TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

H. E. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/24029)

Karar Tarihi: 17/6/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Yunus Emre BAĞLAR

Başvurucu

:

Vekili

:

Av. Hasan Ali TAN

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; suç isnadına bağlı tutulduğu muhakeme süreci itibarıyla ise kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.

2. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçundan soruşturma başlatmıştır. Başvurucu emniyette müdafi eşliğinde alınan ifadesinde; FETÖ/PDY ile bağlantısının olmadığını ileri sürmüştür.

3. Soruşturma aşamasında başvurucu hakkında verilen beyanlar şöyledir:

- K.S.nin emniyette müdafi eşliğinde alınan ifadesinde; 2012 yılına kadar gülen cemaati olarak bilinen cemaatin sadece dinî duygular ile sohbetlerine zaman zaman iştirak ettiğini, bu yapıyla 2003-2004 yıllarında Balıkesir’e tayin olduktan sonra davet üzerine sohbetlerine giderek tanıştığını, zaman zaman bu sohbetlere hiç gitmediğinin de olduğunu, hatta 2008-2010 yılları arası hiç gitmediğini, 2012 yılında ise tamamen koptuğunu, başvurucu ile Polis Okulunda birlikte çalıştıklarını, zaman zaman sohbet ortamlarında birlikte olduğunu, bu yapıyla 2012 yılında irtibatını kestiğini beyan etmiştir.

- B.Ş.nin emniyette müdafi eşliğinde alınan ifadesinde; başvurucunun 2011 ile 2013 Haziran ayı arasında sohbet grup sorumlusu olan şahıslar arasında yer aldığını, bu gruba mütevelli heyeti denildiğini, K.S.ye bağlı sorumlu sohbet grupları olarak haftada bir veya 15 günde bir gruptan bir sorumlunun veya K.S. isimli şahsın evinde toplandığını, bu toplantılarda sohbet gruplarının sorunları, sohbetlere katılım durumu, gelmeyenlerin gelmeme sebepleri ve benzeri konuların konuşulduğunu, mütevelli toplantılarında K.S. isimli şahsın elinde bulunan Balıkesir Asayiş Şube Müdürlüğü bünyesindeki görevli polis memurlarının liste üzerinden teker teker gündeme alınarak ilgilenileceklerin belirlenip daha sonra K.S. isimli şahsın mütevelli grubundan her bir kişiye ilgilenmesi ve cemaate kazandırılması için bir hedef polis memuru belirlediğini, yine bu toplantılarda sohbet gruplarının telefon konusunda tedbirli davranması gerektiğinin sürekli vurgulandığını, bu mütevelli toplantılarında sohbet sorumlularının her ayın 15'inde kendi gruplarında toplanan himmet paralarını K.S. isimli polis memuruna teslim ettiklerini, 17-25 Aralık olaylarından sonra bu oluşumdan kendini soyutladığını ve bağlarını tamamen kopardığını, o günden itibaren bu yapılanmanın hiçbir faaliyetine katılmadığını, kendisiyle irtibat kurmak isteyen şahısları da tavrını koyarak reddettiğini beyan etmiştir. Savcılıkta müdafi eşliğinde alınan ifadesinde de konuyla ilgili olarak emniyette verdiği ifade içeriğini aynen kabul ve tekrar ettiğini beyan etmiştir.

- A.K.nin emniyette müdafi hazır bulunmadan bilgi sahibi sıfatıyla alınan ifadesinde; 2011 yılında başvurucuyla beraber B. ve H.Y. isimli şahısların evine geldiğini, B.nin Fetullah Gülen cemaatine bağlı olduklarını söyleyerek kendisini sohbetlere davet ettiğini, B., başvurucu ve B.S.nin himmet olayını organize ettiğini, bu durumun 2013 yılına kadar devam ettiğini, 2013 yılındaki dershanelerin kapatılması sürecinden sonra siyasi konuların konuşulmaya başlandığını, 17-25 Aralık olaylarından sonra sohbetlere katılmayı bıraktığını, bu tarihten sonra gruptakilerin kendi aralarında toplanmaya devam edip etmediklerini bilmediğini beyan etmiştir.

- M.A.nın savcılıkta müdafi eşliğinde alınan ifadesinde; kendisinin Balıkesir ilinde görev yaptığı dönemde Balıkesir ilinde erkek yapılanması içinde yer alan, sohbet toplantılarına katılan, himmet veren polisler arasında başvurucunun da bulunduğunu, 2011 yılı itibarıyla bu yapıyla ilişiğini kestiğini beyan etmiştir.

4. Başsavcılık başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 24/10/2016 tarihli iddianameyi düzenlemiştir. İddianamede; başvurucunun sohbet toplantılarına katıldığı, himmet verdiği, mütevelli heyeti denen sohbet grubu sorumluluğu yaptığı, çocuklarının örgütle iltisaklı okulda eğitim gördüğü hususları gözönüne bulundurularak üzerine atılı suçu işlediği ileri sürülmüştür.

5. İddianamenin kabulüyle açılan dava, Balıkesir İkinci Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Yargılama toplamda 45 celse sürmüştür. Başvurucu, dördüncü celsede alınan savunmasında; örgütün herhangi bir toplantı, sohbet veya etkinliğine katılmadığını, örgütle bir bağlantısının olmadığını ileri sürmüştür. Dosyanın diğer sanığı K.S., dördüncü celsede alınan beyanında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

6. Dosyanın diğer bir sanığı B.Ş.; ikinci celsede alınan savunmasında başvurucunun sohbet grup sorumlusu olduğunu, başvurucunun 2011 yılının ortalarında polis okuluna gittiğini, ondan sonra ne olduğunu, ne yaptığını bilmediğini beyan etmiştir.

7. Dosyanın diğer sanığı M.A. sekizinci celsede alınan beyanında; başvurucuyu tanıdığını, başvurucunun öncesinde asayişte olduğunu, daha sonra polis okulunda beraber çalıştıklarını, başvurucunun sohbetlere katılan ve parasal yardımda bulunan kişiler arasında yer aldığını, başvurucunun aynı dönemde Balıkesir erkek yapılanması içinde yer alan polisler arasında yer aldığını, 2011 yılından sonra kimlerin sohbet toplantısına katıldığı konusunda herhangi bir bilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir.

8. A.K. istinabeyle alınan ifadesinde; gezi olayları olduktan sonra sohbetlere bir daha gitmediğini, başvurucuyla 2013 yılına kadar birlikte bulunduğunu, 2013 yılında 17-25 Aralık olayından sonra bu örgütün silahlı terör örgütü olarak kabul edilmesinden sonra bu kişilerle kavgalı bir şekilde ayrıldığını, 2013 yılı 17-25 Aralık olayından sonra bu kişiler ile irtibatını kopardığı için daha sonra ne yaptıklarını bilmediğini beyan etmiştir.

9. Mahkeme başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“…Gizli Tanık Garson'dan elde edilen verilerde sanığa ait bilgilerin de olduğu görülmekle söz konusu kodlamalar incelendiğinde;

Sanığın [başvurucu] hakkında "SAY" olarak kodlama bulunduğu, bu kodlamanın "FETÖ mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı üst derecede olan kişileri" ifade ettiği, kurs taksidi olarak yazılan ancak örgüt içerisinde verilen himmeti belirten miktarın "150" olduğu anlaşılmıştır.

Sanık hakkında beyan ve teşhiste bulunanlar dinlenmiş;

-[B.Ş.] aşamalardaki beyanlarında örgütün Emniyet mahrem yapılanmasında düzenlenen sohbetlerin sohbet sorumlusu olduğunu, bu kapsamda düzenlenen toplantılarda sohbet gruplarının sorunları, sohbetlere katılım durumu, gelmeyenlerin gelmeme sebepleri ve benzeri konuların konuşulduğunu, bu nedenle sanığın bunu takip eden kişi olduğunu,

-[M.A.], [K.S.] ve tanık [A.K.] aşamalardaki beyanlarında kendisinin polis memuru olarak Balıkesir ilinde görev yaptığı yıllarda sanığın örgüt tarafından düzenlenen sohbetlere katıldığını gördüğünü beyan etmiştir.

Tanıkların aşamalardaki beyanlarına sanık ile aralarında bir husumet bulunmaması, aşamalarda ayrıntılı beyanlarda bulunmaları ve mahkememizin kabulü ile örtüşmesi nedeniyle itibar edilmiştir.

Gizli Tanık Garson'dan elde edilen verilerdeki sanık hakkındaki kodlamalar, itibar edilen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; tanık beyanlarının dijital verideki kodlamalar ile örtüştüğü anlaşılmıştır. Bu itibarla sanık hakkındaki dijital verideki bu kodlamanın somut bir şekilde ispatlandığı anlaşılmakla, bu verideki kodlamalara da itibar edilmiş ve sanığın örgütün Emniyet Mahrem Yapılanması içerisinde Lise olarak adlandırılan yapılanmada polis memuru kimliğine rağmen yer aldığı, bu hiyerarşide "FETÖ mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı üst derecede olan kişileri" ifade eder şekilde örgütün mahrem imamları tarafından kodlandığı, bu şekilde sohbetlere katıldığı ve himmet verdiği, polis memurlarının örgüt içerisinde sohbet sorumlusu olarak kimlerin sohbetlere gidip gitmediği, sohbet içerisinde yaşanan sorunları mütevelli adı verilen diğer sohbet sorumlularıyla kendilerinin bağlı olduğu kişinin liderliği altında periyodik olarak görüştükleri Mahkememizce sabit görülmüştür.

Yukarıda bahsedilen ve Mahkememizce sanık tarafından gerçekleştirdiği sabit görülen tüm bu eylemler sanığın bu eylem ve faaliyetlerinin zamansal olarak süreklilik, çeşitlilik ve belirgin bir yoğunluğa ulaştığı, sanığın Silahlı Terör Örgütü olduğu hususu yargı kararları ile kesinleşen FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün hiyerarşisi içerisinde dış dünyaya kapalı, örgütün gizlilik, disiplin ve mutlak sadakat gibi kurallara uygun davranışlar sergilediği, gerçekleştirdiği eylemlerin örgütün varlığına ve güçlendirilmesine nedensel bağ taşıdığı, sanığın örgüt ile arasında organik bağ kurduğu anlaşıldığından örgütsel faaliyet olarak kabul edilmiş olmakla bu eylemler TCK m.314/2'de tanımlaması yapılan silahlı terör örgütü üyeliği suçuna vücut verdiği anlaşılmıştır..."

10. Başvurucu ve müdafii karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde; FETÖ/PDY'ye katılma iradesinin Mahkemenin gerekçeli kararında açıklanmadığını, tanık beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, mevcut delillerle hakkında örgüt üyeliğinden ceza verilmesinin mümkün olmadığını, temin edilen kodlama verilerinin hukuka aykırı olduğunu, mahkûmiyet kararına esas teşkil eden eylemlerin 17-25 Aralık 2013 tarihinden öncesine ilişkin olduğunu, bu eylemlerin örgütsel faaliyet olarak kabul edilmemesi gerektiğini, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

11. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi) 21/1/2022 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar vermiştir.

12. Başvurucu, İstinaf Dairesi kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde; tanık beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, mahkûmiyet kararına esas teşkil eden eylemlerin 17-25 Aralık 2013 tarihinden öncesine ilişkin olduğunu, bu eylemlerin örgütsel faaliyet olarak kabul edilmemesi gerektiğini, hakkındaki kodlama verilerinin hukuka aykırı olduğunu, cezalandırmaya yeterli delil bulunmadığını ileri sürmüştür.

13. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 5/12/2022 tarihinde mahkûmiyet kararının onanmasına karar vermiştir.

14. Başvurucu, nihai kararı 2/3/2023 tarihinde öğrenmiş ve 28/3/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucu; mevcut delillerle hakkında örgüt üyeliğinden ceza verilmesinin mümkün olmadığını, mahkûmiyet kararına esas teşkil eden eylemlerin 17-25 Aralık 2013 tarihi öncesine ilişkin olduğunu, bu eylemlerin örgütsel faaliyet olarak kabul edilmemesi gerektiğini, FETÖ/PDY'ye katılma iradesinin Mahkemenin gerekçeli kararında açıklanmadığını ileri sürmüştür.

17. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak değerlendirmede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında özetle başvuru formundaki itirazlarını yinelemiştir.

18. Başvurucunun şikâyetleri adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı bağlamında incelenmiştir.

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

20. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

21. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

22. Somut olayda Mahkeme, başvurucunun sohbet grup sorumlusu olduğuna yönelik B.Ş. isimli kişinin beyanına, başvurucunun örgüt tarafından düzenlenen sohbetlere katıldığına yönelik M.A., K.S. ve tanık A.K.nin beyanlarına ve başvurucu hakkında "SAY" olarak kodlama bulunduğuna, bu kodlamanın "FETÖ mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı üst derecede olan kişileri" ifade ettiğine, kurs taksidi olarak yazılan ancak örgüt içinde verilen himmeti belirten miktarın "150" olduğuna ilişkin gizli tanık garsondan elde edilen verilere dayanmıştır. Diğer yandan tanık beyanlarının dijital verideki kodlamalar ile örtüştüğünü de vurgulamıştır (bkz. § 9). Başvurucu ise mahkûmiyet kararına esas teşkil eden eylemlerin 17-25 Aralık 2013 tarihinden öncesine ilişkin olduğunu, bu eylemlerin örgütsel faaliyet olarak kabul edilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür (bkz. § 16).

23. Başvurucu hakkında beyanda bulunan B.Ş., başvurucunun 2011'in ortalarında polis okuluna gittiğini, ondan sonra ne olduğunu, ne yaptığını bilmediğini beyan etmiştir (bkz. § 6). K.S. de örgütle 2012 yılında irtibatını kestiğini beyan etmiştir (bkz. § 3). M.A. 2011 yılından sonra kimlerin sohbet toplantısına katıldığı konusunda herhangi bir bilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir (bkz. § 7). A.K. ise 2013 yılı 17-25 Aralık olayından sonra bu kişiler ile irtibatını kopardığı için daha sonra ne yaptıklarını bilmediğini beyan etmiştir (bkz. § 8).

24. Silahlı terör örgütü üyeliğinden yürütülen bir yargılama sürecinde, kişinin örgüt içindeki faaliyetlerinin zamansal olarak süreklilik göstermesi, esasa etki edebilecek nitelikte önemli bir unsurdur. Bu nedenle Mahkemenin silahlı terör örgütü üyeliğinden yargılanan kişilerin örgüt içindeki faaliyetlerinin zamansal olarak süreklilik arz ettiğini dosya kapsamındaki delillerle bağ kurmak suretiyle gerekçeli kararında değerlendirmesi beklenir.

25. Anayasa Mahkemesi Mehmet Emin Okyay ([GK], B. No: 2023/47320, 2/4/2026) kararında; veri inceleme raporlarında yer alan gizli tanık GARSON'dan elde edilen kodlama bilgisini destekleyici/teyit edici bir durum bulunmadığı hâllerde, idari ve yargısal makamların veri analiz raporlarının ehemmiyetini de gözönüne alarak söz konusu kodlama bilgilerinin ortaya çıkardığı iltisak ve irtibata yönelik şüpheden hareketle yeterli düzeyde araştırma yapmasının ve ilgili kişilerin iltisak ve irtibatına yönelik olarak ortaya çıkan hususlarda karşı beyanlarını da almak suretiyle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı olup olmadığına yönelik bir sonuca varmasının önemli olduğunu vurgulamıştır (bkz. Mehmet Emin Okyay, § 141).

26. Yargıtay gizli tanık GARSON'dan elde edilen verilere ilişkin inceleme raporunda kişinin "SAY" olarak kodlandığı bazı durumlarda, örgütün kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonraki tarihlerde örgütsel nitelikteki eylem ve faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının tespiti bakımından yeni güncel verilere ulaşılıp ulaşılmadığının araştırılmasını, raporda zümre başkanı ve öğretmen olarak belirlenen kişiler hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığının araştırılmasını, bu kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak sanık hakkında bilgi sahibi olup olmadığına yönelik beyanlarının alınmasını önemli görmüştür [birçok karar arasından bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 27/5/2025 tarihli ve E.2025/1797, K.15899; 14/4/2025 tarihli ve E.2022/19613, K.2025/10995; 18/2/2025 tarihli ve E.2024/3263, K.2025/4597; 9/10/2024 tarihli ve E.2022/12195, K.2024/11681; 2/10/2024 tarihli ve E.2022/15622, K.2024/11169; 10/6/2024 tarihli ve E.2022/3202, K.2024/7762; 27/11/2023 tarihli ve E.2022/36229, K.2023/9443].

27. Yine Yargıtay kişinin, örgütün görünen yüzünün ortaya çıkmasından sonra görev yaptığı varsa farklı illerde emniyet mensuplarına yönelik yapılan soruşturma ve kovuşturmalar araştırılarak veri inceleme raporunda belirtildiği gibi sanığın örgütsel faaliyetlerine devam edip etmediğinin araştırılmasını da önemli görmüştür [birçok karar arasından bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 20/5/2025 tarihli ve E.2024/11306, K.2025/14808; 24/10/2024 tarihli ve E.2022/6707, K.2024/12416; 29/4/2024 tarihli ve E.2022/30786, K.2024/5908; 12/3/2024 tarihli ve E.2023/1856, K.2024/4823].

28. Başvurucu hakkında beyanları hükme esas alınan kişilerin beyanları dikkate alındığında, başvurucunun örgütün kamuoyunda bilinir hâle geldiği tarihten sonrasına ilişkin olarak bir eylemden bahsetmedikleri görülmektedir. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu hakkındaki kabul kısmında kodlama verileri açısından yeni güncel verilere ulaşılıp ulaşılmadığına ve başvurucunun örgütün kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonraki tarihlerde örgütsel nitelikteki eylem ve faaliyetlerinin bulunup bulunmadığına yönelik bir değerlendirme yer almamaktadır.

29. Başvurucunun iddiasını destekleyebilecek mahiyette itirazlar sunulmasına rağmen, Mahkemece bu durum gerekçeli kararda ayrı ve açık olarak tartışılmamış ve başvurucunun iddialarına cevap verilmemiştir. Sonuç olarak yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında -somut olayın özel koşullarında- Mahkemenin davanın sonucuna etkili hususlar hakkında yeterli bir yanıt vermediği anlaşılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

31. Başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden, kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvurucunun; suç isnadına bağlı tutulduğu muhakeme süreci itibarıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Mehmet Emin Kılıç ([2. B.], B. No: 2013/5267, 7/3/2014, §§ 19-32) ve Mehmet Şimşek ([1. B.], B. No: 2018/10953, 22/7/2020) kararları doğrultusunda süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

33. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

34. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

35. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

36. Uğradığını iddia ettiği maddi zararla ilgili bilgi ve belge sunmadığından başvurucunun maddi tazminat talebinin, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

Ç. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2016/261, K.2021/213) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 1.480,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.480,40 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

Ğ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.