banner644

02 Kasım 2021

VASİYETNAMENİN İPTALİ DAVASINDA BİR YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRENİN BAŞLANGIÇ ZAMANI

Ölüme bağlı tasarrufların iptali için TMK’nın 559. maddesinde belirtilen süre içerisinde iptal nedenlerinin[1] dava olarak ileri sürülmesi gerektiği düzenlenme altına alınmıştır. Bu düzenleme uyarınca, üç çeşit süre öngörülmüştür. Buna göre; iptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl olarak öngörülmüştür. Kanunda düzenlenen bu süreler hak düşürücü sürelerdir. Başka bir ifade ile, davada taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece re’sen dikkate alınacaktır[2].

Öncelikli olarak, vasiyetnamenin açılıp okunduğunun tespit edilmesi gerekir. TMK m. 595 uyarınca mirasbırakının ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın sulh hakimine teslim edilmesi gerekir. Teslim edilen vasiyetname yetkili sulh hakimi tarafından mirasçılara tebliğ edilir. Açılma günü hazır olan mirasçının huzurunda vasiyetname okunur ve mirasçıların varsa beyanları tutanağa geçirilir.

İptal davasının hak düşürücü süreler içerisinde açılıp açılmadığının tespiti her mirasçı için ayrı ayrı yapılmalıdır. Bu süreler içerisinde iptal davası açılmadığı takdirde dava açma hakkı düşecektir. Ancak, kendisine vasiyetname tebliğ edilmeyen mirasçı için bu süreler başlamayacaktır[3]. Zira, vasiyetnamenin açılıp okunduğunun tespit edilmesinin amacı mirasçıları bilgilendirme ve yasal haklarını kullanmayı temine yönelik bir işlemdir.

Yargı kararları incelendiğinde madde metninde yer alan bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıç zamanı noktasında istikrar olmadığı görülecektir. Bazı yargı kararlarında bir yıllık hak düşürücü sürenin vasiyetnamenin içeriğinin öğrenme tarihinden itibaren başladığı[4] kabul edilirken bazı yargı kararlarında ise bir yıllık hak düşürücü sürenin vasiyetnamenin açılması dosyasının kesinleştiği tarihten itibaren başladığı[5] kabul edilmektedir[6]. Yeni tarihli kararlar incelendiğinde bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıç zamanının vasiyetnamenin içeriğinin öğrenme tarihi olduğu görülecektir. Kanaatimizce de kanunun lafzı dikkate alınarak TMK m. 559’da yer verilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıç zamanı vasiyetnamenin içeriğinin öğrenildiği tarih olarak kabul edilmelidir.

GÜNCEL KARARLAR:

1. YARGITAY 3. HD, E. 2020/3118, K. 2020/6145, 27.10.2020

“Her ne kadar, Dairece verilen önceki kararlarda; mirasçılar tarafından vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkisi istemiyle açılan davalarda, bir yıllık hak düşürücü sürenin, vasiyetnamenin TMK’nın 595 ila 597 nci maddeleri uyarınca sulh hukuk mahkemesince açılıp okunmasına dair kararın kesinleştiği tarihte işlemeye başlayacağı kabul edilmiş ise de, yukarıda belirtilen kanun maddelerinin açık hükmü doğrultusunda Dairece görüş değişikliğine gidilmiş ve bir yıllık hak düşürücü sürenin, iptal davalarında; davacının vasiyetnameyi, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren, tenkis davalarında ise saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayacağı görüşü kabul edilmiştir(Dairece verilen 14/01/2020 tarihli ve 2019/4002 E. 2020/80 K. sayılı kararda aynı yöndedir).

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının, mirasbırakanın 27/11/2012 tarihinde ölümü ile mirasçı sıfatını kazandığı, mirasbırakana ait el yazılı vasiyetnamenin, açılması için teslim edildiği ... Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından davacıya 25/11/2013 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla davacının vasiyetnameyi ve buna bağlı olarak saklı payının zedelendiğini bu tarihte öğrendiği, 09/12/2013 tarihinde verdiği cevap dilekçesi ile de vasiyetnamenin (yapıldığı tarihte) ehliyetsizlik ve şekil eksikliği nedenleriyle geçersiz olduğunu bildirdiği, dolayısıyla davacının vasiyetnameyi, iptal sebeplerini ve saklı payının zedelendiğini öğrendiği 25/11/2013 tarihi ile işbu davayı açtığı 27/02/2015 tarihi arasında TMK’nın 559 ve 571 inci maddelerinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu anlaşılmaktadır.”

2. YARGITAY 3.HD, E. 2019/4002, K. 2020/80, 14.01.2020

“Her ne kadar, Dairemizin önceki uygulamalarında; mirasçılar tarafından vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkisi istemiyle açılan davalarda, bir yıllık hak düşürücü sürenin, vasiyetnamenin TMK’nın 595 ila 597 nci maddeleri uyarınca sulh hukuk mahkemesince açılıp okunmasına dair kararın kesinleştiği tarihte işlemeye başlayacağı kabul edilmiş ise de, yukarıda belirtilen kanun maddelerinin açık hükmü doğrultusunda Dairemizce görüş değişikliğine gidilmiş ve bir yıllık hak düşürücü sürenin, iptal davalarında; davacının vasiyetnameyi, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren, tenkis davalarında ise saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayacağı görüşü kabul edilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının, mirasbırakanın 27/11/2012 tarihinde ölümü ile mirasçı sıfatını kazandığı, mirasbırakana ait el yazılı vasiyetnamenin teslim edildiği Bodrum Sulh Hukuk Mahkemesince 31/10/2013 tarihli celsede açılarak davacının da aralarında bulunduğu bir kısım yasal mirasçıların yüzüne karşı okunduğu, dolayısıyla davacının vasiyetnameyi ve buna bağlı olarak saklı payının zedelendiğini bu tarihte öğrendiği, 27/02/2015 tarihinde ise davacının mirasbırakanın sağlığında gerçekleşen olgulara dayanarak vasiyetnamenin iptalini olmadığı takdirde ise saklı payının zedelendiği iddiasıyla tenkis istemini içeren işbu davayı açtığı, davacının vasiyetnameyi ve saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarih ile işbu davayı açtığı tarih arasında bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu anlaşılmaktadır.”

Av. Deniz DİRİK KUNDAK

---------------------

[1] İptal nedenleri TMK’nın 557 maddesi ile düzenleme altına alınmıştır. Buna göre iptal nedenleri şu şekildedir: 1.Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa, 2.Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa, 3.Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise, 4.Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa.

[2] Yargıtay 3. HD, 21.11.2012, E. 2012/20912, K. 2012/24049 (Lexpera Hukuk Bilgi Sistemi).

[3] Yargıtay 3. HD, 20.01.2016, E. 2015/18257, K. 2016/374 (Lexpera Hukuk Bilgi Sistemi); Yargıtay 3. HD, 08.03.2021, E. 2020/12077, K. 2021/2343 (Lexpera Hukuk Bilgi Sistemi).

[4] Yargıtay 3. HD, 16.05.2019, E. 2017/17090, K. 2019/4628 (Lexpera Hukuk Bilgi Sistemi); Yargıtay 3. HD, 08.07.2019, E. 2017/13681, K. 2019/6312 (Lexpera Hukuk Bilgi Sistemi); Yargıtay 3. HD, 19.06.2019, E. 2018/2275, K. 2019/5542 (Lexpera Hukuk Bilgi Sistemi); Yargıtay 3. HD, 14.01.2020, E. 2019/4002, K. 2020/80 (Lexpera Hukuk Bilgi Sistemi); Yargıtay 3. HD, 27.10.2020, E. 2020/3118, K. 2020/6145 (Lexpera Hukuk Bilgi Sistemi).

[5] Yargıtay 3. HD, 25.06.2018, E. 2016/20372, K. 2018/7054 (Lexpera Hukuk Bilgi Sistemi); Yargıtay 3. HD, 11.03.2019, E. 2017/15816, K. 2019/1850 (Lexpera Hukuk Bilgi Sistemi); Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. HD, 14.02.2019, E. 2019/84, K. 2019/358 (Lexpera Hukuk Bilgi Sistemi); Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. HD, 09.07.2020, E. 2019/1554, K. 2020/668 (Lexpera Hukuk Bilgi Sistemi).

[6] Mirasçı mirasbırakının ölümünden önce vasiyetnameden haberdar olsa bile süreler başlamayacaktır. Zira ölümden önce mirasçı sıfatı meydana gelmez. (TMK m.575)

banner626
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.