Ülkemizde kentsel gelişim ve inşaat faaliyetleri sürerken, idareler tarafından yeni yapılan veya iyileştirilen yollar ve altyapı hizmetleri için taşınmaz maliklerinden çeşitli bedeller talep edilebilmektedir. Bu bedeller genellikle “Stabilize yol teknik altyapı bedeli” “asfalt parası” veya “Yol Harcamalarına Katılma Payı” gibi isimlerle anılır. Ancak, bu bedellerin tahsili ilgili kanunlarda belirli şartlara bağlanmıştır ve bu şartların eksikliği veya bedelin hatalı hesaplanması durumunda hukuka aykırılıklar ortaya çıkabilir, bu da dava konusu olabilmektedir. Bu makalede, farklı isimlerle talep edilen bu bedellerin hukuki dayanaklarını, tahsil şartlarını, hesaplanmasını ve bu bedellere karşı açılabilecek davalarda görevli mahkemeler ile dava açma sürelerini, kaynaklar doğrultusunda inceleyeceğiz.
Yol ve Teknik Altyapı Bedellerinin Hukuki Dayanakları ve Türleri:
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 23. Maddesi Kapsamındaki Teknik Altyapı Bedeli: Bu madde, imar planlarında geliştirme (inkişaf) alanı olarak ayrılmış, parselasyon planları onaylanmış ancak yolu, pis ve içme suyu şebekeleri gibi teknik altyapısı henüz yapılmamış yerlerde yapı ruhsatı verilmesini düzenler. Kanun’a göre, bu gibi yerlerde yapı ruhsatı almak isteyenlerden, parselleri hizasına düşen teknik altyapı bedelinin %25’inin peşin ödenmesi ve kalan %75’inin altyapı tamamlandığında ödenmesinin taahhüt edilmesi istenebilir. Bu bedel, henüz yapılaşma olmayan alanlarda yapı ruhsatı almanın karşılığında ilgilinin rızası ile ödediği bir bedel olarak tanımlanmaktadır.
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun (BKK) 86. Maddesi Kapsamındaki Yol Harcamalarına Katılma Payı: Bu kanun, Belediyelerce veya belediyelere bağlı kuruluşlarca yol yapımı, tamiri veya genişletilmesi gibi belirli işler yapıldığında, bu yollardan faydalanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile Yol Harcamalarına Katılma Payı alınabileceğini düzenler. Bu pay, yeni yol açılması, mevcut yolların %40 veya daha fazla genişletilmesi, kaldırımsız/bakımsız yolların kaldırım/parke/asfalta dönüştürülmesi veya mevcut kaldırım/parkelerin sökülüp yeniden düzenlenmesi hallerinde alınabilir. Harcamalara katılma payı, gayrimenkulün değerini artırıcı nitelikte olduğu için, mükellefiyet genellikle harcamanın yapıldığı bölgedeki gayrimenkul sahipliği ile ilişkilendirilir. Bu iki bedel türü arasındaki temel farklar, hukuki dayanakları, alınma şartları ve dolayısıyla da dava süreçlerinde görevli mahkemeleri etkileyebilir.
Bedel Alınmasının Şartları ve Hukuka Aykırılık Halleri
Kaynaklar, bu bedellerin hukuka uygunluğu için her iki bedel türü için farklı şartlar öngördüğünü belirtmektedir:
1. İmar Kanunu’nun 23. Maddesi Kapsamında Teknik Altyapı Bedeli İçin Şartlar:
2. Taşınmazın bulunduğu alanın imar planında geliştirme (inkişaf) alanında kalması.
3. Parselasyon işleminin yapılmış olması.
4. Altyapı yatırımlarının (yol, pis ve içme suyu şebekeleri gibi teknik altyapının) henüz tamamlanmamış olması.
Bu üç koşulun kümülatif olarak sağlanması gerekmektedir. Koşullardan birinin eksik olması durumunda, bedel tahsil işlemi sebep öğesi yönünden hukuka aykırı olacaktır. Sayıştay raporları da geliştirme alanı vasfı taşımayan veya altyapısı tamamlanmış bölgelerde hukuka aykırı olarak teknik altyapı bedeli alındığı tespitini yapmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 23. maddesinde, iskan hudutları içinde olup da, imar planında beldenin inkişafına ayrılmış bulunan sahalarda her ne şekilde olursa olsun yapı izni verilebilmesi için bu sahaların imar planı ve parselasyon planlarının yapılarak yetkili kurullarca tasdik edilmiş olması, ayrıca plan ve bölge şartlarına göre yollarının, pis ve içme suyu şebekeleri gibi teknik altyapısının yapılmış olmasının şart olduğu belirtildikten sonra; ancak, bunlardan parselasyon planları tasdik edilmiş olmakla beraber yolu, pis ve içme suyu şebekeleri gibi, teknik alt yapısı henüz yapılmamış olan yerlerde, ilgili idarenin izni halinde ve ilgili idarece hazırlanacak projeye uygun olarak yaptırılanlara veya parselleri hizasına rastlayan ve Yönetmelikte belirtildiği şekilde hissesine düşen teknik alt yapı bedelinin %25 peşin ödeyip, geri kalan %75 ini alt yapı hizmetinin ilgili idaresince tamamlanacağı tarihten en geç altı ay içinde ödemeyi taahhüt edenlere de yapı ruhsatı verileceği, alınan bu paraların teknik alt yapıyı yaptıranlara veya bu meblağı önceden ilgili idareye ödeyenlere aynen geri verileceği, hükmü yer almıştır.
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince, 3194 sayılı Kanunun 23. maddesinin Anayasa'nın 2, 7, 11, 35, 73 ve 123'üncü maddelerine aykırı olduğu hususu resen değerlendirilerek, iptali istemiyle Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulduğu, Anayasa Mahkemesince işin esasına girilerek verilen 03/06/2025 tarih ve E.2024/211, K.2025/123 sayılı kararın 13/10/2025 tarih ve 33046 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesince verilen 03/06/2025 tarih ve E.2024/211, K.2025/123 sayılı karar ile; "... Kural kapsamında teknik altyapı bedeli yolu, pis su ve içme suyu şebekeleri gibi teknik altyapısı tamamlanmamış geliştirme alanlarında yapı ruhsatı talebinde bulunanlardan altyapı hizmetlerinin yapılmasına karşılık olarak alınmaktadır. Bununla birlikte kuralda bu bedelin nasıl belirleneceğinin açıkça düzenlenmediği görülmektedir. Her ne kadar kuralda yapı sahiplerinin yönetmelikte belirtilen şekilde hisselerine düşen bedeli ödeyeceği belirtilmişse de anılan hususun bedelin kanunla belirlendiğinin kabulü için yeterli olmadığı açıktır. Nitekim kuralda sunulacak kamu hizmetine ilişkin bedelin miktarı konusunda bir düzenlemenin yapılmadığı, yönetmelikte belirtildiği şekilde hissesine düşmesi şartıyla herhangi bir kanuni sınırlamaya tabi olmaksızın bedelin belirlenmesi hususunda takdir yetkisinin tümüyle hizmeti yapan/yapacak olan idarelere bırakıldığı görülmektedir. Buna göre kuralda parselasyon planları tasdik edilmekle birlikte yolu, pis su ve içme suyu şebekeleri gibi teknik altyapısı yapılmamış geliştirme alanlarında yapı ruhsatı alabilmek için %25’inin peşin geri kalan %75’inin ise altyapı hizmetinin tamamlanacağı tarihten itibaren en geç altı ay içinde ödenmesi öngörülen teknik altyapı bedelinin hesaplanmasına ilişkin olarak herhangi bir ölçüt belirlenmeksizin yürütme organına sınırları ve kapsamı belirli olmayan bir yetki tanınmasının mülkiyet hakkının kanunla sınırlanması ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 35. Maddelerine aykırıdır." gerekçesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 23. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinin “…veya parselleri hizasına rastlayan ve yönetmelikte belirtildiği şekilde hissesine düşen teknik alt yapı bedelini % 25 peşin ödeyip geri kalan % 75 ini alt yapı hizmetinin ilgili idaresince tamamlanacağı tarihten en geç altı ay içinde ödemeyi taahhüt edenlere de…” bölümünün iptaline hükmedildiği, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Belediye Gelirleri Kanunu Kapsamında Yol Harcamalarına Katılma Payı İçin Şartlar:
1. Yukarıda belirtilen yol yapım, tamir veya genişletme işlerinden birinin yapılmış olması.
2. İşin tamamlanarak halkın istifadesine sunulmuş olması. İşin tamamlandığı genellikle geçici kabulün yapılmasıyla belirlenir.
3. Bedelin alınması için belediye meclisi kararı olması.
4. Bu şartların sağlanmaması, özellikle hizmetin henüz tamamlanmamış olması veya belediye meclis kararının bulunmaması durumunda tahsilat hukuka aykırı olabilir.
Mükellefiyet ve Hesaplama
Yol Harcamalarına Katılma Payı, hizmetin yapıldığı yollardan faydalanan ilgili gayrimenkul sahiplerinden alınır. Hizmetin tamamlandığı tarihte tapuda malik olarak görünen kişi mükellef olmalıdır. Hizmetin halkın istifadesine sunulmasından sonra gayrimenkulü satın alan kişiden katılım payının aranamayacağına dair vergi mahkemesi kararları bulunmaktadır.
Payların hesaplanması, yapılan hizmetin toplam giderine dayanır. Ancak, bu giderler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (eskiden Bayındırlık ve İskan Bakanlığı) ile İller Bankası rayiç ve birim fiyatlarını aşamaz. Ayrıca, özel devlet yardımları, bağışlar, yardımlar ve istimlak bedelleri giderlerden indirilir.
En önemli nokta, Harcamalara Katılma Paylarının bina ve arsalarda vergi değerinin yüzde 2’sini geçemeyeceğidir. Hesaplama, ilgili gayrimenkullerin vergi değerleri toplamına oranlanarak yapılır. Vergi değeri, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve Emlak Vergisi Kanunu’na göre belirlenen değerdir, piyasa değeri (rayiç bedeli) değildir. Belediyelerin taşınmazın rayiç bedelini dikkate alarak tahakkuk yapması vergi mahkemelerince iptal gerekçesi sayılabilmektedir.
Tahakkuk ve Tahsil Süreci
Harcamalara Katılma Paylarının tahakkuku, hizmetin tamamlanarak halkın istifadesine sunulmasından sonra yapılır. Hesaplanan paylar, mükelleflerin bilgilerini ve pay miktarını gösteren cetvellerle belediye ilan yerlerine bir ay süreyle asılarak ilan edilir. Pay tutarları ayrıca mükelleflere tebliğ olunur. Tebliğ edilmeden doğrudan ödeme emri düzenlenmesi hukuka aykırıdır.
Paylar, ilan ve tebliğ edildiği yılı izleyen yıldan itibaren her yıl Nisan ve Ekim aylarında olmak üzere iki yılda ve dört eşit taksitte tahsil olunur. Peşin ödemelerde tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde tahsil edilir. Gayrimenkulün satışı, hibesi veya trampası gibi devir hallerinde, o tarihe kadar ödenmemiş taksitler peşin olarak tahsil edilir. Tapu daireleri devir işlemlerinde belediyeden bilgi alır ve pay ödenmedikçe intikal işlemi yapılmayabilir.
Yol Katılım Bedeli Davası ve Görevli Mahkeme
Dava açma süresi ve görevli mahkeme, talep edilen bedelin hangi kanun hükmüne dayandığına göre değişiklik göstermektedir:
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 23. Maddesi Kapsamındaki Teknik Altyapı Bedeli Davaları: Kaynaklarda yer alan Danıştay kararları ve açıklamalar, İmar Kanunu’nun 23. maddesine dayanılarak alınan stabilize yol teknik altyapı bedeli ile ilgili uyuşmazlıkların İdare Mahkemeleri tarafından incelendiğini göstermektedir. Mahkemeler, bu bedelin alınması için gerekli olan inkişaf alanı vasfı, parselasyon ve altyapının tamamlanmamış olması gibi şartların mevcut olup olmadığını araştırmaktadır.
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu Kapsamındaki Yol Harcamalarına Katılma Payı Davaları: Harcamalara katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) hükümleri uygulanır. Bu davalar genellikle Vergi Mahkemelerinde görülür. Bedelin yersiz veya fazla (özellikle vergi değerinin %2’sini aşan veya rayiç bedel üzerinden hesaplanan) alındığı düşünüldüğünde Vergi Mahkemesinde dava açılabilir.
Dava Açma Süresi
İdari yargıda genel dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı süre belirtilmemişse idare mahkemelerinde 60, vergi mahkemelerinde 30 gündür ve yazılı bildirimin yapıldığı tarihten itibaren başlar. BKK kapsamındaki harcamalara katılma payları için Vergi Usul Kanunu uygulandığından, bu paylara karşı dava açma süresi genellikle 30 gündür.
Ancak, kaynaklarda yer alan ve İmar Kanunu’nun 23. maddesi uyarınca alınan stabilize yol teknik altyapı bedelinin iadesi istemiyle açılan bir davaya ilişkin Danıştay Altıncı Dairesi kararı (2022/236 E., 2023/5840 K.) bu konuda önemli bir istisna veya farklı bir değerlendirme sunmaktadır. Kararda, mülkiyet hakkının zaman ötesi niteliği dikkate alınarak, bu hakkın ihlal edildiği gerekçesiyle ilgili işlemlerin yapılması istemiyle idareye 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 10. maddesi uyarınca her zaman başvurulabileceği ve bu başvurunun reddedilmesi halinde (veya idarenin 60 gün içinde cevap vermemesi durumunda) İYUK m.7 hükmünde öngörülen yasal süre içinde dava açılabileceği kabul edilmiştir. Bu karar, yersiz veya fazla hesaplanan stabilize teknik altyapı bedelinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davalarda süre aşımı nedeniyle ret kararlarının hukuka uygun olmadığına hükmetmiştir.
Bu içtihat, özellikle İmar Kanunu 23’e dayalı olarak hukuka aykırı şekilde tahsil edildiği düşünülen bedeller için, ödeme yapılmış olsa dahi, idareye başvurarak iadesi talep edilebileceğini ve bu talebin reddi üzerine İdare Mahkemesinde dava açma süresinin yeniden başlayabileceğini göstermektedir. Ancak, bu yaklaşımın BKK 86 kapsamındaki harcamalara katılma payları için de geçerli olup olmadığı hususu her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir, zira BKK 86 davaları VUK hükümlerine tabidir ve genel kural 30 günlük süredir.
Sonuç
Yol katılım bedeli veya teknik altyapı bedeli adı altında belediyeler tarafından talep edilen bedellerin hukuki dayanağı ve tahsil şartları farklılık göstermektedir. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 23. maddesine dayalı stabilize yol teknik altyapı bedellerinin tahsili belirli kümülatif şartlara bağlıdır ve bu bedellerle ilgili davalarda genellikle İdare Mahkemeleri görevlidir. 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 86. maddesine dayalı Yol Harcamalarına Katılma Payları ise farklı şartlara ve özellikle taşınmazın vergi değerinin %2’sini aşmama sınırlamasına tabidir ve bu paylara ilişkin davalarda genellikle Vergi Mahkemeleri görevlidir.
Dava açma süresi de bedelin türüne göre farklılık gösterebilmekle birlikte, özellikle İmar Kanunu 23’e dayalı bedellerde mülkiyet hakkı temeline dayalı başvuruların, idareye her zaman yapılabileceğine ve reddi halinde yeni bir dava süresi başlayabileceğine dair Danıştay içtihadı bulunmaktadır. Her iki bedel türüne ilişkin uyuşmazlıklarda da tahsilatın Kanunda belirtilen şartlara ve sınırlamalara (geliştirme alanı vasfı, altyapının tamamlanmamış olması, hizmetin tamamlanması, vergi değerinin %2’si gibi) uygun olup olmadığının titizlikle incelenmesi gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesince verilen 03/06/2025 tarih ve E.2024/211, K.2025/123 sayılı karar ile 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 23. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinin “…veya parselleri hizasına rastlayan ve yönetmelikte belirtildiği şekilde hissesine düşen teknik alt yapı bedelini % 25 peşin ödeyip geri kalan % 75 ini alt yapı hizmetinin ilgili idaresince tamamlanacağı tarihten en geç altı ay içinde ödemeyi taahhüt edenlere de…” bölümünün iptaline hükmedildiği, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Hukuka aykırı tahsil edildiği düşünülen bedellere karşı hak kaybı yaşamamak adına, bedelin hangi hukuki temele dayandığının tespiti, görevli mahkemenin ve doğru dava açma süresinin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu süreçte profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilmektedir.
Stabilize yol teknik altyapı bedelleri, uygulamada sıklıkla hukuki uyuşmazlığa konu olmakta ve birçok tahsil işlemi yargı denetiminden dönmektedir. Özellikle yasal dayanağı açık şekilde ortaya konulamayan veya ölçüsüz şekilde tahsil edilen bedeller bakımından hak sahiplerinin idari yargı yoluna başvurması mümkündür. Sürecin uzman bir idare hukuku avukatı ile yürütülmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşır.