I. Hukuki Sorun
Bu yazımızda; uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçu ile ilgili bir örnek üzerinden, Yargıtay’ın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225. maddesinin 1. fıkrası hükmüne dayanarak usule uygun bir iddianame bulunmadığından bahisle bozma kararı verdiği bir durumda, Yargıtay’ın böyle bir karar verip veremeyeceğini, yerel mahkemenin böyle bir durumda nasıl hareket etmesi gerektiğini ve şayet bu iddianamedeki fiil dayanak alınarak, kişinin sonraki tarihli aynı suçtan olan davalarında da kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmedi ise, bu durumun o dosyalara ne şekilde sirayet edeceğini inceleyeceğiz.
II. Yargıtay Temyiz İncelemesinde Usule Uygun İddianame Tanzim Edilmediğinden Bahisle Bozma Kararı Verebilir mi?
“Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi” başlıklı CMK m.225/1’e göre; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir”. Bu kapsamda, kovuşturma aşamasında dosyayı inceleye mahkemenin iddianamede anlatılan fiil ve fail dışından bir hususu yeni suç duyurusunda bulunup da iddianame düzenlenmeden değerlendirmesi ve hüküm kurması mümkün değildir.
Yukarıda yer verilen hüküm; emredici bir ceza muhakemesi kuralı olduğundan, gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve gerekse ilgili ceza daireleri, bu hususa dayanarak bozma kararı vermektedirler ki, bizce de bu hukuka uygundur. Çünkü bu durum; “Temyiz nedeni” başlıklı CMK m.288/2’de yer alan, “Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” hükmü gereğince hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 04.07.2017 tarihli, 2015/13940 E. ve 2017/1537 K. sayılı kararında; “a-5271 sayılı CMK'nın 225/1. maddesinde öngörülen "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir" hükmü mevcut olup; 19.10.2009 tarihinde üzerinde ele geçen ve kişisel kullanım miktarındaki 4,3 gram uyuşturucu madde ile ilgili olarak, sanık ... hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği yolunda iddianamede herhangi bir anlatıma yer verilmediği, dolayısıyla kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle sanık hakkında açılmış bir dava bulunmadığı, bununla birlikte olay tarihi ve öncesinde uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle de saptanamadığı gibi, kendi soyut anlatımları dışında, yüklenen suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, yasal ve yeterli başka bir kanıt da bulunmadığı gözetilmeden beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,” gerekçesiyle, bozma kararı verilmiştir.
III. Yargıtay’ın Bozma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesi Nasıl Hareket Etmelidir?
Yargıtay’ın; CMK m.225/1’i dayanak alarak ortada usule uygun olarak düzenlenmiş iddianame olmadığından bahisle bozma kararı vermesi sonrası, dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesi tarafından yapılması gereken, suç duyurusunda bulunmak suretiyle yeniden iddianame düzenlenmesini sağlamak ve sonrasında da bozulan dosya ile yeni iddianame düzenlenen dosyanın birleştirilmek suretiyle yeniden ele alınmasını sağlamaktır.
Burada asıl sorun; bozulan dosya yönünden değil de, bozulan dosya referans alınarak fail hakkında sonradan açılan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçu nedeniyle açılan davaları akıbetinin ne şekilde etkileneceğidir. Aşağıdaki başlık altında bu konu açıklanacaktır.
IV. Bozma Sonrası Bozulan Dosya Dışında TCK m.191/6 Gereğince Açılan Diğer Davalar Bu Durumdan Ne Şekilde Etkilenir?
Öncelikle belirtmeliyiz ki; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinin 6. fıkrasında yer alan, “Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.” hükmü gereğince, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçu bakımından kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi sonrasında, kişinin aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca bir ihlal gerçekleştirmesi ve bunun sonucunda da kamu davası açılmasından sonra, kişinin bir kez daha ayrı bir fiili ile uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığının tespiti halinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilemeyecek ve bu kovuşturma şartı ortadan kalktığından doğrudan soruşturma ve kovuşturma yürütülebilecektir.
Ancak burada esas çözülmesi gereken hukuki sorun; kişinin TCK m.191/2 uyarınca hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesinden sonra, aynı maddenin 4. fıkrasındaki ihlal hallerinden birisini gerçekleştirip de hakkında açılan kamu davasının, CMK m.225/1’e dayanılarak usule uygun bir iddianame düzenlenmediğinden bahisle Yargıtay tarafından bozulması halinde, yukarıda yer verdiğimiz TCK m.191/6 düzenlemesi gereğince sonraki fiilleri nedeniyle açılan kamu davalarının akıbetinin ne olacağıdır.
Kanaatimizce, sonraki uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak fiillerinden açılan davaların hangi aşamada bulunduklarına göre ikili ayırım yaparak değerlendirme yapılması gerekir. Aşağıda yer alan başlıklarda bu hususlar hakkında açıklama yapılacaktır.
V. Dava Halihazırda Derdest Olup Hüküm Kurulmadıysa Ne Yapılmalıdır?
Şayet; sonraki fiillerden dolayı TCK m.191/6 dayanak alınarak açılan dava veya davalar henüz devam etmekte iken Yargıtay tarafından ilk eyleme konu dava hakkında usule uygun iddianame tanzim edilmediğinden bahisle bozma kararı verilmesi durumunda, yapılması gereken ilgili yargı mercilerinin CMK m.223/8’de yer alan, “Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” cümlesi gereğince durma kararı vermesi ve ilk eyleme ilişkin dosyanın bozma sonrasındaki akıbetinin beklenmesidir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 30.03.2026 tarihli, 2026/2547 E. ve 2026/3649 K. sayılı kararında; “Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca ‘durma’ kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre ‘iki hafta’ içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi,” gerekçesine yer verilerek, TCK m.191/6 dayanak alınarak yapılan yargılama kapsamında ortaya çıkan bu tür bir durumda CMK m.223/8 gereği durma kararı verilmesi ve diğer konunun akıbetine göre uygulama yapılması gerektiği görüşümüze benzer şekilde ortaya koyulmuştur.
VI. Davada Hüküm Kurulmuş ve Kesinleşmişse Nasıl Hareket Edilmelidir?
Burada yukarıda başlıkta verdiğimiz ihtimalden diğer bir farklı olasılık; TCK m.191/6 uyarınca aynı suçtan aynı kişi hakkında kamu davasının ertelenmesi kararı verilemeyecek bir kamu davasının açılması ve ilk suçtan dolayı yürütülen dava Yargıtay’ın bozması sonrası derdest durumda bulunmasına rağmen, hükme bağlanıp kesinleşmesi durumudur ki, burada sonradan açılan davalar derdest olmadığı için yukarıda belirttiğimiz gibi bunlar hakkında CMK m.223/8 gereğince durma kararı verilmesi mümkün değildir.
Bilindiği üzere; TCK m.191/6’da “Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.” lafzı geçtiğinden, kişi hakkında kamu davasının ertelenmesi kararı sonrası yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle dava açıldıktan sonra, tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan kamu davasının ertelenmesi kararının verilemeyeceği ve soruşturma ve kovuşturmaya başlanmasının zorunlu olduğu kesin olup, ihlal nedeniyle kamu davasına dönüşen fiil ile ilgili olarak mahkumiyet hükmünün kurulması şart değildir, çünkü kanun koyucu, TCK m.191/6’da böyle bir şart öngörmemiştir.
Ancak elbette; bu tür bir durumda kişinin ilk eylemi nedeniyle erteleme sonrasında ihlali nedeniyle kamu davasına dönüşen dosyadan beraat alması gibi bir olasılıkta, o dosyadan dayanak alınarak açılan diğer dosyalarda kendisi hakkında HAGB veya hapis cezasına mahkumiyet gibi kararlar verildiyse bunların da yeniden ele alınması gerekecektir. Beraat kararı verilen dosyanın açılmadığı ihtimalde, kişi hakkında sonradan açılan ve ilk dosya dayanak alınarak kamu davasının ertelenmesi kararı verilmeyen dosyada, TCK m.191/2 uyarınca kamu davasının ertelenmesine karar verilmesi gerekliliği geriye dönük olarak ortaya çıkacaktır.
İşte böyle bir durumda hüküm verilip de kesinleşmişse, yani artık durma kararı verilmesine imkan kalmayan bir aşama bulunulmaktaysa yapılması gereken, kişinin ilk dosyaya ilişkin olarak usulsüz iddianame tanzimi sebebiyle verilen Yargıtay bozma kararını dayanak almak suretiyle başta CMK m.309’da düzenlenen kanun yararına bozma olmak üzere olağanüstü kanun yollarına başvurmasıdır. Çünkü, Yargıtay’ın bu şekilde bir bozma kararı sonrasında TCK m.191/6 dayanak alınarak açılan diğer davaların tümü tartışmalı hale gelebilecektir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 15.10.2025 tarihli, 2024/4319 E. ve 2025/10058 K. sayılı kararında; “Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan \"Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez\" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği kabul edildiğinden ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesine kadar aynı suçtan işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edildiği de dikkate alınarak, Cumhuriyet başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip incelenmesi, usulüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, derdest dava bulunması halinde davaların birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği veya eylemlerin tek suç, zincirleme suç ya da bağımsız suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukuki durumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,” gerekçesiyle, benzer bir durumda bu şekilde hareket edilmesinin gerekmesi nedeniyle bozma kararı vermiştir.
Sonuç olarak; kamu davasının ertelenmesi kararı alması sonrasında yükümlülüklerini ihlal etmesi suretiyle hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaktan dava açılan kişinin, bu fiili nedeniyle dosyası Yargıtay tarafından ortada usule uygun bir iddianame olmadığından bahisle bozulması halinde, TCK m.191/6 dayanak alınarak aynı suçtan hakkında açılan ve hüküm kurulup kesinleşen sonraki dosyalarının yeniden canlandırılması mümkün olacak, bunun için Yargıtay bozması sonrası ilk derece mahkemesine dönen dosyanın akıbeti beklenip lehe karar alınması durumunda, kesinleşen dosyalar bakımından kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verilmesi gerekebileceğinden, başta kanun yararına bozma olmak üzere olağanüstü kanun yollarına başvurulması gerekecektir.
Prof. Dr. Ersan Şen
Av. Cem Serdar
(Bu makale, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)
Next