lakin uygulamada sorunlarla karşılaşmamak için bu hallerin tümüne ilişkin ispat yükümlülüğü olduğu unutulmamalı ve alacaklı tarafından gerekli tüm araştırma ve belgelendirmeler eksiksiz olarak yapılmalıdır.

Kanunda borçlunun da doğrudan kendi iflasını isteme hakkı tanınmıştır. Borçlu İİK 178 gereğince aciz halinde bulunduğunu belirterek iflasını talep edebilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus borçlunun aciz durumunda yani ödeme güçlüğü içerisinde olmasıdır. Borçlunun aciz olması durumu borçlunun muaccel olan borçlarını ödeyebilmek için gerekli olan ödeme vasıtalarından yoksun kalması olarak tanımlanabilir. Bu durum mahkemeye bildirilecek mal beyanı ile tespit edilecektir. Ayrıca borçlunun iki halde kendi iflasını istemesi zaruri kılınmıştır. Bunlardan ilki İİK 178/3 gereğince borçlunun malvarlığının yarısının haczedilmiş diğer yarısının ise bir yıl içerisinde muaccel olacak olan borçları ödemeye yetmemesi halidir. Bu halde borçlu kendi iflasını istemeye mecburdur. Nitekim bu durum gerçek kişiler ve şahıs şirketleri bakımından uygulama alanı bulmaktadır. Borçlunun kendi iflasını isteme zorunluğu ise sermaye şirketlerinde söz konusu olmaktadır. Sermaye şirketinin pasifi aktifinden fazla ise İİK 179 uyarınca ticaret mahkemesine başvurup iflasını istemek zorundadır.

Yapılan tüm bu başvurularda mahkeme evvela iflas talebini ilan eder. Sonrasında ise ilan süresince gelen müdahale ve itirazları inceler. Gerekirse bir duruşma açarak müdahalede bulunanları çağırır ve sözlü olarak ifadesine başvurur. Netice olarak mahkeme borçlunun adına yapılan takipleri ertelemek, borcunu geciktirmek gibi kötü niyetli olarak mahkemeye başvurduğunu anlar ise iflas talebinin reddine karar verir. Mahkeme borçlunun başvurusunu yerinde görürse de borçlunun iflasına karar verir. Bu karar ilgililere mahkeme tarafından kendiliğinden tebliğ olunur. İflas kararının iflas dairesi ve diğer ilgili yerlere bildirilmesi ve ilanı genel iflas yolundaki gibi gerçekleşir.

Netice olarak alacaklının borçlu aleyhine İcra Hukuku kapsamında iflas yoluna başvurulurken tercih edilmesi gereken yol iyi irdelenmelidir. Her iflas takip yolunun kendine has şartları bulunmaktadır. Ayrıca iflas yoluna başvuru yapılırken hangi yolda hangi makama başvurulacağı da göz ardı edilmemelidir. Yukarıda izah etmeye çalıştığımız üzere kimi yollarda doğrudan mahkemeye başvuru yapma imkânı bulunurken kimi yollarda evvela yetkili icra dairesine başvurulması gerekmektedir. Bu minvalde iflas yolunun özünde alacaklıları tatmin etme ilkesi yatmaktadır. Çünkü genel icra takibinde borçlunun belli bir alacaklısı borçlunun sadece kendi alacağına yetecek derecede belli bir malı üzerinde takip işlemi yapabilmektedir. Oysaki iflas yolu ile takipte borçluya ait tüm malvarlığı ve borçlunun tüm alacaklıları takibe konu edilmektedir. Bu yönüyle uygulamada iflas yoluyla takip şartlar usulüne uygun olarak gerçekleştirildiği takdirde daha fazla avantaj sağlamaktadır. Fakat belirttiğimiz üzere öngörülen şartlar iyi irdelenmelidir.

Abdulkadir TOK

Hukuk Fakültesi Öğrencisi

KAYNAKÇA

Pekcanıtez Hakan, Atalay Oğuz, Özkan Meral Sungurtekin, Özekes Muhammet, İcra ve İflas Hukuku, Ankara: Yetkin Yayınları, 2013.

Pekcanıtez Hakan, Özekes Muhammet, İcra ve İflas Hukuku Pratik Çalışmalar, Ankara: Yetkin Yayınevi, 2014.

Kuru Baki, İcra ve İflas Hukuku; Ders Kitabı, İstanbul: Legal Yayıncılık, 2016.

Kuru Baki, İcra ve İflas Hukuku; El Kitabı, Ankara: Adalet Yayınevi, 2013.

Muşul, Timuçin, Teorik ve Uygulamalı İcra ve İflas Hukuku I,  Alfa Yayınları, İstanbul 2001.

Yenipınar Filiz Berberoğlu, İflas Yolu ile Adi Takip, Seçkin Yayıncılık, 2020- Ankara

Yıldız Cihangir, Alacaklının Ve Borçlunun Talebi İle Doğrudan Doğruya İflâs, Selçuk Üniversitesi, Y.L Tezi, 2007-Konya

Özsoy Tülay, İflâsın Dava Ve Takipler Üzerindeki Etkileri, Başkent Üniversitesi, Y.L Tezi, 2009-Ankara

Yavuz Mustafa, Tasfiye Halindeki Anonim Ve Limited Şirketlerde Alacaklıların Korunması, sayı: 196, Ocak-2016

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (19.06.1932 tarihli ve 2128 sayılı R.G.)

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (14.02.2011 tarihli ve 27846 sayılı R.G.)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.