ÖZET.

Bu çalışmanın birinci bölümü itibarıyla, Türk Ceza Kanunu’nun 25/1 inci maddesinde yerini alan bir hukuka uygunluk nedeni olan meşru müdafaa kavramı ele alınacaktır. Yayımlanacak devam bölümündeyse mahkemelerin neredeyse uygulamaktan kaçındıkları aynı Kanunun 27/2 inci maddesinde zikredilen meşru müdafaa sınırının aşılması durumunda ortaya çıkan kusurluluk hallerini irdelenecektedir. Meşru savunma hâlinde korunan hukukî yarar ve müeyyidesi kapsamında hukuka uygunluk durumu nazara verilecektir. Nitelikleri itibarıyla meşru müdafaanın uygulanabileceği suç tipleri ve mevzuatımız taranmış, doktrin ve Yargıtay içtihatlarıyla desteklenerek yorumlanmıştır.

I. GİRİŞ.

Haksız bir saldırıya maruz kalan kişinin kendini koruması kadar doğal bir şey olamaz; bu bir yaşam refleksidir. Tıpkı bunun gibi; çok yakın ya da henüz gerçekleşmekte olan haksız bir saldırı altında kalan üçüncü bir kişiyi bu durumdan kurtarmaya dönük hareketler de insanidir. Bu nedenle de meşru müdafaa evrensel seyrinde hukuka uygun olarak kabul görmüştür [1].

Meşru müdafaa üstün bir hak olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2/2 – a maddesinde güvence altına alınmıştır. Yine 1982 Anayasasının 17/4 üncü maddesinde de mutlak haklardan kişi dokunulmazlığının istisnaları arasında sayılmıştır [2].

Kanun maddesinin gerekçesinde de izah olunduğu üzere, kamu gücünün ulaşamadığı anlarda da mağdurdan karşılık göreceğini bilme endişesi saldırganı suç işlemekten caydıracak önemli bir etkendir ki bu yönü dahi toplumsal hayatta hukukun koruyacağı bir savunma hakkının varlığını lüzumlu kılmaktadır [3]. Doğaldır ki fiilen eylemi bitmiş ama daha tekrarından korkulan bir saldırı bütün sonuçlarıyla sona ermiş değildir. Mağdura haksız ve neden olmadığı bir saldırıyı hiçbir şartta kaçarak defetmek zorunluluğu yüklenemeyeceğinden, mağdurun böylesi bir saldırı altındayken kaçma olasılığının var olup olmadığı da aranmayacaktır [4]. Meşru müdafaa, kişinin kendisine veya bir başkasına yönelerek gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak haksız bir saldırıyı o anki hâl ve koşullara göre orantılı bir şekilde ortadan kaldırma amacıyla fiilen karşı koyma hakkıdır [5]. Bununla beraber “Saldırıya uğrayanın bizzat fail olması gerekmez. Üçüncü bir kişinin tecavüze maruz kalması halinde de yasal savunma koşulları gerçekleşebilir” [6].

Kanun metninde “her türlü hakka yöneltilmiş” bir haksız saldırıdan bahsedilerek meşru müdafaa kurumunun çerçevesi geniş tutulmuştur [7]. Yargıtay Meşru müdafaayı istikrarlı biçimde şöyle tanımlamaktadır: “Yasal savunma failin ağır ve haksız bir saldırıyı kendisinden veya başkalarından uzaklaştırmak amacı ile gösterdiği zorunlu tepkidir... sınırın aşılmasından söz edilebilmesi için, failin iradesinin savunmaya yönelik olması veya kendisini veya üçüncü kişileri savunma zaruretinde bulunması gerekir” [8].

Türk hukuk sisteminde Türk Ceza Kanununun (TCK) 25/1 inci maddesinde düzenlendiği şekliyle meşru müdafaa, fiili suç olmaktan çıkararak Ceza Muhakemesi Kanunun (CKM) 223/2-d maddesi gereğince “beraat” hükmünü doğuran bir "hukuka uygunluk nedeni" olarak görülmüştür.

II. MEŞRU MÜDAFAADA ARANAN ŞARTLAR.

Bir eylemin meşru müdafaa kapsamında değerlendirilebilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin belirli şartların bir arada gerçekleşmesi gerekir.

1- Saldırı Bakımından.

1.1- Faili insan olan bir saldırının mevcudiyeti.

Savunmayı gerekli kılacak ve bir insan tarafından yönlendirilen gerçek bir saldırı bulunmalıdır [9]. Doğa felâketlerden ya da bir hayvan saldırısına maruz kalındığı esnada gerçekleştirilen eylemler meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmeyecek, buna karşılık örneğin zorunluluk hali gibi kusurluluğu etkileyecek müesseseler değerlendirilecektir.

1.2- Saldırının haksızlığı.

Saldırının nedeni mağdurunun tahriki ya da hemen öncesi saldırmış olması gibi haksız bir eyleminden kaynaklanmamalıdır [10].

1.3- Saldırının savunmacının ya da üçüncü bir kişinin korunan bir hakkına yönelmesi.

Malvarlığı, zilyetlik, yaşam, vücut dokunulmazlığı, konut dokunulmazlığı, hürriyet, onur – şeref ve velâyet gibi nefse, ırza ya da mala yönelik meşru bir hakka yönelen bir saldırıdan söz edilmelidir. Saldırının aynı zamanda cebir ve şiddet içermesi de lüzumlu değildir [11].

1.4- Halen var olan bir saldırı.

Bu bahiste saldırının bütün boyutlarıyla tamamlanmamış olması aranmaktadır [12]. Bu sebeple başlamış, halen devam eden, bitmekle birlikte tekrar edeceği hususunda kuvvetli işaretler bulunan saldırılar esas alınmaktadır.

2- Savunma Yönünden.

Savunma saldırgana karşı ve saldırıyı defetmek amacıyla ve saldırı ile orantılı yapılmalıdır.

2.1- Savunmanın zarureti.

Devlet erkinin orada olmadığı bir anda her şartta üstün tutulan bir hakka yönelik saldırı karşısında in savunmaya mecburiyet doğrudan kabul görecektir [13] Şayet saldırı altında kalan saldırana yönelteceği bir eyleme gerek kalmadan saldırıyı esenlik içerisinde defedebilecek alternatif imkânlara sahipse, artık alternatif yollara başvurması beklenmelidir. Savunan saldırıdan selâmetle kurtulana kadar alternatifleri denemesi gereklidir; bunu yapmadan doğrudan saldırana karşı eylem içine girmesi cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. TCK’nin 25/1 inci maddesinde alternatif tercihlerin ne/neler olduğu açıkça ifade edilmemiştir. Bununla beraber; alternatif eylemlere ikaz etme, civardakilerden yardım isteme, yetkili ve görevli mercilerden yardım talep etme sayılabilecektir. Geri çekilme [14] ya da kaçma [15] kavramları üzerinde tartışma mevcuttur. Savunmacının saldırana en az zarar verecek fiili seçmesi de beklenir [16].

2.2- Eşzamanlı saldırı ve savunma.

Başka türlü kurtulabilme fırsatı olmayan saldırıya karşı savunmanın da o kritik anda yapılması gereklidir [17] Saldırının tamamlanmasından sonra mağdurun saldırgana fiilen karşılık vermesi meşru savunma değil, örneğin haksız tahrik hükümleri gibi olayın özelliğine göre farklı kurumları çağrıştıracaktır [18].

2.3- Saldırana karşı savunma.

Savunma mutlak surette saldırgana yönelik ve saldırı nedeniyle olmalıdır [19]. Bu sebeple, saldırının kim tarafından gerçekleştirildiğinin belli olması gerekmektedir. Öyle ki; savunmanın yöneltildiği kişide yanılmadan söz ediliyorsa, TCK’nin 30 uncu maddesindeki hata hükümlerinin uygulanması kaçınılmaz olacaktır [20].

2.4- Saldırıyla orantılı savunma.

gelecektir. Gerekçesinde de açıkça belirtilmesinin yanı sıra TCK’nin 25/1 inci maddesi metninde “saldırı ile orantılı biçimde” denmek suretiyle orantıdan neyin anlaşılması gerektiği izah edilmemiştir [21]. Orantı kavramı “saldırıyı o andaki hâl ve koşullarda saldırı ile orantılı biçimde bertaraf etme” şeklinde açıklanabilir [22] Saldırı ile savunma arasındaki makul ölçü hem araç, hem aracın kullanılması ve hem de konu bakımından mümkün olmalıdır [23] Doktrinde ateşli silâha ateşli silâhla karşılık verilmesi “araçta orantılılığa" tipik bir örnek olarak gösterilir [24]. Saldırı ile savunma arasındaki orantılılığın belirlenmesinde o kritik anın kendine özgü hâl ve şartları değerlendirildiğinde saldırganın ve savunanın elindeki araçlar, saldırganın saldırısındaki ısrarı, saldırı imkânının var olup olmaması, saldırganların çokluğu, saldırının gerçekleştiği yer ve zaman, saldırganın fiilden önceki davranışları, savunmada hedef seçme fırsatının varlığı, savunanın saldırıyı başka türlü yollarla def edip edemeyeceği, saldıran ve savunanın (yaşları, sağlık durumları, cinsiyetleri, kabiliyetleri, fiziki yapıları, sarhoşluk ya da uyuşturucu-uyarıcı madde etkisi altında kalma hâli) özellikleri, saldırı altındaki değerin nitelik ve niceliği ve savunanın saldırı altındaki ruh hâli nazara alınmalıdır. Meşru savunmada savunmanın ölçüsü saldırı nedeniyle savunanın içine düştüğü korku, heyecan ve telâş nedeniyle aşılmışsa, faile kusuru bulunmadığından ceza verilmeyecektir [25].

III. SUÇ TİPLERİ KARŞISINDA MEŞRU MÜDAFAA.

1- Meşru Müdafaanın Tatbik Edileceği Suçlar.

Suç tipleri içerisinde bazılarının konusu, mağduru, işleniş şekilleri ve manevi unsurları dikkate alındığında meşru müdafaa hükümleri uygulanabilecektir. Dikkat edilecek olursa, meşru savunma kapsamında işlenebilecek suçlar yalnızca aşağıda yer verilenlerden olmayıp, işbu bahsedilen suç tipleri bugüne kadar sıklıkla karşılaşılanlardan olmaları münasebetiyle ilk bakışta nazara gelmektedirler [26]. Taksirle öldürme suçunda (TCK’nin 85 inci maddesi) meşru müdafaa ahkâmının tatbik edileceğine ilişkin istisnai Yargıtay kararları bulunmaktadır. Taksirle öldürme suçunda eğer failin saldırgana yönelttiği savunma fiili oradan geçen ve suç teşkil eden haksız saldırı ile ilgisi olmayan üçüncü bir kişiye zarar verdiği durumda, ortada savunmaya dair bir fiil olmadığından savunanın fiili meşru müdafaa mahiyetinde düşünülemeyecektir [27]. Bu suç tipinde zorunluluk halinin şartları bulunduğu takdirde TCK’nin 25/2’nci maddesi tatbik olunabilecektir [28]. Bunun karşısında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (TCK’nin 170/1-c maddesi) meşru savunma hükümlerinin uygulama alanı bulacağına dair çok sayıda içtihat da mevcut bulunmaktadır. Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma fiilinde mağdur toplumda yaşayan herkestir ve bu bakımdan fiil meşru savunma mahiyetinde değerlendirilemeyecektir [29].

Bu fasılda yer aldığı düşünülen suçlar şunlardır: kasten öldürme (TCK. 81,83 m.) [30], intihara yönlendirme (TCK. 84 m.) [31], kasten yaralama (TCK.86, 88 m.) [32], yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi (TCK. 98 m.) [33], tehdit (TCK. 106 m.) [34] cebir (TCK.108 m.) [35], kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK. 109 m.) [36], konut dokunulmazlığını ihlâl (TCK. 116 m.) [37], kişilerin huzur ve sükûnunu bozma (TCK. 123 m.) [38], TCK’nin 132 ve 139 uncu maddeleri arasında yer verilen özel hayatın gizliliğini ihlâl suçları, hırsızlık (TCK. 141 m.) [39], yağma (TCK. 148 m.) [40], mala zarar verme (TCK. 151 m.), sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme (TCK’nin 244/1-2 nci m.) [41], Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı (TCK. 310 m.) [42].

2- Meşru Müdafaanın Uygulanamayacağı Suç Tipleri.

Bir kısım suç tiplerinin konusu, mağduru, işleniş şekilleri ve manevi unsurları nazara alındığında meşru müdafaa kapsamında işlenebilmeleri mümkün değildir. Meşru müdafaa hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar TCK’ndeki sıralarıyla aşağıya alınmıştır [43]:

TCK’nin 76 ve 80 inci maddeleri arasında yer verilen soykırım- insanlığa karşı suçlar- örgüt- göçmen kaçakçılığı- insan ticareti suçları [44], işkence (TCK. 94 m.), eziyet (TCK. 96 m.), çocuk düşürtme ve düşürme (TCK. 99 ve 100 m.), işleniş şekilleri ve manevi unsurları nazara alınmakla cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (TCK. 102 – 105 m.) [45], şantaj (TCK. 107/2 m.) [46], dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi (TCK.121 m.) [47], nefret ve ayrımcılık (TCK. 122 m.), hakaret (TCK. 125 m.), dolandırıcılık (TCK. 157 m.), karşılıksız yararlanma (TCK. 163 m.), suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (TCK. 165 m.) [48], genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (TCK. 170/1-c m.), genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması (TCK. 171 m.) [49], gürültüye neden olma (TCK. 183 m.) [50], uyuşturucu ticareti (TCK 188 – 192 nci m.), TCK’nin 197 ilâ 212 nci maddeleri arasında düzenlenen “kamu güvenine karşı suçlar” [51], TCK’nin 213 – 222 nci maddeleri arasında yerini bulan “kamu barışına karşı suçlar”, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (TCK. 245 m.) [52], birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören (TCK 230 m.) [53], çocuğun soybağını değiştirme (TCK. 231 m.) [54], ihaleye fesat karıştırma (TCK. 235 m.), kamuya gerekli olan şeylerin yokluğuna neden olma (TCK.238 m.) [55], tefecilik (TCK. 241m.), TCK’nin 247 ilâ 266 ncı maddeleri dahilinde yer verilen “kamu idaresinin güvenirliğine ve güvenirliğine karşı suçlar”, görevi yaptırmamak için direnme ya da haksız yakalamaya karşı direnme (TCK. 265 m.), TCK’nin 267 – 298 nci maddeleri arasında düzenlenen “adliyeye karşı suçlar”, Cumhurbaşkanına hakaret (TCK. 299 m.), 6136 Sayılı Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesi.

3- Verilecek Karar Türü.

Meşru müdafaada Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK.) 223/2-d maddesi uyarınca "beraat" kararı verilirken, sınırın korku ve telâşla aşılması durumunda CMK’nin 223/3-c maddesi delâletiyle "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verilecektir. Bu iki karar arasındaki temel fark, ilkinde “fiilin "hak" olması, ikincisinde ise fiilin suç teşkil etmesine rağmen “failin mazur" görülmesidir.

IV. TCK. DIŞINDA MEVZUATIMIZDA MEŞRU MÜDAFAA.

1- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS).

AİHS’nin BÖLÜM I’de “Hak Ve Özgürlükler” üst başlığı altındaki “Yaşam hakkı” alt başlıklı 2/2-a maddesi ilintilidir:

“.. 2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlak zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonucunda meydana gelmişse, bu maddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz:

a) Bir kimsenin yasa dışı şiddete karşı korunmasının sağlanması.”

2- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.

Meşru müdafaa hâlini anlaşılır bir biçimde vazeden 17/ üncü madde metni aşağıdaki gibidir:

Meşru müdafaa hali, kişinin yaşama hakkına dokunulmaması ilkesinin istisnasıdır; kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meşru müdafaa kapsamında silah kullanımı mümkündür.”

3- 2559 Sayılı Polis Vazife Ve Salâhiyetleri Kanunu.

Polislerin meşru müdafaa hakkına ilişkin düzenlemenin yer aldığı Kanunun “Zor ve Silâh Kullanma” başlıklı 16’ncı maddesinin 6 ve 7 nci fıkralarında:

Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunur.

Polis;

a) Meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında,

b) Bedenî kuvvet ve maddî güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde,

d) Kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde,

silâh kullanmaya yetkilidir.” hükmü vazedilmiştir.

4- 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu.

Silâh kullanma yetkisi” başlıklı 22 nci maddesi şöyledir:

(1) Gümrük Kanunu gereğince belirlenen kapı ve yollardan başka yerlerden gümrük bölgesine girmek, çıkmak veya geçmek isteyen kişiye “dur” uyarısında bulunulmasına rağmen bu uyarıya uymaması halinde, havaya ateş edilmek suretiyle uyarı yinelenir. Ancak silâhla karşılığa yeltenilmesi ve sair surette meşru müdafaa durumuna düşülmesi halinde, yetkili memurlar saldırıyı etkisiz kılacak oranda doğrudan hedefe ateş edebilir. Memurların silâh kullanmalarından dolayı haklarında soruşturma ve kovuşturma açılması halinde, bağlı bulunduğu kurum tarafından avukat sağlanır ve avukatlık ücreti kurumlarınca karşılanır.”

5- 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu.

Savunma hakkı” başlıklı 981 inci maddesinde:

Zilyet, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir. Zilyet, rızası dışında kendisinden alınan şeyi taşınmazlarda el koyanı kovarak, taşınırlarda ise eylem sırasında veya kaçarken yakalananın elinden alarak zilyetliğini koruyabilir. Ancak, zilyet durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak zorundadır.” denmiştir.

6- 6098 Sayılı Borçlar Kanunu.

Haklı savunmada diğer kişilerin zararlarından sorumluluğu düzenleyen Kanunun “Sorumluluk” başlıklı 64 üncü maddesi aşağıdaki gibidir:

“Haklı savunmada bulunan, saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz.

Kendisini veya başkasını açık ya da yakın bir zarar tehlikesinden korumak için diğer bir kişinin mallarına zarar verenin, bu zararı giderim yükümlülüğünü hâkim hakkaniyete göre belirler.

Hakkını kendi gücüyle koruma durumunda kalan kişi, durum ve koşullara göre o sırada kolluk gücünün yardımını zamanında sağlayamayacak ise ve hakkının kayba uğramasını ya da kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşmasını önleyecek başka bir yol da yoksa, verdiği zarardan sorumlu tutulamaz.”

7- 211 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu.

7.1- “Askerlerin Silah Kullanma Yetkileri” başlıklı 87 nci maddesi aşağıya alınmıştır:

“Askerler karakol, karakol nöbetçisi, devriye, nakliyat muhafazası hizmetlerinde veya asayişi temin için görevlendirildiklerinde aşağıda gösterilen hallerde silah kullanmaya yetkilidirler.

I - Silah kullanmasını gerektiren haller

a) Bu hizmetlerden birini yaparken müessir bir fiil ile taarruza uğranıl dığı veya müeesir bir fiil veya tehlikeli bir tehdit ile bu hizmetlerle yapılmasına mukavemet edildiği takdirde bu taarruz ve mukavemetleri gidermek için,

b) Bir taarruz veya mukavemete hazırlanan ve silahını veya mukavemete elverişli bir aleti bırakmaya davet edildiği halde, bu davete derhal itaat etmiyen veyahut bıraktığı silahı veya aleti tekrar eline almaya davranan veya alan kimseyi itaate zorlamak için,

c) Bu kanunun 80 ve 81 inci maddeleri gereğince muvakkaten yakalanan bir şahsın veyahut muhafaza ve sevki kendisine tevdi edilmiş olan bir tutuklunun veya hükümlünün kaçması veya kaçmaya teşebbüs etmesi ve verilecek dur emrini dinlemediği görüldüğünde başka türlü ele geçirilmesi kabil olmadığı takdirde yakalanması için,

d) Kendi muhafazasına tevdi edilmiş olan insan ve her türlü eşyaya karşı vukubulan taarruzu defetmek için,

e) Bu maddede sayılan görevleri yapan askerlere karşı, sözle yapılan sataşma veya hareketlerin bertaraf edilmesi sırasında mukavemet, taarruz, müessir fiil veya tehlikeli bir tehditle karşılaşıldığında bu halleri gidermek için.”

7.2- 89 uncu madde: “87 nci maddede gösterilen hallerden başka hizmete ait bir vazifeyi yaparken maruz kaldığı bir mukavemeti bertaraf etmek veyahut askere veya askeri eşyaya karşı yapılan bir tecavüze karşı koymak için silah kullanmak zarureti hasıl olursa, her asker silah kullanmaya salahiyetli ve vazifelidir.”

7.3- 90 ıncı madde: 87 ve 89 uncu maddelerde gösterilen hallerden başka her asker meşru müdafaa halinde silah kullanmaya salahiyettardır.”

8- 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu.

Hukuka uygunluk nedenleri ile kusurluluğu ortadan kaldıran nedenler” başlıklı 12 nci madde metni şöyledir:

(1) Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, Türk Ceza Kanununun hukuka uygunluk nedenleri ile kusurluluğu ortadan kaldıran nedenlere ilişkin hükümleri, kabahatler bakımından da uygulanır.”

V. SONUÇ.

Meşru müdafaa, “anlık” bir zaman dilimi bakımından devletin müdahalesinin olamadığı ve fakat korunması elzem görülen bir değere yapılan saldırıya karşı koymaya yönelik tanınmış bir haktır. Meşru savunma tespit edildiğinde hukuka uygunluk nedeni olarak görülüp eylemin failine beraat kararı verilecektir. Meşru müdafaada sınırın aşılmasında ise, bu hakkın kullanımı sırasında insan doğasından kaynaklanan korku, panik gibi zafiyetlerin kanun koyucu tarafından gözetilmesi müessesesidir ki mazur görülecek bir eylem olarak telâkki edilip, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmek icap edecektir. Ancak bu hâlde bir cezadan kurtulma yolu olarak kötüye kullanılmamasının önünü almak amacıyla "orantı" ve "zaman birliği" kriterleri bir arada aranmaktadır.

DİPNOT ve KAYNAKÇA.

[1] ARTUK, Mehmet Emin/GÖKCEN, Ahmet/ALŞAHİN, Mehmet Emin/ÇAKIR, Kerim. Ceza Hukuku Genel Hükümler, 19.Baskı, Ankara – 2025, s.469 – 470; DÜLGER, Murat Volkan. Ceza Hukuku Genel Hükümler, 3. Baskı, Ankara – 2025, s.677; KOCA, Mahmut/ ÜZÜLMEZ, İlhan. Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 18’inci Baskı, Ankara - 2025, (Genel), s. 281.

[2] KAPLAN, Mahmut. Meşru Savunmada Orantılılık, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 13, Sayı 2, s.1143 – 1144.

[3]Kanunun madde gerekçesinden. TBMM. 22 nci Dönem, 2 nci Yasama Yılı 664 Sıra Sayısı, s.430. Bkz. YALVAÇ, Gürsel. Gerekçeli TCK, CMK, CGTİK Ve İlgili Mevzuat, 16. Baskı, Ankara – 2026, s.153. Aynı görüşte olanlardan: DEMİRBAŞ, Timur Demirbaş. Ceza Hukuku Genel Hükümler, 17. Baskı, Ankara - 2022, s.311; ÖZBEK, Veli Özer/ DOĞAN, Koray/ BACAKSIZ, Pınar. Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 13. Baskı, Ankara – 2022, s 304.

[4] YURTCAN, Erdener. Yargıtay Kararları Işığında Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler, Cilt – 1, 2.Baskı, Ankara - Kasım 2015, s.423.

[5] ÖZGENÇ, İzzet, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 21’inci Baskı, Ankara - 2025, s. 359; KOCA/ÜZÜLMEZ (Genel), s. 281; ARTUK/GÖKCEN/ALŞAHİN/ÇAKIR. s.469; DÜLGER. s.677.

Bu bahiste Kanun maddesinin gerekçesi de şöyledir. “İkinci olarak meşru savunmanın ‘haksız saldırı’ koşulu bakımından, ‘gerçekleşen haksız saldırı’ ile ‘gerçekleşmesi muhakkak haksız saldırı’ veya ‘tekrarı muhakkak haksız saldırı’ aynı sayılmıştır. Böylece kişilerin haksız saldırılara karşı kendilerini korumaları olanağı daha da genişletilmiş olmaktadır.” Bkz. https://aydoganhukuk.com.tr/turk-ceza-kanunu-madde-gerekceleri/

[6] Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (CGK) 15.04.2003 tarihli 2003/1-83 E. ve 2003/103 K. sayılı içtihadından. Bkz:

https://mevzuat.sinerjias.com.tr/ictihat/yuksek-mahkeme/kasten%20adam%20%C3%B6ld%C3%BCrme%20su%C3%A7u%20-%20me%C5%9Fru%20m%C3%BCdafaa%20%C5%9Fartlari%20-%20saldiriya%20u%C4%9Frayanin%20bi%CC%87zzat%20fai%CC%87l%20olmasinin%20gerekmemesi%CC%87%20%20-%20saldiri%20i%CC%87le%20savunmanin%20hemzaman%20olmasi%20gere%C4%9Fi%CC%87-%20zorunluluk%20%C5%9Farti/SlY5YkljakM0clBFOUx5ZElFNldQZz09?s=%22san%C4%B1%C4%9Fa%20ka%C3%A7ma%20y%C3%BCk%C3%BCml%C3%BCl%C3%BC%C4%9F%C3%BC%22 (Erişim Tarihi:16.03.2026).

[7] YALVAÇ, Gürsel. Ceza Ve Yargılama Hukuku Yasaları, 16’ncı Baskı, Ankara – 2026, s.153.

[8]Yargıtay Ceza Genel Kurulu (CGK), 22.05.1995 Tarihli, 1995/1-80 E. – 1995/158 K. tarihli içtihadı.

https://mevzuat.sinerjias.com.tr/ictihat/yuksek-mahkeme/yasal%20savunmada%20zaruret%20sinirinin%20a%C5%9Filmasi%20-%20a%C4%9Fir%20tahri%CC%87k%20-%20adam%20%C3%B6ld%C3%BCrme/L21JdVl0ZkxsemNqQWkvMUZQOTZsUT09 (Erişim Tarihi:13.04.2026).

[9] ÇELİK, Ali/ ALBAYRAK, Zeki Murteza. Türk Ceza Kanunu Öz Kitap, 17.Baskı, Ankara – 2022, s.92; ÖZGENÇ. s.360; KOCA/ÜZÜLMEZ. (Genel), s.281.

[10] ÇELİK/ALBAYRAK. s.92; ARTUK/GÖKCEN/ALŞAHİN/ÇAKIR. s.476.

[11] ÇELİK/ALBAYRAK. s.92; KOCA/ÜZÜLMEZ. (Genel), s.284; ARTUK/GÖKCEN/ALŞAHİN/ÇAKIR. s.477 – 479; DÜLGER. s. 698 – 703.

[12] ÖZGENÇ. s.361; KOCA/ÜZÜLMEZ. (Genel), s.284. Ayrıca; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (CGK) 15.04.2003 tarihli 2003/1-83 E. ve 2003/103 K. sayılı kararında: “Yasal savunmadan söz edilebilmesi için; somut bir saldırının bulunması, saldırı ile savunmanın hemzaman olması, savunmanın saldırının devamı sırasında yapılması, savunma ile saldırı arasında uygun oran bulunması gerekir. Saldırı başlamadan önce savunmaya geçilmesi haklı sayılamayacağı gibi, saldırı bittikten sonra savunmada bulunulması da meşru sayılamaz.

Ancak, saldırının halen varlığını2 geniş manada anlamak ve başlayacağı muhakkak olan ve başladığı taktirde savunmayı olanaksız kılacak veya güç hale getirecek bir saldırıyı başlamış, keza bitmiş olmasına rağmen "tekrarından korkulan" bir saldırıyı da henüz sona ermemiş saymak zorunludur.” Bkz: Dipnot 6’da.

[13] Yargıtay 1.Ceza Dairesinin 18.03.2013 tarihli 2010/6593 E. ve 2013/2203 K. sayılı ilâmı: “Akıl hastası olan mağdurun, sustalı bıçakla devam eden saldırısı karşısında, kendisini korumak ve saldırıyı defetmek için tabanca ile ateş eden sanığın, meşru savunma koşullarında hareket ettiği; ancak mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaş sonucu meşru savunmada sınırı aştığı anlaşıldığı halde, hakkında TCK.nun 27/2 ve CMK.nun 223/2-c maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerine, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek TCK.nun 82/l-d, 35, 29, 62 maddeleri ile hüküm kurulması”.

https://mevzuat.sinerjias.com.tr/ictihat/yuksek-mahkeme/yargitay%20karari/ejEyUkZWd3R3NEpMNWdaVEhxRzZOT1R3Z0FTWnptRng

(Erişim Tarihi:15.03.2026). Ayrıca Yargıtay CGK’nin 15.04.2003 tarihli 2003/1-83 E. ve 2003/103 K. sayılı kararında “Savunmada zorunluluk bulunup bulunmadığı her olayın özelliğine göre saptanmalıdır.” (Bkz: Dipnot 6).

[14] Doktrinde genel olarak savunanın geri çekilme ya da kaçma mükellefiyetinin olmadığına dair görüş birliği mevcuttur. Bkz: ARTUK/ GÖKCEN/ ALŞAHİN/ ÇAKIR. s.484; ERSAN, Aykut. Ceza Hukukunda Meşru Savunma ve Meşru Savunmada Sınırın Aşılması, İstanbul - 2013, s.40; DÜLGER. s.704. Yargıtay da bazı istisnai kararları haricinde genel olarak aynı görüştedir. Bunun aksi olarak savunanın “güçlü geri çekilme yükümlülüğü” bulunduğu, yani saldırıya maruz kalan kişi savunmaya dönük eyleminden evvel “sadece imkânı var ise” geri çekilme girişiminde bulunmalıdır, biçiminde bir görüş de mevcuttur. Bkz; TOPÇU. s.517. Biz de bu görüşe katılmaktayız.

[15] Yargıtay istikrarlı biçimde “yasada bir hüküm bulunmadığı” gerekçesiyle savunanın kaçma zorunluluğunun olmadığını benimsemiştir. Bkz: Yargıtay CGK’nin 14.06.2022 tarihli 2019/162 E. ve 2022/435 K. sayılı içtihadı: “ olay gecesi saat 03.00 sıralarında sanığın işlettiği lokantaya alkollü bir vaziyette gelen, 6136 sayılı Kanun’a aykırılık ve kasten yaralama suçlarından sabıkaları bulunan ve saldırgan tavırlar sergileyen katılanların sanığa yönelik bıçak ve metal ... kullanarak gerçekleştirdikleri haksız silahlı saldırılarını defetmek zorunluluğu ile sanığın sığındığı mutfaktan aldığı mutfak aletleriyle kendini savunmaya çalışması ancak başarılı olamayınca mutfaktan kaçmasına rağmen kendisini takip ederek saldırılarını sürdüren katılanların bacak bölgelerini hedefleyerek tabancasını ateşleyip katılanları yaralamaktan ibaret davranışların, sanığın hayatına, vücut bütünlüğüne ve mal varlığına yönelik katılanların silahlı, ısrarlı ve sürmekte olan saldırılarını, o andaki hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı şekilde defetmek maksadıyla meşru savunma koşulları altında gerçekleştirildiği, meşru savunma hâlinde hiçbir zaman ve hiçbir koşulda sanığa kaçma yükümlülüğünün yüklenemeyeceği ve sanığın kaçarak kurtulmasının istenemeyeceğinin de istikrar kazanan Yargıtay içtihatları ile sıkça vurgulanmış olması karşısında, sanık hakkında TCK’nın 25. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen meşru savunma şartlarının oluştuğu kabul edilmelidir.”

https://mevzuat.sinerjias.com.tr/ictihat/yuksek-mahkeme/yargitay%20karari/OVk2UVY1V1ZVRmdkYkc4U0JHeEZWOFdhaXVyMG52MDc?s=%22san%C4%B1%C4%9Fa%20ka%C3%A7ma%20y%C3%BCk%C3%BCml%C3%BCl%C3%BC%C4%9F%C3%BC%22

Gene Yargıtay CGK’nin 15.04.2003 tarihli 2003/1-83 E. ve 2003/103 K. sayılı kararında “ Yasal savunmada hiçbir zaman ve hiçbir koşulda sanığa kaçma yükümlülüğü yüklenemez ve kaçarak kurtulması istenemez. Failin kaçma olanağı da dikkate alınamaz.”

https://mevzuat.sinerjias.com.tr/ictihat/yuksek-mahkeme/kasten%20adam%20%C3%B6ld%C3%BCrme%20su%C3%A7u%20-%20me%C5%9Fru%20m%C3%BCdafaa%20%C5%9Fartlari%20-%20saldiriya%20u%C4%9Frayanin%20bi%CC%87zzat%20fai%CC%87l%20olmasinin%20gerekmemesi%CC%87%20%20-%20saldiri%20i%CC%87le%20savunmanin%20hemzaman%20olmasi%20gere%C4%9Fi%CC%87-%20zorunluluk%20%C5%9Farti/SlY5YkljakM0clBFOUx5ZElFNldQZz09?s=%22san%C4%B1%C4%9Fa%20ka%C3%A7ma%20y%C3%BCk%C3%BCml%C3%BCl%C3%BC%C4%9F%C3%BC%22

(Erişim Tarihi:16.03.2026)

[16] ARTUK/GÖKCEN/ALŞAHİN/ ÇAKIR. s.483; ÖZGENÇ. s.365.

[17] ARTUK/GÖKCEN/ALŞAHİN/ ÇAKIR. s.482; KOCA/ ÜZÜLMEZ. (Genel), s.285.

[18] ÖZGENÇ. s.361; TOPÇU. Namık Kemal, Meşru Savunma, Ankara – Ocak 2022, s.349.

[19] DÜLGER. s.705; ARTUK/ GÖKCEN/ ALŞAHİN/ ÇAKIR. s.485.

[20] TULAY, M. Emre. Ceza Hukukunda Şahısta Veya Konuda Hata, 2.Baskı, Ankara – 2026, s.60; ARTUK/GÖKCEN/ ALŞAHİN/ÇAKIR. s.485.

[21] KAPLAN. s. 1139.

[22] KOCA/ÜZÜLMEZ. (Genel), s.286 - 287.

[23] Yargıtay 3 üncü Ceza Dairesinin 11.09.2019 Tarihli 2019/8006 E. – 2019/15708 K. sayılı içtihadı: “Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanığın kendisine yönelen haksız saldırıları savuşturmak amaçlı ve saldırıyla orantılı eyleminin TCK'nin 25/1. maddesi gereğince meşru savunma sınırları içinde kaldığı anlaşıldığından 5271 sayılı CMK'nin 223/2-d maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde CMK'nin 223/3-b maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi,” https://mevzuat.sinerjias.com.tr/ictihat/yuksek-mahkeme/yargitay%20karari/S1g0K2Z4OE4wdGN4MTJ4dVdWUmFoNUlaY2RxVDNDUHY (Erişim T: 15.03.2026).

[24] ARTUK/GÖKCEN/ALŞAHİN/ÇAKIR. s.486; KAPLAN. s.1139.

[25] TOPÇU. s.577 – 614; KOCA/ÜZÜLMEZ. (Genel), s.288;

T.C. Yargıtay 1.Ceza Dairesinin 09.05.2024 tarihli ve 2023/7412 E. ve 2024/3333 K. sayılı ilâmı:

"Katılan sanık ... ile ... ...'nin eş oldukları, katılan sanık ... ile katılan ... ve maktul ...'ın kardeş oldukları, katılan ...'nin ise anneleri olduğu, tarafların komşu olup aralarında hayvan meselesi yüzünden önceye dayalı husumet bulunduğu, olay günü ... ailesinin köpeklerinin ... ailesinin kapısının önüne pislemesi nedeniyle ..., ..., ... ile ...'in tartıştıkları, ...'nin de taraflardan biraz uzakta, traktörünün yanından tartışmaya dahil olduğu, tartışmanın büyümesi üzerine ...'in yerden aldığı taşı ...'ye fırlattığı ancak ...'ye taşın isabet etmediği, bu arada elinde balta bulunan ...'in ...'in ...'ye taş atmasına tepki olarak elindeki baltayı ...'e doğru kaldırarak hamle yaptığı sırada maktulün ...'in elindeki baltayı aldığı, ... ve maktulün ...'i darp etmeleri üzerine ...'nin silahını belinden çıkarmaya çalıştığı, ...'nin silahı çıkarmaya çalışarak harekete geçtiğini fark eden ve halen ...'den aldığı balta elinde olan maktulün baltayı kaldırıp tevcih ederek hızla ...'ye doğru koşmaya başladığı, ...'nin ilk aşamada ateş etmediği, öncelikle geri geri hamle yaptığı, ancak maktulün baltayı savurarak gerçekleştirdiği saldırısının devam etmesi üzerine maktule bir el ateş ettiği ve maktulü sağ göğsünden vurduğu, yaralanan maktulün yere düştüğü, ...'in ise bu sırada ...'i etkisiz hale getirmek için yere yatırdığı, silah sesini duyunca ...'i bırakarak ...'nin yanına doğru gittiği, yine silah seslerini duyması üzerine olay yerine ...'nin elinde bir sopa ile geldiği, ... ve ...'e sopa ile vurduğu, ... ile ...'nin itekleştikleri ve ...'nin elindeki tabanca ile bir el ateş edip ...'i kasığından vurup yere düşürdüğü, ...'nin tabancası ile ...'ye de ateş etmeye çalıştığı ancak silahın tutukluk yaptığı, ...'nin silahını tekrar kurmaya çalıştığı, ...'in ise yerdeki baltayı alıp ...'e vurduğu, ...'in de ...'in elindeki baltayı alıp ...'ye vurduğu, ...'nin baltaya müdahale etmesi ile ... ve ...'in dengelerini kaybedip yere düştükleri ve yerde boğuştukları, ...'in ise yerdeki baltayı alıp yerde ... ile boğuşan ...'nin kafasına birden fazla kez vurduğu, maktul ...'ın göğsüne isabet eden ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu öldüğü, ...'in sol kasığına isabet eden ateşli silah mermi çekirdeği nedeniyle yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olacak şekilde yaralandığı, ...'nin ise beyin kanamasına ve çökme kırığına neden olan yaralanmaları nedeniyle yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, yüzde sabit ize ve hayat fonksiyonlarını ağır (5) derecede etkileyen kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı anlaşılan olayda; 1. Görüntü kayıtlarına göre ilk haksız hareketin ... tarafından sanık ...'ye taş fırlatılarak gerçekleştirildiği, ...'nin kendisine taş atılmasına rağmen silahına yönelmediği, ... tarafından taş fırlatıldıktan sonra ...'in elinde bulunan balta ile ... ailesinin bulunduğu alana doğru hamle yaptığı, ...'in elindeki baltanın maktul ... tarafından alındığı ve ...'in ... ve maktul tarafından darp edilmesi üzerine sanık ...'nin silahını belinden çıkarmaya çalıştığı, maktul tarafından ...'ye yönelik balta ile saldırının başladığı ve ...'nin ilk aşamada ateş etmediği, öncelikle geri geri hamle yaptığı, ancak maktulün baltayı savurarak gerçekleştirdiği saldırısının devam etmesi üzerine maktule bir el ateş ettiği ve maktul ile kardeşlerinin sayıca, yaşça ve fiziksel güç olarak daha baskın olmaları da dikkate alındığında, sanık ... lehine 5237 sayılı Kanun'un 25. maddesinde düzenlenen meşru savunma koşulları gerçekleştiğinden, 2. Sanık ...'in katılan ...'nin kafa bölgesini hedef alması, birden fazla kez baltanın künt kısmı ile vurması, katılan ...'nin kafasında birden fazla kesi şeklinde yaralanmaya, çökme kırığına ve beyin kanamasına neden olması ve kullanılan baltanın elverişliliği birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'in eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olması karşısında, suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak belirlenmesi ve kardeşi ...'ın öldürülmesi, kendisinin ağır şekilde yaralanması ve annesine yönelik silahla yaralamaya teşebbüs eylemleri dikkate alındığında sanık ... lehine azami oranda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinden…".

Bkz: https://mevzuat.sinerjias.com.tr/ictihat/yuksek-mahkeme/yargitay%20karari/aC9HOER1S1ZTZ0JETkp1aWF4N0F2dXhJbWp0eWtad0k?s=G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC%20kay%C4%B1tlar%C4%B1na%20g%C3%B6re%20ilk%20haks%C4%B1z%20hareketin&alternatif=TCK%27n%C4%B1n%2027/2 (Erişim Tarihi:15.03.2026).

[26] TOPÇU. s.417.

[27] Yargıtay 1.Ceza Dairesinin 03.12.2025 tarihli 2025/6777 E. ve 2025/8558 K. sayılı ilâmı:

1.Olay günü sanık ... ve temyiz dışı sanık ...'in özel güvenlik görevlisi ve şöför olarak çalıştıkları, olay günü sabah saat 08:00 sıralarında yanında çalıştıkları ikametgah sahibine ait ... plakalı aracı ısınması için çalıştırdıkları ve araç dışında araç sahibinin evden çıkmasını bekledikleri sırada içerisinde maktulün bulunduğu .. plakalı siyah renkli aracın çalışır halde bulunan ... plakalı aracın yanına gelip durduğu ve maktulün araçtan inerek ... plakalı aracın şoför mahaline geçip aracı hareket ettirerek, çalıp kaçtığı, bunu gören sanıkların ise . .. plakalı diğer araçlarına binerek, takibe başladıkları, bu aracı ...'nin kullandığı, sanık ...'in de bu aracın sağ ön yolcu koltuğunda oturduğu, maktulün çaldığı iş verenlerine ait ... plakalı aracı durdurmak ve çalınmasına engel olmak amacıyla takibe devam ettikleri, çalınan aracın sol tarafına kendi araçlarıyla çalınan aracı durdurmak amacıyla çarpmalarına rağmen maktulün durmayarak kaçmaya devam etmesi üzerine, sanık ...'in taşıma ruhsatlı silahını çekerek maktulün kullanımındaki araçla yanyana geldiklerinde maktule doğru iki el ateş ettiği, uzmanlık raporlarına göre, olay yerinden ele geçirilen 2 kovanın sanığın silahından ateşlendiği, maktulün montunda 2 adet delik (giriş deliği) tespit edildiği, kurşunun maktülün sol kulak üzerinden kafasına isabet etmesi üzerine maktulün yaralanarak direksiyon hakimiyetini kaybettiği, karşı taraftan gelen servis minibüsüyle çarpışarak çalınan aracın durduğu, sanıkların çalınan aracın yanına gittiklerinde, maktulün yaralı olduğunu görerek polisi ve ambulansı aradıkları, olay yerine gelen polislerce adli soruşturmaya başlanıldığı, maktulün olay yerinde öldüğü, yapılan otopsi sonucu maktulün kafasına isabet eden tek başına öldürücü nitelikte bulunan ve uzaktan atıldığı tespit edilen ateşli silah mermisi yaralanmasına bağlı, beyin kanaması ve beyin doku hasarı sonucu öldüğünün tespit edildiği olayda,
2.Sanık ...'in silah taşıma ruhsatı olup silah kullanmaya ehil olduğu, olayda kullandığı tabancanın atışa engel mekanik bir arızasının bulunmadığı, maktule uzak mesafeden iki el ateş edildiği, maktulün montuna ve başına kurşunların isabet ettiği, baş bölgesine isabet eden atışın müstakilen öldürücü nitelikte olduğu, olay sırasında sanık ...'in olayı emniyet birimlerine haber verme, maktule yönelik uyarı ateşi yapma imkanı da bulunduğu halde bunu yapmadığı, maktulün baş bölgesini hedef alarak ateş ettiği, bu nedenle kastının öldürmeye yönelik olduğu değerlendirilmiştir. Öte yandan sanığın bu eylemi işverenine ait aracı çalan maktulün bu haksız davranışından kaynaklanan haksız bir tahrikin tesiri altında işlediği, saldırıyı defetmek için maktulün hayati bölgelerini alarak 2 el ateş etmesinin zorunlu bir eylem olarak nitelendirilemeyeceği gibi, bu halde eylemin gerçekleşme şekli itibariyle mazur görülebilecek heyecan, korku veya telaşa kapıldığının da tespit edilememesi dolayısıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 27/2. maddesinde düzenlenen meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının da bulunmadığı anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.”

https://mevzuat.sinerjias.com.tr/ictihat/yuksek-mahkeme/yargitay%20karari/L0d0L0dWNnB5eVpFZkFEakJXVFZJWGZsMnVuS1FFeFE?s=%22me%C5%9Fru%20savunma%22&alternatif=%22ka%C3%A7ma%22 (Erişim Tarihi 16.03.2026)

Yargıtay 1.Ceza Dairesinin 07.05.2014 tarihli 2012/5784 E. ve 2014/2983 K. sayılı ilâmı: “Oluşa ve dosya kapsamına göre; Sanığın, babasına ait eczanede çalıştığı, olaydan önce 05/12/2006 tarihinde İrfan Etil isimli şahsın, elindeki bıçakla sanığın çalıştığı eczaneye gelerek para ve uyuşturucu hap istediği, sanığın şikayeti üzerine İ. E. isimli şahsın yakalandığı ve yağmaya teşebbüs suçundan hakkında Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, sonuçta yağmaya teşebbüs suçundan 6 yıl hapis cezasına mahkum olduğu, cezanın kesinleştiği adam öldürme suçundan sabıkası bulunan ve olaydan kısa bir süre önce cezaevinden tahliye olan mağdurun, olay günü yanında tanıklar Yunus Emre ve Yavuz ile birlikte, sanığın işyerine geldikleri, tanıkların iş yerinin kapısında beklediği, mağdurun ise iş yerine girerek sanığa, önceki yağmaya teşebbüs olayını kastederek “İrfan'ın işi ne olacak, ona bakacaksın, yakışanı yapmak zorundasın” dediği, sanığın “ben gerekeni yaptım, şikayetimden vazgeçtim” demesi üzerine sanığa küfretmeye başlayan mağdurun daha sonra “seni burada barındırmam, ekmek yedirmem” diyerek elini beline attığı, sanığın bunun üzerine babasına ait olan ve çekmecede bulunan tabancayı çıkartarak mağdura doğrultup iki el ateş ettiği, boyun sağ yan ve sol omuz bölgesinden isabet alan mağdurun torakal 4. vertebrada kırık, hidropnömotoraks alt ekstremitede paraplejiye bağlı olarak yaşamını tehlikeye sokacak, kemik kırığı hayati fonksiyonlarını orta (3) derecede etkileyecek, iyileşme olanağı bulunmayan hastalığa neden olacak nitelikte yaralandığı olayda,

Sanığın vücut bütünlüğüne yönelmiş, gerçekleşen haksız bir saldırıyı meşru savunma koşulları içinde, ancak içine düştüğü heyecan, korku ve telaş nedeniyle meşru savunma sınırını aşarak mağduru öldürmeye teşebbüs ettiği anlaşıldığı halde; TCK.nun 27/2 ve CMK.nun 223/3-c maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerine, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde TCK.nun 81/1, 35, 29, 62. maddeleri ile hüküm kurulması”.

https://mevzuat.sinerjias.com.tr/ictihat/yuksek-mahkeme/yargitay%20karari/eGc0UVllZW1HMnBVT3JDaVVtbmJPdz09 (Erişim Tarihi 15.03.2026). Benzer biçimde T.C. Yargıtay 1.Ceza Dairesinin 07.04.2022 tarihli 2012/11188S E. ve 2022/2687 K. sayılı ilâmı da zikredilmelidir. Bkz: TURAN/OTACI, s.142.

[28] TOPÇU. s.409.

[29] TOPÇU. s. 424, 455.

[30] ÖZBEK/DOĞAN/BACAKSIZ. Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 17. Baskı, Ankara - Eylül 2022, s.147; KOCA/ ÜZÜLMEZ, s.136; TEZCAN, Durmuş/ERDEM, Mustafa Ruhan/ÖNOK, R. Murat. Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 18. Baskı, Ankara – Eylül 2020, s.195; TOPÇU. s.417 – 420.

[31] ÖZBEK/DOĞAN/BACAKSIZ. s.187; TOPÇU. s.431. Aksi görüşte ise “Bu fiilin hukuka uygunluk sebebinin gerçekleşmesi zor gözükmektedir. Bu nedenle hukuka uygunluk sebepleri kapsamında bu suç işlenemez” Bkz: KOCA/ ÜZÜLMEZ, (Özel) s.209; TEZCAN, Durmuş/ERDEM, Mustafa Ruhan/ÖNOK, R. Murat. s.221.

[32] ÖZBEK/DOĞAN/BACAKSIZ. s.239; KOCA/ ÜZÜLMEZ, (Özel), s.136; TEZCAN, Durmuş/ERDEM, Mustafa Ruhan/ÖNOK, R. Murat. s.284; TOPÇU. s.420.

[33] ÖZBEK/DOĞAN/BACAKSIZ. s.309; TEZCAN, Durmuş/ERDEM, Mustafa Ruhan/ÖNOK, R. Murat. s.360; TOPÇU. s.431.

[34] TEZCAN/ERDEM/ÖNOK. s.525 - 526; TOPÇU. s.421; ÖZBEK/DOĞAN/BACAKSIZ. s.418; KOCA/ÜZÜLMEZ.(Özel), s. 442.

[35] TEZCAN/ERDEM/ÖNOK. s.546 - 547; TOPÇU. s.432; KOCA/ÜZÜLMEZ. (Özel) s.477 – 478; ÖZBEK/DOĞAN/BACAKSIZ. s.443.

[36] TEZCAN/ERDEM/ÖNOK. s.562; TOPÇU. s.433; ÖZBEK/DOĞAN/BACAKSIZ. s.443; KOCA/ÜZÜLMEZ. (Özel), s.490 – 491.

[37] TEZCAN/ERDEM/ÖNOK. s.607 - 608; TOPÇU. s.430 - 431; ÖZBEK/DOĞAN/BACAKSIZ. s.463.

[38] ÖZBEK/DOĞAN/BACAKSIZ. s.498 – 499; TOPÇU. s.432; KOCA/ÜZÜLMEZ. (Özel) s.513.

[39] KOCA/ÜZÜLMEZ. (Özel), s.691; TOPÇU. s.436; TEZCAN, Durmuş/ERDEM, Mustafa Ruhan/ÖNOK, R. Murat. s.783.

Bununla birlikte hırsızlık suçunun “ağır ve acil ihtiyacı karşılamak için” işlendiği hâl olan TCK’nin 147 nci maddesinde gerektiğinde faile indirilmiş dahi olsa ceza verilebileceğinden, bunun yanı sıra hırsızlık suçuna konu mala olan ihtiyacın “zaruret haline ulaşmamış olması” gerekir. Şayet zaruret hail mevcut ise TCK’nin 25/2 nci maddesi anlamında kusurluluğu ortadan kaldıran zaruret durumu söz konusu olacağından, faile ceza verilmeyecektir. Bkz: TEZCAN/ERDEM/ÖNOK. s.783; ÖZBEK/DOĞAN/BACAKSIZ. s.656; KARAGÜLLE, Bekir. Avukatlar İçin Ceza Hukuku Özel Hükümler, 2. Baskı, Ankara – 2023, s.333.

[40] KOCA/ÜZÜLMEZ. (Özel), s.751; ÖZBEK/DOĞAN/BACAKSIZ. s.685.

[41] TCK.’nin 244 üncü maddesindeki suç tipinde hukuka uygunluk nedenlerinden kanun hükmünün icrası (TCK: 24/1 m.) ve ilgilinin rızası (TCK 26/2 m.) geçerlidir. ÖZBEK/DOĞAN/BACAKSIZ. s.1010; KOCA/ÜZÜLMEZ. (Özel), s.1023; TOPÇU. s.437; APAYDIN, Cengiz. Bilişim Siteminin İşleyişini Engelleme Ve Bozma Suçları, Ceza Hukuku Dergisi, Cilt:10, Sayı:29, Anakara - Aralık 2015, ss.205-264, s.217 – 218.

[42] HAFIZOĞULLARI, Zeki/ KÜÇÜKTAŞDEMİR/ Özgür. Cumhurbaşkanına Suikast ve Fiili Saldırı Suçu, Prof. DR. Nevzat TOROSLU Armağanı, Cilt:1, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, No:459, Ankara – 2015, s.573; ZENGİN, Ebuzer. Cumhurbaşkanına Suikast ve Fiili Saldırı Suçu, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul – 2019, s.113, 117.

[43] TOPÇU. s. 452 – 469.

[44] KOCA, Mahmut. Türk Ceza Kanununda Soykırım Suçu, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı:1, Yıl:2010, s.22.

[45] KANBUR, Mehmet Nihat. 6545 Sayılı Kanun Değişiklikleri Çerçevesinde Türk Ceza Kanununda Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu (TCK m. 104), Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ’e Armağan, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:16, Özel Sayı 20214, Yıl 2015, s.4139 – 4210.

[46] ”Burada cezalandırılan, bunun ileri sürülmesi suretiyle karşı tarafın bir davranışta bulunmaya veya bulunmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlanmasıdır. Bu nedenle de failin hakkın icrası hukuka uygunluk nedeninden yararlanması mümkün değildir.” Bkz: TEZCAN/ERDEM/ÖNOK. s.538. Aksi görüşte: KOCA/ÜZÜLMEZ. (Özel), s. 465; TOPÇU. s.432.

[47] BAYRAKTAR, Köksal/KESKİN KİZİROĞLU, S./YILDIZ, A.K. Özel Ceza Hukuku Cilt 3: Hürriyete, Şerefe, Özel Hayata, Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar (TCK m.106 - 140), 1. Baskı, İstanbul - 2018, s.330; METİNER, Enes Turgut. Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçu, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Gedik Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İstanbul - Nisan 2025, s.109.

[48] ÖZBEK/DOĞAN/BACAKSIZ. 764.

[49] ARTUK, Mehmet Emin/ÜZÜLMEZ, İlhan. Taksirle Tehlikeye Sebebiyet Verme Suçu (765 s. TCK M. 383) Genel Güvenliğin Taksirle Tehlikeye Sokulması (5237 S. TCK M.171), Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı:57, Yıl:2005, s.199.

[50] YOKUŞ SEVÜK, Handan. Gürültüye Neden Olma Suçu, Prof. Dr. Nur CENTEL’e Armağan, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt:19, Sayı:2, Yıl:2013, ss.363 - 379, s.375 – 376.

[51] ASLAN, Yasin. Türk Ceza Kanunundaki Düzenlemeler Kapsamında Geniş Anlamda Sahtecilik Suçları, Ankara Barosu Dergisi, 2015/2, ss.147-172, s.151.

[52] ÖZBEK/DOĞAN/BACAKSIZ. s.1025.

[53] NUHOĞLU, Ayşe. Aile Düzenine Karşı Suçlar, İstanbul – 2009, s.29, 44.

[54] NUHOĞLU. s.87.

[55] AKBULUT, Berrin. Kamuya Gerekli Şeylerin Yokluğuna Neden Olma Suçu, Ceza Hukuku Dergisi, Cilt:9, Sayı:25, Ağustos 2014, ss.7 – 28, s.13.