375 Sayılı KHK Geçici 23. Madde Kapsamında Sürekli İşçilerin Yer Değişikliği Başvuruları ve Anayasa Mahkemesinin İptal Kararı

I. Giriş

Kamu kurumlarında sürekli işçi kadrosuna geçen işçilerin yer değişikliği başvuruları, uzun süredir uygulamada tartışılan konulardan biridir. İşçi ile kamu işvereni arasında doğrudan iş ilişkisi kurulmasına rağmen, görev yeri ve çalışılan birim bakımından geçiş öncesi hizmet alımı döneminin etkisi büyük ölçüde devam etmiştir. Sağlık, aile ve bakım sorumlulukları gibi nedenlerle yapılan birçok başvuru, çoğu zaman işçinin geçiş yaptığı teşkilat ve birimde çalışmaya devam etmesi gerektiği gerekçesiyle reddedilmiş, bu durum sürekli işçiler bakımından önemli bir sorun haline gelmiştir.

Yazımızda, 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesi kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçişin yer değişikliği başvurularına etkisini, işçinin geçiş yaptığı teşkilat ve birimde çalışmaya devam etmesi gerektiği yönündeki kabulün uygulamadaki karşılığını, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kapsamını ve karar sonrasında sürekli işçilerin başvurularının hangi hukuki ölçütlerle ele alınması gerektiğini değerlendireceğiz.

II. Sürekli İşçi Kadrosunda Çalışma Yeri ve Yer Değişikliği Sorunu

Kamu kurumlarında uzun yıllar boyunca pek çok hizmet, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı yoluyla yürütülmüştür. Temizlik, güvenlik, bakım, destek hizmetleri, teknik işler ve benzeri alanlarda çalışan işçiler, fiilen kamu kurumlarında görev yapmış, ancak hukuken çoğu zaman yüklenici şirketlerin işçisi olarak kabul edilmiştir. Taşeron işçi olarak adlandırılan bu işçi grubu, günlük çalışma düzeni, görev yeri ve hizmetin yürütülmesi bakımından kamu kurumuyla iç içe çalışmış, ücret, iş güvencesi ve çalışma şartları bakımından ise hizmet alımı ilişkisine bağlı kalmıştır. 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu kurumlarında personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında görev yapan işçiler yönünden, uzun süredir tartışılan kadroya geçiş meselesinde önemli bir adım atılmıştır. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 23. madde, 4/12/2017 tarihi itibarıyla kamu kurum ve kuruluşlarında bu kapsamda çalıştırılan ve gerekli şartları taşıyan işçilerin sürekli işçi kadrosuna geçebilmesine imkan tanımıştır. Başvuru, şartların incelenmesi, itirazların karara bağlanması ve sınav süreci tamamlandıktan sonra şartları taşıyan işçiler sürekli işçi kadrolarına geçirilmiştir.

Sürekli işçi kadrosuna geçişle birlikte işçi, artık yüklenici şirket üzerinden yürüyen hizmet alımı ilişkisinin parçası olmaktan çıkmış, ilgili kamu kurumu veya kuruluşu bünyesinde işçi statüsüyle çalışmaya başlamıştır. Kadroya geçiş, işçiler bakımından önemli bir güvence sağlamış, fakat görev yeri ve çalışılan birim yönünden hizmet alımı dönemindeki bağ büyük ölçüde devam etmiştir. İşçi, geçişten önce hangi kurum, teşkilat ve birim bünyesinde hizmet yürütüyorsa, sürekli işçi kadrosuna alındıktan sonra da aynı hizmet alanı içinde istihdam edilmiştir.

Kadroya geçişten sonraki dönemde tartışılan konulardan biri, sürekli işçilerin yer değişikliği talepleri olmuştur. Uygulamada birçok sürekli işçi, kadroya geçirildikten sonra yıllarca aynı kurum, teşkilat ve birimde çalışmaya devam etmiş; sağlık, aile birliği, eş durumu, çocukların eğitimi veya bakım yükümlülüğü gibi nedenlerle yaptığı yer değişikliği başvurularında ise çoğu zaman “geçiş yapılan teşkilat ve birimde çalışmaya devam edilmesi gerektiği” gerekçesiyle ret cevabı almıştır. Oysa çalışma hayatının, işçinin kadroya geçtiği tarihteki koşullarla birlikte zaman içinde değişmesinden daha doğal bir şey yoktur. İşçinin sağlık durumu farklılaşabilir, eşi başka bir ilde çalışmaya başlayabilir, çocuklarının eğitimi yeni bir düzen gerektirebilir, anne, baba, eş veya çocuk bakım yükümlülüğü ortaya çıkabilir. Engellilik, ağır hastalık, uzun mesafe, vardiyalı çalışma düzeni ve fiili ulaşım koşulları da mevcut görev yerinde çalışmayı zamanla ağırlaştırabilir. Sürekli işçinin yer değişikliği talebi, çoğu olayda hayatın akışı içinde ortaya çıkan sağlık, aile ve bakım sorumlulukları ile çalışma düzeni arasında makul bir denge kurma ihtiyacından doğmaktadır.

Sürekli işçi kadrosu, işçiler bakımından çalışma güvencesini güçlendirmiş, yer değişikliği başvurularında ise geçiş yapılan teşkilat ve birim bağı uzun süre dar bir yorumla uygulanmıştır. Birçok uyuşmazlıkta asıl mesele, işçinin nakil talebinin haklılığı kadar, kamu işvereninin bu talebi gerçekten değerlendirip değerlendirmediği ve ret kararını hangi somut gerekçeye dayandırdığı olmuştur.

III. 375 Sayılı KHK Geçici 23. Maddenin Uygulamadaki Etkisi

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 23. maddesi, sürekli işçi kadrosuna geçişi işçinin gerekli şartları taşıması yanında, çalıştığı hizmet alanı ve bağlı bulunduğu birim üzerinden ele almıştır. İşçi hangi hizmet alımı kapsamında, hangi kamu idaresi ve birim bünyesinde çalışıyorsa, kadroya geçiş süreci de bu bağlantı esas alınarak yürütülmüştür.

Geçici 23. maddede başvuru, işçinin fiilen çalıştığı hizmet alım sözleşmesinin yapıldığı birime yöneltilmiştir. Şartları taşıdığı belirlenen ve geçiş sürecini tamamlayan işçiler, her bir sözleşme esas alınarak yüklenicinin hakedişlerinin ödendiği bütçe, teşkilat, birim veya yerleşim yeri adına vize edilmiş sayılan sürekli işçi kadrolarına alınmıştır. Kanun koyucu, kadroyu işçinin daha önce yürüttüğü hizmetle, bu hizmetin bağlı olduğu kamu idaresiyle ve çalıştığı birimle birlikte ele almıştır. Sürekli işçi kadrosunun oluşturulma biçimi de bu bağı güçlendirmektedir. Geçiş işlemi yapıldığı anda işçi için sürekli işçi kadrosu ihdas edilmiş sayılmış, idarenin bu kadroyu ilgili kurumlara bildirirken kadronun adedini, bütçesini, teşkilatını, birimini veya yerleşim yerini belirtmesi öngörülmüştür. Sözleşmesi askıda olanlar ile askerde bulunanlara ilişkin istisna dışında, bu şekilde ihdas edilen kadronun herhangi bir sebeple boşalması halinde iptal edilmiş sayılması da geçiş kadrosunun kişi, hizmet ve birim bağlantısı içinde kurulduğunu göstermektedir.

Maddenin beşinci fıkrasında, kadroya geçirilen işçinin çalışma yeri de geçişten önceki teşkilat ve birim esas alınarak belirlenmiştir. Sürekli işçi kadrosuna geçirilen kişinin, kadroya geçmeden önce yürüttüğü hizmeti aynı teşkilat ve birim içinde sürdürmesi kabul edilmiştir. Kanun koyucunun burada gözettiği amaç gayet tabii anlaşılabilirdir. Hizmet alımı yoluyla yürütülen işlerin, kadroya geçiş sürecinde aynı düzen içinde devam etmesi amaçlanmıştır. Temizlik, güvenlik, bakım, destek veya teknik hizmet hangi birimde görülüyorsa, kadroya geçirilen işçinin de o hizmet alanında çalışması istenmiştir.

Kadroya geçişte esas alınan teşkilat ve birim, yıllar içinde yer değişikliği taleplerinin reddinde en güçlü dayanaklardan biri olmuştur. İşçi hangi teşkilat ve birim üzerinden sürekli işçi kadrosuna geçirilmişse, sonraki başvurularda da aynı yerde çalışmaya devam etmesi gerektiği kabul edilmiştir. Ret cevaplarında çoğu zaman bu kabul esas alınmış, işçinin talebini zorunlu kılan güncel şartlar ve idarenin farklı bir değerlendirme yapma imkanı geri planda kalmıştır. Talep edilen yerde aynı hizmetin bulunup bulunmadığı, mevcut birimde işçinin ayrılmasının hizmeti nasıl etkileyeceği ve sunulan belgelerin talebi makul kılıp kılmadığı çoğu dosyada yeterince tartışılmamıştır. Yer değişikliği talebi, işçinin kişisel isteği kadar idarenin hizmet düzeniyle de ilgilidir. Kamu işvereninin kadro planlamasını, personel dağılımını, mevcut birimdeki ihtiyacı ve hizmetin aksamadan yürütülmesini dikkate alması tabiidir. İşçinin kadroya geçişte esas alınan teşkilat ve birimde çalışmaya devam etmesi gerektiği yönündeki kabulün, her başvuruda tek ve yeterli ret gerekçesi olarak uygulanması, işçinin değişen hayat şartları ile kamu hizmetinin gereklerinin birlikte değerlendirilmesini güçleştirmektedir.

IV. Anayasa Mahkemesi Kararı Sonrası Yer Değişikliği Başvuruları

Anayasa Mahkemesi, 26/11/2025 tarihli, 2025/100 E., 2025/242 K. sayılı kararıyla, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 23. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “…çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde…” ifadesinin iptaline karar vermiştir. Karar, 9/3/2026 tarihli ve 33191 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin incelediği mesele, sürekli işçi kadrosunda çalışan bir işçinin yer değişikliği talebinin reddine dayanmaktadır. Dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi önüne geldiğinde, Daire uygulanacak hükmün Anayasa’ya uygunluğunu tartışarak somut norm denetimi yoluna başvurmuştur. Yüksek Mahkeme, sürekli işçinin yer değişikliği talebinin iş ve kadro durumu çerçevesinde değerlendirilmesine imkan tanımayan kuralı, çalışanların korunması ve işçi ile işveren arasındaki menfaat dengesinin sağlanması bakımından Anayasa’nın 49. maddesi kapsamında incelemiştir. Anayasa’nın 49. maddesi, çalışmayı herkes için hak ve ödev olarak kabul etmekte, devlete çalışanların hayat seviyesini yükseltme, çalışma hayatını geliştirme, çalışanları koruma ve çalışma barışını sağlama görevi yüklemektedir. Yüksek Mahkeme, çalışma hakkını iş ilişkisinin kurulması yanında, işçinin çalışma hayatı içinde korunması yönünden de ele almıştır. 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesi kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen kişiler ile kamu kurumları arasındaki ilişki özel hukuk ilişkisi niteliği taşımaktadır. Kamu idaresi, bu ilişkide işveren sıfatıyla hareket eder ve işin yürütülmesi, personel planlaması, hizmetin devamı bakımından yönetim yetkisine sahiptir. Yönetim yetkisi ise dürüstlük kuralı ve işçiyi gözetme borcu dikkate alınarak kullanılmalıdır. Yer değişikliği talebi, kamu işvereninin yönetim yetkisi içinde değerlendirilir.

Anayasa Mahkemesi, işçinin kadroya geçtiği kurum ve birimde çalışmaya devam etmesi gerektiği yönündeki kabulün, makul sebeplere dayanan yer değişikliği başvurularını iş ve kadro durumu içinde değerlendirmeye kapatan bir sonuca dönüşmesini Anayasa’nın 49. maddesi kapsamında incelemiştir. Bu değerlendirmede işçinin talep ettiği yerde yürütülebilecek hizmet, mevcut birimdeki ihtiyaç, ayrılığın hizmete etkisi ve başvuruda sunulan belgeler birlikte ele alınmalıdır.

Ret işlemi dava konusu edildiğinde uyuşmazlık, kamu işvereninin başvuruya verdiği cevabın somut gerekçeleri etrafında şekillenir. İşverenin yönetim yetkisini iş ve kadro durumu, hizmet ihtiyacı, dürüstlük kuralı ve işçiyi gözetme borcu kapsamında nasıl kullandığı incelenir. İşçinin sunduğu belgeler, mevcut birimdeki ihtiyacın niteliği, talep edilen yerde yürütülebilecek aynı veya benzer hizmet, işçinin ayrılmasının hizmetin işleyişine etkisi ve ret cevabının gerekçesi denetimin belirleyici unsurlarıdır. Ret işleminin hukuka aykırılığı tespit edildiğinde kamu işvereninin, başvuruyu iş ve kadro durumu, hizmet ihtiyacı, işçinin sunduğu nedenler ve işçiyi gözetme borcu çerçevesinde yeniden değerlendirmesi gerekir.

İptal hükmü, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Karar 9/3/2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandığından, yürürlük tarihi 9/12/2026’dır. Kanun koyucu bu süre içinde sürekli işçilerin yer değişikliği başvurularına ilişkin sağlık mazereti, aile birliği, eş durumu, bakım yükümlülüğü, hizmet ihtiyacı ve kadro durumu gibi ölçütleri belirleyen yeni bir düzenleme yapabilir. Bu tarihe kadar 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesindeki mevcut düzenleme yürürlüktedir. Kanaatimizce kamu işverenlerinin bu ara dönemde de Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesini dikkate alarak hareket etmesi daha isabetli olacaktır. Yer değişikliği başvurularının sadece geçiş yapılan teşkilat ve birim gerekçesiyle reddedilmesi, kararın yayımlanmasından sonra başkaca hukuki tartışmalara yol açabilir. İşçinin sunduğu sebepler, talep edilen yerdeki hizmet durumu, mevcut birimdeki ihtiyaç ve kadro planlaması birlikte değerlendirilerek verilen kararlar, yargı yoluna başvurma ihtimalini azaltabilir.

Sürekli işçilerin yer değişikliği meselesi, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce de kanun teklifiyle TBMM’ye taşınmıştır. 24/07/2024 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan 2/2300 esas numaralı İş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile, 657 sayılı Kanun kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarında sürekli işçi statüsünde çalışanlara 657 sayılı Kanun’un yer değiştirme suretiyle atamaya ilişkin hükümlerinin uygulanması önerilmiştir. Teklif halen ilgili komisyonlarda beklemekte olup henüz yasalaşmamıştır. Mevcut hukuk bakımından doğrudan sonuç doğuran bir düzenleme bulunmasa da, konunun Anayasa Mahkemesi kararından önce de kanuni düzenleme arayışına konu edildiği anlaşılmaktadır.

V. Sonuç

Sürekli işçi kadrosuna geçiş, kamu kurumlarında uzun yıllar hizmet alımı yoluyla çalışan işçiler bakımından çalışma güvencesini güçlendiren bir hukuki sonuç doğurmuş, görev yeriyle ilgili değerlendirmelerde işçinin zaman içinde değişebilecek sağlık, aile, bakım ve ulaşım şartlarının da dikkate alınmasını gerekli kılmıştır. Sürekli işçiler bakımından her başvurunun kabul sonucu çıkarılması yerine, yer değişikliği isteğinin iş ve kadro durumu, hizmet ihtiyacı, işçinin sunduğu nedenler ve işçiyi gözetme borcu dikkate alınarak incelenmesi esastır.

Sürekli işçiler, yer değişikliği başvurularında sağlık mazereti, aile birliği, eş durumu, çocukların eğitimi, bakım yükümlülüğü, engellilik, ağır hastalık ve ulaşım koşulları gibi nedenleri açıkça belirtmeli, başvurularını mümkün olduğu ölçüde belgeyle desteklemelidir. Kamu işvereni, işçinin kadroya geçtiği kurum ve birimde çalışmaya devam etmesi gerektiğini tekrar eden kalıp cevaplar yerine, başvuruda gösterilen nedenleri, hizmetin yürütülmesini, mevcut birimdeki ihtiyacı ve istenen yerdeki çalışma imkanını birlikte değerlendirmelidir. Başvurunun bu şekilde ele alınması, işçi bakımından daha güvenceli ve denetlenebilir bir süreç sağlayacaktır. İdare açısından ise gereksiz uyuşmazlıkların, yargılama giderlerinin, vekalet ücretinin, idari iş yükünün ve kamu kaynaklarının verimsiz kullanımının azalmasına katkı sunacaktır. Temennimiz, sürekli işçilerin yıllardır yaşadığı bu sorunun, kamu hizmetinin gerekleri ile işçilerin sağlık, aile ve bakım sorumlulukları birlikte gözetilerek adil, makul ve uygulanabilir bir şekilde çözülmesidir.