banner589

Türk Medeni Kanununun 50 nci maddesine göre, tüzel kişinin iradesi, organları aracılığıyla açıklanır. Organlar, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar.

Anonim şirketlerde yönetim ve temsil, TTK 365 ve 370 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur (365/1). Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir (370/1).

Limited şirketlerde yönetim ve temsil ise, TTK 623 ve 629 uncu maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir (623/1). Müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların belirlenmesine, imza şekli ile bunların tescil ve ilanına bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümleri kıyas yolu ile uygulanır (629/1).

***

Yasal düzenlemeye göre, sermaye şirketlerinin temsil ve ilzamının birden fazla yöneticiye müşterek imza şartı ile kullanılmak üzere verilmesinde bir engel bulunmamaktadır. Şu halde, müşterek imza ile temsil ve ilzam olunan bir şirketin tek imza ile tedavül ettirilmiş çekten dolayı hukuki ve mali sorumluluğunun olup olmadığı hususu önem arz etmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2011/12-846, K. 2011/782, T. 14.12.2011 sayı ve tarihli kararında konuya ilişkin olarak emsal nitelikteki kararında konuya ilişkin olarak, şirketin temsilinde geçerli olan çift imza kuralına riayet edilmeden düzenlenen çekin şirketi bağlamayacağı, belirtilmiştir. Yargıtay’ın aynı yönde mütalaa bildiren pek çok kararı bulunmaktadır. Şu halde Yargıtay’ın yerleşik uygulaması, çift (müşterek) imza ile temsil ve ilzam edilen şirketin tek imza ile keşide edilmiş çekten sorumlu olmayacağı yönündedir.

***

Hal böyle olmakla birlikte, bilindiği üzere kanunen ödeme aracı olan (olması gereken) ve fakat ticari hayattaki ekonomik zorunlulukların bir yansıması olarak bir süredir ödeme aracı olmaktan ziyade fiilen teminat, kredi ve rehin aracı olarak kullanılan çek, 5941 sayılı Çek Kanunu’na eklenen geçici 1’nci madde ile üzerinde yazılı olan keşide tarihinden önce bankaya ibrazının yasaklanmasıyla birlikte asli fonksiyonundan tamamen kopartıldı (Not: Çek Kanunu geçici 1’nci madde uygulaması son olarak 31.12.2020 tarihine dek uzatıldı).

Bu yasal düzenleme çerçevesinde çekin ileri tarihli olarak düzenlenmesi ve tedavül ettirilmesinde hukuken bir engel bulunmamaktadır. Şu halde çek hamili tarafından çekin, keşideci şirket tek imza ile temsil ve ilzam edilirken ileri tarihli olarak keşide edildiği ve daha sonra şirketin çift imza ile temsil ve ilzam edileceğine dair esas sözleşme değişikliği yapıldığının iddia edilmesi halinde, şirketin çekle ilgili sorumluluğunun olup olmayacağı hususu da Yargıtay’ın kararlarına konu olmuştur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin emsal nitelikli E.2016/28113, K.2017/10043, T.4.7.2017 sayı ve tarihli kararında, çekin asli unsurlarından olan keşide tarihinin, gerçek keşide tarihinden sonraki bir tarih olarak yazılabileceği, bu takdirde ibraz süresinin uzatılmış sayılacağı (Fırat Öztan-Kıymetli Evrak Hukuku sh:1054) kabul edilmekle birlikte, çekin ileri tarihli olarak düzenlendiği iddiasının, ancak tarafların müşterek imzasını taşıyan ve çeke atıf yapan İcra İflas Kanununun 169/a maddesinde yazılı nitelikte bir belge ile kanıtlanması halinde kabul edilebilir. Yargıtay'ın aynı yönde pek çok kararı da bulunmaktadır (Yargıtay’ın aynı yöndeki diğer kararları için Bkz. 12.H.D., T.20.10.2015, E.19797, K.25177 - 12.H.D., E.2016/702, K.2016/14966, T.26.5.2016 - 12.H.D., E.2014/2651, K.2014/6188, T.5.3.2014 ).

Yargıtay’ın konuya ilişkin yerleşik içtihadında, Türk Ticaret Kanununda bir ödeme aracı olarak düzenlenen ve bir vade aracı olmayan çekin, üzerinde yazılı olan keşide tarihinde düzenlendiği yasal karine olarak kabul edilmektedir. Çekin üzerinde yazılı olan keşide tarihinden önceki bir tarihte ileri tarihli olarak düzenlendiğine ilişkin iddianın ise, tarafların (keşideci şirket dâhil) müşterek imzasını taşıyan ve İİK 169/a maddesinde yazılı nitelikteki bir belge ile kanıtlanması gerekmektedir. Aksi takdirde, çekin üzerinde yazılı olan keşide tarihinden daha önceki tarihte ileri tarihli olarak keşide edildiği iddiası ispat edilemeyeceğinden, çift imza ile temsil olunan keşideci şirket tek imza ile keşide edilmiş çekten dolayı sorumlu olmayacaktır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
öyle değil böyle 4 ay önce

avukat olarak bakış açımızı genişletmemiz lazım, yukarıdaki kararlar yargıtay'ın tacirleri koruyan kararları...kimse TTK 371/5'i işletmeyi düşünmüyor maalesef...

Misafir Avatar
ÖNER 4 ay önce @öyle değil böyle

Her olay ve olguyu kendi koşulları içerisinde özel olarak değerlendirmek gerektiğini düşünmekle birlikte, çift imza ile temsil edilen şirketin tek imza ile keşide edilmiş çekten sorumlu olmayacağına ilişkin Yargıtay değerlendirmesinin tacirleri korumak için yapıldığını düşünmenin ve konuyu peşinen haksız fiil sorumluluğu bağlamında değerlendirilmenin doğru olmayacağını da düşünüyorum.

Beğenmedim! (1)