|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
M.K. BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/39681) |
|
Karar Tarihi: 20/5/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Furkan Samet ESER |
|
Başvurucu |
: |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ifadeleri belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanıkların sanık tarafından sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkına ilişkin farklı güvencelerin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.
2. 15 Temmuz 2016 tarihinde yapılan darbe girişimi öncesinde polis memuru olarak görev yapan başvurucu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır.
3. Soruşturma neticesinde başvurucunun -ismi geçen diğer şüpheliler ile birlikte- silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 8/2/2017 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. İddianamede esas olarak başvurucunun FETÖ/PDY içindeki örgütsel eylemlerine ilişkin başka soruşturmalar kapsamında verilen ifadelere dayanılmıştır. İddianamede ayrıca başvurucunun kendi kullanımında olduğunu ikrar ettiği 0 (506)...87 numaralı hat üzerinden ByLock programı kullandığı, Bank Asya hesabının bulunduğu ve HTS kayıtlarına göre hakkında aynı suçtan soruşturma yürütülen farklı kişilerle irtibatının olduğu iddialarına yer verilmiştir.
4. İddianamenin kabulü sonrasında Yalova Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanan yargılamada tensip zaptı ile birlikte başvurucu hakkında yakalama emri düzenlenmiş, Bank Asya ve ByLock kayıtları başta olmak üzere bazı delillerin temin edilmesine ve bilirkişi raporu alınmasına yönelik müzekkereler tanzim edilmiştir.
5. Başvurucunun yokluğunda bir süre devam ettirilen yargılamanın 1/2/2018 tarihli dördüncü celsesinde başvurucu hakkındaki yakalama emrinin infaz edilememesi nedeniyle başvurucu dışındaki diğer sanıkların yargılamasının tefrik edilmesine karar verilmiştir.
6. Yargılamanın 9/5/2018 tarihli beşinci celsesinde Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturmada şüpheli sıfatıyla ifade veren Ö.T.nin başvurucu hakkında vermiş olduğu ifadeler ile Garson isimli gizli tanıktan elde edilen dijital materyallere ilişkin düzenlenen veri inceleme raporu dosyaya girmiştir.
7. Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararı ile Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/7/2019 tarihi itibarıyla faaliyete geçirilmesi sonrasında yargılama 10/9/2019 tarihli dokuzuncu celseden itibaren Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından devam ettirilmiştir.
8. Başvurucu hakkında düzenlenen yakalama emrinin 9/1/2020 tarihinde infaz edilmesi üzerine Mahkeme 10/1/2020 tarihinde resen onuncu celsenin açılmasına karar vermiş ve bu celsede başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu, savunmasında üzerine atılı suçlamaları reddetmiştir. Mahkeme, aynı celsede başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir.
9. Yargılamanın 30/1/2020 tarihli on birinci celsesinde başvurucu hakkında beyanları bulunan N.D., M.K., M.G. ve Ş.E. ile birlikte beyanları dosyaya sonradan delil olarak gelen Ö.T.nin tanık olarak dinlenmesi için gerekli işlemlerin yapılmasına karar verilmiştir.
10. Başvurucu ve müdafiinin de katıldığı 24/3/2020 tarihli on ikinci celsede M.G. ve Ş.E. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla tanık olarak dinlenmiştir. Aynı celsede talimat yoluyla dinlenen Ö.T.nin tanık olarak vermiş olduğu beyanları okunmuş ve dosyaya eklenmiştir.
11. 9/7/2020 tarihli on dördüncü celsede talimat yoluyla dinlenen M.K.nın tanık olarak vermiş olduğu beyanlar okunmuş ve dosyaya eklenmiştir.
12. 01/10/2020 tarihli on beşinci celsede Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturmada şüpheli sıfatıyla ifade veren Ü.N.İ.nin başvurucu hakkında vermiş olduğu ifadeler dosyaya girmiştir. Başvurucu müdafiinin Ü.N.İ.nin tanık olarak dinlenmesine ilişkin talebi ise dosyadaki mevcut bilgi ve beyanlar ile dosya safahatı nazara alınarak reddedilmiştir.
13. 17/11/2020 tarihli on altıncı ve son celsede talimat yoluyla dinlenen N.D.nin tanık olarak vermiş olduğu beyanlar okunmuş ve dosyaya eklenmiştir.
14. Yapılan yargılama neticesinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına 17/11/2020 tarihinde karar verilmiştir.
15. Mahkûmiyet kararının ilgili kısmı şu şekildedir:
"... 16/01/2020 tarihli sorgu sonucuna göre sanığın, [0(506)...87] numaralı telefon hattı ve [359...17] imei numaralı telefon üzerinden 26/08/2014 tespit tarihi itibariyle Bylock isimli programı kullandığı belirlenmiş, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mahkememize gönderilen sanığa ait internet trafik bilgisi kayıtlarından sanığın 26/08/2014 tarihinden başlayarak 30/04/2015 tarihine kadar 389 kayıt oluşacak şekilde Bylock programının ana IP numarası ile ilgili programı kullananların tespitini zorlaştırmak amacıyla kiralandığı anlaşılan diğer IP numaralarına bağlandığı tespit edilmiştir. Yalova İl Emniyet Müdürlüğü'nün 16/01/2020 tarihli yazısı ile (USERID) numarası bulunmamaktadır.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen bir soruşturma kapsamında Garson isimli gizli tanıktan elde edilen ve Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün mahrem emniyet yapılanmasına ilişkin bilgilerin yer aldığı dijital materyaller üzerinde yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen veri inceleme raporunda sanığa ilişkin olarak,
Tüm Liste isimli tabloda Derece 1 başlıklı bölümde SAYA ibaresinin bulunduğu, Derece 2 başlıklı bölümde 0 ibaresinin yer aldığı,
SAYA ibaresinin bulunduğu, SAYA ibaresinin FETÖ mensubu olup gassalın elindeki meyyit olarak ifade edilen zaafları olmayan herşeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş polis memurlarını ifade ettiği, 0 ibaresinin ise hakkında bilgi olmayan kişileri ifade ettiği,
Güncel Lise başlıklı tabloda 2015 Mart alan başlıklı bölümde SAYA ibaresinin, 2015 Mart Alan dışı başlıklı bölümde 0 ibaresinin, Alan başlıklı bölümde SAYA ibaresinin bulunduğu, kurs taksitli başlıklı bölümde 100 rakamının, etüd 2015 kısmında 2 rakamının, zümre başkanı başlıklı bölümde ZB YOK MD ÖĞRTMNLE GRŞYR, öğretmeni başlıklı bölümde iBRAHİM isminin, asil vekil başlıklı bölümde asil ibarelerinin yer aldığının tespit edilmiştir.
Tanık olarak dinlenen [M.K.] 01/07/2020 Tarihinde Talimatla Alınan Beyanında önceki beyanlarından dönmüş ise de kolluk marifetiyle avukatla alınan beyanında 2014 yılında [başvurucunun] yanına gelerek Fetullah GÜLEN cemaatinin yaptığı toplantılara kendisini çağırdığı kendisinin de buraya katıldığı evde İbrahim Kod adlı [M.G.'nin] de olduğunu, [M.G.'nin] elinde bulunan tablet üzerinden dini konularda sohbet yaptığını, bu sohbetlerin 2-3 haftada bir yapıldığını, İbrahim kod adlı [M.G.'nin] yanında getirdiği tablette tango programını kurduğunu, bu program üzerinde [başvurucu] ve [M.G.] ile konuştuklarını ve grup oluşturduklarını şeklinde beyan etmesi sebebiyle ilk beyanına itibar edildiği,
Tanık olarak dinlenen [M.G.'nin] kolluk marifetiyle avukatla beyanının alındığı daha sonra mahkememizde alınan beyanlarında beyanından döndüğünü beyan etmiş ise de kolluk marifetiyle alınan beyanında 2014 yılında Nisan ayında [Y.B. isimli okulda] sınıf öğretmeni olan Umut'un kendisine 'sana bir grup vereceğim onlara sohbete gidersin' dediğini, kendisinin sohbetin yapılacağı yere gittiğini, kapıyı açan şahsa Umut hocanın selamını söylediğini, bu kişinin Muhammet isminde bir kişi olduğunu, bu gruba haftada bir sohbete gittiğini, Fetullah GÜLEN'e ait vaaz cd.leri ile izletildiği, kitap okunduğunu, sadaka ve himmet topladığını, bu grupta Muhammet ve [N.D'nin] telefonlarına bir program yüklediğini, bu program üzerinden görüşmelerini gerçekleştirdiklerini şeklinde beyan etmesi sebebiyle usulüne uygun olarak alınan ilk beyanlarına itibar edilerek hükme esas alındığı,
Tanık olarak dinlenen [Ş.E.'nin] kolluk marifetiyle avukatla beyanının alındığı daha sonra mahkememizde alınan beyanlarında beyanından döndüğünü beyan etmiş ise de 2015 yılında [başvurucunun] kendisine 'sohbetimize katıl' dediğini, kendisinin de katıldığını, bu toplantılarda [M.G.'nin] hocalık yaptığını, bu toplantı sırasında [başvurucu] ve [M.G.'ye] toplantıya gelmek istemediğini söylediğini, [M.G.'nin] de 'madem gelmek istemiyorsun senin telefonuna bir program yükleyelim' dediğini ve telefonuna bir program yüklediğini beyan ettiği,
Yine tanık olarak dinlenen [N.D'nin] soruşturma aşamasında verdiği beyanlarından dönmeyerek Yalova'da sohbet toplantıları sebebiyle tanıştıklarını beyan ettiği, sohbet adı verilen mahrem yapılanmaya mensup kişilerden başka kimsenin katılmadığı toplantılara katılmalarının mümkün olamayacağı,
Dosya kapsamında sanıktan ele geçirilen dijital materyallerde yapılan incelemede Bylock (net.client.by.lock) şifreli görüşme programının ve KakaoTalk (com.kakao.talk) şifreli görüşme programının kalıntılarının tespit edildiği, sanıktan ele geçirilen Samsung Marka GT-İ8190 Model cep telefonunda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından kullanılması talimatı verdiği telefon veri temizleme uygulamaları olan 'com.all.clean.cleanthemall' uzantılı 'Clean Them All' isimli uygulamanın en son 17/07/2016 tarihinde çalıştırıldığı ve toplamda 125 kez kullanıldığı, bu şekilde telefonunda darbe teşebbüsünden sonra telefonunu sıfırlamaya çalıştığı hususu sabittir.
Yargılama konusu suça ilişkin beyanına başvurulan tanık beyanları nazara alındığında, sanığın bu örgütle alelade birisine göre daha nitelikli bir temas içerisinde olduğu sabittir. Her ne kadar sanığın kullandığı hatta ilişkin Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı elde edilememiş ise de, sanığın örgüt ile nitelikli bir temas içerisinde olduğunu ortaya koyan tanık beyanları ile sanığa ait internet trafik bilgisini içerir HTS kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın Bylock isimli örgüt içi haberleşme programını örgütsel haberleşme ve gizliliği temin maksadıyla kullandığı, ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı (Yargıtay 16. Ceza Dairesi Esas No:2017/1443, Karar No:2017/4758, 14.07.2017 tarihli),
Yine yukarıda tanık anlatımları ile örgütün sohbet ve toplantılarına katılıp, maddi yardımda bulunarak ve örgüt toplantılarına katılması için eleman toplayarak, mahrem yapıdaki kişilerin katıldığı bu toplantılara meslek hayatının tamamını oluşturacak mahiyette süreklilik arz edecek şekilde katılarak nitelikli temasta bulunduğu, bu kapsamda tespiti zorlaştırmak ve gizliliğe önem verir şekilde hayatın olağan akışına aykırı olarak mahrem imamın talimatıyla Yargıtay içtihatlarında da ifade edildiği üzere, münhasıran FETÖ/PDY mensuplarınca kullanılan Bylock isimli örgüt içi haberleşme programını örgütsel haberleşme ve gizliliği temin maksadıyla kullandığı her ne kadar kullanıcı adı ve içeriği tespit edilememiş ise de tanık beyanları ve dijital inceleme raporlarıyla grup oluşturarak kullanarak programı kullandığı böylelikle örgüt ile organik bağ kurarak örgüt üyesi vasfını kazandığı, bu itibarla sanığın eylemini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirerek örgüt ile organik iradi bağını ve bu bağa ilişkin kastını ortaya koyduğu anlaşılmakla eylemlerinin terör örgütüne yardım etme kapsamını aştığı, bununla birlikte örgüt üyesi olmak için gerekli süreklilik, çeşitlik, yoğunluk unsurlarına sahip olduğu (Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2005/7021 E. 2006/859 K. Ve 16.02.2006 tarih sayılı ilamı) göz önüne alındığında üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği yönünde mahkememizin her türlü şüpheden uzak tam bir vicdani kanaati oluşarak sanığın tecziyesi yoluna gidilmiştir
...
Sanığın yargılama sürecinde uzun süre yakalamalı bulunması yakalandığında içerik olarak sahte düzenlenmiş fotosu sanığa ait ancak başka bir şahsın kimlik bilgileri bulunan kimlik fotokopisi bulunması sebebiyle sanık hakkında olumlu kanaat oluşmadığından cezasında TCK'nın 62. maddesi gereğince indirim yapılmamıştır... "
16. Başvurucunun mahkûmiyet kararına karşı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunması üzerine dosya Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine (Bölge Adliye Mahkemesi) gönderilmiş ve istinaf incelemesi neticesinde istinaf başvurusunun esastan reddine 12/1/2021 tarihinde karar verilmiştir.
17. Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 3. Ceza Dairesine (Daire) gönderilmiş ve temyiz incelemesi neticesinde temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına 10/2/2022 tarihinde kesin olarak karar verilmiştir.
18. Başvurucu, Dairenin onama kararını 22/3/2022 tarihinde öğrenmiş ve 14/4/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
19. Komisyon, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile aynı fiil nedeniyle tekrar yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul edilemez olduğuna, tanık sorgulama hakkı başta olmak üzere diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin ise Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
20. Başvurucu, adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğunu belirten başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir (Mehmet Şerif Ay [2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013).
21. Başvurucu, beyanları mahkȗmiyet hükmüne belirleyici ölçüde esas alınan tanıkların kendisinin de hazır bulunduğu duruşmada dinlenmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
22. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüş yazısında; başvurucunun başvuru formunda ileri sürdüğü anayasal haklarının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucunun ibraz ettiği cevap dilekçesinde ise başvuru formundaki iddialar yinelenmiştir.
23. Başvurucunun iddiaları, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı yönünden incelenmiştir.
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
25. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında tanık kavramını sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi şeklinde özerk olarak yorumlamış ve tanık sorgulama hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkıyla ilgili olarak verdiği kararlarında somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için üç aşamalı bir test uygulanması gerektiğini ifade etmektedir. Buna göre ilk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeninin varlığına bakılmalıdır. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmamış olması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilmelidir. Sorgulama veya sorgulatma imkânı tanınmayan tanığın beyanının tek veya belirleyici delil olduğunun tespit edilmesi durumunda ise üçüncü aşama olarak savunma tarafının maruz kaldığı bu zorlukların telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği ortaya konulmalıdır (Atila Oğuz Boyalı [2. B.], B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Selçuk Demir [2. B.], B. No: 2014/9783, 22/1/2015, §§ 27-46; AZ. M. [2. B.], B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 45-67; Baran Karadağ [2. B.], B. No: 2014/12906, 7/5/2015, §§ 49-76; Orhan Güleryüz [1. B.], B. No: 2019/30221, 28/12/2021, §§ 33-42; Abdurrahim Balur [2. B.], B. No: 2013/5467, 7/1/2016, § 80; Onur Urbay [1. B.], B. No: 2014/6222, 6/3/2019, §§ 36, 40; Zekeriya Sevim [2. B.], B. No: 2018/18989, 16/6/2021, §§ 44, 51; Metin Akdemir (2) [1. B.], B. No: 2020/3964, 21/9/2022, § 36; Uğur Özcan [1. B.], B. No: 2021/12137, 26/7/2022, § 40).
26. Tanık sorgulama hakkına ilişkin testin birinci aşaması kapsamında tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığının ortaya konulması gerekliliği esasen -anayasal düzeyde bir ilke olan- hükme temel alınan delillerin hâkim huzurunda ikame edilmesi zorunluluğunu ifade eden doğrudan doğruyalık ilkesinin bir sonucudur. Bu kapsamda hakkaniyete uygun yargılanma hakkının özel bir görünümü olan doğrudan doğruyalık ilkesi uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilecek ve bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilecektir. Bu bağlamda ceza yargılamasında kural olarak özellikle tanık beyanlarının esas hakkında kararı verecek hâkim/mahkeme tarafından alınması, tanık beyanlarının bu hâkim/mahkeme tarafından takdir edilmesi gerekir (Erdal Sonduk [GK], B. No: 2020/23093, 15/2/2024, §§ 43-46).
27. Sanığın, aleyhinde beyanda bulunan tanıklarla esas hakkında kararı verecek hâkimin huzurunda yüz yüze gelmesi, onların güvenilirliğini bu esnada test etme fırsatı elde etmesi adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı bakımından da büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle sanığın suçluluğu konusunda karar verecek hâkim, sağlıklı gözlem yapabilmek ve sadece iddia makamının yorum şekliyle değil savunma makamının iddia ve itirazlarını da değerlendirerek doğru bir vicdani kanaate ulaşabilmek için anlatımlarıyla sanığın hukuki durumunu önemli ölçüde etkileyecek tanıkları huzurda dinlemelidir. Dolayısıyla tanıkların duruşma öncesinde veya haricindeki dinlenmeleri sırasında düzenlenmiş tutanakların veya yazılı açıklamaların duruşmada okunması huzurda dinlemenin eş değeri olarak değerlendirilemez (bazı farklılıklar ve eklemelerle birlikte bkz. Erdal Sonduk, § 45).
28. Nitekim 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 210. maddesinin (1) numaralı fıkrası olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanığın duruşmada mutlaka dinleneceğini öngörmektedir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez. Anılan hükmün gerekçesinde de "Delillerin hükmü verecek mahkeme huzurunda ortaya konulması, tartışılması ve irdelenmesi adil yargılama ilkesinin temel gereklerindendir. Bu itibarla, duruşmada sanık ve tanığın ifadesine ait tutanakların okunması ile yetinilmesi, ancak zorunlu hâllerde kabul olunabilir." denilerek bu husus vurgulanmıştır (Erdal Sonduk, § 53). Kaldı ki Yargıtayın da bazı kararlarında 5271 sayılı Kanun’un 210. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan, olayın delilinin tanık açıklamalarından ibaret olduğu durumlar hakkında genişletici bir yaklaşım benimsediği ve tanık ya da tanıkların beyanının tek değil belirleyici delil olduğu durumları da anılan hükmün kapsamında gördüğü anlaşılmaktadır (birçok karar arasından bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/3/2021 tarihli ve E.2019/37533, K.2021/118; (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 15/2/2021 tarihli ve E.2020/220, K.2021/1681; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 11/12/2024 tarihli ve E.2023/1657, K.2024/17714 sayılı kararları).
29. Somut olayda başvurucu, kendisi hakkında beyanda bulunan tanıklar Ö.T., Ü.N.İ., M.K. ve N.D ile yüz yüze gelmemiştir. Sorgulanamayan tanıkların istinabe mahkemesi tarafından alınan beyanları, başvurucu ve müdafiine okunmuş ancak tanıkların duruşmada dinlenilmesine ilişkin herhangi bir çaba gösterilmemiştir. İlgili duruşma tutanakları ve gerekçeli kararda da tanıkların Mahkemede hazır edilememesinin hangi geçerli nedene dayandığına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmaması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak hükmün, tek başına veya belirleyici ölçüde başvurucunun sorgulama veya sorgulatma imkânına sahip olmadığı bir tanık tarafından verilen ifadeye dayalı olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır.
30. Testin ikinci aşaması uygulanırken delilin tekliği ifadesinden o delilin sanık aleyhine yegâne delil olması, delilin belirleyiciliğinden ise davanın sonucunu ağırlıklı olarak etkileme eğilimi olan delil anlaşılmalıdır (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Baran Karadağ, § 65). Belirtilmelidir ki bir delilin belirleyici olup olmadığı sadece başvurucunun mahkûmiyeti yönünden değil temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi açısından da dikkate alınmalıdır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Bati [2. B.], B. No: 2019/8419, 28/6/2022, §§ 33-35). Aksi hâlde suçun sübutu tespit edilerek mahkûmiyete karar verilmesi dışındaki sonuçlar yönünden adil yargılanma hakkının güvenceleri anlamsızlaşır. Bu bakımdan mahkûmiyet hükmünün yalnızca sorgulanmamış tanığın ifadesine dayandığı veya cezanın alt sınırdan uzaklaşılmasında sadece sorgulanmamış tanığın ifadesine dayanıldığı bir durumda delilin tek olduğu söylenebilir. Buna karşılık mahkûmiyet hükmü kurulurken veya cezanın alt sınırdan uzaklaşılmasında sorgulanmamış tanığın ifadesinin yanında başka delilin/delillerin de bulunduğu ancak bu delilin/delillerin ağırlığının sorgulanmamış tanığın ifadesine nazaran daha az olduğu hâllerde sorgulanmamış tanığın ifadesinin belirleyici delil olduğu ifade edilebilir. Diğer delillerin ispat gücünün sorgulanmamış tanığın ifadesine nazaran daha yüksek olduğu hâllerde sorgulanmamış tanığın ifadesinin belirleyici delil olduğunun kabulü mümkün olmayacaktır.
31. Duruşmada sorgulanmayan tanığın ifadesinin tek veya belirleyici delil olup olmadığı hususu, öncelikle mahkûmiyet gerekçesine bakılarak tespit edilir. Bu açıdan mahkemenin sorgulanmamış tanığın ifadesinin ağırlık derecesini gerekçeli kararda tartışmış olması beklenir. Ancak gerekçeli kararda bu tartışmanın yapılmadığı veya mahkemenin değerlendirmesinin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içerdiği hâllerde Anayasa Mahkemesinin kendisi bu değerlendirmeyi yapacaktır.
32. Somut olayda Mahkeme, başvurucu yönünden vermiş olduğu mahkûmiyet kararını başvurucunun ByLock kullandığına ilişkin tespitlere, Garson isimli gizli tanıktan elde edilen verilere ve tanık beyanlarına dayandırmıştır.
33. Yargıtayın ByLock deliline yönelik içtihadı incelendiğinde kişinin ByLock kullanıcısı olduğunun tespiti açısından sadece CGNAT kayıtlarının yeterli delil olarak kabul edilmediği anlaşılmıştır [birçok karar arasından bkz. (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 30/6/2021 tarihli ve E.2020/2018, K.2021/4527; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 4/10/2022 tarihli ve E.2021/18943, K.2022/5428 sayılı kararları] (benzer yönde bkz. Mehmet Ayko [1. B.], B. No: 2019/41322, 7/1/2025, § 20; Atakan Yıldırım [2. B.], B. No: 2021/8629, 14/1/2025, § 29; Uğur Özçiftçi [1. B.], B. No: 2021/43521, 15/1/2025, § 20).
34. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Ali Bayram İskender ([GK], B. No: 2020/31370, 25/9/2025) kararında başvurucunun ByLock programını kullandığına dair tespitin terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararında belirleyici delil olarak kabul edildiği somut olayda kişilerin örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıklarının belirlenmesi açısından Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaların yerine getirilmediği kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi, anılan kararda başvurucunun -ByLock programını kullanmadığına yönelik itirazının yanı sıra- anılan programı örgütsel iletişim amacıyla kullanmadığına dair iddiasının kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bir iddia olduğu ancak yargı makamları tarafından bu iddia hakkında somut bir değerlendirmede bulunulmadığı, bu eksikliğin kanun yolu incelemeleri sırasında da telafi edilmediği kanaatine varmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu nedenle başvurucunun mahkûmiyeti için gerekli olan yeterli gerekçenin ortaya konulamadığını değerlendirmiş ve ihlal sonucuna ulaşmıştır (Ali Bayram İskender, §§ 47-58).
35. Mahkûmiyete ilişkin gerekçe incelendiğinde başvurucu hakkındaki ByLock tespitinin, -ByLock verilerini içeren dijital materyallerin çözümlenmesi üzerine- user-ID numarası ve buna bağlı alt verilere ilişkin düzenlenen ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı yerine, yalnızca ByLock sorgu sonucu raporuna ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan getirtilen CGNAT kayıtlarına dayandırıldığı anlaşılmıştır.
36. Benzer şekilde her ne kadar Garson kod adlı gizli tanıktan ele geçirilen bazı veriler hükme esas alınmış ise de Yargıtay kararlarına göre Garson kod adlı gizli tanıktan ele geçirilen veriler, mahkȗmiyet için yeterli olmayıp bunun için destekleyici bir ifade, beyan yahut başkaca bilgi ve belge bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir (Sinan Bulut [1. B.], B. No: 2019/14914, 10/5/2023, §§ 27, 47; M.G. [2. B.], B. No: 2020/5305, 11/5/2023, § 32).
37. Buna karşın hükme esas alınan tanık beyanlarında ise başvurucunun örgütsel faaliyetleri ile ilgili anlatımlar olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda:
i. Ş.E. soruşturma aşamasında müdafii huzurunda alınan ifadesinde 2015 yılında başvurucunun kendisini toplantılara davet ettiğini ve bu toplantılarda M.G.nin hocalık yaptığını ifade etmiş ancak mahkeme aşamasında SEGBİS üzerinden alınan beyanında bu ifadelerinden dönerek başvurucuyu tanımadığını ileri sürmüştür.
ii. M.G. soruşturma aşamasında müdafii huzurunda alınan ifadesinde 2014 yılında bir öğretmeninin yönlendirmesiyle sohbetlere gittiğini, kendisini Muhammet isimli bir kişinin karşıladığını, bu gruba haftada bir sohbete gittiğini, Fetullah Gülen'e ait vaazların izletildiğini, kitapların okunduğunu, sadaka ve himmet toplandığını, Muhammet ve N.D.nin telefonlarına bir program yüklediğini, bu program üzerinden görüşmelerini gerçekleştirdiklerini ifade etmiş ancak mahkeme aşamasında SEGBİS üzerinden alınan beyanında bu ifadelerinden dönerek başvurucuyu tanımadığını ileri sürmüştür.
iii. Ö.T. soruşturma aşamasında müdafii huzurunda alınan ifadesinde başvurucunun yapı içinde bulunan polis memurlarından olduğunu ve sohbetlere katıldığını ifade etmiş ve mahkeme aşamasında talimat yoluyla alınan beyanında da soruşturma aşamasındaki ifadelerini yinelemiştir.
iv. Ü.N.İ.nin soruşturma aşamasında müdafii huzurunda alınan ifadesinde başvurucunun darbe girişiminin öncesinde FETÖ/PDY lehine konuşmalar yaptığını, bu nedenle zaman zaman tartışma yaşadıklarını, darbe girişiminin ertesi günü başvurucunun açığa alındığını ve bu durumdan kendisini sorumlu tutarak üzerine yürüdüğünü, başvurucunun örgütsel faaliyetlerine şahit olmadığını ancak FETÖ/PDY lehine konuşmalarına şahit olduğunu beyan etmiştir. Ü.N.İ.nin mahkeme aşamasında beyanı alınmamıştır.
v. Tanık M.K. soruşturma aşamasında müdafii huzurunda alınan ifadesinde başvurucunun 2014 yılında yanına gelerek Fetullah Gülen cemaatinin yaptığı toplantılara kendisini çağırdığını, toplantılarda İbrahim kod adlı M.G.nin de olduğunu, M.G.nin elinde bulunan tablet üzerinden dinî konularda sohbet yaptığını, bu sohbetlerin iki-üç haftada bir yapıldığını, İbrahim kod adlı M.G.nin yanında getirdiği tablette tango programını kurduğunu, bu program üzerinde Muhammet ve M.G. ile konuştuklarını ifade etmiş ancak mahkeme aşamasında talimat yoluyla alınan beyanında bu ifadelerinden dönmüş; başvurucuyu tanıdığını ancak soruşturma aşamasındaki ifadesini baskı altında verdiğini ileri sürmüştür.
vi. Tanık N.D.nin soruşturma aşamasında müdafii huzurunda alınan ifadesinde Yalova'ya tayin olduktan sonra iki-üç ay kimse ile görüşmediğini ancak soyadını bilmediği ve evinin dördüncü katında ikamet eden Çınarcık ilçesinde polis olarak görev yapan Mahmut isimli şahsın sohbetlere kendi evine çağırdığını, bu şahısla yedi-sekiz kez görüşmesinin olduğunu, sohbetlerde başvurucunun ve ayrıca üniversitede çalıştığını söyleyen ve sohbet hocalığını yapan İbrahim kod adlı M.G.nin olduğunu, bu şahıslarla Tango üzerinde veya yüz yüze evlerde buluştuklarını ifade etmiş ve mahkeme aşamasında talimat yoluyla alınan beyanında da soruşturma aşamasındaki ifadelerini yinelemiştir.
38. Mahkûmiyete esas alınan diğer delillere ilişkin Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihadı, hükme esas alınan tanık beyanlarının mahiyeti ve gerekçeli karar içeriği incelendiğinde başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kararının önemli ağırlıkta başvurucunun örgütsel eylemlerine ilişkin somut bilgiler içeren tanık beyanlarına dayandığı görülmektedir.
39. Bununla birlikte başvurucu; tanıklardan sadece Ş.E. ve M.G.nin mahkeme huzurunda alınan beyanlarını sorgulayabilmiştir. Duruşmada sorgulanmayan diğer tanıkların ifadelerinin tek veya belirleyici delil olup olmadığı hususu öncelikle mahkûmiyet gerekçesine bakılarak tespit edilir. Bu açıdan mahkemenin sorgulanmamış tanıkların ifadelerinin ağırlık derecesini gerekçeli kararda tartışmış olması beklenir. Buna karşın gerekçeli kararda bu tartışmanın yapılmadığı veya mahkemenin yaptığı değerlendirmenin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içerdiği hâllerde Anayasa Mahkemesinin kendisi bu değerlendirmeyi yapacaktır.
40. Her ne kadar Mahkeme tarafından tanık beyanlarının ağırlık derecesine ilişkin bir değerlendirme yapılmamış ise de başvurucu tarafından sorgulanan tanıklar Ş.E. ve M.G.nin mahkeme huzurunda alınan beyanlarında soruşturma aşamasındaki ifadelerinden döndüğü görülmüş, bu itibarla sorgulanamayan tanıklar Ö.T., Ü.N.İ., M.K. ve N.D.nin beyanlarının mahkûmiyet kararı bakımından daha önemli hâle geldiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun hazır bulunduğu bir ortamda doğruluğu test edilememiş bahse konu tanık beyanlarının mahkûmiyet hükmü bakımından tek delil olmasa da belirleyici delil olarak esas alındığı anlaşılmıştır.
41. Sorgulama veya sorgulatma imkânı tanınmayan tanıkların beyanının belirleyici delil olduğunun tespit edilmesi nedeniyle üçüncü aşama olarak savunma tarafının maruz kaldığı bu zorlukların telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği ortaya konulmalıdır. Bu bağlamda tanıkların SEGBİS ile dinlenmesi telafi edici bir güvence olarak kabul edilebilecektir. Somut olayda ise Mahkeme tarafından SEGBİS yöntemi kullanılmamış ve tanıkların yazılı beyanlarının duruşmada okunması ile yetinilmiştir. Tanıkların yazılı beyanları, duruşmada okunmuş ise de başvurucu, tanıkların beyanlarının tespiti sırasında hazır bulunmadığından ses ve görüntü nakli yoluyla da olsa onları sorgulayamamış ve tanıkların anlatımlarını kendi argümanlarıyla test etme fırsatı elde edememiştir.
42. Doğrudan doğruyalık ilkesine de aykırılık oluşturan bu durumun uyuşmazlığın aydınlatılmasında bir zafiyete yol açma riski bulundurduğu açıktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Selçuk Arslan [GK], B. No: 2020/19752, 6/2/2025, § 94). Bununla birlikte doğrudan doğruyalık ilkesi kapsamında güvenilirliği ve doğruluğu test edilmemiş tanık beyanlarının, mahkûmiyet hükmü bakımından belirleyici delil olarak esas alındığı hâlde savunma tarafına karşılaştığı zorlukları telafi edecek karşı dengeleyici güvencelerin tanınmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayda hiçbir şekilde dinlenmemiş ve dinlenmesi için de herhangi bir çaba gösterilmemiş tanıkların duruşmada veya SEGBİS gibi vasıtaların kullanılması suretiyle dinlenmemesinin ve yazılı beyanlarının hükme esas alınmasının bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
Muhterem İNCE bu sonuca katılmamıştır.
44. Mevcut başvuruda ulaşılan sonuç ve uygun görülen giderim gözetildiğinde yapılacak yeniden yargılamada başvurucunun diğer şikâyetlerinin değerlendirilebileceği anlaşıldığından başvurucunun eldeki başvuruda değerlendirme konusu yapılmayan diğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
III. GİDERİM
45. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
46. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
47. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
48. Tanık sorgulama hakkı, tanığın yargılama evrelerindeki beyanlarının delil değeriyle ilgili bir derecelendirme yapılmasını güvence altına almamaktadır. Diğer bir ifadeyle bu hak, tanığın duruşmadaki beyanlarına üstünlük tanınması gerektiği yönünde bir güvence içermemektedir. Savunmaya duruşmada tanığı sorgulama fırsatı tanındığı ve sanığın diğer haklarına saygı gösterildiği sürece tanığın yargılama evresindeki beyanlarının hangisine itibar edileceği meselesi karar veren mahkemenin takdirindedir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Musa Yılmaz Acar [1. B.], B. No: 2013/1664, 16/7/2014, § 53).
49. Başvurucunun herhangi bir bilgi ve belge ibraz etmemesi nedeniyle maddi tazminat talebinin, ihlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacak olması nedeniyle de manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
C. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Muhterem İNCE'nin karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
Ç. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA OYBİRLİĞİYLE,
D. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2019/8, K.2020/257) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/5/2026 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Başvuru, ifadeleri belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanıkların sanık tarafından sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Mahkememiz çoğunluğu tarafından, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesiyle bağlantılı olarak tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki tanık sorgulama hakkı, tanığın yargılama evrelerindeki beyanlarının delil değeriyle ilgili bir derecelendirme yapılmasını güvence altına almamaktadır. Diğer bir ifadeyle bu hak, tanığın duruşmadaki beyanlarına üstünlük tanınması gerektiği yönünde bir güvence içermemektedir. Savunmaya duruşmada tanığı sorgulama fırsatı tanındığı ve sanığın diğer haklarına saygı gösterildiği sürece tanığın yargılama evresindeki beyanlarının hangisine itibar edileceği meselesi karar veren mahkemenin takdirindedir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Musa Yılmaz Acar [1. B.], B. No: 2013/1664, 16/7/2014, § 53).
Somut olayda başvurucunun mahkûmiyetinde ağırlıklı olarak tanık beyanlarına dayanılmıştır. Başvurucunun sorgulayabildiği tanıklar Ş.E. ve M.G., soruşturma aşamasında ve müdafi huzurunda alınan ifadelerinde başvurucunun örgütsel eylemleriyle ilgili tarih bilgisi de içeren somut ifadelerde bulunmuş ancak mahkeme aşamasında SEGBİS aracılığıyla alınan beyanlarında bu ifadelerini inkâr etmişlerdir. Mahkeme, mahkûmiyet gerekçesinde bu hususa ayrıca değinmiş ve tanıkların soruşturma aşamasında müdafi huzurunda alınan ifadelerine itibar edildiğini vurgulamıştır.
Soruşturma aşamasındaki ifadelerin hukuka aykırı yöntemlerle alındığına ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığı gibi bahse konu ifadelerin müdafi huzurunda alındığı da sabittir. Dolayısıyla Mahkemenin SEGBİS aracılığıyla alınan beyanlar yerine -diğer delillerle de uyumlu olan- soruşturma aşamasındaki ifadelere itibar etmesi delillerin değerlendirilmesi ile ilgili bir husustur. Gerekçeli karar incelendiğinde mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesinin bariz takdir hatası ya da açık bir keyfîlik içerdiği de söylenemeyecektir.
Böylece başvurucu tarafından sorgulanan tanıkların -mahkeme tarafından itibar edilen ve somut bilgiler içeren- beyanları karşısında, başvurucunun sorgulayamadığı diğer tanıkların daha soyut nitelikteki beyanlarının mahkûmiyet hükmünde tek veya belirleyici delil olduğu söylenemeyecektir.
İzah edilen nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmak mümkün değildir.
Bu suretle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesiyle bağlantılı olarak ileri sürdüğü tanık sorgulama hakkının ihlal edilmediği kanaatiyle aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
|





