banner644

07 Haziran 2022

KREDİ İLE ALINAN MALLARIN YASAL MAL REJİMİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Türk Medeni Kanunu'na göre boşanma ile mal rejimi sona ermektedir. Tarafların boşanma davası açtıkları tarih mal rejimi açısından milat olarak kabul edilmektedir. Bu tarihe kadar satın alınan mal için yapılan tüm ödemeler ve ödenen kredi taksitleri ortak ödenmiş kabul edilir. Davanın açıldığı tarih itibariyle ise kredi ödemesini yapan eşin bu ödemeyi tek başına yaptığı kabul edilir ve kredi taksidi ödemesi yapmayan diğer eş ortaklıktan çıkarılır. Anlaşmalı boşanma protokolünde kredi borcu için ayrı bir madde düzenlenebilir veya var olan ve mal paylaşımı hususunda bilgi veren bir maddenin içerisine de kredi borcunun akıbeti işlenebilir. Ancak yalnızca anlaşmalı boşanma dava dilekçesinde böyle bir madde düzenlemiş olması kredinin akıbetini doğrudan etkilemeyecektir. Ortak malın paylaşılmasında davanın açıldığı tarihteki kredi borcu üzerinden hesaplama yapılır bunun kaynağı Türk Medeni Kanununun 235. Maddesidir “Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılırlar.”

Örneğin; 1.000.000 TL'ye  25.01.2016 tarihinde kredi ile satın alınan evin 200.000 TL'lik kısmı evli iken ödenmiş olsun, evlilik içinde ödenen paranın gayrimenkulün değerine oranı %20'dir. Taşınmazın 22.03.2018 tarihindeki güncel değeri 1.400.000 TL ise, bunun %20'si evlilik içinde edinilmiş mal sayılır, o da 280.000 TL'dir. Edinilmiş 280.000 TL'nin 1/2'si olan 140.000 TL boşanmada mal paylaşımı esnasında diğer eşe ait olacaktır. Bunun dışında evin devam eden kredi ödemeleri krediyi kullanan kişi tarafından yatırılmaya devam eder ve diğer eşin kalan kısımla ilgili bir hak iddiası kalmaz.

Bir başka örnek vermek gerekirse; eşlerden birisi 20.000 TL peşin ödeyip, üzerine 60.000 TL kredi çekerek bir araba satın almış ve faizi ile birlikte kredi 80.000 TL’ye mal olmuş olsun. Arabanın toplam bedeli satın alınırken 100.000 TL olmuştur. Bunun 20.000 TL’lik peşin kısmı ve kredi borcunun 40.000 TL’lik kısmı evlenmeden önce, 40.000 TL’lik kısmı ise evlendikten sonra ödenmiş olsun. Burada evlenmeden önceki kısım krediyi ödeyen eşin kişisel malı sayılacaktır. Evlilik birliliği içerisinde ödenmiş olan 40.000 TL ile arabanın toplam maliyeti oranlanarak ne kadarının edinilmiş mal rejimine dahil olduğu tespit edilir. 40/100 = 2/5 mal rejimi tasfiye edilirken bu miktarında yarı yarıya paylaşılacağı göz önünde bulundurulduğunda diğer eşin payı 1/5’tir. Burada arabanın boşanma tarihindeki değerinin beşte ikisi mal rejimine dahildir. Arabanın değeri boşanma davası sırasında 200.000 TL olmuş ise diğer eş 1/5 yani 40.000 TL katılma alacağı talep edebilecektir.

Hesaplamalar yapılırken dikkat edilen hususlar ;

-Mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediğinden ödenmemiş kredi borçlarının, toplam kredi borcuna oranı

-Malvarlığının bilirkişi marifetiyle tespit edilecek sürüm değeri ve sürüm değerinden, pasif değeri çıkarıldığındaki artık değeri

-Tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları ve sair belgeler

-Varsa eşler arasında yapılmış olan anlaşmalı boşanma protokolündeki ilgili madde

Boşanma Davasında Kredili Mallarla İlgili Yargıtay Kararları

Tarafların TMK 166/3. maddesi uyarıca 14.12.2009 tarihinde boşandıkları, davaya konu taşınmazın 31.08.2010 tarihinde 3. kişiye satıldığı, davacı kadının 06.01.2010 tarihinde davalı erkeğin hesabına ‘Konut kredisi yarı ödemesi’ açıklaması ile 1.380 TL gönderdiği, bunun dışında dosyaya ödeme yaptığına ilişkin delil sunamadığı, kaldı ki dava dilekçesinde boşanmanın kesinleşmesinden taşınmazın satılıncaya kadar geçen süre içindeki kredi borcunun yarı bedelini ödediğine ilişkin de bir beyanda bulunmadığı, eşi ile boşanma kararından sonra 6 ay daha birlikte yaşadıklarını, davalı erkeğin konut kredisinin ödemelerini yaptığını, kendisinin de ortak çocuğun bakıcı parası ve evin giderlerini karşıladığını, taşınmazın 1/2’sinin de kendisine devredilmediğini, davalının kötü niyetli olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır. Davacı kadın, takibe konu borcu ödediğini gösterdiği delillerle kanıtlayamamıştır. Davacı kadın dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmıştır. İspat yükü kendisine düşen ve davasını diğer delillerle kanıtlayamayan davacı kadına talebi konusunda diğer tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp… (2. HD 2019/6526 E. 2019/10088 K.)

Öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur. Somut olayda ise davalı lehine denkleştirme yapılırken izah edilen şekilde oranlama yapılmadığı, sadece mal rejimi sona erdikten sonra kalan kredi borcunun, meskenin tasfiye tarihi itbariyle sürüm değerinden düşümü ile yetinildiği anlaşılmaktadır. (8. HD 2018/16276 E. 2019/1020 K.)

“Tasfiyeye konu araç evlilik birliği içinde 17.400,00 TL bedelle 26.03.2010 tarihinde davalı kadın adına satın alınmış olup, boşanma dava dosyası içerisindeki kredi evraklarından bu alım bedelinin 15.100,00 TL'sinin 25.03.2010 tarihinde Denizbank'tan davalı adına çekilen ihtiyaç kredisi ile karşılandığı, 36 ay vadeli kredinin 7 adet taksitinin evlilik birliği içine, kalan taksitlerin ise mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinden sonraya isabet ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş, öncelikle araç alımında kullanılan kredi yönünden boşanmadan sonraya kalan taksit ( 29/36 ) oranı ile çekilen kredi miktarı çarpılmalı, bulunacak meblağın aracın edinme tarihindeki değeri içinde karşılık gelen orana dönüşümü gerçekleştirilmeli, bu oran ile aracın ( bozma ile güncelliğini yitireceğinden ) bozmadan sonra verilecek karara en yakın tarih itibariyle belirlenecek sürüm ( rayiç ) değeri çarpılmalı ve borç miktarı belirlenmelidir. Bu borç miktarı aracın tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan artık değer üzerinden talep miktarı ve temyiz edenin sıfatı gözetilerek katılma alacağı hesaplanmalıdır.”(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/13402 E., 2019/4165 K. 16.4.2019)

Stj. Av. Ahmet Tarık KOÇAK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.