Şöyle ki;

-Borcun hiç bulunmaması,

-Borcun kısmen veya tamamen ödenmiş olması,

-Borcun zamanaşımına uğramış olması,

-Borcun yanlış kişiye yöneltilmiş olması (örneğin şirket ortağı veya yönetici sorumluluğunun hatalı değerlendirilmesi),

-Ödeme emrinde yer alan tutarın hatalı hesaplanmış olması başlıca itiraz sebeplerini oluşturmaktadır.

SGK'nın gönderdiği ödeme emirlerine karşı dava açarken yetkili mahkemenin tespiti de önem arz etmektedir. Kişiye gönderilen ödeme emirlerinde borcun miktarı ve kaynağı belirtildikten sonra, kişinin nerede dava açması gerektiği belirtilmektedir. Gönderilen ödeme emirlerinde '' 5510 sayılı Kanununun 88'inci maddesi hükmüne göre; Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde alacaklı birimin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir. '' demek suretiyle yetkili mahkemenin neresi olduğuna dair borçlu kişiye ihtar yapılmaktadır.

Yetkili mahkemeye dava açıldıktan sonra, mahkeme tarafından SGK'ya yazı yazılarak ödeme emirleri ve tebligat parçaları istenmekte, ayrıca açılan ödeme emrine karşı yapılandırma başvurusunun olup olmadığı hususu sorulmaktadır. Davacı tarafından zamanaşımı itirazı yapılmış ise, mahkeme SGK' dan ödeme emriyle ilgili zamanaşımını kesen veya durduran hususların bildirilmesiyle ilgili gerekli belgelerin gönderilmesini istemektedir.

Davacı taraf, dava dilekçesinde ödeme emrindeki tahsil işlemlerinin dava kesinleşinceye kadar tedbiren durdurulmasını talep etmektedir. Bu durumda mahkemeler, 5510 sayılı Yasa'nın 88/19. Maddesinde düzenlenen; ''....Yetkili iş mahkemesine başvurulması alacakların takip ve tahsilini durdurmaz.'' hükmünü gerekçe göstererek ihtiyati tedbir taleplerini reddetmektedir.

Davacı tarafın ödeme emrinin zamanaşımına uğradığına ilişkin itirazlar da mahkemeler tarafından aşağıda belirttiğimiz kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir;

506 sayılı Yasa'nın 80. maddesinde yer alan prim alacakları, vadesinde ödenmeyen prim alacakları ile ilgili olup Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi iken 506 sayılı Yasa'nın 01.12.1993 Tarih ve 3917 sayılı Yasa ile değiştirilerek 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 80. maddesi ile; "Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 21.07.1953 Tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun hükümlerinin uygulanacağı…" hükme bağlanmıştır.

6183 sayılı Yasa'nın 102. maddesi ise; "Amme alacağı vadesinin rastladığı takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar…" şeklinde düzenlenmiş olduğundan, 08.12.1993 Tarihinden sonra muaccel olan prim alacakları için zamanaşımı süresi de 5 yıla inmiştir. Bu dönemde prim borçlarında zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır.

06.07.2004 Tarih ve 25514 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5198 sayılı Yasa ile 506 sayılı Yasa'nın 80. maddesinde değişiklik yapılmış ve buna göre; "Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 21.07.1953 Tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 51 ve 102. maddeleri hariç, diğer maddelerinin uygulanacağı" kuralı getirilmiştir. Dolayısı ile Kurumun 06.07.2004 Tarihinden sonra muaccel olan prim alacaklarında zamanaşımı süresi Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre yeniden 10 yıla çıkmıştır.

01.10.2008 Tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'un 17.04.2008 Tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile değişik 93/2 maddesi ile; "Kurumun prim ve diğer alacakları, ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak 10 yıllık zamanaşımına tabidir…" hükmü getirilmiştir.

Yukarıda belirtilen kanun hükümleri uyarınca SGK tarafından gönderilen ödeme emirlerine karşı 5 yıllık olan zamanaşımı süresi 10 yıla çıkarılmıştır. Davacıya gönderilen ödeme emirlerinde zamanaşımı itirazı değerlendirilirken davacının hangi dönem borcu için tahakkuk oluşturulduğu önem taşımaktadır. Çünkü zamanaşımı süresinin 5 yıllık olduğu dönem için tahakkuk eden bir borç varsa artık davacı için 10 yıllık zamanaşımı süresi değil, 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanarak davacının itirazı değerlendirilecektir.

Av. Nisa ŞEKEROĞLU