Giriş
Konkordato süreci uygulamada çoğu zaman yalnızca borçlu bakımından değerlendirilmekte; kefillerin hukuki durumu ise ikinci planda kalmaktadır. Oysa ticari yaşamda kredi ilişkilerinin önemli bir bölümü kefalet ilişkileri ile güvence altına alınmaktadır.
Bu nedenle konkordato sürecinin kefiller üzerindeki etkisi, özellikle alacaklılar bakımından büyük önem taşımaktadır.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorulardan biri ise şudur: “Asıl borçlunun konkordato ilan etmesi, kefilin sorumluluğunu da etkiler mi?”
Bu sorunun cevabı; kefaletin türüne, konkordato sürecinin kapsamına ve somut olayın özelliklerine göre değişebilmektedir.
1. Konkordatonun Kural Olarak Borçlu Bakımından Sonuç Doğurması
İcra ve İflas Kanunu m.294 uyarınca konkordato mühleti içinde borçlu aleyhine takip yapılması kural olarak mümkün değildir.
Ancak söz konusu düzenleme doğrudan konkordato talep eden borçluya ilişkindir.
Bu nedenle öğretide ve uygulamada, konkordatonun kefiller bakımından otomatik bir koruma sağlayıp sağlamadığı hususu ayrıca değerlendirilmektedir.
Özellikle kefaletin türü, alacağın niteliği, konkordato projesinin kapsamı ve alacaklının konkordatoya muvafakat edip etmediği önem taşımaktadır.
2. Müteselsil Kefalet Bakımından Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu m.586 kapsamında müteselsil kefalette alacaklı, belirli şartların varlığı halinde doğrudan kefile başvurabilmektedir.
Kanun hükmü uyarınca; borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması, açık ödeme güçsüzlüğü içinde bulunması veya konkordato mehli verilmiş olması gibi durumlarda alacaklı kefile yönelme imkanına sahip olabilmektedir.
Bu nedenle uygulamada, asıl borçlunun konkordato ilan etmiş olmasının müteselsil kefilin sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırdığı söylenememektedir.
3. Adi Kefalette Başvuru Sorunu
Türk Borçlar Kanunu m.585 uyarınca adi kefalette alacaklının kural olarak önce asıl borçluya başvurması gerekmektedir.
Bununla birlikte aynı hüküm kapsamında, borçluya konkordato mehli verilmiş olması halinde alacaklının doğrudan kefile başvurabileceği kabul edilmektedir.
Bu düzenleme, konkordato sürecinin adi kefalet bakımından da özel sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir.
4. Konkordato Projesinin Kefalet İlişkisine Etkisi
Konkordato projesinde borcun vadeye bağlanması veya belirli oranda indirime tabi tutulması, kefalet ilişkisi bakımından da çeşitli tartışmaları beraberinde getirmektedir.
Özellikle konkordato kapsamında yapılan indirimlerin kefile etkisi, kefilin sorumluluğunun kapsamı ile faiz ve fer’i alacakların durumu uygulamada uyuşmazlık konusu olabilmektedir.
İcra ve İflas Kanunu m.303 hükmü kapsamında, alacaklının birlikte sorumlu kişilere karşı haklarını hangi ölçüde koruyacağı ayrıca önem taşımaktadır.
5. Alacaklılar Bakımından Uygulamadaki Stratejik Hatalar
Konkordato sürecinde alacaklıların en sık yaptığı hatalardan bazıları; kefalet türünün doğru analiz edilmemesi, konkordato sürecinin kefilleri otomatik olarak koruduğunun düşünülmesi, teminat yapısının aktif şekilde takip edilmemesi ve sözleşmesel hakların zamanında kullanılmamasıdır.
Oysa her somut olayda kredi ilişkisi, kefalet sözleşmesi, konkordato projesi ve alacaklının konkordato sürecindeki tutumu birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç
Konkordato sürecinin kefiller üzerindeki etkisi, uygulamada dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir hukuki sorundur.
Özellikle kefaletin türü, konkordato hükümlerinin kapsamı ve alacaklının konkordato sürecindeki tutumu sonuç üzerinde belirleyici olabilmektedir.
Bu nedenle konkordato sürecinde alacaklıların; kefalet ilişkisini doğru analiz etmesi, sözleşmesel haklarını etkin şekilde kullanması ve süreci aktif biçimde takip etmesi olası hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.