Sanal hayatta yaşamak yerine, evlilikte evli gibi yaşamak isteyenlere bu yazım…
Günümüz ilişkilerinde sessiz ama güçlü bir “üçüncü kişi” giderek daha fazla yer kaplıyor. Başta sadece eğlenceli bir paylaşım alanıydı, şimdi ise duyguların, beklentilerin ve bazen de hayal kırıklıklarının şekillendiği görünmez bir sahneye dönüştü. Çoğu zaman farkında bile olmadan, eşler arasındaki iletişimi, güveni ve aidiyet duygusunu yok ediyor ve bağımlılıkları da beraberinde getiriyor.
Oysa asıl mesele sosyal medyayı hayatımızdan çıkarmak değil; onu evlilikteki dengeye zarar vermeden yönetebilmek. Çünkü sevgi, hala en güçlü bağ. Ama bu bağın sağlam kalabilmesi için ekran ışığından çok, göz göze gelen bir bakışın sıcaklığına ihtiyaç var.
Başkalarının “mükemmel” görünen hayatlarına bakarken, kendi hayatımızın sade ama gerçek güzelliklerini fark edemez hale geliyoruz. Eşlerin birbirine değil, ekranlardaki yüzlere odaklandığı bir dönemde duygusal bağlar da zayıflıyor ve yok oluyor. Ve sonrasında mı? ”Neden benimle değil de telefonunla vakit geçiriyorsun?” sorusu, artık çağımızın en sık duyulan serzenişlerinden biri haline geliyor.
Ama bu noktada suçlu sadece teknoloji değil. Asıl sorun, sınır koymayı bilmemekte. Bir evliliğin temelinde güven, samimiyet ve iletişim varsa; sosyal medya bu bağı zedelemiyor aksine güçlendirebiliyor. Ama nasıl? Kişi kendini bilirse ve sosyal medyada ne yapıp yapmayacağını, neyin evliliğine zarar verip vermeyeceğini düşünebilir ise birçok şeye yeri geldiğinde sınır koyabilir ise iyi anlamda katkı sunabiliyor. Aksi halde İşin içinden çıkamıyorsanız eşiniz ile oturup sorun her ne ise konuşabilirsiniz.
Peki çözüm ne?
Her şeyden önce şeffaflık ve saygı… Önce kişinin kendine saygısı ve kendine olan dürüstlüğü ve kabullenmek…
Belirli zaman dilimlerinde “ekransız saatler” yaratmak, sadece evliliği değil, ruhsal dengeyi de korur. Birlikte geçirilen zamanın kalitesi emin olun atılan “story” lerden çok daha kıymetlidir. Eskiden kurulan göz teması çok kıymetliydi. Şimdi ise parmaklarımız ekranlarda, gözler bildirimlerde maalesef…
Daha da acısı insanlar artık sosyal medyada farklı, özel yaşantısında farklı bir kişilik çiziyor. Çünkü herkes mutlu sosyal medyada, herkes güzel, herkes yakışıklı, herkes bakımlı… Sonrasında ise kıyaslamalar başlıyor ve yerini karşılıklı suçlamalara bırakıyor. Telefon elinizden düşmediğinde de karşı tarafı hem evhama hem kıskançlığa sürüklüyor. İhanete uğrama düşüncesi çiftler arasındaki doğru iletişimi yok ediyor. O yüzden bir şeyi ölçüsünde bırakmak en güzeli. Kişi o anda bu denli bağımlı olduğunun farkında değil ama en azından eşiniz bu konudaki rahatsızlığını defalarca dile getirmişse lütfen oturup bir düşünün derim. Zaman çok kıymetli ama zamanı gereksiz şeylerle kullanırsak o kıymetli zaman bizi sevdiklerimizden ayırabilir.
Sevgili eşler; elbette kendimize ait kişisel bir alanımız olacak. Elbette kafamızı dinlemek istediğimiz anlar olacak. Ama bu bağımlılık sizin kendi alanınızı da mahvediyor. Şu anda bu yazımı okuyan değerli okuyucular lütfen bu yazdıklarımı bir düşünün. Çünkü gerçekten evlilikte böyle bir durum varsa karşı taraf artık ne sohbet etmek istiyor ne de bir paylaşımda bulunmak istiyor sizinle. Değer yargıları gün geçtikçe bitiyor ve artık eşler yerine insanlar başkalarıyla sohbet etmeye başlıyor. Kişi belli bir zamandan sonra evinde göremediği ilgiyi, sevgiyi, sohbeti sosyal mecralarda arayarak bir evliliğin yıkılmasına zemin hazırlıyor.
O yüzden eğer bu konuda işin içinden çıkamıyorsanız mutlaka bir Uzmandan yardım almanızı öneririm. Çünkü bağımlılıklar ya da kendine sınır koyamama sizi günü sonunda sevdiklerinizden ayırır. Belki bu durumun farkındasınız, bunaldınız bir kaçış yolu arıyorsunuz ama bu yollar bizi her zaman güzel yerlere çıkarmaz. Kendinize biraz öz eleştiri yaparak farkındalık kazanabilir ve değer yargılarınızı gözden geçirebilirsiniz.
Ve unutmayın siz karşınızdaki insana değer vermezseniz karşı taraftan da o değeri göremezsiniz. Saygı ve ilgi bekliyorsak önce kendimiz bu davranışı sergilemeliyiz. Sevmek şüphesiz kıymetli ama sevildiğini hissetmek daha da kıymetli…
Özden CANBOLAT
Sosyolog






