ÖZET

Türk hukuk sisteminde telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişim 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda açık bir şekilde açıklanmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesinde hangi suçların varlığı halinde iletişimin denetlenmesi tedbirlerine başvurulabileceği açık bir şekilde belirtilmiştir. Bunların yanı sıra kuvvetli şüphe bulunması ve başka delile ulaşmanın mümkün olmaması şartları da açıklanmaktadır. Bu çalışmada telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesinin açıklanması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda iletişimin tespiti ve dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi denetleme tedbirleri açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmada nitel araştırma deseni olan literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Bu amaçla Google akademi, ulusal tez merkezi, yönetmelik ve kanundan yararlanılmıştır.

ABSTRACT

Communication via telecommunications in the Turkish legal system is clearly explained in the Criminal Procedure Code No. 5271. In Article 135 of the Criminal Procedure Code, it is clearly stated that in case of existence of crimes, measures of control of communication can be applied. In addition to these, the conditions of strong suspicion and inability to reach other evidence are also explained. In this study, it is aimed to explain the control of communication made through telecommunication. In this direction, it has been tried to explain the detection of communication and monitoring measures for listening, recording and evaluation of signal information. In the study, the literature review method, which is a qualitative research design, was used. For this purpose, Google academy, national thesis center, regulation and law were used.

1. Giriş

Dünyada etkisini her alanda gösteren küreselleşme ile beraber bilim ve teknolojide özellikle iletişim teknolojilerinde hızlı değişim ve dönüşümler yaşanmıştır. İletişim teknolojilerin gelişimi ile beraber iletişim çeşitliliği, kullanım alanları, kullanım sıklıkları, iletişim araçları ve daha birçok etken artmış ve hız kesmeden artmaya devam etmektedir. Yeni gelişmeler ve dönüşümler insanlık tarihini olumlu yönde ileriye yönelttiği gibi bazı olumsuz sonuçları da beraberinde getirmiştir. İletişim yolu ile bazı yeni suçlar ortaya çıkmış bununla beraber suç işleme araçları, şekilleri açısından çeşitlilik gösterdiği görülmüştür. Ortaya çıkan yeni suçlar ceza ve ceza yargılaması hukukunda yeni düzenlemelerin yapılmasına yol açmıştır.[1]

Fransız bir kökeni olan telekomünikasyon kavramı, işaretlerin, haberlerin, yazıların, seslerin, resimlerin veya bilgilerin telefon, radyo, optik veya başka elektromanyetik sistemlerle iletimi, yayımı ve alınması anlamına gelmektedir.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na bakıldığında telekomünikasyon kavramı kanunun 5. Bölüm başlığında yer almaktadır. Kanunda da telekomünikasyon kavramı ses, görüntü ve işaretlenen kablo, radyo, optik veya başka elektronik sistemler ile iletimi sağlayan araçlar olarak tanımlanmıştır.[2]

2. Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi

Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenme şekiller dinleme, kayıt altına alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesidir. Telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin denetlenmesinde ilk olarak denetlenmesi yapılacak hattın sahibi eğer biliniyor ise kim olduğu ortaya konmalıdır. Burada kişinin kendi adına kayıtlı bir telekomünikasyon aracını kullanması mümkün olduğu gibi başkası adına da telekomünikasyon aracı kullanılması mümkün olacaktır. İkinci olarak ise tedbir kararı kapsamında tedbir uygulanacak olan kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası bağlantının tespiti olanağı veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilmelidir. Bu süreçlerden sonra telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin denetlenmesi sürecinde karar verildikten sonra, bu işlemin adli kolluk görevlileri tarafından infazından bahsedilmekte ve bu doğrultuda görevli olanlar tarafından icra edilmektedir.[3]

İletişimin dinlenmesi denetleme tedbiri İletişim Denetlenmesi Yönetmeliğinin 9/1 maddesinde dinlemenin iletişimin kayda alınması yolu ile yapılacağı belirtilmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, denetleme tedbirlerinden olan dinlemenin kayda alınması yoluyla gerçekleşmesi ile diğer bir denetleme tedbiri olan kayda alınması ile arsasındaki farkın iyi anlaşılmış olmasıdır. Burada dinlemeden konuşmaların canlı olarak izlenmesi anlaşılması gerekmektedir. Yönetmeliğe göre bu konuşmalar ayrıca kayıt altına da alınmalıdır. Kayda almada ise, iletişimin canlı olarak izlenmesi ve işitilmesi söz konusu değildir. Bu noktada veri taşıyıcısına kaydı da zorunlu değildir.[4]

Telekomünikasyon hizmeti sunan kuruluşlar Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na bağlı bulunmaktadır. Bu kuruluşlar Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan alt yapılarını almaktadır. BTK adli kontrol birimlerine böyle bir destekte bulunmaktadır. Denetleme ile alakalı herhangi bir karar verildiğinde bu karar BTK’ ya bildirilmekte ve BTK ilgili telefon veya bağlantı numarasına ilişkin kayıtları erişime açık bir şekilde adli kontrol birimine açmaktadır.[5]

Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenme tedbirlerinden önce iletişim tespitinin yapılması gerekmektedir. İletişimin tespiti bakımından literatüre bakıldığında birçok farklı tanımlama şekli bulunmaktadır. 4422 sayılı kanuna göre iletişimin tespiti iletişimin ses veya görüntü gibi araçlar ile kayıt altına alınmasını ifade etmektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre ise iletişimin tespiti yalnızca sanık veya şüphelinin telekomünikasyon yolu ile kimler ile iletişim kurmuş olduğu anlamını taşımaktadır. Diğer yandan literatürde yapılmış olan diğer bir iletişimin tespiti kavramı da iletişimin içeriğine herhangi bir müdahale olmadan iletişim araçları arasında gerçekleşmiş olan iletişimin arama, aranma, yer bilgisi ve kimlik bilgilerinin tespiti anlamına gelmektedir.[6]

Kanun koyucu telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin dinlenmesi, kayıt altına alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirleri bakımından bazı maddi ve şekli koşullar getirmiştir. İletişimin dinlenmesi, kayıt altına alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirlerinin hepsi aynı anda uygulanabileceği gibi ayrı ayrı da uygulanabilmektedir. Bu üç tedbirden hangilerinin tercih edilip, hangilerinin tercih edilmeyeceği ise koruma tedbirlerine ilişkin temel prensipler ve soruşturmanın dağınıklığı ilkesi çevresinde dikkate alınması gerekmektedir. Uygulamaya bakıldığında ise çoğu zaman yukarıda sayılmış olan üç tedbirin de aynı anda kullanıldığı görülmektedir.[7]

a) Telekomünikasyon tedbirlerinin uygulanmasına dair maddi koşullar

- Suçun işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı olması gerekmektedir. İşlenen suçun ise katalogda var olan suçlardan biri olması gerekmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus soruşturma veya kovuşturma evresinde suçun ispatı bakımından elde bulunan deliller ile telekomünikasyon denetlenmesi vasıtasıyla ispatı istenen duruma ilişkin deliller arasında bir değerlendirme yapılmasıdır.[8]

- Tedbirin istisnai nitelikte olması da diğer bir maddi koşulu oluşturmaktadır. Kanunda belirtilen suçlara ilişkin delillere ulaşmanın herhangi başka bir yol veya yöntemlerle mümkün olmaması durumudur. CMK’nın 135. Maddesinde de yer alan “başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması durumunda” şeklinde belirtilmiştir. 14.01.2007 tarihli 26434 sayılı yönetmeliğin 4. Maddesinde “ Soruşturma veya kovuşturma sırasında diğer tedbirlere başvurulmuş olsa bile sonuç alınamayacağı hususunda bir beklentinin varlığı veya başka yöntemlerden biri veya birkaçının uygulanmasına rağmen delil elde edilememesi ve delillere ancak bu Yönetmelikte düzenlenen tedbirlerle ulaşılabilecek olması”şeklinde belirtilmiştir.[9]

- Koruma tedbirlerinin tamamında geçerli bir maddi koşul olan ölçülülük veya orantılılık, her bir koruma tedbirinden beklenen fayda ile tedbirin ihlal ettiği anayasal hak arasındaki denge ile isnat edilen suçun ağırlığı, bulunan delillerin yoğunluğu ve inandırıcılığı gibi faktörlerin değerlendirilip, bir sonuca ulaşılmasıdır.[10]

b) Telekomünikasyon tedbirlerinin uygulanmasına dair şekli koşullar:

- Koruma tedbirleri bir suç dolayısı ile yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması durumunda Cumhuriyet Savcısı, evrakı soruşturma defterine kaydettirip, numara verdikten sonra doğrudan veya emrindeki adli kolluk görevlileri tarafından kendisine bildirilen iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal verilerinin değerlendirilmesi istemlerine ilişkin bilgi ve belgeleri de ekleyerek hakimden talepte bulunmaktadır. Soruşturma aşamasında iletişim denetlenmesi tedbirlerine başvurabilmek için Cumhuriyet savcısının talebinin bulunması gerekmektedir. Kovuşturma aşamasında ise davanın görüldüğü mahkemenin hakimi resen olarak denetleme kararı verebilmektedir. Bununla beraber yine Cumhuriyet savcısının talebi üzerine de karar verebilmektedir.[11]

- Cumhuriyet savcısının yazılı emri 24 saat içerisinde karara bağlanmak durumundadır. 24 saat içerisinde herhangi bir onay alamayan veya reddedilen karar hükmü ortadan kalmaktadır. Böyle bir durum karşısında telekomünikasyon koruma tedbirleri uygulanamamaktadır. Telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin dinlenmesi, kayıt altına alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi koruma tedbirleri uygulanmayacağı içinde elde edilmiş veriler, yok edilmelidir.[12]

- Telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirlerinin şekli koşullarından biri de süredir. 2014 yılında yapılan bir düzenleme ile denetlenmenin en fazla 3 ay içerisinde karar bağlanabileceği ve sürenin yetmemesi durumunda bu süre bir defa daha uzatılabileceği kanısına varılmıştır. Ancak buradaki istisna örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenmiş bir suç olup olmadığıdır. Böyle bir durumda hakim 1 aydan fazla olmamak koşulu ile sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilmektedir.[13]

- Diğer bir şekli koşul ise talep ve kararın içeriği ile alakalıdır. Telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin talepler ve hakim ile Cumhuriyet savcısı kararlarında şu hususlar yer almalıdır. Soruşturma ve mahkeme esas numarası, kararın hangi suçun soruşturulması için istendiği ve bu suça ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin neler olduğu, başka suretle delil elde edilme olanağının bulunmadığı hakkında açıklama, hakkında tedbir uygulanacak olan kişinin kimliği, iletişim aracının türü ve numarası veya bağlantı kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi.[14]

Telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin dinlenmesi, kayıt altına alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirleri belli suçlarda uygulanabilecek olan koruma tedbirleridir. Bu tedbirlerin uygulanabileceği suçların yer aldığı hükme uygulamada katalog denilmektedir. Tedbirlerin uygulanabileceği suçların bulunduğu katalog ölçülülük esasına dayanmaktadır. Burada kanun koyucu tedbirlerin sadece kendi alt sınırını belirlediği suçlarda uygulanması esasını ortaya koymuştur. Bu tedbirler diğer bir taraftan özellik gösteren tedbirlerdir. Koruma tedbirleri ancak işlenişi bakımından telekomünikasyon araçlarının kullanıldığı veya işlenişi bakımından bünyesinde gizlilik barındıran suçlarda kullanılmaktadır. Denetlenmenin yapılacağı suçlar ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. Maddesinin 6. Fıkrasında yer alan suçlarla ilgili olabilmektedir. Bunun yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220. Maddesinin 2, 7 ve 8. Fıkralarında yer alan suçların bir terör örgütünün faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde bu suçlar içinde dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirlerine başvurulabilmektedir.[15]

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. Maddesinin 6. Fıkrasında yer alan telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirlerinin kapsamına gire suçlar şu şekildedir;

a. Türk Ceza Kanunu’nda yer alan;

1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (m. 79, 80),

2. Kasten öldürme (m. 81, 82, 83),

3. İşkence (m. 94, 95),

4. Cinsel saldırı (1. fıkra hariç, m. 102),

5. Çocukların cinsel istismarı (m. 103),

6. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (m. 188)

7. Parada sahtecilik (m. 197),

8. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (2, 7ve 8.fıkralar hariç, m. 220),

9. İhaleye fesat karıştırma (m. 235),

10. Rüşvet (m. 252),

11. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (m. 282),

12. Silahlı örgüt (m. 314) veya bu örgütlere silah sağlama (m. 315),

13. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (m. 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.

b. Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’da tanımlanan silah kaçakçılığı (m. 12) suçları.

c. Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.

d) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 68 ve 74. maddelerinde tanımlanan suçlar.[16]

Telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin denetlenmesi genellikle kötüye kullanmaya elverişli bir tedbirdir. Kötüye kullanma farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişim denetlenmesi katalogda sayılan suçlar için geçerlidir. Ancak katalogdaki bir suç olmadığı halde yanına katalog içinden başka bir suç için soruşturma eklenerek denetlemek buna örnek verilebilir. Diğer yandan herhangi bir kişi ile ilgili bir suç soruşturması olmadığı halde o kişiyi dinleyebilmek adına hakkında soruşturma açılması veya başka bir soruşturmada telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimde kullanılan numara ve hat bilgilerinin kullanılıp bir başka isim ile dinlenmesinin sağlanması da kötüye kullanmanın bir diğer örneğini oluşturmaktadır.[17]

Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi kararına itiraz konusu ise tartışmalı bir konu özelliği taşımaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgi bölümlerinde itiraza açık olan kararların her maddenin sonunda açıkça düzenlendiği görülmektedir. Bunun yanı sıra CMK’ nın 135. maddesinde telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi kararlarına itiraz edilebileceği konusunda herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Ancak yine CMK’ nın 267. Maddesindeki “Hakim kararları ile kanunun gösterdiği hallerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidebilir” ibaresi gereğince bu iletişimin denetlenmesi kararlarına karşı da itiraz yoluna gidilebileceği yolu açılmıştır.[18]

14.01.2007 tarihli Yönetmelik ile bu konuda oluşabilecek kafa karışıklıkları ortadan kaldırılmıştır. Yapılan düzenlemeler ile CMK’nın 135. maddesindeki hükümlere aykırı olarak verilen kararlar ile Yönetmelikte sayılan ve tanımlanan iletişimin tespiti, dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirleri dışındaki talepleri içerdiği açıkça anlaşılan kararlara karşı itiraz yolu açılmıştır. Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık, katılan, suçtan zarar gören, müdafi, vekil, şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi, şüpheli veya sanığın eşi tarafından itiraz edilebileceği hükme bağlanmıştır.[19]

SONUÇ

Türk hukukunda telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi konusu ilk kez 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu ile düzenlenmiştir. Daha sonra 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile beraber iletişimin denetlenmesi tedbirleri genel bir düzenlemeye kavuşmuştur.[20] Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti yapıldıktan sonra dinleme, kayıt altına alma ve sinyal verilerinin değerlendirilmesi şeklinde denetleme tedbirleri bulunmaktadır. Bu tedbirlerin hangi suçlarda uygulanabileceği ise CMK’ nın 135. maddesinin 6. fıkrasında açık bir şekilde belirtilmiştir. İletişimin denetlenmesi kararları soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcısı tarafından verildiği gibi, kovuşturma evresinde ise hakim tarafından verilebilmektedir. Denetlemenin bazı şartları bulunmaktadır. Bu şartlar arasında kuvvetli şüphenin varlığı ve başka bir delile ulaşmanın mümkün olmadığı şeklindedir.

KAYNAKÇA

“Ceza Muhakemesi Kanunu”, Resmi Gazete, (25673), md.135, 2004 (2011 tarihli ve 650 sayılı KHK ile Değişik Hali).

Adalet Bakanlığı, “Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik”. Resmi Gazete, (26434), 2007.

Buket Kabataş Yılmaz, “Türk Hukukunda Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi”. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Üniversitesi, 2019,

Eren Şen, “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti ve Denetlenmesi”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Çankaya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2013

Hakan A. Yavuz, “Ceza Yargılamasında Bir Koruma Tedbiri Olarak “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi””. TBB Dergisi, (60), 2005, ss.235-262.

Hasan Hendek, “Türk Ceza Hukuku Açısından Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi”. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2008.

Hazal Tüzün, “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Dinlenmesi, Kayda Alınması ve Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi Tedbirlerinin Şekli ve Maddi Koşulları”. İstanbul Hukuk Danışmanlık, 2021.

İlhan Polat, “Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi”. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversite, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2009.

Seydi Kaymaz, “Ceza Muhakemesinde Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi”. Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Tuğçe Koyuncu, “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi”. Hukuk Gündemi, Ankara, 2005.

-------------

[1] Hakan A. Yavuz, “Ceza Yargılamasında Bir Koruma Tedbiri Olarak “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi””. TBB Dergisi, (60), 2005, ss.235.

[2] Eren Şen, “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti ve Denetlenmesi”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Çankaya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2013, ss.1.

[3] Hazal Tüzün, “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Dinlenmesi, Kayda Alınması ve Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi Tedbirlerinin Şekli ve Maddi Koşulları”. İstanbul Hukuk Danışmanlık, 2021.

[4]Seydi Kaymaz, “Ceza Muhakemesinde Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi”. Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, ss.120-121.

[5] Hazal Tüzün, “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Dinlenmesi, Kayda Alınması ve Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi Tedbirlerinin Şekli ve Maddi Koşulları”. İstanbul Hukuk Danışmanlık, 2021.

[6] Eren Şen, “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti ve Denetlenmesi”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Çankaya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2013, ss.29.

[7] Hazal Tüzün, “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Dinlenmesi, Kayda Alınması ve Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi Tedbirlerinin Şekli ve Maddi Koşulları”. İstanbul Hukuk Danışmanlık, 2021.

[8] Hakan A. Yavuz, “Ceza Yargılamasında Bir Koruma Tedbiri Olarak “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi””. TBB Dergisi, (60), 2005, ss.244-245.

[9] İlhan Polat, “Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi”. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversite, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2009, ss.37-38.

[10] Hakan A. Yavuz, “Ceza Yargılamasında Bir Koruma Tedbiri Olarak “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi””. TBB Dergisi, (60), 2005, ss.247.

[11] İlhan Polat, “Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi”. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversite, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2009, ss.43.

[12] Adalet Bakanlığı, “Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik”. Resmi Gazete, (26434), md.5, 2007.

[13] “Ceza Muhakemesi Kanunu”, Resmi Gazete, (25673), md.135, 2004 (2011 tarihli ve 650 sayılı KHK ile Değişik Hali).

[14] Adalet Bakanlığı, “Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik”. Resmi Gazete, (26434), md.6, 2007.

[15] Adalet Bakanlığı, “Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik”. Resmi Gazete, (26434), md.8, 2007.

[16] “Ceza Muhakemesi Kanunu”, Resmi Gazete, (25673), md.135, 2004 (2011 tarihli ve 650 sayılı KHK ile Değişik Hali).

[17] Hazal Tüzün, “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Dinlenmesi, Kayda Alınması ve Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi Tedbirlerinin Şekli ve Maddi Koşulları”. İstanbul Hukuk Danışmanlık, 2021.

[18] Tuğçe Koyuncu, “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi”. Hukuk Gündemi, Ankara, 2005, ss.79.

[19]Hasan Hendek, “Türk Ceza Hukuku Açısından Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi”. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2008, ss.101.

[20] Buket Kabataş Yılmaz, “Türk Hukukunda Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi”. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Üniversitesi, 2019, ss.3.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.