Bu yazı dizisinde, şikayet hakkı ile iftira suçu arasındaki ayrım iki bölüm halinde incelenecektir. İlk bölümde suçun unsurları ile ihbar ve şikayet yoluyla işlenişi, ikinci bölümde ise hak arama hürriyeti ile savunma hakkının sınırları, failin bilgisi ve isnat amacı ele alınacaktır.

I. Giriş

Yetkili makamlara başvurup bir fiilin araştırılmasını istemek, hak arama hürriyetinin tanıdığı bir imkandır. Ne var ki aynı başvuru, gerçeğe aykırı bir isnatla bir kimseyi şüpheli, sanık veya disiplin soruşturmasına tabi kişi durumuna sokmanın da yolu olabilir. Bir başvurunun anayasal hakkın kullanımı kapsamında mı kaldığı, yoksa iftira suçunu mu oluşturduğu kimi zaman birbirine karışabilmektedir.

Yetkili makamlara yapılan ihbar ve şikayetler, Anayasa’da güvence altına alınan başvuru hakkının kullanım biçimleri arasındadır. Kişi, elindeki bilgi ve delillere dayanarak başvurur ve iddiasının doğruluğu yapılacak inceleme sonunda belirlenir. İftira suçunun oluşumu için failin, bir kimsenin işlemediğini bildiği hukuka aykırı bir fiili, hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla isnat etmesi gerekir. Başvurunun hukuki niteliği belirlenirken isnadın içeriği, taraflar arasındaki ilişki, başvuru sahibinin olay hakkındaki bilgi düzeyi ve somut olayın koşulları dikkate alınmalıdır. Çalışmamızda hak arama hürriyetinin nerede sona erdiğini ve iftira suçunun kanuni unsurlarının hangi durumda gerçekleştiğini yüksek yargı kararları ışığında ele alacağız.

II. İftira Suçunun Unsurları

İftira suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Dördüncü Kısmının İkinci Bölümünde, adliyeye karşı suçlar arasında 267. maddede düzenlenmiştir. Suç, failin, bir kimsenin işlemediğini bildiği hukuka aykırı fiili, o kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla isnat etmesine dayanmaktadır.

Bir kimseye işlemediği bir fiilin yüklenmesi, onun şeref ve saygınlığını, mesleki itibarını, hukuki güvenliğini ve masumiyet karinesini doğrudan zedelemektedir. Kişi, gerçeğe aykırı bu isnat sebebiyle şüpheli, sanık veya disiplin soruşturmasına tabi kişi konumuna getirilebilmektedir. İhbar veya şikayet üzerine adli ve idari makamların harekete geçirilmesi ise gerçeğe uygun bilgiye dayanarak işlem yürütme ve karar verme işlevini tehlikeye düşürmektedir. İftira suçuyla hem isnadın yöneltildiği kişi hem de kamu makamlarının gerçeğe uygun biçimde işlem yapması korunmaktadır. İftira suçunun Türk Ceza Kanunu’nda adliyeye karşı suçlar arasında düzenlenmiş olması, suçla korunan hukuki değerin mağdurun şeref ve saygınlığının yanı sıra adli ve idari makamların doğru bilgiye dayanarak işlemesini ve adalet hizmetlerinin düzenli yürütülmesini de kapsadığını göstermektedir. Gerçeğe aykırı bir isnatla bir kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılması veya idari yaptırım uygulanması, adli ve idari makamların yetkisinin yanıltıcı bir başvuru üzerinden işletilmesine yol açmaktadır. İftira suçu bu yönüyle, failin bir kimsenin işlemediğini bildiği hukuka aykırı bir fiili o kişiye isnat etmesi ile adli veya idari makamların bu isnat üzerine harekete geçirilmesini aynı eylem içinde bir araya getirmektedir.

Bir kimseye hukuka aykırı bir fiilin isnat edilmesi, iftira suçunun maddi unsurunu oluşturmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesine göre bu isnadın, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunularak ya da basın ve yayın yoluyla gerçekleştirilmesi gerekir. İsnadın, mağdur hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını veya idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamaya elverişli nitelik taşıması aranmaktadır. Kanun koyucu, isnadın konusunu ceza hukuku anlamında suç oluşturan fiillerle sınırlı tutmamış ve maddede “hukuka aykırı fiil” ifadesine yer vermiştir. Bu kapsamda, mağdura isnat edilen fiilin Türk Ceza Kanunu’nda veya ceza hükmü içeren başka bir kanunda suç olarak düzenlenmesinden ziyade hukuka aykırılık niteliği taşıması esas alınmaktadır. Disiplin cezası, idari para cezası, meslekten çıkarma, ruhsatın iptali veya başka bir idari yaptırım uygulanmasını gerektiren fiiller de iftira suçunun konusunu oluşturabilir. Bir kamu görevlisine görevini kötüye kullandığı, mesleki yükümlülüklerini ihlal ettiği, görev alanındaki kişilerin haklarını çiğnediği veya disiplin cezasını gerektiren bir davranışta bulunduğu yönünde gerçeğe aykırı isnatta bulunulması da bu kapsamdadır. Yüklenen fiilin suç oluşturduğu ileri sürülüyorsa ihbar veya şikayet Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluk makamlarına, idari veya disiplin yaptırımı gerektirdiği ileri sürülüyorsa başvuru yetkili idari makama yapılabilir. Yüksek yargı kararlarında da Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesinde yer alan hukuka aykırı fiil kavramının ceza soruşturması ve kovuşturmasının yanında disiplin soruşturmasına veya idari yaptırıma konu olabilecek fiil isnatlarını da kapsadığı kabul edilmektedir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 27.10.2025 tarihli, 2025/1956 E., 2025/8071 K. sayılı kararında, imam hatip olarak görev yapan şikayetçinin cami bahçesindeki ağaçları izinsiz kestiği ve cami için alınan ses cihazını demirbaş listesine kaydetmediği yönündeki şüphelinin şikayeti üzerine verilen disiplin cezasının idare mahkemesince iptal edilmesinin ardından iftira suçundan yürütülen soruşturmada, şikayete konu idari soruşturma evrakları yerine başka bir disiplin soruşturmasına ait belgeler esas alınarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, ilgili idari soruşturma dosyası temin edilerek şüphelinin hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek soruşturmanın genişletilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi kanun yararına bozulmuştur.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 16.10.2024 tarihli, 2024/19973 E., 2024/7737 K. sayılı kararında, sanığın oğluna okul değiştirme yaptırımı uygulanması üzerine BİMER’e gönderdiği dilekçede kaymakam olan katılanın öğrenci davranışlarını değerlendirme mevzuatına aykırı hareket ettiğini, silahlı terör örgütünün mensubu olduğunu ve kendisinin oğlundan intikam almak amacıyla görevini kötüye kullandığını ileri sürdüğü, dilekçenin yetkili makamlara gönderilmesinin ardından 4483 sayılı Kanun uyarınca işleme konulmamasına karar verildiği olayda, sanığın savunmasında isnatları oğluna uygulanan disiplin yaptırımının oluşturduğu kızgınlıkla yönelttiğini beyan etmesi de dikkate alınarak, katılanın işlemediğini bildiği hukuka aykırı fiilleri hakkında soruşturma veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla isnat etmesinin iftira suçunu oluşturduğu belirtilerek mahkumiyet hükmü onanmıştır.

İftira suçunun oluşabilmesi için hukuka aykırı fiil isnadının belirli veya belirlenebilir bir kişiye yönelmesi ve bu kişiye somut bir hukuka aykırı fiilin yüklenmesi aranır. İftira suçunun maddi unsuru, başvurunun içeriğinden mağdura hangi davranışın yüklendiğinin ve bu davranış sebebiyle mağdur hakkında hangi soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım sürecinin başlatılmasının amaçlandığının anlaşılabilmesini gerektirmektedir. Somut bir hukuka aykırı fiil isnadı içermeyen genel hoşnutsuzluk açıklamaları, soyut değer yargıları ve ağır sözler, iftira suçunun kapsamı dışında kalır. Yüklenen hukuka aykırı fiilin, isnadın içeriği ve yöneltildiği makam itibarıyla mağdur hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamaya elverişli olması gerekir. Yargıtay, isnadın belirli veya belirlenebilir bir kişiye yönelmesi, mağdura somut bir hukuka aykırı fiil yüklenmesi ve soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım süreci başlatmaya elverişliliği, başvurunun bütünü, kullanılan ifadeler ve hakkında işlem yapılması istenen kişinin başvuru içeriğinden belirlenebilmesi esas alınarak değerlendirilmektedir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 22.05.2024 tarihli, 2022/1860 E., 2024/4419 K. sayılı kararında, şüphelinin aralarında husumet bulunan kamu görevlisi şikayetçi hakkında BİMER’e sunduğu dilekçede “bu şahıs sanırım pedofili de, çünkü küçük çocuklarla çok fazla ilgilenip temasa geçiyor, bazı esnaf arkadaşlar da bunun farkına varmış” şeklinde beyanda bulunarak şikayetçiye çocuklara yönelik hukuka aykırı fiiller isnat ettiği olayda, ifadelerin hakaret kapsamında değerlendirilmesi yönündeki kanun yararına bozma isteminden farklı olarak, yetkili makama yapılan başvuruyla şikayetçi hakkında soruşturma veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamaya elverişli somut fiil isnadı niteliği taşıdığı ve iftira suçunu oluşturabileceği belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yapılan itirazın reddi kanun yararına bozulmuştur.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 30.04.2024 tarihli, 2024/385 E., 2024/3643 K. sayılı kararında, sanığın eşine ait motosikleti satış bedelinin bir kısmı ödenmeden mağdura haricen devrettiği, kalan bedelin ödenmemesi ve mağdura uzun süre ulaşamaması üzerine motosikletin mağdurun elinde bulunduğunu ve herhangi bir hırsızlık olayının gerçekleşmediğini bildiği halde plaka bilgisini de bildirerek motosikletin çalındığı yönünde şikayette bulunduğu olayda, ihbarda mağdurun adı belirtilmemiş olsa da plaka üzerinden motosikleti elinde bulunduran kişinin belirlenebilir olması nedeniyle eylemin faili belirli olmayan suç uydurma kapsamında kalmayıp mağdura işlemediğini bildiği hırsızlık fiilini isnat etmek suretiyle iftira suçunu oluşturduğu belirtilerek bozma üzerine verilen mahkumiyet hükmü onanmıştır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 21.04.2025 tarihli, 2024/24934 E., 2025/3159 K. sayılı kararında, sanığın farklı tarihlerde köy kahvehanesinde sigara içildiği ve kumar oynandığı, mağdurun kendisini tehdit ettiği, müştekinin kendisine silahla ateş ettiği ve belirtilen araçta esrar içildiği yönünde ihbarlarda bulunduğu, kolluk tarafından yapılan araştırmalarda bu olayların gerçekleşmediğinin belirlenmesi karşısında, sanığın işlenmediğini bildiği fiilleri haklarında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla belirli kişilere isnat etmesinin suç uydurma yerine iftira suçunu oluşturduğu, farklı mağdurlara yönelik eylemler nedeniyle mağdur sayısınca mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının eksik cezaya neden olduğu, ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bu hususun bozma nedeni yapılamayacağı belirtilerek iftira suçundan verilen mahkumiyet hükmü onanmıştır.

III. İftira Suçunun İhbar ve Şikayet Yoluyla İşlenişi

İftira suçunun temel şekli, failin, bir kimsenin işlemediğini bildiği hukuka aykırı bir fiili, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını veya idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla o kişiye isnat etmesiyle oluşur. İsnadın yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunularak ya da basın ve yayın yoluyla gerçekleştirilmesi, suçun kanunda düzenlenen işleniş şekillerini oluşturur. İsnat üzerine soruşturma veya kovuşturma başlatılması, kamu davası açılması, koruma tedbiri uygulanması ya da adli veya idari yaptırıma karar verilmesi suçun temel şeklinin oluşması bakımından aranmaz. İftira, bu yönüyle tehlike suçudur. Yetkili makamın başvuruyu reddetmesi, işlem yapılmasına yer olmadığına karar vermesi veya başlatılan incelemenin mağdur lehine sonuçlanması, suçun tamamlanmasından sonraki aşamaya ilişkindir. Bu kararlar, isnadın doğruluğu ile failin başvuru anındaki bilgi ve amacının belirlenmesinde dikkate alınmaktadır. Şöyle ki hukuka aykırı olduğu ileri sürülen fiilin yetkili makama bildirilmesi ihbar niteliğindedir. İhbarda bulunan kişinin fiilden zarar görmesi aranmamaktadır. Suç işlendiği iddiası Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına, idari ya da disiplin yaptırımı gerektirdiği ileri sürülen fiiller ise görevli idari makama bildirilebilir. Şikayet, şikayet hakkına sahip kişinin yetkili makamdan belirli bir fiil hakkında soruşturma veya işlem yapılmasını istemesidir. Diğer kanuni unsurların da bulunması kaydıyla, başvuruda belirli veya belirlenebilir bir kişiye hukuka aykırı fiil yüklenmesi ve bu kişi hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım sürecinin başlatılmasının istenmesi halinde şikayet, iftira suçunun işleniş yollarından birini oluşturur. Ceza muhakemesi hukukunda şikayet, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar bakımından bir muhakeme şartıdır. Şikayet hakkı, yetkili kimse tarafından kanunda öngörülen süre içinde kullanılmalıdır. Bu süre içinde şikayette bulunulmaması halinde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Şikayetten vazgeçme ise kanunda aksi yazılı olmadıkça ve sanığın kabulü halinde davayı düşürür. Ezcümle, isnat üzerine soruşturma yürütülmesi ve soruşturmanın mağdur lehine sonuçlanması, temel suçun oluşması bakımından ayrıca bir sonuç şartı niteliği taşımamakta, soruşturma dosyasında ulaşılan tespitler failin isnat sırasındaki bilgisi ve amacı yönünden değerlendirilmektedir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 17.10.2024 tarihli, 2024/21044 E., 2024/7794 K. sayılı kararında, sanığın aralarında husumet bulunan abisi olan katılanın bir avukat ve dönemin emniyet müdürlerinden biri aracılığıyla sınav sorularını temin ederek polis olduğu yönünde CİMER’e ihbarda bulunması üzerine katılan hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma yürütülerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği olayda, sanığın katılanın isnat edilen fiili işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla hukuka aykırı fiil isnat etmesinin anayasal şikayet hakkı kapsamında kalmayıp TCK m.267/1’de düzenlenen iftira suçunu oluşturduğu belirtilerek beraat hükmünün kaldırılması suretiyle verilen mahkumiyet hükmü onanmıştır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 22.05.2024 tarihli, 2024/16975 E., 2024/4435 K. sayılı kararında, sanığın aralarındaki davalardan kaynaklanan husumet nedeniyle kardeşi olan katılanın terör örgütü üyesi olduğu yönünde Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe ve ifade vermek suretiyle ihbarda bulunduğu, bu ihbar üzerine katılan hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma yürütülerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği olayda, sanığın katılanın isnat edilen suçu işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla yetkili makama hukuka aykırı fiil isnat ettiği ve iftira kastıyla gerçekleştirdiği eylemin TCK m.267/1 kapsamında iftira suçunu oluşturduğu belirtilerek beraat hükmünün bozulması üzerine verilen mahkumiyet hükmü onanmıştır.

Bir sonraki yazıda, hak arama hürriyeti ile savunma hakkının sınırları, failin bilgisi ve isnat amacı ele alınacaktır.