1. Genel Olarak
Mirasçıların mirasçılık sıfatlarından doğan dava, miras sebebiyle istihkak davasıdır. TMK’nın 637/1. maddesine göre, “kanuni veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.” Düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, miras sebebiyle istihkak davası, kanuni mirasçı ile atanmış mirasçı ve hatta belirli mal vasiyeti lehtarı tarafından tereke mallarına gerek iyiniyetle gerek kötüniyetle mirasçı olarak el koymuş olan şahıslara karşı açılan davadır.
Davacı, tereke üzerinde sahip olduğu hakka dayanır. TMK’nın 637/2. maddesine göre, “Bu davada hâkim, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer.” Terekeye veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunması şarttır. Yoksa yani üstün hak iddiasında bulunmuyorsa açılan dava TMK’nın 683. maddesinde düzenlenen adi istihkak davasıdır ve mahkemece adi istihkak davası olarak nitelendirilmelidir. Yargıtay’a göre; bir davanın miras sebebiyle istihkak davası sayılması için verasette uyuşmazlık bulunması gerekir. Mirasçılar, miras sebebiyle istihkak davası ile terekedeki bir mal veya hakkın iade edilmesini isteyebilecekleri gibi; adi istihkak davasını da açabilirler. Miras sebebiyle istihkak davasında mirasçılık sıfatı ön koşuldur ve bu nedenle bir tarafın mirasçı olduğu tereke mallarının iadesiyle ilgili olarak mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde tek bir dava şeklinde açılabilir. Külli bir davadır.
Bu dava, mirasçı olmadıkları halde, mirasçı zannıyla mirasbırakana ait malvarlığına el koyan kişilere karşı veya terekeye ait bir malı elinde bulunduran kişilere karşı açılır. Bu dava ile mirasçı, terekeye dâhil mal ve hakları tek tek istemek yerine tümünü isteyebilir. Mirasçıların istihkak davası açması her zaman imkân dâhilindedir. Amaç mülkiyet hakkına dayanarak malikin, dolaysız zilyetliğine kavuşmaktır. Mülkiyetin tespiti ile malın geri verilmesi istenir.
Dava, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran ancak, mirasçılıktan doğan üstün hakkı ileri süremeyen her kişiye karşı açılabilir. Kısaca miras sebebiyle istihkak davası, zilyet olmayan mirasçı tarafından üstün mirasçılık sıfatı olmayan mirasçı zilyede karşı açılır. Ancak, zilyetliği için özel bir nedene dayanan ve bunu ispat eden kişilere karşı miras sebebiyle istihkak davası açılamaz. Örneğin, şeyin mirasbırakan ile aralarındaki kira sözleşmesi ile kendisine teslim edildiğini ileri sürüp, ispatlayabilir.
Miras sebebiyle istihkak davası bir ayni davadır. Davacının mirasçılık sıfatı dolayısıyla tereke üzerinde haiz olduğu hakka aykırı hareket eden herkese karşı ileri sürülebilir.
Eda davası olup, terekeye dâhil şeylerin davacıya iadesine ilişkin bir edayı içerir. Yoksa mirasçılık sıfatının tespitine ilişkin bir dava değildir. Dava sonucunda, alacakların temliki, taşınırlarda zilyetliğin iadesi, taşınmazlarda tapu sicilinin düzeltilmesi gibi kararlar verilebilir.
Mülkiyet hakkına dayalı adi istihkak davalarında süre koşulu bulunmazken, miras sebebiyle istihkak davalarında TMK’nın 639. maddesi ile üç çeşit zamanaşımı süresi öngörülmüştür. TMK’nın 639/1. maddesine göre, “Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” İyiniyetli zilyede karşı; bir ve on yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Kötüniyetli zilyede karşı ise yirmi yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. TMK’nın 639/2. maddesine göre, “İyiniyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır.” Ayrıca iyiniyetli kişinin zamanaşımı süresini bertaraf edilmemesi için TMK’nın 638/2. maddesine göre, miras sebebiyle istihkak davasında, davalı kazandırıcı zamanaşımıyla malı iktisap ettiğini ileri süremez. Bu süre de yasal mirasçı için mirasın açılmasından, atanmış mirasçı için ise vasiyetnamenin açılmasından itibaren başlar.
Miras sebebiyle istihkak davasında ispat yükü, TMK’nın 6 maddesinde düzenlenen genel kural gereği, kural olarak davacıda olup, yasal veya atanmış mirasçı olduğunu, mirasçılık sebebiyle üstün hak sahibi olduğunu, dava konusu malların terekeye ait olduğunu ve davalının haksız zilyet olduğunu ispatlamalıdır. Davalı ise, karşı ispat olarak üstün hakkını veya dava sürelerinin kaçırıldığını, sınırlı ayni hakka veya şahsi hakka dayalı özel bir nedenle mala sahip olduğunu iddia ediyorsa bu hakkını ispatlayabilir.
“...Somut olayda davalı mirasçı değildir. Dolayısıyla 669. maddenin uygulama yeri yoktur. Hemen belirtilmelidir ki, TMK 637 ve devamı maddelerinde miras sebebiyle istihkak davası düzenlenmiştir. Ne var ki; mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmadığı gibi tenkis yönünden de bir inceleme yapılmamıştır.
Hal böyle olunca; öncelikle iddianın miras sebebiyle istihkak bakımından incelenmesi bunun koşullarının oluşmadığı saptanır ise tenkis yönünden inceleme yapılması gerekirken...”[1]
“…Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir. Bu davada hâkim mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer. (TMK m.637/1)
Terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa, açılan dava adi istihkak davasıdır. TMK 639 maddesinde yazılı zamanaşımı süresinin adi istihkak davasında uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Mal mevcut olduğu sürece zamanaşımı yoktur.
Davacılar mirasbırakanın ilk eşinden olan altsoyu, davalılar ise murisin ikinci eşinden altsoyudur. Davalılar davada davacı tarafın mirasçılık sıfatına itiraz etmemiştir. Tarafların mirasçılık sıfatları üzerinden uyuşmazlık bulunmadığından miras sebebiyle istihkak davasından söz edilemez. Bu durumda davacıların 1186 parsel sayılı taşınmazdaki kamulaştırma bedelinden kaynaklanan talepleri bakımından; mirasçılar arasındaki adi istihkakta zamanaşımı söz konusu olmayacağından mahkemece davanın esası hakkında inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile zamanaşımından dolayı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir…”[2]
“...Somut olaya gelince, davacı muris Şehri...’e ait 49.280 TL’nin muris tarafından bankadan çekilerek davalı Salih...’a verdiğini, davalı Salih...’ın murise ait bu parayı murise ve muris öldükten sonra da mirasçılarına iade etmediğini iddia etmiştir. Davalı 23.01.2012 tarihli cevap dilekçesinde, belirtilen paranın kendisine ait banka hesabına yatırdığını kabul etmiş ancak daha sonra murise iade ettiğini savunmuştur.
Davalı muristen dava konusu parayı aldığını kabul ettiğinden, geri verdiğini ispat yükü altındadır. İspat yükünün yer değiştirdiği nazara alınarak davalının muristen almış olduğu parayı iade ettiğine ilişkin savunması ve bu husustaki delilleri değerlendirilmek suretiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken...”[3]
“…Terekeye veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa açılan dava adi istihkak davası olarak adlandırılmaktadır. Adi istihkak davasında miras sebebiyle istihkak davasından farklı olarak mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmadığı gibi mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlık da mevcut değildir. Mirasçıların istihkak davası açması her zaman imkân dahilindedir.
Somut olayda; davacılar yasal mirasçı olduklarından ve mirasçılık sıfatlarına yönelik bir itiraz bulunmadığından 743 Sayılı TKM'nin 577. maddesinde belirtilen hükümlerinin bu davada uygulanması mümkün değildir. Mirasçıların üstün hak iddiası bulunmadığından dava (adi) istihkak istemine ilişkindir…”[4]
2. Davanın Tarafları
2.1. Davacı
TMK’nın 637/1 maddesine göre davacı, kanuni veya atanmış bir mirasçı olmalı ve sırf bu sıfatına dayanmalıdır. Yasal ve atanmış mirasçı dışındaki kişiler, örneğin vasiyet alacaklısı, miras payı alan üçüncü kişiler, şahsi hak sahipleri, mirası resmen idare edenler, vasiyeti tenfiz memurları bu davayı açamazlar. Ancak ön mirasçı kendi mirasçılık hakkına dayanarak miras sebebiyle istihkak davası açabileceği gibi, ön mirasçı bu davayı açmazsa artmirasçının mirasçılık sıfatı doğacağından bu davayı açabilir. Yine miras Devlete kaldığında Devlet de bu davayı açabilir. Eğer birden fazla mirasçı varsa ve miras ortaklığı devam etmekteyse elbirliği hak sahipliği geçerli olacağından bunlar üçüncü şahıslara karşı miras sebebiyle istihkak davasını mecburi dava arkadaşlığı nedeniyle ya birlikte veya tereke temsilcileri aracılığı ile açabilirler.
2.2. Davalı
Davalı ise, tereke malını ele geçiren, mülkiyet, kira, ariyet gibi bir takım özel nedenlerle tamamıyla veya bir kısmı ile elinde bulunduran ve mirasçılıktan doğan üstün hakkı ileri süremeyen her üçüncü kişi olabilir.
3. Görevli ve Yetkili Mahkeme
HMK’nın 2/1. maddesine göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.”
Yetkili mahkeme ise TMK’nın 576. maddesine göre, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.
HMK’nın 11/1. maddesine göre, bu yetki kuralı kesin yetki kuralı olup, taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Taraflar bu yetki kuralının aksine bir yetki sözleşmesi yapamayacakları gibi, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi yanında ilave yetki kuralı koyamazlar.
Aydın Tekdoğan
Avukat
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
2. Hukuk Dairesi Emekli Başkanı
------------
* Ayrıntılı bilgi için: Tekdoğan A., Miras İş ve İşlemleri ile Miras Davaları, 2. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ocak 2026, 1608 Sayfa.
[1] Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2016/1070 K. 2018/15646 T. 17.12.2018
[2] Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2016/615 K. 2018/5557 T. 12.9.2018
[3] Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2015/14890 K. 2016/5928 T. 16.05.2016
[4] Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2015/12241 K. 2016/3097 T. 10.3.2016