KORONA VİRÜSÜN ÖLÜSÜ DİRİSİNDEN DAHA TEHLİKELİ OLACAKTIR

Yaratılan algının ulusal veya küresel reaksiyonunu görünce virüsün, bir “hukuk enkazını” da arkasında bırakacağına benziyor. Etkisi, dünya düzenini değiştirecek boyutta olması bekleniyor. Tarihi olayları değerlendirirken M.Ö. veya M.S. diyoruz ya, işte bundan sonra da “Koronadan Önce veya “Koronadan Sonra diyeceğiz gibi geliyor. Sonuç “Yeni Dünya Düzeninin” başlamasına da sebebiyet verecek gibi. Bu felaketin çok boyutlu olacağı konusunda da çok geniş bir ulusal ve küresel inanç oluştuğu da görülmektedir. Felaketin kalıntısı, Ekonomik, Politik ve Hukuki enkaz şeklinde tezahür edecektir. Ekonomi ve Politik yönlerinin yorumlanması ve tasvir edilmesini uzmanlarına bırakılması gerekir. Fakat hukuki yönünü ayrıntıya girmeyecek şekilde kısaca belirtmeye çalışacağım.

Devletler hukuku açısından: Virüsün yayılmasını önlenmesi için bir kısım devletlere ait “malların ithalatına sınırlama” ve o ülkelere “seyahat özgürlüğünü kısıtlaması” veya tersine ihracat edememe veya yurt dışına çıkamama şeklinde tezahür edebilecektir. İşte eşya ve insan dolaşımı ile ilgili devletler arası birtakım yeni antlaşmalar yapılacağı gibi eskilerin ise feshi veya tanınmaması şeklinde problemler çıkacaktır.

Anayasa Hukuku açısından: Salgın hastalıklar sebebiyle olağanüstü halin ilan edilmesi; işten çıkarılmalar nedeniyle işsizlere iş, fakirlere yardım için Sosyal Devletin bir gereği olarak iş ve aş sağlama yükümlülüğü en üst seviyede devreye girecek ve bu da yönetimleri zorlayacaktır. (Örneğin 2. Dünya savaşında Türkiye’de devrin hükümeti vatandaş ve askerin aç bırakılmaması amacıyla Camilere buğday doldurulduğu halde buna Camiler kapatıldı denilmişti)

Ceza Hukuku açısından: Hastalığı kasten veya tedbirsizlikten dolayı bulaştıranlar hakkında soruşturma ve yargılanmalar olasılıklar dahilinde olacaktır; Karantina koşullarına uymayanların TCK 195, gerekli tedbirleri almayan, bildirimleri yapmayan yetkililerin de “Umumi Hıfzıssıhha Kanunu 57 ve 61. ve TCK 257. Md. göre Cezalandırılmaları gündeme gelebilecektir.

İdare Hukuku açısından: Yaşanan durum, doğal felaket olmasına rağmen, kişilerin zarar görmesi halinde, devletçe, gerekli tedbirlerin alınmasında idarenin “hizmet kusuruna düşmesi” durumunda, zararların giderilmesi yükümlülüğü gündeme gelecektir. Bu nedenle zararların giderilmesi amacıyla İdari Yargıda “tam yargı davaları” keza hükümetin tedbir gerekçesiyle aldığı bir çok idari karar ve işlemlerin hakkında ise idari yargı yoluna başvurularak ”İptal Davaları” açılacaktır.

Borçlar hukuku ve Ticaret hukuku açısından: Borçlar hukukunda sözleşmenin en önemli unsurlarından biri “edim”dir. Yani biri diğerine karşı yükümlülüğüdür. İşte bu salgından dolayı taraflar biri veya ikisi edimini/yükümlülüğünü yerine getiremeyecektir. Bu durum da aktin feshi veya tazminat davaları ile mahkemeleri kitlenme noktasına getirecektir.

İcra ve İflas Hukuku açısından: Bu kriz nedeniyle oluşan ekonomik boyutunun sonucu olarak, borçlar zamanında ödenemeyeceği için İcra Daireleri, İcra Hukuk ve İcra Ceza Mahkemelerinin; yine şirketler borçlarını ödeyememe nedeniyle Ticaret Mahkemelerinde “İflas Davaları” veya “Konkordato Davaları” had safhaya ulaşacaktır.

Evet bütün dünyayı kasıp kavuran bu Virüs, doğrudan yarattığı sağlık ve yaşamı risk altına alma durumu, ne yazık ki üretim ve ekonomik düzende yaratacağı doğrudan tahribat ile birlikte devletlerin hukuk düzenlerini de enkaza çevrilmesine sebebiyet verecektir. Dolayısıyla bu virüsün yok olması, yani ölüsü dirisinden kat be kat daha tehlikeli olacağı herkesçe görülmesi gerekmektedir.

Bu durum nedeniyle Cumhuriyetin ilkeleri arasında sayılan “Devletçilik” politikasının önemi daha da ortaya çıkacağı gibi, devletçilik aynı zamanda diğer ülkelerin de ortak kurtuluş iksiri sayılacaktır. Köye dönüşler belki de devletlerin hukuksal politikası haline gelecektir.

Bundan sonra hangi devlet çıkan riski tamamen göğüsler, yaşlılarına, hastalarına bakar, işsizlerini ve fakirlerini besleyebiliyorsa ve adaletini hızlı ve kaliteli şekilde sağlayabiliyorsa gerçek devlet o olacaktır. Bu arada Kapitalist-Emperyalist devletlerin de yapısı da daha da farklı bir boyuta evirilmesi de beklenen bir durum olacaktır. Burada yok olmaya doğru yüz tutan “Sosyal Devlet” ve yok sayılan “Devletçilik Politikası” tekrar gündeme gelmesi ve yaşatılması da kaçınılmaz olacaktır

Yazıyı bağlamadan önce en tartışmalı bir durumu da dokunmadan geçemeyeceğim. Ceza ve tutukevleri haddinden fazla dolu olduğu herkesçe bilinmektedir.  Ve şu anda hukuk devletine yakışmayacak yoğunlukta insan onuruna aykırı bir doluluk ve izdiham yaşandığı da bilinmektedir. Bunun da gidermenin yolu “Genel Af” veya İnfaz Yasasında yapılacak bir değişiklikle ile çözüme kavuşacaktır.

Av. Dr. Seyithan Güneş (Emekli hakim)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Avukat lütfen sadece Avukat!! 2 hafta önce

Avukat Avukattır. Emekli hakim diye bir ünvan kullanmazlar..

Avatar
mert 1 hafta önce

bu nasıl bir yazıdır ya, hem emekli hakim hem de avukat ancak, yazı aralarında siyasi mesaj veriyor hem de onca bilgi eksiğiyle...