banner590

Yargıda tam bağımsızlık ve tam hesapverirlik, el ele olmalıdır.

Hesap verir olmayan "Bağımsız Yargı", zamanla, "özerkleşerek" yargılayanların üstünlüğünü doğurur.

"Türkiye'de 'Hukukun üstünlüğü' değil 'üstünlerin hukuku' geçerlidir" şikayetleri, işte, tam da bu durumu anlatmaktadır. Bilinmelidir ki mahkemeler kötü yargılama yaptığında veya hatalı karar verdiğinde, mutlaka, ya bağımsızlığında ya da hesap verirliğinde bir aksama vardır.

Kanaatimce, bunca zaman tartışılmasına rağmen yargının sorunlarına etkili bir çözümün bulunamamış olması, hesap verirliğin ihmal edilmiş, tartışmaların, sadece, "bağımsızlık" konusuna odaklanarak eksik kalmış olmasındandır.

Yargı bağımsızlığı, devletin yargı gücünün, işlevini, bağımsızca gösterebilmesi demektir. Yargı'nın bağımsızca işlev göstermesini teminat altına almanın en başta gelen şartı hâkim bağımsızlığıdır.

Elbette, hâkimin kürsü teminatı öncelikle ve tam olarak sağlanmalıdır. Hâkimler, idareye, daha kıdemlilere, üst mahkemelere, taraflara ve topluma karşı, eksiksiz bir teminat içinde olmalıdır. Hâkim'in kanaatini ve kararını etkileyecek hiçbir durum veya davranışa izin verilmemeli, hiçbir şekilde hiçbir şeyden etkilenmiyor olması sağlanmalıdır.

Ancak, bağımsız olması, hâkimin kendi başına buyruk ve keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmez. Yargı'da keyfiliği önlemek için hâkimin görevini en iyi şekilde yapıp yapmadığını, kendisine emanet edilen yargı işlevini yerine eksiksiz biçimde getirip getirmediğini denetlemek, aksamaları ve yerine getiremediği durumları gidermek için, önlemler almak gerekir.

Bir kararın “doğru”luğunu denetlemek en kolay olanıdır. Hâkimler; “Sen bu kararı böyle vermemeliydin” demenin yanında; “Bu kararı vermek gerekirdi, şu zamanda vermek gerekirdi, karar şunları da içermeliydi!” diyerek de uyarılmalıdırlar. Hakim, verdiği karar için olduğu kadar, vermediği kararlar için de, yani, sadece yaptıkları hakkında değil, yapabilecekken yapmadıkları bakımından da değerlendirilmeli ve eleştirilmelidir.

Etkin olarak hesap veren hâkim, yanlış yapmaktan çekineceği gibi, görevini “eksik” veya "geç" yapmaktan da çekinir. Yaptıklarının ve yapmadıklarının hesabını vermesi hem ona duyulan güveni artırır hem de onun meslekî olarak geliştirir.

Hesap verir olmak Yargı'nın işlevini bağımsızca gösterebilmesini ve tarafsızlığını sağlama alır.

İşte bunun için, Yargı'da hesap verirlik, en az, bağımsızlık kadar önemlidir.

"Yazarın izni ile Facebook/Mehmet Gün sayfasından aynen alınmıştır."
 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
saffet 2 yıl önce

RAPOR :SSK emekli sosyal olan akıl hastası kardeşim vasinin evinden ayrı bir evde bir odada kanape üstünde yatak bir televizyon Mutfakta yiyecek içecek su dahi yok akıl hastası bana cok iyi bakıyorlar demiş evinin içinde bakmak isteyen kardeşlerine bu raporla hakim vermedi İŞTE ADALET sayın BAKAN
ADALETE GÜVEN O KADAR ÖNEMLİ Kİ İŞTE BUKADAR DOGRU OLDUĞU İÇİN çünkü adalette ve kanunlarda vicdan olmaz saygılar

Avatar
lol ülke 2 yıl önce

adliye külliyen halkın aynasıdır. adliyeyi kullananların adalete verdiği önem, ve bunu evrensel hak hukuk ilkeleri çevresinde içselleştrmesi adliyeyi ve içindekilerin kalitesini artıracaktır. kanımca hakim avukat savcıları düzeltmek yerine onların var oluş sebebi olan toplumun, adaletin önemli olduğu ve su kadar ihtiyaç olduğuna inandırılması lağzım.